Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ocak '07

 
Kategori
Basın Yayın / Medya
Okunma Sayısı
881
 

Popstar, iyi polis, kötü polis.

Popstar, iyi polis, kötü polis.
 

Popstar Alaturkanın yeni dönemi başladı. Hayırlı olsun.

Dilerim, ikincisi de ilki kadar izleyici toplar.

Yine bildik sahneleri göreceğimizin işaretleri bu yarışmada verilmiş olsa da, temennim yanılıyor olmam. Özellikle Armağan Çağlayan ve Bülent Ersoy'un yarışma formatının dışına sık sık çıkmaları bende hayret uyandırıyor.

Özellikle bir bayan adayın kırık kaburga faslını uzattıkça uzatmaları, onu haksız ve gereksiz yere itham etmelerini yadırgadım, anlayamadım.

Ajitasyon sanatının uç örneklerini sergilerken aslında farkında olmadan kendi izleyici kitlelerini üzüyorlardı.

"Efendim, kaburganız çatlaksa asla şarkı söyleyemezsiniz, size inanmıyorum, yalan söylüyorsunuz ve nedenini anlayamıyorum." Yorumcunun ısrarla "Kırık efendim, çatlak değil," demesine rağmen.

Siz söylüyorsunuz "binlerce adayın arasından geldiniz" diye, onların jüriyi beğenmeme, yarışmada verilen ikramiyeyi azımsama, sahne dekoru ve kostümü beğenmeyerek çıkmama lüksleri yok.

Tek bir idealleri var, çıkıp ellerinden geldiğince en iyisini yapabilme ve yarışmanın son gününe kadar o sahnede kalabilme.

Hasta oldukları zaman çıkmama şanslarıda yok. Yada "Bugün kendilerini iyi hissetmedikleri için" şarkı söylememe.

Ama Armağan Çağlayan'ın tansiyonu yükseldiği için özel donanımlı ambulansla, özel bir hastaneye götürülebilme lüksü vardır. Durumunu bahane ederek, o günkü yarışmaya katılmama lüksü de olabilir.

Ama onların, asla ve asla olmayacak.

O yüzden sizler birer birer iniyorsunuz çıktığınız basamaklardan, onlar tırmanıyorlar. Siz, onların geleceği ile alay etmeye çalıştıkça, onlar halkın gözünde birer basamak daha tırmanıyorlar.

Kiminin boyu, kiminin huyu.

İşin sanatsal boyutunu geçtik, fiziki boyutuna geldik.

"Hala bakıyor, bak şuna!". " Sizin boyunuz kaç, brüt mü, topuklu mu?".

Size yakışmadı dersem yalan olur, yakıştı mı diye soracağım sadece.

"Üsküdar da sahneye çıktınız mı?"

"Hayır çıkmadım"

"Emin misiniz?"

"Evet neden sordunuz, çıkmış gibi bir halim mi var".

O arada diğer jüri soruyor, "Armağan bildiğin bir şey mi var".

Cevabı ne olsa beğenirsiniz?

"Yok, Hayır sadece sordum".

Neredeyse yarışmacı kendinden şüphelenecek " Acaba çıktım mı Üsküdarda sahneye, yoksa, çıktım da ben mi unuttum?" diye.

Allah'ım sen bana sabır ver diyerek seyretmeye devam ettim.

Tabi programın başında ki, Hrant Dink tartışması evlere şenlik.

Bizim sanat divamız haykırıyor, " Ben böyle bir tasarrufda bulunamam, ne demek efendim, biz Ermeniyiz!.."

Hayda, 90 Dakika'da mıyım, İskele Sancak'ta mıyım, Popstar Alaturka'da mıyım?. Belli değil.

Neyse Allah'tan Osmantan Erkır reklam sonrası yorumcunun kaburgasının kırık olduğunun bir sanatçı tarafından teyit edildiğini söyledi de bizde rahatladık, yorumcuda rahatladı.

Ama dökülen gözyaşı kimleri rahatsız etti bilmem.

Allah'tan sabırlıymış, gerçi sabırsız olsa ne yapabilir ki, hayallerinin ilk gününde terstaklak olmasının kendine ne faydası var?

Özellikle yaşça diğerlerinden küçük olan Ebru Gündeş'in babacan, himayeci tavırları, kendinden 10 yaş daha büyük bir olgunlukta olduğunu gösterdiği için kutlamamak, tebrik etmemek mümkün değil.

Orhan Gencebay her zamanki gibi beyefendi ve bir centilmen.

Deyim yerindeyse iyi polisi oynadılar.

Armağan Çağlayan kötü polisi oynamaya çalışsa da, polislik kısmını beceremiyor, yüzüne gözüne bulaştırıyor.

Bülent Ersoy hanımefendi, ise bazen musiki denen güzelliğin seçmelerinden icra ederken, karşısında da bir Bülent Ersoy olmalı mı diye düşünüyor?

Olmayacağını bilemiyorsa yazık!..

Dün neler öğrendim biliyor musunuz?

Neymiş efendim demek ki, insan kaburgası kırık olsada, boyu kısa olsa da, ev kızı olsa da, kulüplerde çıkmışta olsa, kilosuda fazla olsa, şarkı söyleyebiliyor.

Yeter ki incinmesin, incitilmesin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben de izlemiştim dün. Gerçi ben magazinsel yönü ağır olan programlara pek katlanamam ama TSM'nin hatrına izliyorum işte. Aynı şeylere ben de sinirlendim, ve en çok da Sayın Çağlayan'ın kısa boylu bir yarışmacıya "Sen şu an oturuyor musun ayakta mısın?" diye sormasıydı. Böyle davranarak hem kendi kalitesini, hem de programın ve kanalın kalitesini düşürüyor. Çok akıllı ya, bunları nasıl düşünemiyor? Aaa anlıyorum, HALK BUNU İSTİYOR!

OynamıYorum 
 29.01.2007 21:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1405
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Yerel bir gazetede yaklaşık 6 yıldır köşe yazarlığı yapıyorum. Gündelik yaşamın gölgesinde kalan kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster