Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '08

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
389
 

Praksis Olarak Sinema Manifestoları

Praksis, kuram-eylem birliğidir. Bunun sinemada olamayabileceğini, kuramcı ve edimci, usta yönetmen Eisenstein ilk kez belirtmiştir. (Şerh: Onun ‘Korkunç İvan’ filmindeki, hükümdarın dudakları arasındaki halk planı, 1928 Finlandiya yapımı bir filmden alıntıdır, dolayısıyla bu düşünceyi de alıntılamış olabilir.)

Manifestoları, doğrusal programlamadaki sınır denklemleri gibi kabul edersek, içlerindeki alan normal ve işe yaramaz, kesişim noktaları ise, kritik göstergeler ve çözüm üreten üreten olabilir.

Bugüne kadar uygulanabilir (başarıyla uygulanmış) bir ahlak kuramı üretilmediği gibi, sinema kuramları olan manifestolar da uygulanamayabilir durumda olabilir veya uygulanınca sonuç alınamayabilir.

Böylelikle, çoğu kuram gibi, sinema manifestoları da negasyon kalır.

Aynı zamanda, yerzaman göreliği momenti taşırlar. Toplam sinemanın % 1’inden azını var olan sinema sayıp, ona göre öteleme ve metafizik yazarlar. Oysa kuram tanımı gereği tümeldir.

Aynı zamanda, sinema dilinin 5 duyu-dilliliği ile manifestoların 1 duyu-dilliliği çakışmaz. Şerh: 1’e 5 ve 5’e 1 parametre / boyut çakıştırılabilir ama burada çakışmaz.

Hepsini birarada gözönüne alırsak:

Sinema manifestoları kısa ve özdür ama çok dardır. Negasyonun negasyonu gibi, epsilon nicelikte bize yol gösterebilirler.

Bir eleştirmen olarak savım:

Edimsiz kuram olabilir ama kuramsız edim olmaz, olunca da berbat oluyor. Uygulanmak için olmayan kuramlar ise, ancak en sıkıştığımızda, o sevgili pratik dünyamız tükendiğinde, bize epsilon açarlar sunabiliyor.

Birçok yönetmen (yani sinema edimcisi) eleştirmenlerden (yani kuramcılardan) nasıl flim yapacakları konusunda yararlandığını belirtmiştir. Bu pozitif bakış açısıdır. Negatif bakış açısı ise, eleştirmenden, kuramdan, manifestodan nefret eder ver ve Holywood olur ki onun da gayet açıkseçik reçeteleri vardır.

Yani, 21. Yüzyıl’da sanatçılar bile düşünmekten kaçamıyor.

Dipnot: Sinema, 100 yılda, 1 milyonda 10.000 hatta, 5.000 film (yılda 500’erden 10 yılda, 20’sinden 30’una) seyretmekle, tümeli hakkında atlasa, yani açıkseçik haritalara sahip olduğumuz biricik sanat dalıdır. Yani, tümel bir sanat dalının tümeline sahibiz. İşte manifestolar, onun haritalarını çizer.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 485
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster