Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
365
 

Prestij

Prestij
 

Alıntı


Latince’den Fransızca’ya, oradan da bize misafir gelip vatandaşlık hakkı elde ederek dilimize yerleşmiş “prestij” sözcüğünün karşılığı 'saygınlık' olsa gerektir.

Prestij’in söylenişindeki fiyaka ve çapkın duruşuna karşılık, saygınlık’ın oturuşundaki ağırlık ve bin yılları kapsayan bilgelik tartışılamaz bile.

Fakat konumuz bu değil…

Konumuz, bireyler olarak kendimizi ve ülkemizi temsil etmekle ilgili. Dolayısıyla prestij ve saygınlık sözcükleri devreye girecek.

Bireysel olarak her gün, her yerde  bir şeyleri temsil ederiz. Ailemizde aldığımız terbiyeyi, diplomasını aldığımız okullarımızı, mesleğimizi, dostlarımızı… Uzun uzun sıralamak mümkün.

Kız istemeye giderken oğlan tarafı, kendi sülalesindeki saygın yaşlıları yanlarına alırlar. Çünkü o aileyi onlar temsil eder.

Büyük şirketlerin devasa maaşlarla akıllı, çalışkan, eğitimli, bilgili ve yaratıcı insanları CEO olarak seçmelerinin altında yatan asıl gaye temsildir. Şirketin bu üst düzey yöneticisi öncelikle o şirketin saygınlığını gösterir. Bu yüzden prestijli kimselerdir kendileri.

Aileler, şirketler derken tüm bunları kapsayan en büyük öge ülkedir. Ve ülkeleri başkanı, başbakanı, cumhurbaşkanı temsil eder.

İşte bu yüzden başbakan veya cumhurbaşkanının en az bir fakülte mezunu olması kanunla sabitlenmiştir. Hatta keşke en az yüksek lisans yapmış olmak, mümkünse doktorası olmak, milletvekilliği adaylığı için kıstas olsa da memleketin yüzü aydınlansa…

‘Temsil’, ‘saygınlık’ ‘prestij’ gibi kavramlar oldukça önemlidir. 

Anayasamızdaki cumhurbaşkanı kavramı da tamamen temsil yetkisi ile vardır. Bu yüzden tarafsızdır. Çünkü kız istemeye giden aileden, şirketlerdeki ceo’lara varıncaya kadar herkesi o temsil eder.

Keşke o kadarla kalsa temsil ettiği değerler…

Ülkenin maddi ve manevi kıymetlerinin simgesidir, devletin başı.

Ölüsünü dirisini, gelmişini geçmişini hepsini simgeler.

Dar bir sokakta, iki karo taş arasından başını güneşe çıkarmış, cılız bedeniyle yaşamı kutsayan nazlı gelinciği temsil eder. Dikkatsiz birinin ayağı altında ezilmekten son anda kurtulup yine de  yuvasına yem taşıma derdindeki topal karıncayı temsil eder. Henüz hayatın farkında olmayan ve bu yüzden neşeyle oradan oraya koşturan kuşlar kadar sevimli, filizler kadar canlı ve umutlu çocukları da temsil eder!..

Bu nasıl ağır bir yüktür ki dağdaki kurttan, ovadaki keçiye; gökyüzündeki kuştan, toprak altındaki solucana kadar her nüve omuzlarına biner! Yer üstündeki tarihi eserlerden, yer altındaki maden cevherine kadar...

Cumhurbaşkanlığı forsumuzda on altı tane yıldız vardır ve her biri geçmişte kurulan on altı Türk Devletini işaret eder. Geçmişteki on altı Türk Devleti’nin askeri kıyafetlerini mankenlere giydirip önlerinde fiyakalı fotoğraf çektirmek değildir, geçmişi temsil etmek!

Orhun kitabelerini yazdıran görklü bilinçten, kartal başlı Selçuklu’ya; Kutadgu Bilig’den Sultan Mehmet’i Fatih yapan Ak Şemseddin’e uzanan sürecin, mimarisinden mesnevisine, kervanlarından, bin atlı akınlarda çocuklar gibi şen akıncılarına varana kadar her ögeyi temsil etmektir… 

Hele de Türkiye'yi temsil etmek ne büyük sorumluluk... İşte bu noktada fiyakalı prestij sözcüğü yetmiyor bize. Saygınlık denen o ağır endamlı, bilge bakışlı vakar gerekiyor. Saygınlık kavramının içini doldurabilecek eğitim, kültür ve evrensel birikimden söz ediyorum...

Demem o ki, uluslar arası düzeyde ülkeyi temsil eden şahsın itibar kaybı sadece kendisinin değil; topyekun bir ulusun, ülke toprakları üzerinde yaşayan her canın, geçmişten gelen tüm kültürel birikimin de saygınlığına dokunuyor.

Topal karıncadan, tarhana çorbasına; Bilge Kaan’dan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal’e kadar…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Acaba eder mi? Yoksa etmesi mi gerekir. Geçen bir Suriye yetkilisi Türk halkı bizim kardeşimizdir. Derdimiz onu temsil edenle demişti de.. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 19.12.2016 17:07
Cevap :
Benzer söylemi Putin de etmişti. Ve fakat şimdilerde neler ediyorlar ben de anlamıyorum. Dileğim kaostan ırak yıllar çabuk gelsin kapımıza... En içten selam ve saygılarımla...  31.12.2016 14:06
 

First lady'ler de ülkenin kadınlarını temsil eder Emine hanım. Eminim bu konuda sizin de söyleyecekleriniz vardır ama, ne yazık ki içinizden geçenleri söyleyemezsiniz işte. :) Saygılar, selamlar...

Erol Özışık 
 16.06.2016 0:08
Cevap :
Tipik Erol Özışık yorumu. :) Söyleyemezsin, söyleyemezsin... diyor. :) Tabi bilmiyor ki benim bu konuda gaza ihtiyacım yok. First Lady dediğiniz kimsenin "kimse" olmak gibi bir derdi olmadığı için böylesi bir unvanla düşünmedim bile. Düşünmüş olsam ona da ne gerekiyorsa döşenirdim. Ne temsili, ne leydisi? Nereden bahsediyorsunuz siz? Var mı ki?... Teşekkürlerimle anlamı yorumunuza. :) Saygılar...  18.06.2016 12:11
 

Değerli Supçin, kaleminize sağlık! Herkesin olmasa da, en azından hâlâ olan biteni görüp ve değerlendirebilen bir kitlenin hislerine tercüman olmuş cümleleriniz, teşekkürler...Newyorker bey'in anısının benzeri geçen yıl Londra'da bir müzikalde benim başıma geldi. Yanımızda oturan aile Venezuella'lıymış.Ara olduğunda bizim Türkçe konuştuğumuzu duyunca " Nerelisiniz? " diye sordu. Türk olduğumuzu söyleyince " Sizin muhteşem bir lideriniz var, Atatürk! " dedi. İki kere İstanbul'a gelmiş.Epey bilgisi vardı Atatürk ile ilgili. Yüzündeki hayranlık ifadesinin bir Türk olarak nasıl onur verdiğini tahmin edersiniz. Bütün dileğim; tarihin ülkemiz adına, bir zamanlar Sultan Süleyman olma hayalini kuranların ego fazlalığı ve güç sarhoşluğu ile nasıl Deli İbrahim'e bağlayabildiğini kayıt altına almamasıdır. Çok geç olmadan akıllanabilmek umuduyla...! Sevgi ve selamlarımla...

Çiğdem Timur 
 15.06.2016 13:40
Cevap :
Okuduğum en güzel yorum bu!... Saltanat aşkının Deli İbrahim'le bağlantısını kurmak. Üstelik bunu Cumhuriyet ve demokrasiden faydalanarak yapmak... Aldı başını gidiyor, başını yiyecek. Fakat en kötüsü temsil ettiği ülke. Ülkenin başını da yiyecek. Nazlı gelinciğin ve topal karıncanın ne suçu var? Ne suçu var memleketinde nişanlısı bekleyen mehmetçiğin?... Kısaca moka sarıyor işler... Bir gericilik modası, bir geçmişin batık gemisine sarılma sevdası... Anlamıyorum. Onlar da beni anlamıyorlar. Bir uçurumdur yuvarlandığımız... Uykudayız, farkında değiliz... Çok teşekkür ederim yorumunuza. Var olasınız...  18.06.2016 12:15
 

Tüm bu saydıklarınızı temsil etmek zordur şahıs ille de ben partimi temsil etmek istiyorum diye ısrar ederse.Tüm muhabbeti %50'ye... Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 15.06.2016 13:09
Cevap :
Muhabbetine ispirto ve kibrit! :)) Canım yanar yanar da %50'lik cahilimizin olmasına yanar... Gerçi hepsi değil cahil olan. Cahiline acıyorum. %50'nin yarısı da gemisini kurtaran kaptan; kendi çıkarlarını, ülke çıkarlarından önce tutan pislik grubu. Bilmediğinden değil, umurumda değil diyen açgözlüler... Hepsini ama hepsini... // Gönlüm dolusu sevgimle yorumuna, yakınlığına, arkadaşlığına...  18.06.2016 12:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 135
Toplam yorum
: 3783
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2967
Kayıt tarihi
: 23.07.08
 
 

Eğitim sürecinin bazı bölümleri Almanya ve İngiltere'de olmak üzere en son PAÜ'den eğitim uzmanlı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster