Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '09

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
2166
 

Popüler tarih nasıl dengelenir ya da Tarih-Lenk

Popüler tarih nasıl dengelenir ya da Tarih-Lenk
 

Y.Hakan ERDEM: TARİH-LENK


''Popüler Tarih'' nasıl dengelenir ya da Tarih-Lenk ne demektir?

Yıllar içerisinde öğrendik ki dokunduğumuz herşeyin arkasında bir ilim dalı var! Bize kadar gelmiş olan her türlü karmaşık bilginin de eşyaların da öyle bir çırpıda bazı babayiğitlerin dehalarından birdenbire fışkırmadığını biliyoruz. Bu alanda felsefeden, antropolojiden, arkeolojiden söz açacak değilim.

Sözün kısası ''bin dereden su getirerek'' bazı gerçeklikleri anlatmak yerine ''tarih'' adlı muammanın içinden süzülüp gelen bilgiler ve belgeler ışığında bazı olaylara bakılması gerektiği üzerinde durmakta yarar vardır gibi bir düşünceye saplanmış durumdayım açıkçası! Kırk yılı aşkın bir geçmişi var benim bu saplantıya balıklama dalışımın: Tanıştıktan sonra beni sabırla dinleyen, yaşlı başlı bir yolcu uzun sohbetimizin sonuna doğru: Senin yaşındayken ben de böyle düşüyordum. Fakat okudukça, gerçekleri de gördükçe herşey çok değişiyor. Bir de evlendin mi tarih senin yakanı bırakmaz! Tarih de okumalısın!'' demişti.

O yıllarda dini inancın, felsefenin, sanat ve edebiyatın da gerektiğini öğrendim. Mühendis olmayı düşlerken Rahmetli Necip Fazıl'ın İman ve Aksiyon adlı kitabı da beni çok etkilemiştir. Bu nedenle çalıştığım alanlarda sürekli olarak ''geçmişin izlerini araştırmak'' gibi saplantılara dalışımın özünde bu tür etkilenmelerim de olmuştur diyebilirim. Bu alandaki ilk çabalarımı Osmanlı Sanayii, Güney Doğu Anadolu Projesi, Diyarbakır, Mardin ve Urfa belgesellerimde göstermeye çalışmıştım.

Özellikle o yıllarda Osmanlı Arşivleri Gen. Müd.lüğü makamında bulunan Rahmetli Hocam Prof. Dr. Nejat GÖYÜNÇ 1881 tarihli bir Lâyiha için kapısına dayandığımda; o güzel gülüşü ile: Olmazsa olmaz mı? diye sormuştu önce. Olmazsa olmazdı! Çünkü tarihe dayanmak, tarihten bazı belgeler de sunmak gerekiyordu kamuoyuna. Yoksa nasıl inandırıcı olabilirdim?

Belgesel metni yazarken makale türü birşeyler yazmak istemiyor; bazı gerçek düşüncelere ve belgelere de dayanmak istiyordum. Fakat gelin görün ki hayatta bu kadar da gerçekçi olmak pek gerekmiyormuş! Şöyle de söyleyebilirim: Tanınmak için çok da gerçekçi olmaya: Yok şuydu, buydu diye belgeler bilgiler sunmaya hiç de gerek yokmuş! Birkaç olay, birkaç kırık dökük bilgi, güzel bir tasvir gücü, sık sık da bazı muallak laflar yazdınız mı hedefe ulaşmak işten bile değildir!

Ne yazık ki son 30 yıldan bu yana bu tür açılımlar aldı başını gidiyor! Özellikle tarih ve politika konusundaki bu tür ''mesnetsiz, kaynaksız, dedikoduya dayalı çıkışlar'' gerçekten işlerin şirazesinden çıktığının bir göstergesi olsa gerek. Millet de ''tarih'' denilince; derinlemesine okumak, karşılaştırmalı olarak değerlendirmek gibi zaman alıcı bir uğraşın içine girmektense, günübirlik ''popüler tarih'' girdabında ''yepyeni bilgiler ile mücehhez olarak'' bilgiçlik taslamak şerefine nail oluveriyorlar!

İşte HİÇBİR ŞEY BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL adlı dizimizin bu cumartesi yayınlanacak olan son bölümünde bu gidişatın açmazları gündeme gelecek. Bu gibi durumlarda okuyucuya, seyirciye bilgilere, iddialara nasıl bakılması gerektiği, tarih yazarlığındaki ve araştırmacılıktaki yol yöntem anlatılıyor. Konuğumuz geçen ay yayınlanan TARİH-LENK adlı araştırması ile ilgi çeken Tarihçi Doç. Dr. Y. Hakan ERDEM.

Yusuf Hakan ERDEM ortaya çıkan bazı araştırma inceleme kitapları için oldukça dertli: Yıllarca yapmış olduğu araştırmalarının bir bölümünü toplamış bu kitabında. Tarihçi olduğu kadar bir romancı da Y. Hakan ERDEM: OSMANLI İMPARATORLUĞUN'DA KÖLELİK (İngilizcesi1996 -Türkçesi: Osmanlı'da Köleliğin Sonu 2004), Orta Doğu'da Yeni Yönelimler(İngilizce), 20. Asrı Anlamak (İngilizce). Romanları ise: Kitab-ı Duduvani (2004), Unamastica Alla Turca (2004) ile Zaman Çöktü(2004) adlarını taşıyor.

Sunuculuğunu Doç. Dr. Bülent ARI'nın, Bilimsel Danışmanlığı'nı ise Yrd. Doç. Dr. Selim ASLANTAŞ 'ın yapmış olduğu dizinin içerdiği başlıca konulara değinmeden önce tarih yazarlığı konusunda Prof. Dr. Fahri UNAN(1957)'nın, bana göre bu bölüm için de çok önemli bir kaç düşüncesini, içine düşülen açmazları anlatması bakımından, buraya almak istiyorum:
''... çarpıtılmamış bir târihin rehberliğine ihtiyâcımız vardır; olanı olduğundan farklı, büyük veyâ küçük gösterme gayreti içinde bulunmayan bir târih anlayışı bize rehberlik edebilir. İdeolojilerin peşin hükümlerine kurban edilmemiş bir târihe muhtâcız. Hâdiseleri, yaşanmışlıkları, teşekkül etmiş düşünceleri bile bile, göz göre göre çarpıtmaya yeltenmeyen bir târih vizyonu gerekmektedir. Zîrâ hem düne, hem bugüne, hem de geleceğe ışık tutacak yegâne vâsıta, sâdece ve sâdece sağlam bir târih bilgisidir; çarpıtılmamış bir târih bilgisidir; târihî mecrâsından saptırılmamış bir geçmiş bilgisidir... ''Ünlü İngiliz târihçisi A. Toynbee, târihî hakîkati tahrîfi ahlâksızlık sayar: "Hakikati tahrif edip de suçsuz kalmak imkânsızdır. Hakîkati tahrif etmek, fikir adamına yakışmayan bir hareket olduğu gibi, aynı zamanda politik bir ahlâksızlıktır da." Biz, yaklaşık yüz-elli küsûr yıldır işte bu politik ahlâksızlığı yaşıyoruz. Kendi kâbiliyetsizliklerimizi târihimizin sırtına yüklemeye, cehâletimizi bir tarafa iterek karanlığa yumruk savurmaya, dünümüzü mahkûm etmeye, atalarımızı suçlamaya ve böylece işin içinde sıyrılıp çıkmaya çalışıyoruz.''(Unan, Prof. Dr. F. 2006 Muhafazakâr Düşünce, Tarih II, Sayı: 8 Ankara 2006 s. 45-59. http://www.tarihonline.org/2008_07_17_archive.html)

Bu çerçevede Doç. Dr. Y. Hakan ERDEM de tarih konulu çalışmalar için: İçinde dipnot olmayan yazılardan uzak dursak iyi yaparız. Dipnotlar güvenirliği artırıyor. Popüler eserlerde bu yok! diyor. Konuşmasında ''Okumadığı söylenen toplumun gerçekte okumakta olduğunu'' vurgulayan ERDEM ''Eleştiri'' alanını bir ''denetleme mekanizması'' olarak görüyor. ''Eleştirilmeyen yazarların hantallaştığına'' da dikkat çeken ERDEM: Şiddetli olmayan tenkiti kabul etmiyorum. Tenkit yıkmalı! diyor açık yüreklilikle.

''Bilginin'' artık üç-beş kişinin tekelinde olmadığını: Bugün ülkemizde 25 milyon internet izleyicisinin varolduğunu, yazarların bunu dikkate almaları gerektiğini, duyuruyor kamuoyuna. Eleştiriler yolu ile yazarların daha sağlam kaynaklara doğru gidebileceğini söyleyen ERDEM Tarih-Lenk adlı araştırması için: Kesinlikle bir hata sevap cetveli değildir, diyor ve bugün ne yazık ki dillerde dolaşan bazı yanlış öyküler ile bazı tarihi hatalara da değinmek zorunda kalıyor.

HİÇBİR ŞEY BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL adlı dizimizin son bölümünde, tarih alanındaki okumalarımıza ışık tutuluyor:
1. Akademik tarih çalışmalarının boyutları nelerdir?
2. Bizde dünden bugüne ''tenkit kültürü'' nasıl bir seyir izlemiştir?
3. Ülkemizdeki ''popüler tarih yayınları''nın bugünkü durumu nedir?
4. Tarihçilikte eleştiri ortamımız ne durumdadır?
5. ''Popüler Tarihçilik'' nasıl denetlenebilir?
6. Eski Yazı metinlerimiz nasıl sadeleştirilmelidir?
7. ''Yayınlarda kaynak göstermek'' neden önemlidir?
8. ''Popüler Tarihçilik'' bugün ne gibi sorunlarla yüzyüzedir?
9. ''Tarih yazarken'' nelere dikkat edilmelidir?
10. ''Tarihçilikte nesnellik ve akademik etik'' neden önemlidir?
11. ''Tarihi olgu ile edebi kurgu'' arasındaki fark nedir?
12. ''Tarih-Lenk'' neden ve nasıl yazıldı?
13. Osmanlı'da kölelik meselesinin boyutları nelerdir?
14. Osmanlı'da ve ABD'de kölelik uygulamaları karşılaştırmalı olarak nasıl bir seyir izlemiştir?


24 Ocak 2009 cumartesi akşamı20:00-20:45 arasında TRT2'de HİÇBİRŞEY BİLDİĞİNİZ GİBİ DEĞİL adlı dizimizin son bölümünde buluşmak umudu ile esen kalınız.

Dizinin Sunucuları: Doç. Dr. Bülent ARI ile Yrd. Doç Dr. A. Teyfur ERDOĞDU
Dizinin Bilimsel Danışmanı: Yrd. Doç. Dr. Selim ASLANTAŞ
Dizinin Yapımcısı: Osman SUBAŞI
Dizinin Görüntü Yönetmenleri: Serdar KAYA ile Mehmet Serkan GÖKALP
Dizinin Makyajcısı: Aynur AKSOY
Dizinin Yapım Yrd: Tuğçe BİGEÇ
Dizinin Işıkçıları: Bekret ULUŞAR ile Murat KÖKSAL
Dizinin Kurgucusu: Ayşegül YILMAZ
Dizinin Yönetmeni: Ömer F. YILMAZ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli bilgileriniz için çok teşekkürler! Fakat popüler tarih dediğimiz kavram popüler kültürün bir uzantısı mıdır acaba? Aslında ben bütün irdelenen bilim dallarının altında bir tek bilimin olduguna inanıyorum ki o da FELSEFE! Ne düşünüyorsunuz ?

Serçe! 
 23.01.2009 22:20
Cevap :
Felsefe olmadan olur mu Tuğba! Bütün ilimlerin anası da babası da bir zamanlar TÜRKİYE topraklarında yaşamış olan atalarımızdır! Tales'tir, Anaksimenstir, Anaksimantros'tur, Diyojen'dir! Gerçek liste çok uzundur! Bildiğiniz gibi tarih yazı ile başlıyor: Bunu da kökleri ASYA olan SUMERLER ile onları izleyen AKDENİZLİ FENİKELİLER'e borçluyuz! Daha sonra ise srasıyla ESKİ MISIRLILAR ile İYONYA(Ege), HİTİT, ATİNA ve ROMA'ya borçluyuz. Sayıların dili ise çok daha karmaşık! Bu da dillerin yaratıcığık alanlarında biri! Bir dil ki SAYILARINI KENDİ DİLİNDE SÖYLEYEMİYOR İSE yaşayamaz! Başkalarına öykünen bir AĞIZ olarak kalır! Bu da ayrı bir konu!Günümüze yaklaştıkça kimlere daha çok borçlu olduğumuz anlaşılır! Ne yazık ki insanlık 35 milyonluk buluşun(derin tefekkürün) 25 milyonunu ABD'ye borçludur! onlar da her ne hikmetse sanırım DAHA ÇOK SİLAH İCADEDİYORLAR; başta da ATOM bombası olsa gerek! İlginize teşekkür ederi. ALLAH bizi ''tarih bilincinden uzak'' tutmasın! Esen kalınız!  23.01.2009 23:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 970
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster