Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '21

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
77
 

Prens Philip'e bira ısmarladım

Avrupa'da her ölenin ardından 'covid aşısı mı öldürdü?' tartışmalarının arasında Edinburg Dükü Prens Philip'in ölüm haberini gördüğümde, gözlerimin önünde yaşadığım şehrin en büyülü mekanlarından biri olan Kozahan belirdi. Prens Philip'e bira ısmarlamıştım hem de Kozahan'da...

Tarihi İpekyolu'nun en önemli duraklarından biri olan Kozahan, her ne kadar modern çağın zevksiz dondurma şemsiyeleri tarafından bezenmiş ve kafe mafyalarının eline terkedilmiş de olsa, tarihi kıymeti derinlerde bir yerlerde duruyor işte. Bursa'yı yolu düşen de düşmeyen de Kozahan'ı bilir. Ortasında mescidiyle kentin kaderinin evrilmesine sebep olan, sakinliğinde bir kahve ile demlendiğinizde adeta şehrin ruhunu hissedebildiğiniz nadir mekanlardan. 

Yıl 2008 bahar aylarının başında kurumsal iletişim yöneticisi olarak çalıştığım kurumumda (BTSO) hummalı bir çalışma içindeyiz. İngiltere Kraliçesi 2. Elizabeth ve eşi Edinburg Dükü Prens Philip, Kozahan'dan ipek almak üzere Bursa'yı da Türkiye ziyaret programlarına eklemişler. Biz de bir yandan Ulusal Girişimcilik Kongresi'ni 'kadın' teması ile yapmak üzere İngiltere Büyükelçiliği ile hazırlıklar içindeyiz, bir yandan da Kozahan'ı Kraliçe'nin hem alışveriş yapmasına hem de bahçesinde defile eşliğinde bir yemek vermek üzere hazırlama gayretindeyiz. Ne demek? Bir şehre, üzerinde güneş batmayan bir imparatorluğun kraliçesi geliyor, bu güvenliğin en üst düzeyde algılanması demek. Şöyle anlatayım; Kozahan'a ön keşfe gidiyoruz mesela İngiliz İstihbaratı, İngiliz Büyükelçiliği temsilcileri, Türk İstihbaratı, Cumhurbaşkanlığı yetkilileri, Türk Polis Teşkilatı temsilcileri, Bursa Valiliği, Büyükşehir Belediye Başkanlığı yetkilileri ve  kurumumu temsilen biz, yaklaşık 30 kişilik bir kadroyuz. Kozahan'ın avlusundan üst kata çıkan merdiven sayıları, her merdivenin yüksekliği, 14 Mayıs'ta yağmur yağacak mı, koridorların uzunluğu, kaç giriş var, avlu kaç metrekare, üst katta kaç tane dükkan var, sattıkları ürünlerin kaliteleri nasıl, Kraliçe yemekte nerede oturacak gibi binlerce sorunun cevaplarını almak üzere kaç sefer yaptık Kozahan'a bilmiyorum. Meslek hayatımın en zorlu, en meşakkatli ama bir o kadar da zevkli çalışmasıydı diyebileceğim bu ziyaretin arka planını uzun uzun yazmak ve organizasyonun içinde yer alanların da hatırladıkları detaylarla zenginleştirmeyi ve hatta bunu bir kitap haline getirmeyi çok arzu etmiştim. Ama gerçekleştiremedim. Bu şehirden bir kraliçe geçti ve tüm detaylarıyla oradaydım, organizasyonu gerçekleştirenlerden biriydim. Bunlar başka bir yazının konusu olarak kalsın şimdilik.

Prens Philip'e Kozahan'da nasıl bira ısmarladığıma gelmek istiyorum. Kozahan bahçesinde çok özel davetlilerin katılacağı bir yemek de organize ediyorduk. Ankara Olgunlaşma Enstitüsü'nün hazırladığı kıyafetler yemek sırasında arz-ı endam edecekti. Tabii günler öncesinden başlayan hummalı çalışmalarda, sadece Kraliçe'nin istek ve talepleriydi önemli olan. İletişimi şu şekilde kuruyorduk: Örneğin yemek menüsü ile ilgili biz Bursa'ya özgü iskender başta olmak üzere örnek bir menü hazırlatıp İngiltere Büyükleçiliği'ndeki muhataplarımıza yazıyorduk, onlar da Saray'daki muhataplarına ve Kraliçe'ye soruluyordu birçok detay. Sonra cevap da aynı yolu izleyerek bize geliyordu. Önerilerimizin çoğu geri çevrildi. Kraliçe çok az ölçeklerde yemek yiyordu ve et çok tercih etmiyordu. Yemekte siyaset, sanat, moda, kültür ve iş dünyasından özel seçilmiş Türk misafirler de olacağından ortak bir menü belirleyebildik. Saray, yemekte alkollü içki de ikram edilmesini istedi tabii doğal olarak. Bizde de misafirperverlik var, hemen menüye eklettik ancak en küçük bir detayı atlamamak adına Müftülüğe sormamız gereken bir soru vardı. Ortasında mescid bulunan Kozahan'da alkollü içki ikram edilebilir miydi? Cevap çok gecikmeden geldi. Hayır. Biraz evvel bahsettiğim iletişim kanalı aracılığıyla bu durum Saray'a iletildi ve elbette onlar da bizim değerlerimize saygı duyduklarını belirterek, menüden alkollü içki çıkarıldı.

Beklenen o büyük gün gelip çatmıştı. 14 Mayıs 2008 sabahının ilk ışıklarıyla Kozahan'da yerimizi aldık, tüm kontroller defaten gözden geçirildi.Kraliçe'nin geleceği ve çıkacağı güzergahlar, güvenlik kapıları, hediyesini koyduğumuz yeri bile bizzat kendim onlarca kez kontrol ettim. Program detaylarını delirmişçesine prova edip duruyorduk. Her iki ülkenin istihbarat servisleri, polis kuvvetlerimiz, Saray'ın özel güvenlik güçleri, Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrunisa Gül de yemeğe katılacağından Cumhurbaşkanlığı özel korumaları herkes görevinin başındaydı ve tahmin edilebileceği gibi kuş uçurtulmuyordu. Her şey kontrolümüz altındaydı. 

Kraliçe 2. Elizabeth ve Saray'dan kendisine eşlik edenler başta eşi Edinburg Prensi Philip Kozahan'a geldiler nihayetinde...Heyecan doruktaydı. Saray ile yaptığımız çalışmalar neticesinde Kraliçe ve Saray'dan gelenlerin her biri ayrı bir masanın konuğu olacaktı. Dolayısıyla Prens de eşinden ayrı oturmak durumundaydı. Yazarken aklıma geliyor şimdi, bu oturma düzeni bile beni kaç gece uykusuz bırakmıştı, bazı detaylar yazılamayacak kadar özel ve sır niteliğinde olduğundan, işime, mesleğime saygımdan her zaman bende saklı kalacak ama şunu söyleyebilirim ki, kurumsal iletişim mesleğini yapan çok insan benim yaşadıklarımı deneyimlemiştir. 

Ne demiştim, her şey kontrolümüzdeydi. Ama, biz öyle sanıyormuşuz ki, Prens'in masasına bakan garson geldi ve Prens'e 'ne içersiniz? diye sorulduğunda, (Saray'a alkol sunulmayacağı ile ilgili hassasiyetimiz Prense özel olarak ya belirtilmediğinden, ya da Prens bilse de umrunda olmadığından olsa gerek)  Alman asıllı Prens de 'bira' deyivermiş. Tabii doğal olarak zincirleme bir panik havası yaşandı. Birincisi, o mekanda alkollü servisi yapılmayacağı söylenmişti, ikincisi yemek hizmetini aldığımız şirket bira getirmemişti, Prens' e o anda kimse bira ikram edilemeyeceğini söyleyemezdi,  uluslararası basının da takip ettiği organizasyonda en küçük bir olay çıkması dahi göze alınamazdı. Tam bir kriz yönetimi anıydı. Ve hızlıca karar vermek zorundaydık. Çalışanlarımızdan birini yanıma çağırdığımı, Kozahan'a en yakın tekel bayiine gidip bir bira almasını, birayı ergenler gibi gazeteye sardırıp, siyah poşete koydurarak, bunu kimseye söylemeden bana getirmesini istediğimi hatırlıyorum. Onca güvenlik önlemi al, aylar öncesinden zemindeki arnavut kaldırımı taşlarının birbirinden yüksekliğini ölçtür, davetiyeye yazılacak bağlaçlar üzerinde bile tartış ve Prens Philip'in bira isteme sürprizi ile kriz yönetmek zorunda kal. Yapacak hiçbir şey yoktu ve Prens o birayı içecekti ve nitekim içti de...Prens'e Bursa'da Kozahan'da birayı işte bu şekilde ısmarlamış oldum.

99 yaşında dün vefat ettiğini öğrendiğimde, ne 2008 yılında İngiltere tarihi ve Saray'a dair öğrendiklerim, ne de The Crown dizisi ile şaşırdığım detaylar aklıma gelmedi de, O'na bira ısmarlamak zorunda kaldığım o an zihnimde canlandı. Almam gereken kişisel ve belki de mesleki ders neymiş? İmkansız diye bir şey yoktur. Ya da olmaz olmaz deme olmaz olmaz:))

Kalın sağlıcakla

 

 

ETEM SEVİK, jale kasap bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 93
Kayıt tarihi
: 22.12.14
 
 

1995 yılından bu yana yerel ve ulusal medyada çeşitli pozisyonlarda çalıştı, 1997 yılında kendi t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster