Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
119
 

Pretend Like A Lover*

Pretend Like A Lover*
 

Saçlarımda boğuldum...


O konuşurken ağzım açık dinlerdim gözlerim ışıl ışıl. 

Geldiğini görünce elim ayağım titrer paniklerdim. "Ayak üstü duramaz" tökezler düşerdim.

Kalbim göğsümden çıkacak kadar hızlanırdı. Bana göre görünür hale gelirdi atışı. Biraz dikkatli baksa biri göğsüme, çıplak gözle görebilirdi kalbimin atışını.  

Kekelerdim, yanıt veremez kıpkırmızı olurdum. 

Uyurdu. Başı yastığın üzerinde saçları dağılmış, bir perçem alnında, ben sabahlara kadar uyumaz onu seyrederdim. " Ne güzel adam, benim yanımda, inanmıyorum" diye düşünür rahatsız etmekten korkarak yüzümde kocaman bir gülümseme sabaha kadar defalarca yeniden aşık olurdum. 

Gidecek diye ödüm patlar, "giderse ölürüm" diye düşünür soluksuz kalırdım.

Masanın altından tesadüfen dizi dizime değdiğinde 220 volt elektrik çarpardı bütün vücudumu ve her hücremle hissederdim bana dokunan onu.  

Hiç seni seviyorum dememişti bana. Gerek yoktu, ben bilirdim. Kalabalık bir ortamda salonun farklı köşelerinde iken bir an bakışlarımız karşılaştığında gözlerinden gözlerime kurulan patikada dörtnala, başıboş bana doğru gelen yılkı atlarını görürdüm. Gözünde çakan şimşekleri ve muzip ışıltıları ile bir anlığına da olsa salonda ikimizden başka kimse kalmamış, başbaşaymışız gibi hissettirdiğinde bililrdim. 

Az kullanılmış sözcükler isterdim ben az yıpratılmış. Bana özel cümleler.  

Razı gelmek kötüdür derdim. Ne olursa olsun istediğinden vazgeçmeyeceksin. İstediğine ulaşamıyorsun diye elindekine razı gelmeyeceksin. Razı gelme, istediğini talep etmeye devam et. Bulana kadar da pes etme.

Büyümek kaybetmeyi öğrenmek demek demiştim yıllar önce. Yaşadığım yılların artması ve yaşımın artması değil büyümek, kaybetmeyi öğrenmek demek. Kayıplarım yaşım ilerledikçe artarken kaybettiklerim sadece ölüp giden insanlar olmadı onların yanında inancı, umudu, aşkı, heyecanı, tutkuyu, yaşama sevincini, beni insan yapan, yaşadığımı hissettiren duyguları da kaybettim yavaş yavaş. 

Şimdi iddialı aşıklar, kocaman kocaman aşk söylemleri, kullanılmaktan yıpranmış ve kimselere ait olmayan ezberlenmiş cümleleri, büyük vaatler ve sözleriyle geliyorlar. Sabaha izi kalmayan, mesnetsiz, samimiyetsiz ve inançsız bu söylemler. "Büyümüş" iki insanın bir kaç saatliğine de olsa kaybettiklerini yad etmesi, bir kaç saatliğine de olsa soluk bir sureti yüzlerce metre öteden görmeye çalışmasından başka bişeye yaramıyor. 

"Sureti aslını yaşatır" kuralı gereği, insan yanıma yaklaşmaya çalışırken, bir süreliğine de olsa özlediğim duyguları yakalamaya çalışıp mutlu olmaya çalışırken; aslını kaybettiğimi bir kez daha teyit ederek mutlu olma isteğiyle girdiğim süreçten, girerken varolandan daha büyük bir kayıp acısıyla ve daha acıtıcı bir özlem ve daha büyük bir yıkımla çıkıyorum. 

Aşktan umudumu o kadar kesmişim, inancımı o kadar yitirmişim ki aşka benzetebileceğim, yakınından geçen, aşkı andıran yada içinde bana göre bir parça aşka dair öğeler barındıran, "mış gibi" kendimi kandırabileceğim ilişkilere "benimle iken aşıkmış gibi davran yeter" der ve buna razı gelirken buluyorum bende kendimi.

Sevgiyle...

 

* Aşıkmış gibi davran.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 264
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 827
Kayıt tarihi
: 14.11.07
 
 

43 yaşındayım.. Kamuda memur olarak çalışıyorum. Aynı zamanda amatör bir tiyatro ekibiyle 18 yıld..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster