Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '18

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
91
 

Portekiz ve Güney İspanya (Andalucia) Gezisi

Portekiz ve Güney İspanya (Andalucia) Gezisi
 

27 Ekim 3 Kasım 2018 Tarihleri arasında bir turizm şirketi aracılığıyla sekiz günlük bir Portekiz – İspanya turuna katıldım. Bazı gözlemlerimi kayda geçirmek ve sizlerle paylaşmak istedim.

Portekiz’de Lizbon, Fatima, Nazare, Obidos, Porto gibi şehirleri gezdik. Sonra otobüsle Sevilla, Cordoba, Granada ve son olarak Malaga. Malaga’dan uçakla İstanbul.

Portekiz ve İspanyolların tarihinde en önemli olaylar neler derseniz, birincisi Arapların İber yarımadasını MS 711 yılında Tarık bin Ziyat komutasında Cebelitarık’tan başlayarak işgale başlamaları ve 15. Yüzyıl sonlarına kadar İber yarımadasındaki Arap hakimiyeti. Şüphesiz Arap hakimiyetinin askeri ve siyasi yansımaları olduğu kadar kültürel yansımaları da olmuş. Camiler, saraylar yapılmış, birçok ilim adamları eserler vermiş.  

Portekiz ve İspanya tarihinde ki ikinci (önem sırasına göre belki birinci) olay ise denizaşırı keşifler. Vasko dö Gama, Kristof Kolomb ve diğer büyük denizcilerin Hindistan’a ve uzak doğuya giden yolları keşifleri, Amerika’yı keşfetmeleri vb. Bu keşifler sadece Portekiz ve İspanyol tarihinin değil bütün dünyanın siyasi ve iktisadi tarihindeki belki de en önemli dönemeç noktalarından birini teşkil ediyor.

Portekiz ve İspanya tarihindeki üçüncü büyük dönüm noktası ise Arap hakimiyetinin sona erdirilerek Hristiyan egemenliğinin bütün adaya hakim olması diyebiliriz.

Bu kadar tarih yeter. Portekiz ve İspanya’da beni en çok etkileyen şeyler, güzel, geniş ve temiz meydanlar, güzel heykeller, güzel sokaklar, güzel binalar, güzel ve çiçeklerle bezenmiş evler, güzel sokak ve meydan döşemeleri (bazen parke taşlarıyla, bazen çakıl taşlarıyla, bazen büyük mermer veya benzeri taşlarla), büyük ve görkemli klise ve katedraller. Heykeller tek bir kişinin tekrar eden ve sanat değeri olmayan heykelleri olmaktan ziyade her şehirde değişik yerlerde karşınıza çıkan, değişik tarihlerde, değişik asırlarda, değişik siyasi ve tarihi kişilerin, fatihlerin, komutanların, değişik ilim adamlarının, değişik sanatkarların sanat değeri olan heykelleri olarak karşınıza çıkıyor.

En önemli iki tarihi eser olan Kurtuba Camii ve Elhamra sarayında dikkati çeken iki özellik bunlarda önce Araplar tarafından yapılmış bölümler olması ve daha sonra Arap hakimiyeti sona erdirilip Hristiyan hakimiyeti başladıktan sonra bunlara eklemeler yapılarak, büyütülerek, genişletilerek daha da büyük, daha görkemli hale getirilmiş olmaları. Bizde ise İstanbul fethedildiği zaman herhalde şimdiki Sultanahmet civarlarında bir yerlerde Bizans Kralının oturduğu bir saray, belki başka saraylar, devlet ve hükümet binaları vb vardı. Şimdi onları hiçbirini maalesef göremiyoruz.

Katedrallerde, her katedralde birçok bölümlerin yanında dikkatimi çeken iki bölüm oldu. Bunlardan birincisi o katedralin yapılmasında mali yardımda bulunmuş olan zengin ailelere ayrılmış büyük bölümler. Bu bölümlerde çok güzel, görkemli, süslü objeler yanında o zengin aile mensuplarının mezarları da bulunuyor. Dini ulu kişilerin resimleri, heykelleri vb bulunan bir dini yapı içinde, maddi menfaat karşılığı zengin ailelere de yer ayrılmış olması biraz tuhafıma gitmedi değil.  

Katedrallerde dikkatimi çeken ikinci bölüm ise hazine dairesi veya bölümü. Bu bölümlerde maddi değeri çok yüksek, kıymetli maden ve taşlardan yapılmış objeler, resimler, heykeller, kutular vb var. Bu bölümlerde zenginlik, paha, maddiyat, gösteriş öne çıkmış. Cordoba (Kurtuba) katedralinde bu bölümün bir kısmında camekan içinde altın ve gümüşten yapılmış veya kaplanmış birçok muhteşem kutular gördüm. Bu kutuların içinde de azizlik mertebesine yükselmiş Hristiyan ulularının öldükten sonra kesilen parmakları saklanıyormuş. Azizlik mertebesine ulaşmış bir dini ulu kişinin öldükten sonra parmağının kesilerek kutu içinde saklanması ve bunun teşhir edilmesi de tuhafıma gitmedi değil doğrusu. Kilise ve katedrallerde gerek yapımında gerek yapımdan sonraki iç tefrişinde maddiyat, zenginlik öne çıkıyor. Ben ise camilerimizde gördüğüm görece tevazu ve sadeliği dini bir yapıyla daha çok bağdaştırıyorum.

Portekizlilerin de İspanyolların da ırk olarak çok güzel bir ırk olduklarını söyleyemeyeceğim; belki yeteri kadar uzun kalmadığımdan. Ama her iki ülke de, hem tabiat ve coğrafya açısından çok güzel hem tarih açısından çok zengin, hem de önce pagan sonra Arap, Hristiyan, Musevi kültürlerinin harmanlanması, birbirlerini etkilemesi ve bunlardan doğan sanat ve kültür zenginliği açısından görmeye değer.

Şüphesiz yazılabilecek daha çok şey var ama yazıyı fazla uzatmamak adına burada kesiyorum. Sürç-ü lisan ettiysem af ola.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 900
Kayıt tarihi
: 10.03.11
 
 

Okullar: TED Ankara Koleji, ODTÜ, Bogaziçi Üniversitesi (Master) İş Hayatı: Philips, Anadolu Endü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster