Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Nisan '08

 
Kategori
Danışmanlık
Okunma Sayısı
678
 

Pozitif başlama noktası

Pozitif başlama noktası
 

Aynalarla ilgili yapılan deneysel bir araştırma hazırlığı sırasında ilginç bir olayla karşılaşılır. Araştırma için, duvarları yüzlerce aynayla donatılmış salona rastlantı bu ya, yoldan geçmekte olan meraklı fakat her an boğuşmaya hazır atılgan bir köpek giriverir. Araştırmacılar müdahale etmeden izleme kararı alırlar. Zavallı köpek; aynalarda yansıyan kendi görüntüsünü, karşısında atılgan yüzlerce köpek olarak görünce birden havlamaya başlar, aynalardaki köpeklerin de kendine havladığını gördükçe bu sefer yırtınırcasına, saldırganca şiddetli bir şekilde havlamayı sürdürür. Aynalardaki köpeklerin de saldırırcasına üzerine geldiklerini sanarak, sağa solo koşarak, aynalara salvo yaparak o kadar çok havlar ki, adeta takati tükenir, bu durum çok uzun sürer o kadar sürer ki, artık küçük köpeğin havlayacak gücü kalmamıştır. Sürünerek, kuyruğuna taş atılmış gibi acı acı uluyarak aynalardaki köpeklerden kaçmaya çabalarken, aynalı salonda birden olduğu yere sessizce yığılıverir.

Araştırmacılar olan biteni şaşkınlıkla izlerler. Bir süre sonra, oldukça sevimli başka bir köpek meraklı bir arayışla kuyruğunu yavaş yavaş sallayarak deney yapılacak olan aynalı salona girer. O da karşısındaki yüzlerce köpeği görür. Karşısında kuyruğunu sallamakta olan köpekleri gördükçe bu sefer daha çok kuyruğunu sallamaya başlar. O, daha çok kuyruğunu salladıkça, karşısındaki köpeklerin de, daha çok kuyruğunu salladıklarını görür. Bir süre sonra küçük köpeğin aynalı solana girdiğinden çok daha mutlu ve enerjik bir biçimde kuyruğunu sallayarak aynalı solandan çıktığı gözlemlenir. Daha sonra aynı köpeğin zaman zaman bu aynalı solona gelerek, benzer şekilde ziyaretlerini sürdürdüğü görülür.

Evet, gelelim karşılaşılan bu ilginç gözlemin öncelikle 1. köpekle ilgili verilen mesaja ve insanlara sunduğu kıssadan alınacak hisseye; Bir çok ailede ebeveyn-çocuk ilişkilerinde iletişim sorunları yaşanır durur. Bu durum o kadar sıklıkla yaşanır ki, davranışlar, tepkiler kanıksanır hale gelmeye başlar. Sergilenenler ailenin alışılagelmiş iletişim biçimi oluverir. Eleştirilerin dozu gitgide artmaya ve kırgınlıklara yol açar. Karşılıklı suçlamalar ve çatışmalar hem eşler arasında hem de ebeveynle çocuklar arasında sürer gider. Teşbih yapıldığında, tıpkı ilk köpeğin düştüğü duruma benzer bir fiziksel ve duygusal tükeniş insanda sosyal ve psikolojik yönden de tükenişi ve yıpranmayı beraberinde getirir. Enerji hovardaca çatışma için harcanmış olur. Tıpkı ilk köpeğin benzer dramatik sonu bireyi yakalayıverir. Ortamın en çok bağıran, çağıran kişisi olmak yorucudur. Bunu bir metafor olarak ele alınıyoruz. Hisse çıkarılması gereken bilimsel bir kıssa veya rastlantısal deneysel bir hikaye. Ama, inanın bana kimse farkında olarak 1. köpeğin düştüğü duruma düşmek istemez. Ancak külahımızı önümüze koyup düşünelim. Böyle aileler, evler ve benzer dramatik duruma düşen bireyler yok mudur ?

Öyleyse kabul etmmemiz gerekir; İnsanlar arası ilişkilerin doğasında yer alan çatışmaların temelinde ilk köpeğin durumunda olduğu gibi benzer algılayışlar, yaklaşımlar ve tepkiler sözkonusudur. Bu tepkilerin sonuçları ile karşılaşan insanların haber değerindeki yaşantıları ekranlara haber bültenlerine yansımaktadır. Maalesef çatışma kültürü yaygınlaştıkça dramatik sonuçlar insanları mıknatıs gibi kendine çekiyor ve yaşamın kara deliklerinde kaybolan umutlar, hayallerle birlikte insan yaşamı ve sosyal yaşam yara alıyor.

Şimdide, gelelim karşılaşılan bu ilginç gözlemin son olarak II. köpekle ilgili verilen mesaja ve insanlara sunduğu kıssadan alınacak hisseye; Gerek insanlar arası ilişkilerde ve gerekse aile içi iletişim düzeyinde kurulan iletişimin şekli, içeriği, sergilenen yaklaşım yapısı ve verilen tepkilerin algılanmasında gösterilecek nezaket ve titizlik, yanlış anlamalara ve algılamalara yol açmayacak biçimde olumlu davranışların ortaya çıkmasını destekler. Destekler diyorum çünkü, ne kadar mükemmel iletişim sergilersek sergileyelim, karşıdakinin size karşı olan ön yargıları ve sizle ilgili olan kendisinde endişe uyandırıcı korkular var oldukça doğabilecek sorunları önlemeniz oldukça zorlaşmaktadır. Peki ya, böyle bir çıkmaz sokakta nasıl bir yol izlenebilir ? Önyargıları kırıcı, endişe uyandıran duyguların ve korku oluşturan algının yerine olumlu yeni yaşantıların paylaşılması ile ve iletişimi artırıcı sosyal ilişkilerin sağlanması ile bir dereceye kadar bir barış sağlanabilir. Ayrıca, olumlu yaklaşımlarımızın, olumlu sonuçlarla karşılaşma oranımızı yükselttiğini kabul ettiğimizde, negatif duygu ve düşüncelerden uzaklaşmayı başarabildiğimizde, sevimli ve sempatik davranışlarla ilişki ve iletişimi kurduğumuzda bunu başarabiliriz. Tıpkı II. köpeğin sonuçta ulaştığı kazanım düşünülerek, gereksinim duyduğu daha mutlu olma enerjisini yeniden tatmak için de, çevresindeki objelerle olan ilişkisini kuyruğunu sallayarak kendisini ifade etmesini bildiğini de gözden kaçırmadan insanlar arası ilişki ve iletişime dönersek; Bütün bunlardan ilişkilerin düzeltilmesinde kuyruk sallayın gibi bir mesaj çıkarılmasın. Bu köpeğin anlamı açık olarak bilinen beden dilinin bir özelliğidir. İnsana özgü olan ise, bizi diğer yaratıklardan ayıran özelliliğimiz olan, gülebilme, konuşabilme düşünebilme ve ayırt edebilme yeteneklerimizin uygun ve insancıl biçimde kullanılmasıdır. İnsanda bu metaforun karşılığı, insana özgü yeteneklerin ve kültürel birikimin akılcı bir şekilde kullanılarak kurulan olumlu iletişim biçimini oluşturmaktır.

Sarsıcı bir soru; Hiç düşündünüz mü acaba evinizde veya işyerinizde sergilediğiniz temas biçimi ve tepkileriniz metafordaki hangi köpeğin temsil ettiği tepkilerle benzeşmektedir.? Hangisi size uymakta? Eğer yanıtınız II. ise şanlısınız demektir. Diğeri ise, kontrollü profesyonel bir yardım alma süreci gerektirir.

Mutlu olabilmeye geçiş, çatışmaktan uzaklaşmaya, pozitif başlama noktalarını iyi belirlemeye bağlıdır. Pozitif başlama noktalarını belirlemede konuya egemen bir profesyonelden yardım almanız önemlidir. Burada söylenebilecek bir başka somut pozitif başlama notası şu olabilir. Çevrinizdeki insanlarla ve aile üyelerinizle ilişkilerinizin düzenlenmesi, onların olumlu yönlerini, yanlarını, davranışlarını, yeteneklerini öncelikle görebilmek, izleyebilmek ve anlayabilmek başlar. Çözümün yolu, sadece bunları düşünmekle kalmayıp, dile getirebilmek, bunları paylaşabilmek ve karşılıklı duyguların ifade edilmesine fırsat verebilmekten geçer. İyi olan özelliklerin ön plana çıkarılması ile negatif durumların üstesinden gelinebileceği unutulmamalıdır. Ne söylendiği önemli değildir, nasıl söylendiği önemlidir. Tek başına nelerin söylediğinin önemi de yoktur. Karşındakinin söylediklerinden neleri aldığının ve sizi nasıl algıladığının önemi vardır.

Gözden kaçırılmaması gereken bir başka boyutta Empatik İletişim Boyutu; Konumuz bakımından karşıdakiyle sizin empatik iletişim kurmanız da tek başına fazla bir şey ifade etmez, bu yolla yalnızca onu anlamış olursunuz. Esas olan karşındakinin sizinle empatik iletişim kurmasını sağlayabilecek beceriyi sizin gösterebilmenizdir. Empatiyi karşıdakinin kurmasını sağlamaktır ön planda olması gereken beceri.. İletişiminizde karşınızdakini empatik ortama çekebilmek kolay değildir. Ne var ki negatif iletişimlerin, tepkilerin ve çatışmaların önüne geçebilmenin ve çözümün biricik yoludur bütün bunlar.

Diğer taraftan başarılı olabilmeniz kendi kendinize yardım becerinize de bağlıdır. Kendi Kendine Yardım kavramı geliştirilebilir, öğrenilebilir bir yetenektir. Bu açıdan diyebilirim ki bu konuda, başarı oranınızı ancak ve ancak profesyonel yardım ve destek alarak artırabilirsiniz. Mesleki rol ve İşlevlerim gereği, bir yardım ve destek branşının uzmanı olarak kişisel ve sosyal gelişimin sorun alanlarında karşılaşılan bu türden güçlüklerin aşılmasında gereksinim duyularak bize danışıldığında az veya çok ama mutlak bir katkımızın olacağı görüşünü taşıyorum.

SHU.ALİ SONGÜL/Nisan 2008, Alanya-Antalya

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1436
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

1997 Hacettepe Üniversitesi mezunu sosyal hizmet uzmanıyım. Pozitif Psikoterapi, Aile ve Evlilik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster