Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '10

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
1280
 

Post- modern Aktarcılık

Post- modern Aktarcılık
 

Bilindiği gibi bitkisel ilaçlar son yıllarda herkesin ilgisini çekmektedir. Doğal bitkilerden bilimsel dozajlara uygun olarak fabrikalarda üretime girmekte ve tıbbi şekillerde kullanıma girmeye başlamıştır. Bu uygulamaların daha da gelişeceği kanısındayım. Halk arasında kullanılan bitkilerin adı eskiden kocakarı ilacı adıyla betimlenmekteydi. Şimdiki adı ise doğal ürünler veya bitkisel droglar... Buna gelişim değil değişim diyorum ben. Eskiden beri kullanılan, hatta ilk çağlara kadar uzanan bitkisel ilaçların gelişimi modern tıp sayesinde ilaç modernizasyonu ile gelişmiştir.

Gelişim, modern tıbbın gelişimi ile oluştu. Bugün modern aktarların bu bitkisel ilaç ve drogları paketlemesi, fabrikasyon ile satışına değişim demek gerekiyor. Doğal ilaç maddelerinden hazırlanacak olan reçeteler tıbbi ölçülere uygun olarak yapılırlarsa, yararlı etkiler verebilirler. Doğadan fabrikaya uzanan yolda insanlar basit reçetelerle ve küçük parasal miktarlarla hastalıklarına çare bulabilirler. Ondokuzuncu yüzyılda (1803) morfin ile başlayan etken madde buluşları, kokain(1860), digitoksin (1869), pilokarpin (1875) ile devam etmiş ve çoğalmıştır. Bunu daha da örnekleyebiliriz… Çok daha sonraki yıllarda bulunan vitamin ve antibiyotiklerin, hastalık tedavileri alanında tahmin edilemeyecek oranda büyük bir artışı beraberinde getirmiştir. Ancak bugün en çok bilinen bazı bitkilerin, hastalığın iyileşmesinde çok etkili olduğu saptanmıştır. İnsan her zaman bazı bilinen hastalıklara yakalanabilir. Boğaz ağrısı, soğuk algınlığı, ateş, kızamık, vs gibi hastalıklar evdeki bazı bitkilerle tedavi edilebilir. Her soğuk algınlığında doktora gitmek yerine, mutfak raflarında bulunan bitkilerle tedavi olunabilinir. Bazı kimseler bunları bahçelerinde de yetiştirebilir.

Böylece daha taze bitki kullanılabilinir. Ancak büyük kentlerde çarpık kentleşme ve çevresel faktörler kişi başına düşen yeşil alan sayısını 0, 2 metre kareye kadar düşürdüğü için bunun uygulanması çok zordur. Böyle durumlarda büyük kentlerin imdadına aktarlar yetişiyor. Sorun ise, aktarların satışa sundukları bitkilerin özelliklerini bilmemeleri ve hangi hastalıklarda kullanılması gerektiği konusunda yeterli bir bilgi düzeyine erişememiş olmalarıdır. Yanlış bitki kullanımında ortaya çıkacak ve büyük sıkıntılar oluşturacak rahatsızlığın sorumlusu aktar değil kişinin kendisi olacaktır. Peki aktarın bilgi düzeyini nasıl ölçeceğiz? Bunu anlamak çok zordur. İnternet ve kitaplardan dersimizi çalışarak evde yapacağımız reçeteleri aktarlardan temin edebiliriz. Böylece daha sağlıklı bir yolu seçmiş oluruz. Alanında uzman kişilerin tavsiyeleriyle yapacağımız reçeteleri hazırlayarak içeceğimiz bir bitki çayı sağlık sorunumuzu çözebilir. Ama aktardan şeker rahatsızlığı için isteyeceğimiz bir karışımın bizi şeker komasına sokma ihtimalide vardır. Son yıllarda yüksek burjuvazi de dahil olmak üzere ülkemizde bitkisel ilaçlara olan rağbet bir hayli artmıştır. Bunda gerek görsel gerekse yazılı medyanın büyük etkisi vardır. Tıbbi ilaçların yan etkileri, insanları alternatif çareler aramaya itmiş ve bitkisel drogları kendileri hazırlamaya başlamıştır. Bu arayış ve isteğin mali durum yada sınıfsal bir durumla bağıntısı yoktur. Ekonomik bağıntı, sadece elde edilen bitkilerin nereden alındığı ile ilgilidir. Alt sınıf dediğimiz geliri ancak geçimini sağlayacak ölçüde olan kesim, mahalle aktarlarından reçetelerini sağlarken, burjuva ve yüksek burjuva ise büyük alış veriş merkezlerindeki “doğal ürünler” mağazalarına akın ediyor. Mahalle aktarlarının daha fazla kar odaklı satış anlayışı, ürünün elde ediliş biçimi ve nereden elde edildiği konusu beni şüpheye düşürüyor. Ben o yüzden “Arifoğlu doğal ürünler” den alışveriş yapıyorum. Asya yakasındayken İstinye den, Anadolu yakasındayken ise Palladium dan alışverişimi yapıyorum. Hem güler yüzlü kadrosu hem de uzman ekibi, beni bilgilendiriyor ve içim rahat olarak yaptığım reçeteleri kullanıyorum. Ülkelerdeki ekonomik krizler insanları sağlık sorunlarıyla baş başa bırakıyor. Bu gibi durumlarda doktora gidip cepleri boşaltmak yerine basit ev reçeteleri bazı hastalıklarda kullanılabilir. Bu hastalıklar, çok bilinen ve hepimizde olabilen rahatsızlıklardır. Nitekim doktor, bir insanın şikayetlerini tam olarak fark edemeyebilir. Kendisini en iyi bilen yine insanın kendisidir. Eğer bu tip reçetelerin nasıl kullanıldığını bilirsek kazançlı oluruz. İnsanın kendine iyi bakması önemlidir. Eğer bir hastalık tehlikeli bir duruma girerse ve kontrol dışında ise doktora gitmekte tereddüt etmemek gerekir. Uzman olduğum Siyaset ve Felsefeden sonra bitkiler hakkında yazmak çok zor gözüküyordu bana… Ancak aslında hayatımın bir köşesinde gizliden gizliye ilişki içindeymişim. Yeni yazılarda görüşmek üzere…

Bilal ŞENTÜRK

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1020
Kayıt tarihi
: 10.07.09
 
 

Birçok hayalin kahramanı bu yoldan geçerken, hepimiz aslında tek bir ideale koşuyorduk... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster