Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Eyüp Halit Türkyazıcı

http://blog.milliyet.com.tr/eyuphalit

17 Ekim '07

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
2649
 

Portre / Vanessa Mae

Portre / Vanessa Mae
 

Eğer biri bize, dünyanın ünlü fotoğrafçılarını peşinden koşturan, magazin dergilerine kapak olan, Paris Moda Haftası’nda Jean-Paul Gaultier’in şovuna çıkan, People dergisince "dünyanın en güzel 50 insanı" arasında gösterilen birinin mesleğini sorsaydı, muhtemelen top model yanıtını verecektik. Ama Vanessa-Mae, "en çok satan klasik müzik sanatçısı" ödülü kazanmış, "<ı>tekno akustik füzyon" tarzıyla ünlenmiş bir keman virtüözü.

Asıl adı Vanessa-Mae Vanakorn Nicholson.. Dünyanın onu tanıdığı adıyla Vanessa-Mae, 27 Ekim 1978'de Singapur'da doğmuş. Bu tarih, çalması zor meşhur ‘24 caprice’in sahibi keman virtüözü Niccolo Paganini’ den tam 196 yıl sonraya da denk geliyor ama bir kerameti yok.

Annesi Çinli, babası Taylandlı olan Vanessa-Mae henüz 3 yaşındayken piyano dersi almaya başlamış. Ancak anne baba boşanıp, anne Pamela Singapur’da tanıştığı meslektaşı Graham Nicholson adlı bir avukatla evlenince 4 yaşındaki kızın hayatı da değişir. Yeni aile Londra’ya taşınır ve anne-kız İngiliz vatandaşı olurlar. Vanessa-Mae’in velayeti yeni babaya geçmiştir. Geride bıraktıkları otel yöneticisi biyolojik babayla ilişkilerini kesip tamamen unutan anne-kız Vanakorn’lar, Kensington’da “güvenli” bir hayat yaşamaya başlarlar. Yeni yurtlarındaki günler, elit bir çevrede evlerinde verdikleri partilerle geçiyordur.

Hobi olarak keman çalan yeni baba Nicholson sayesinde, yetenekli Vanessa-Mae de 5 yaşında kemanla tanışmış olur. Bunun üzerine Çin’e gönderilen küçük kız, altı ay boyunca Pekin’deki konservatuvara devam eder ve geri dönüp Londra Kraliyet Müzik Okulu’ndan mezun olur. Profesör Lin Yao Ji ona, kemancının enerjisini kasmayıp bütünüyle müziğe verdiği serbest bir stil olan ‘Yankelovich tekniği’ni öğretmiştir.

On yaşını kutlarken anne-babası ona 220.000 £ değerinde 1761 yapımı ‘J.B.Guadagnini’ keman hediye emiştir. O kemanın ağırlığıyla Vanessa-Mae ilk kez bir orkestrayla, Londra Filarmoni Orkestrası ile birlikte konser verir. Ertesi yıl 1990’da ilk albümü olan ‘Violin’i çıkarır.

1991’de ‘London Mozart Players’ grubuyla uluslararası turnelerde çalan Vanessa-Mae, annesinin bulduğu Trittico şirketinden, ‘Çocuk Klasikleri’ ve ‘Çaykovski ve Beethoven Keman Konçertoları’ adlı ikinci ve üçüncü albümlerini de çıkararak “en genç kemancı” olarak Guinness Rekorlar kitabına adını yazdırır.

Kendisi de iyi bir piyanoçalar olan anne Pamela, anlaşılacağı üzere kızının kariyeriyle yakından ilgilenmekte, onun daha da ünlü olmasını ve iyi şartlarda çalışmasını arzulamaktadır. Bu nedenle sıkı bir menejer arayışına girer ve sonunda Queen, Wham gibi müzisyenlerle çalışan Mel Bush ile tanışır. Bunun sonucunda 13 yaşındaki Vanessa-Mae, EMI Plak Şirketi'yle görkemli bir anlaşma imzalar ve elektronik keman kullandığı EMI destekli ilk pop albüm ‘The Violin Player’, piyasaya sürülmesinden kısa süre sonra birçok ülkede listebaşı olur.

Hemen ardından albümün içindeki ‘Toccata & Fugue’ singılına çekilen video klipten dolayı adı ‘T-shirt kemancısı’na çıksa da Vanessa-Mae’in önlenemez yükselişi başlamıştır. İngiltere’nin Grammy’leri sayılan Brit’lere "en iyi kadın sanatçı" dalında aday gösterildiğinde ilk kez klasik müzik kökenli bir sanatçı bunu gerçekleştiriyordur.

Aslında Vanessa-Mae’in tutulmasının gerisinde, dünyada son yıllarda klasik müzik plak satışının düşmesi ve konser salonlarının seyirci kaybedip orkestraların kapanması yatar. Kişisel performansının ötesinde Vanessa-Mae; videoklipler, ışıltılı sahne konserleri gibi görsellikle paketlenmiş bir pop anlayışının öne çıktığı gösteri dünyası dönemine denk gelmiştir. Bu dünya, yüzyıllardır kulağa hitap eden klasik müziği de yutmuş, alıcının libido ayarlarıyla oynayan kendince bir anlamlandırmadır.

Vanessa-Mae, 1995 yazındaki İngiltere ‘Red-Hot’ konserleri turundan sonra ertesi yıl Avrupa, Asya ve ABD olmak üzere 33’ten fazla ülkede turneye çıktı ve televizyonlarda bolca boy gösterdi. Bu arada sanılanın aksine klasik müzikle bağını kopartmayacağının sinyalini veren 1996 yapımı ‘The Classical Album 1’ ona "en çok satan klasik müzik sanatçısı" ünvanını kazandırır ve albümün tanıtımı için aynı yılın sonbaharında Almanya, İsviçre ve Avusturya turundan sonra Mitsubishi’nin kampanyası için Aralık ayında Bangkok ve Tayland’da özel konserler gerçekleştirir.

Ertesi yıl 1997’de Hong Kong’un Çin’le birleşme kutlamaları onuruna çağırılan tek ‘Batılı’ sanatçı olan Vanessa-Mae, bu özel olay için 'Happy Valley' adlı parçayı besteler. Bu aynı zamanda onun Çinli köklerini aradığı ‘The Classical Album 2 – China Girl’ albümünü çıkartmasına vesile olacaktır. Rock, disko, asit caz ve flamenko etkileriyle dolu ikinci tekno akustik füzyon albümü ‘Storm’ aynı yıl piyasaya çıkar. Daha sonra 1998’de "The Original Four Seasons" ve 2000’de "The Classical Collection - Part 1" isimli albümleri yayınlanır.

Siemens ve EMI’nin Londra’daki ‘Cafe Paris’te organize ettiği yirminci yaş partisine saçlarını kestirmiş olarak gelen Vanessa-Mae’in, hemen ardından Jean-Paul Gaultier’in defilesinde boy gösterip üzerindeki özel bir gelinlikle ziyaretçilere konser vermesi ve ardından televizyon filmi ‘Binbir Gece Masalları’nda Prenses Zobeide rolüne girmesi, gösteri dünyasının bir parçasıdır. Aktris olma planlarının olmadığını, müziğe devam edeceğini belirten Vanessa-Mae bu arada Kızılhaç adına Kenya’daki mülteci kamplarına yaptığı ziyaretle de iyiniyet elçiliği rolünü ihmal etmez.

Kariyerinden fırsat bulduğu Val d'Isere’daki kayak tatili sırasında kaşla göz arasında tanıştığı kendinden on yaş büyük şarap tüccarı Lionel Catalan onun yegane birlikteliği olacaktır. Vanessa-Mae büyümüştür ve kendi kanatlarıyla uçmak istiyordur. Annesinin, kendisine ve kariyerine karşı baskıcı bir tutum izlediği gerekçesiyle aile ocağından ayrılır. Artık gizli bir menejeri yoktur. İki sevgili 1, 5 yıldan sonra birlikte olmaya karar verirler ve Vanessa-Mae’in Londra’daki evine taşınırlar. Hala da oradalar.

Hızını alamayan Vanessa-Mae 2000’in sonlarında gerçek menejeri Mel Bush’la da yollarını ayırır çünkü Bush, birbirinden alımlı dört kadın kemancıdan oluşan ve pop-klasik çalan ‘Bond Dörtlüsü’yle anlaşma imzalamakla kalmamış, “<ı>klasik müziği geniş kitlelere ulaştırmak” adına bu dört kızı soymaya da başlamıştır.

Vanessa Mae haliyle özel hayatına daha fazla önem veriyor olmuştur. 2001’de çıkarttığı ve her tür orkestrasyonun kullanıldığı hatta biri Fransızca üç şarkı bile söylediği ortaya karışık ‘Subject to Change’ albümü kendi deyimiyle biraz “<ı>şizofrenik” tir. Bu da yeni bir kopuşun habercisi olur. 2002’deki ‘Best of’ albümü Vanessa-Mae’in EMI ile son çalışmasıdır ve Sony ile kontrat imzalar.

Sony ile ilk albüm, 2004’de çıkan ‘Choreography’dir. Albümün içindeki ‘Kılıç Dansı’ bestesini İngiltere’de yaşayan Kıbrıslı Türk müzisyen Tolga Kaşif yapmış ve “<ı>ağırlıklı olarak Türk enstrümanları ve darbuka kullandığı” bu parça epey ilgi çekmiştir. Choreography’nin tanıtımı için dünya turuna çıkan Vanessa-Mae’in programı artık annesinin dönemindeki gibi sıkı değildir. Sevgilisi Lionel Catalan’la olan ilişkisine ve arkadaşlarına daha fazla zaman ayırıyordur.

Dünyayı birkaç kez turalarken iki kez de İstanbul’a uğramış olan Vanessa-Mae geçen yaz Bursa Açıkhava Tiyatrosu’nda konsere çıktığında yaşı 28’e, sattığı albümler 8 milyona, aldığı uluslararası ödüller 40’a ulaşmıştı. Sayısız dev stadyumda çok özel konuklarla unutulmaz konserler vermiş, konser programları 100’den fazla ülkenin televizyonlarında gösterilmiş ve 46 milyon avroluk serveti ile İngiltere eğlence sektörünün en zengin genci ünvanını elinde bulunduruyordu.

O hep yaptığı işle gurur duydu ama derdini bir türlü çok sevdiği dedesi Tan Lip Kee’ye aktaramadı. Zaten biri Çince diğeri İngilizce konuştuğundan çat pat anlaşıyorlardı. 15 yaşındayken sahneye çıkmadan önceki bir gece, kanserli dedesinin Singapur’da ölüm döşeğinde olduğu haberi gelir. Ama o keman çalmaya çıkmak zorundadır çünkü anne babası her ne olursa olsun işini sonuna kadar yapması gerektiğini tembihlemiştir. Yetişemez. Torununun Batı’da olmasından dolayı Çinli köklerini yeterince bilmemesinden endişe duyan dedesi, onu son kez göremeden göçer. Vanessa-Mae ise boşuna endişelendiğini çünkü kemanıyla bütün dünyaya dokunduğunu dedesine anlatma fırsatı bulamaz.

Vanessa-Mae’in favori bestecisi Gustav Mahler’dir. Gustav Mahler’i, <ı>“kaybedilmiş bir bahisti hayat” diyen Bukowski’de sever. Ama Vanessa-Mae henüz 29 yaşında. Altında Audi S4 Avant ve Lotus Elise marka iki arabası, kolunda bir sevgilisi, karşısında milyonlarca hayranı, bir de ona yılmadan aşk mektupları yazan bir “sapığı” var.


(Eyüp Halit Türkyazıcı; BRUNCH dergisi; 15 nisan 2007)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

vanessa çok başarılı ancak arkasında bu kadar destekleyicisi olan biri için son derece normal bir durum bence.gerçek başarılar hakkari de çobanlık yapıp üniversiteyi1.likle kazananlarındır:) saygılar...

SANAT 
 28.10.2007 0:41
Cevap :
Yazıya geçmiş başarı hikayelerinin ortak noktası, aşılan engel miktarı ve/ya yoğunluğu olsa gerek. Bu sırada farkında olduğumuz veya ummadığımız bazı destekleri kullanırız. Bu, biri için aile sevgisi, diğeri için nakit para olabilir, veya sosyal iradenin sağladığı yurt aşkı, ya da bir arkadaş, vs herhangi bir şey. Destek olarak kullanılan "büyülü nesne" her hikayede değişiktir. Dediğiniz gibi anlatılmayı beklemeden başarmış nice ünsüz insan da var, ama mutlaka bir desteği var. Önemli olan o büyülü nesneyi bize sağlayan "büyücü" nün sınavından geçebilmek. Evden ayrılıp yola düşen her serüvencinin onunla karşılaştığını düşünüyorum. Hele ki çobanların... Sevgiyle.  29.10.2007 9:49
 

vanessa mae canlı olarak da dinleme şansını yakaladığım kesinlikle çok etkileyici bir kadın.keman onun vücudunun bir uzvu sanki.kemanın sesine aşık olmak isteyenlere duyurulur...

ligeia88 
 24.10.2007 19:28
 

Keyifle dinlediğim bir sanatçı,özellikle ''Caravans'' ı dinlemenizi tavsiye ederim.

shalimar 
 18.10.2007 22:29
Cevap :
Evet. Huzur verici bir parça.  20.10.2007 5:11
 

Sayın Eyüp bey Vanessa Mea ve elinden düşürmediği kemanıyla büyülüyor dinliyiciyi gerçekten çok iyi bir sanatçı...Yazınızı zevkle okudum.Sevgiler

Meyman 
 18.10.2007 9:52
Cevap :
Sağolun.  20.10.2007 5:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1996
Kayıt tarihi
: 15.10.07
 
 

1959 İstanbul doğumlu. Darüşşafaka Lisesi ve IDGSA Sinema - TV Enstitüsünden mezun oldu. Beyoğlu'nun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster