Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mayıs '08

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
658
 

Posta güvercinleri

Posta güvercinleri
 

Çnakkalede geçmişte savaşın kalbinin attığı günümüzde unutulan karargahların birinden bir görünüm...


Sevgili Barışın ve Umudun Güvercinleri;

Savaş yılların da pek az insan kendini kaybetmeden soğukkanlılığını korur. Güçlüsünden zayıfına nasıl insan olursa olsun, kim savaşın gerçek yüzünü görmüşse; onun soğukkanlılığını artık çok az şey koruyabilir… Sevgi, umut, özlem ve gelecekle ilgili hayaller… Tüm bunları elbette hiç kimse tek başına yapamaz! Özellikle de her dakika ölümü koklayan, ölümü yaşatan ve ölümü görenler… Sevgiye dayanan biri ne umutsuz yapabilir ne de hayalsiz, hayale dayanan biriyse umut ve özlem olmadan bir hiçtir. Peki, gelecek hayalinin gelecekte de aynı hazla kurabilmek için, sevgi ve özlem gibi duyguları içten yaşayabilmek için ve umudu tadabilmek için… Parçalanmakta olan, horlanan ve sömürülmekte olan bir millet ne yapabilirdi ki? Zaten savaşın içinde olan bu millet yeni bir savaşın içine mi girmeliydi yoksa sadece içinde bulunduğu savaşları kazanmanın yolunun mu bulmalıydı?...

Zaman sayaçları Avrupa’da 1914’ü gösteriyordu. Avrupalılar, Türkler söz konusu iken belki de ilk kez bu kadar ümitliydi. Aslında ümitli de değillerdi; çünkü savaşın sonucundan eminlerdi. Zafer çığlıkları “Savaş gemileri henüz yola çıktı!” haberi geldiğinde atmaya başlamıştı, onların deyişiyle Konstantin (İstanbul)’de… Erken başlanan kutlamalar Çanakkale’ye gelindiğinde düğümlendi. İngiliz, Fransız, Anzak, Avustralyalı ve onların sömürgelerinden oluşan, zamanın en gelişmiş teknolojisine sahip koskoca orduyu ne düğümlemiş olabilirdi ki?... Sorunun cevabı onlar için sadece bir avuç Türk’tü. İlk günlerde düşman sizin birkaç günde pes edeceğinizi düşünüyordu. Her geçen gün daha azimli savaştığınızı gördükçe, “Nasıl bu kadar dayanabiliyorlar” sorusunun cevabı aranıyordu…

Düşman kurşunlarının, toplarının, .. şehit ettiği her askerin yerine daha cesur ve daha azimli eni kurbanlar geliyordu. O kurşunları yaraladığı askerlerse “Bize gazilik yetmez” diyor ve evlerinin yarı yolundan kimisi yarım koluyla kimisi tek bacağıyla geri dönüyordu… Savaşın gerçek yüzünü gören, ölümü koklayan ve korkuyu tadan insanlar neden geri dönüyordu? Sizin o sırada harekete geçtiğiniz kuşkusuz. Eve dönmeye kalkan her askeri o umut, sevgi ve özlem dolu mektuplarla geri döndürdünüz… Elbette mektupları siz yazmıyordunuz. Peki yazanlar…

Siz yaptığınız bu görevle hem cephe de hem hanede savaştınız… Sizin savaşınız beyinden kalbe, kalpten göze, parmaklara, düşmana, oğula, babaya, … Karınıza çıkan her şey ve herkesleydi… Daha iki hafta mektubunu verdiğiniz delikanlının artık size mektubunu okutamayacağını öğrendiğiniz de, belki de ilk annesinin “oğlumu gördün mü oğul?” sözünü hatırladınız! Ama siz dayanmalıydınız… Siz dayandıkça satırlar anlam kazanacak, sayfalarda ki kanlar silinecek yerine ümitler ekilecekti. Siz taşıdıkça artan her mektupla bir ananın yüzü gülecek, bir evlat umutlanacak ve bir memleket kurtulacaktı.

Sizlerde şu anda isimsiz, namsız yerinizin bile bilinmediği bir yerde yatmaktasınız. Size ‘posta güvercinleri’ diyorlardı; çünkü çantanızda hep bir tutam barış ve umut vardı. Sizin gittiğiniz her cephede ki askerler bayram ederken siz eliniz de kalan her mektup için yas tutardınız…

Hz. Nuh yağmur dindiğin de ilk bir güvercini ileriyi görebilmek için göndermişti. Sizde geleceğin rehberi oldunuz! Rehberliğiniz boyunca bir an yolunuzu şaşırmadınız.

Siz bir köye gelince önce yaşlılar sonra kadınlar ve kızlar toplanırmış etrafınıza… Kapısını çaldığınız her evde kopan çığlıklar sizin de ya hüznünüz ya sevinciniz olurdu. Gizli belgeler taşıdığınız idea edilerek kiminiz yolda kiminiz görevini tamamlamanızın verdiği hazla cephede kiminiz ise çoktan yakıp yıkılarak düşman eline geçmiş bir köyde şehitlik mertebesine kavuştunuz.

Uzun zamandır hep size seslendik! Şehitlere, gazilere, vatanseverlere… Seslenişlerimizde hep sizin, hepinizin yaptığı kahramanlıklardan bahsettik. Anlattık ama bilinmeyenlerden, sizlerden detayla bahsedemedik… Çünkü siz kahramanlıklarınızla eğil, adınızla yaşamak istediniz ve sadece “şehit” densin yeter dediniz. Bu yüzden hep merak edilenlerdensiniz; ama siz merak etmeyin… Meraklanacak bir şey yok. Bıraktığınız emanet emin ellerle taşınmakta… Hamallarca değil sizin gibi güvercinlerle…

Yeni Nesil Güvercin

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güvercin hep barışın simgesi olsun...

Meftun DİNÇEL 
 30.05.2008 21:38
Cevap :
Bence de... yorum içn teşekkürler...  05.06.2008 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 3233
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

Lise öğrencisiyim. Kalabalık ortamları pek sevmem. Gelecekle ilgili geniş çaplı planlarım vardır hep..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster