Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '12

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
10845
 

Potasyum, Sodyum ve Klor / ''Beslenmenin Diyalektiği'' (6)

Potasyum, Sodyum ve Klor / ''Beslenmenin Diyalektiği'' (6)
 

MİNERALLER: Mineraller daha çok sebzelerde bulunur; bunu baklagiller, hububat, kuruyemişler, meyvalar ve hayvansal ürünler takip eder. Vücudumuzdaki hücrelerin yaşamsal fonksiyonlarını mineraller sağlar; onun yapısal oluşumundan, birçok vücut fonksiyonunun düzenlenmesinden onlar sorumludur.

Minerallerin bilim insanlarınca henüz yeni sayılabilecek, keşfedilebilmiş  bazı özellikleri şunlardır:

Mineraler vücudumuzdaki elektrik akışını yönetirler...

Enzimlerin ve vücut kimyasallarının oluşmasına büyük katkı sunarlar ve örneğin, hormonlarımızda olduğu gibi yaşamsal etkinliklerin düzenlenmesine yaklaşık üç kiloluk nicelikleriyle katkı sunarlar!...

Vücüdun asit alkali dengesini(Ph), sıvılarını ve tansiyonu (kan basıncını) etkin hale getirirler...

 Metabolizmanın çalışmasında vazgeçilmezlerimizdendirler...Bitkisel ve hayvansal proteinlerin işlenmesine büyük katkı sunarlar 

 

 Mineralleri iki grupta toplayabiliriz:

a) Makro Mineraller; sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor ve klor elektrolitleri bu gruptadır.

b) Eser Elementler; demir, çinko, iyot, selenyum, manganez, krom, bakır, flor, molibden, bor, germanyum, sülfür, silikon, nikel ve vanadyum bu gruptadır.

 

SODYUM ve KLOR: Vücudumuzda bu iki mineral büyük rol oynarlar.Midemiz hidroklorik asit yapabilmek için, klora ihtiyaç duyar;bu asit, madensel tuzların kana geçişinde ve proteinlerin sindiriminde baş roldedir.

Yaşam için zorunlu bir ürün (mineral) sodyum klorür, yani tuz'dur. Birçok besin maddesinde ve doğal olarak yemeklik tuz da bulunur.

Sodyum ve klor sıvı olarak kan plazması ve hücrelerin dış kısmında bulunan iyonlar oldukları için, yaşamsal önem arzederler.Sodyum ve potasyumun vücuttaki dengesine dikkat etmek gerekir.Bu iki mineral vücutta birbirlerini tamamlarlar.

Aşırı tuz tüketimi, potasyum ihtiyacını arttırır; ilerde de değineceğimiz gibi, kaslarda ağrı ve kasılma, tansiyon, başağrıs, kalp ve sinir ileti sorunları olarak karşımıza çıkar.

Şu halde, tüketirken tuzdan zarar görmememiz için, dolaylı olarak (ekmek, zeytin, peynir, salam, sucuk, pastırma, çikolata(!), kuruyemişler, konserve yiyecekler gibi, ) tükettiğimiz yiyeceklerden aldığımız tuz miktarını da gözönüne alarak, günde en çok 2-3 gramı ( 1/2-1 tatlı kaşığı) kesinlikle geçmemeliyiz.

Doğaldır ki istisna olarak, güneş altında yanma ve terleme, fiziksel çalışmalarda aşırı terleme ve de tuz tüketimi, bu değerleri yükseltebilir.  Sodyum, vücuttaki tüm sıvıların hacminin belirleyicisi olduğundan, vücutda ki kan basıncını düzenleyen sistemler, vücuttaki sodyum miktarına bağlı bir paralellikde faaliyetlerini sürdürürler.

Ve kabaca toparlarsak; tuzla birlikde suyu bolca, günde 2-3 litre (iki büyük pet şişe)  tüketmek, su mekanizmamızı daha iyi çalıştırarak, böbreklerimizin, akciğerlerimizin, karaciğerimizin ve damarlarımızın daha iyi, bizim için daha yararlı çalışmasına neden olabilecektir. 

Daha az tuz alımı için, meyva, sebze, baklagiller ve diğer işlenmemiş gıdaları tüketmeye özen gösterelim.

Ayrıca, fazla kullandığımız sodyumun, vücudumuzda varolan kalsiyumu azalttığını ve kemik erimesini tetiklediğini unutmayalım.

Doğal sodyum ve klor kaynakları olarak, yumurta, süt, fasulye, hububatlar, ıspanak, pancar, kereviz, kestane ve hurmayı sayabiliriz.

POTASYUM: Vücudumuzdaki tüm hücre ve dokuların, kas ve sinir sistemimizin ihtiyaç duyduğu bir mineraldir.

Potasyum hücrelerimiz içinde bulunan başlıca pozitif yüklü iyondur. Hücrelerdeki besin iletim düzeninde ve kimyasal tepkimelerde önem kazanırlar.

Vücudumuzda potasyum eksikliğinin, kanser oluşumunu tetikliyebileceğini, birçok ünlü beslenme uzmanı söylemektedir. Eksikliğinde, artrid, kabızlık, ishal, terleme, ussal ve kassal yorgunluk, kavrama sorunları, iştahsızlık, kan basıncında düzensizlikler, el ve ayaklarda üşüme, akne, kolay soğuk algınlığı, aralıklı baş ağrıları, sinirlilik, tansiyon ve kalp ritim düzensizlikleri ortaya çıkmaktadır.

Potasyum kaynakları olarak, elma sirkesi, üzüm, üzüm suyu, bira mayası, sarmısak, bal, pekmez, meyvalar, yeşil sebzeler, domates, ısırgan otu, baklagiller, hayvansal ürünler olarak da  süt ve süt ürünleri, kırmızı et, balık, hindi ve tavuk eti sayılabilir.

(devam edecek

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 4403
Kayıt tarihi
: 12.03.07
 
 

İstanbul doğumluyum. Sağlıklı beslenme, yüzme, doğada yürüyüş ve çevre özel ilgi alanlarım. Şiiri ve..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster