Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '12

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
109
 

Pres hatıraları 2

Pres hatıraları 2
 

Okulda arkadaşımızın suratı bir karış asık, ( Namı değer Senatörün oğlu Veysel) konuşuyoruz aramızda ama onun kafa başka bir yerlerde.

- Baba hayırdır ?
*Sorma ya İhsan, sıçtık oğlum. Akşam babam gebertecek beni !..
- Ne iş oğlum söylesene ?
* Boş ver ya, germe beni, zaten bi dünya oldu moralim. Bittim oğlum ben.
- Lan oğlum anlatsana derdini, yaparız bişeyler.

Biraz üsteliyoruz, dökülüyor derdi ağzından. Olay şu, Senatör olan babası !... (Bu senatör hikayesini daha sonra yazar anlatırım) bizim Veysel'e o zamanların en popüler ayakkabısı olan Mekap bot alıyor. Sıkı sıkıda tembih ediyor, sakın top oynama bu ayakkabılarla parçalarsın, bende seni parçalarım diye.

Olacak la, öleceğe çare bulunmaz derler ya. Ayakkabının altı açılıyor. Top filan oynama da yok hani. Tabi Veysel darmadağın. Olaya hemen arkadaşlık ve piçlik nezdinde müdahale ediyoruz.

- Oğlum ne takıyorsun kafana salak, git anlat derdini dükkana yapıştırsınlar. ( o zamanlar öyle tüketici hakları filan hak getire)
* Ya neden anlamak istemiyorsunuz, olay ayakkabının yapışmasından çok babamın duyması, 50 kere tembih etti top oynama diye.
- Oğlum sen salak mısın, sen top oynamaz-sın ki ?
* Ulan geri zekalılar, bunu siz biliyorsunuz. Babam bilmiyor ki !..
- Tamam be oğlum, olmadı para toplar alırız bir çift ayakkabı, ne kadara almış peder ?
* 10 Lira ( rakkamı tam hatırlamıyorum ama duyunca aşağıda verdiğimiz tepki dün gibi aklımda)
- Ooooooooha !..
* Yaaa, ben neden kasıyorum bu kadar zannediyorsunuz.

Neyse uzatmayalım, Her halta karışan her işi halleden, her işe çözüm bulan bir "HERBOKOLOG" olarak o zamanların popüler ismi "zihni sinir" den bir fikir geliyor aklıma.
- Oğlum biz yapıştıralım !..
* Nasıl olacak o iş ?
- İneriz prese, Tost metodunda yaptığımız gibi koyarız kenara suntaları, süreriz yapışkanı. Bu botlar zaten fabrikasyon, adamlar bunu elle yapıştırmayla bu kadar ayakkabıyla başa mı çıkar anasını satıyim.
* Olur mu lan ?
- Olmaz olur mu lan. Her boku yapıştıran pres bi ayakkabıyımı yapıştıramayacak.
* Bak oğlum, akım derken bokum yaparız, yanarım valla !..
- Bişey olmaz lan, sen güven bana.

Neyse biz ortamı ayarlıyoruz, iniyoruz prese, makina hazırlıkları tamam. Mesleki eğitim bilgilerinden tutkal tam yapıştırsın diye altı az bişey açılmış ayakkabının tabanını iyice açık, arasını zımparalıyoruz.

Eeeeee, tutkal ? Ulan beyaz tutkalla yapışırmı ayakkabı. Baly lazım. Şimdi kim okuldan çıkacak, gidecek baly bulacak, gelecek. Ölme eşeğim ölme. Serde mühendislik var ya, atıyorum fikri ortaya !..

- Oğlum kazain tutkalı ne güne duruyor ?
* Olur mu lan ?
- Neden olmasın oğlum, ince işlerin tutkalıdır kazain. Hem sonra eritmeden pul, pul koyarız altına, eriyince iyice nufuz eder tabana.
* Bak oğlum, bişey olursa yakarım çıranızı.
- Yok oğlum, güven bana, b,şey olmaz. (sanki daha önce 10.000 çift yapıştırma tecrübemiz var)

Alıyoruz kazain tutkalını, pul, pul serpiştiriyoruz ayakkabının tabanına. Euzü bismillah, presssssss.

Zamanı da 10 dakikaya ayarlıyoruz, serde mühendislik var ya !.. Ayakkabı lacivert beyaz, üstü renk atmasın.

Ayakkabının burnu yarıya kadar presin içinde, topuk dışarda. Aradan 5 dakika geçiyor, kesif bir koku. Bu ne lan ? aramızdan biri atlıyor hemen,

- Tutkal kokusu oğlum o !..

Hayırdır inşallah, inşallah bi bokluk çıkmaz temennileri geçiyor içimizden, Veysel'in o arası kapalı martı kaşları çatılıyor iyice.

Zooooooort. presin sinyali. İşlem tamam !..

Abicim, bir açıyoruz presi !... Ayakkabı, bir masa tenisi raketi :))))))))

Isı, kauçuk tabanı eritmiş, kazain tutkalla birlikte "SANATSAL BİR GÖRÜNTÜ" Giorgio Armani halt etmiş. Kauçuk kumaş kombinasyonu, ayakkabı sanatı tarihinde ilk defa bu kadar iç içe !..

Presin başında olan 3-4 arkadaştan ben ve Veysel haricinde ayakta kalan yok. Herkes yerlerde kıvranıyor gülmekten.

Veysel Harry Potter Ateş Kadehi oyuncusu gibi taş kesilmiş suratıma anlamsız anlamsız bakıyor. Yalnız hala hatırladığım, burnundan çıkan sıcak nefes, ayakkabımın içinden parmaklarımı kavuruyor :)))

* Oğlum bu ne LAAAAAAAAAAN ?
- Dur baba, gerilme bi bakalım ne olmuş.

Ayakkabıyı presin tabanından almaya çalışıyoruz, ama nafile. Yapışmış tabana.

Arkadaşlardan ayılanlar, patlatıyor espiriyi,

- Baba ayakkabı tam yazlık oldu, hem ayağının teki serin olacak, hem terlersen yelpaze görevi de yapar.

1982-83 YILINDA YAŞANMIŞ VE BURAYA KADAR KÜFÜR KISIMLARINI SIFIR NUMARA ZIMPARA İLE ALARAK ANLATTIĞIM BU HİKAYENİN GERİ KALANINDA RTÜK VE İLGİLİ KURUMLARIN MÜSADE ETMEYECEĞİ KÜFÜRLEŞME, KOVALAMACA VE SALYA SÜMÜK GÜLÜŞME SONRASINDA VEYSEL 2 GÜN OKULA GELMEDİ.

BENDE O GÜNDEN SONRA PRESTE AYAKKABI YAPIŞTIRILMAYACAĞINI ÖĞRENMİŞ OLDUM !..

3 - G / 2484 İhsan Esat ERULUTEKİN 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İhsan bey kardeşim, Mizahi anılarınızı severek okuyorum. Devamının geleceğini umarım. Sevgiler, Bülent Selen

Bülent Selen 
 03.05.2012 1:02
 

zımpara bayağı inceymiş :)

Adam akıllı 
 02.05.2012 23:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 556
Kayıt tarihi
: 16.02.11
 
 

Ayşegül ERULUTEKİN'in eşi. Eren ve Engin ERULUTEKİN'in babası. GHSİM İstanbul Hentbol İl Tems..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster