Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Kasım '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
2147
 

Prof.Dr.Atilla Yayla, hocamdı

Prof.Dr.Atilla Yayla, hocamdı
 

Son birkaç gündür ülke gündemine bomba gibi düştü. İzmir'de gerçekleştirilen AKP organizasyonunda yaptığı konuşma içerisinde kullandığı iki ifade ciddi anlamda, medya destekli bir sosyal hassasiyet yarattı. Daha da önemlisi her zaman olduğu gibi bu son örnekte de yine anlamadan, yine okumadan, başkalarının dolduruşuna gelerek birilerini yargısız infaz edip yerin dibine geçiriyor, birilerini de göklere çıkarıyoruz. Oysa ne yerin dibine geçirilenler, ne de göklere çıkarılanlar bunu haketmiyor. Konuya, bir kerecik olsun her yönüyle bakmayı bir başarabilsek, ama nafile.

Atilla Yayla, Hacettepe Üniversitesi'nde çalıştığı dönemlerde üç yıl hocam oldu. Kendisinden anayasa hukuku, siyasal düşünceler tarihi, siyasi tarih gibi dersler aldım. Bölümdeki çok değerli hocalarım içerisinde Atilla Bey'in de yeri başkaydı. İngiltere'den geleli birkaç sene olmuştu. O dönemde yine kendisi gibi doçent olan Mustafa Erdoğan ile liberal düşüncenin yayılması ve toplum kesimlerine ulaştırılması yönünde bir ekol idiler. Mustafa Bey daha çok idari hukuk alanında uzman idi ve kendisinden de dersler aldım. Erdoğan, daha sonraları Türkiye Günlüğü adlı dergide yazmaya başladı. Atilla Bey, daha çok kurucu başkanı olduğu Liberal Düşünce Topluluğu'ndaki çalışmalarına ağırlık verdi. Hacettepe'den Gazi'ye ne zaman geçti, neden geçti, bu transferde yaşananlar, illiyet bağları nedir, ne değildir bilmiyorum.

Prof.Atilla Yayla, liberalizmin kuvvetli bir savunucusudur. Bu işi akademik düzeyde de başarı ile yapar. Sayesinde biz de öğrencisi olduğumuz dönemde John Locke, David Hume, J.J.Rousso, Thomas gibi teorisyenleri hatmetmiş idik. Son derece pozitif kişiliği, akademik konuları pratik uygulamalar ile kurgulayıp öğrencilere aktarış biçimi, ezberden çok kavramaya, anlamaya, muhakeme etmeye yönelik eğitim tarzı ile son derece verimli bir şekilde bilimsel istifadelerimiz oldu kendisinden.

Gelelim son olaya. İzmir'de düzenlenen AKP panelinde, Hoca, tartışma yaratan iki argüman sunmuştur. Biri "Kemalizm, ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder", diğeri de "Neden her yerde bu adamın (Atatürk) fotoğrafları var diye soracaklar" sözleridir. Öncelikle bir tespit yapmak istiyorum. Benim de yazdığım yazılara, zaman zaman bir tek cümleyi ya da kelimeyi içinden alarak olmadık yorumlar gelebiliyor. Bu işten mustarip biri olarak Atilla Yayla'nın konuşmasının tamamını dinlemeden, ya da deşifrelerini okumadan, önünü, arkasını derinlemesine tahlil etmeden, sebep-sonuç ilişkilerini bilimsel bakış açısıyla değerlendirmeden yapılan yorumların hiçbirini esas kabul etmiyorum. Bu yazıyı kaleme alırken ben de deşifreleri okumuş değilim. Panelde zaten değildim, Allah muhafaza. O nedenle okuyacağınız görüşlerimin de sadece yukarıdaki tırnak içine alınmış ifadelerin çıplak yorumları olarak kabul edilip değerlendirilmesi gerektiğini belirtmeliyim.

"Neden her yerde bu adamın (Atatürk) fotoğrafları var diye soracaklar" sözleri, her şeyden önce şık değildir. Atilla Bey, ne ifade etmek isterse istesin, kullandığı dil bu olmamalıydı. Belki de çok doğru fikirleri öne sürdü ya da sürecekti ama bu millet hayatının, üzerine çok büyük değerler atfedilen bir tarihi şahsiyetine "bu adam" ya da "tek adam" kelimeleri ile vurgu yapılması bence de kabul edilebilir bir şey değil. Ta ki batılılar böyle bir eleştiriyi getirseler dahi onlara söylenecek söz, "gidin kendi tabularınızla yüzleşin" olmalıdır. Sevdiğim, saydığım bir Hocam'dan bu sözleri duymak beni de üzdü ama bir diğer üzüldüğüm nokta ise kraldan fazla kralcı, sözümona Kemalist, Mustafa Kemal istismarcılarının ekmeğine yağ sürmesi oldu.

"Kemalizm, ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder" argümanı hangi saikle dile getirilmiştir, bu çok önemlidir. Konuyu ele alırken baz aldığınız paradigmalar, yorumlarken ve eleştirirken bizi farklı sonuçlara götürecektir. Yayla, dün katıldığı bir televizyon programında "Atatürk, ne kadar Kemalist'ti bunu tartışmak gerkir" dedi. Gerçekten de çok ama çok üzerinde durulması gereken bir konu. Bu ülke; müslümanlık adına dini, solculuk adına hakça paylaşım, yoksullukla mücadele, emeğin kutsallığı gibi sosyal konuları, Atatürkçülük adına da Atatürk'ü sömürenlerden, üzerinden geçinenlerden, asalaklardan, iki yüzlülerden çok ama çok çekmiştir. Adının önüne şucu, bucu sıfatını getirenlere, düşünce yapılarının ismini, sonuna "izm"-"ist" harfleri getirilmiş kelimelerle ifade edenlere, lütfen dikkat ve ihtiyatla yaklaşınız.

Gazi Mustafa Kemal, dünya siyasi tarihinin en ilerici isimlerinden biridir. Kemalizm diye bir "izm" gerçekten varsa ve bu Atatürk'ün düşünce sistematiğini ifade ediyorsa; bu doktrinin gericiliği temsil etmesi mümkün değildir, bunu söylemek de abesle iştigal etmektir. Kemalizm adına, Atatürk adına ve hatta cumhuriyetimizin temel ilkeleri adına, bu ülkede geçmişten bugüne, bu konulardan beslenen bazı kişi ve gruplarca fikri terör estirilmiş ve estirilmektedir. İnsanlar yargısız infazlara, sosyal linçlere maruz bırakılmaktadır.

Atilla Yayla'nın en büyük hatası, AKP gibi bir partinin organizasyonunda, böylesine farklı mecralara çekilebilecek bir argümanı ortaya atmasıdır. Kendisini şahsen tanıdığım kadarıyla, Atatürk düşmanlığı ile ilgisi; uzaktan, yakından yoktur. Son derece çağdaş kafalı bir entellektüeldir. Ama AKP kadroları ile olan son dönem münasebetleri, seminer, panel katılımları değerli Hocam'da son yıllarda bir çizgi değişikliği mi oldu sorularını benim de aklıma getirmedi değil.

Yaptığı konuşmanın desifre edilmiş metinleri yayınlanmalı ve düşünen, ölçen, biçen aydınlık beyinler tarafından; önyargılardan, tabulardan uzak, subjektivizmden arınmış, iyi niyetli yaklaşımlarla derinlemesine tahlil edilmelidir. Bu çalışma yapılırken de sakın ola ki ne Atatürk düşmanlarının, ne de Atatürkçülük'ün "A"sından anlamayan sözümona Kemalizm fukaralarının ekmeklerine yağ sürülmemelidir. Hele hele, ne AKP, ne de diğer siyasal oluşumların politik çıkar malzemesi yapmalarına asla müsaade edilmemelidir.

Atatürk, bu millet için hadsiz, hesapsız bir değerdir. Ama o bir insandır, tıpkı bizim gibi. Yüce manevi kişiliğine bir tek çamur atılmadan, yüreklerimizdeki yerine en ufak bir yara konulmadan; düşünceleri ve icraatları, akademik ortamlarda tartışılmalıdır. Tabu olmaktan çıkarılmalıdır. Kendisinin aziz hatırasına saldıranlara ya da aşağılamaya çalışanlara ise tavizlerin en küçüğü dahi verilmemelidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Prof. Yayla'nın söylediği sözlere aldığı tepkiyi sadece konuşmasının içeriğine bağlamak yanlış. Bu konuşmanın bu kadar tepki alması Türkiye'nin içinde bulunduğu siyasi ve sosyal ortamla ilgili daha çok. Ben de bu konuşmaya ve Sn. Yayla'ya son derece tepkiliyim. Ama bugün Atilla Yayla'nın sözlerine bakınca görüyorsunuzki, AB yetkililerinin veya içerideki Cumhuriyet düşmanlarının sözleri ile örtüşüyor. Ben Yayla'nın sözlerini, Türkiye üzerine oynandığına inandığım bir takım oyunların bir parçası olarak görüyorum. Düşünce özgürlüğü, demokrasi gibi kavramların da bu oyunların örtüsü olarak kullanıldığını düşünüyorum. Nitekim Sn. Yayla'ya destek veren İHD'nin ve Mazlum-Der.'in çizgisi de ortadadır. Ben İHD genel merkezinde Apo ve PKK lehine sloganlar atıldığını ve Akın Birdal'ın hiçbir tepki vermediğini, Mamak'ta bayan polis memurunun belindeki silahı alarak, memureyi sakat bırakan militanlara Akın Birdal'ın nasıl sahip çıktığını gören birisi olarak güvenmiyorum.

CYHAN BERKTAS 
 24.11.2006 14:51
Cevap :
Değerli katkınız için çok teşekkür ederim.  24.11.2006 15:29
 

Bugün medeniyet adına övündüğümüz birçok kuruluşu ve yeniliği kendisi yaptırmıştır. Elbette hatalı uygulamaları da olmuştur. Bu anlamda ilmi tartışmalarda, “Tabu” olmamalıdır. Diğer taraftan, yakın tarihimizde ki, birçok olaylar, anlatımları itibariyle çelişkilerle doludur. Biz bu çelişkileri tartışamaz, “tabu” haline getirirsek, gerçek olanlarını nasıl ortaya koyabileceğiz. Benim düşündüğüm “Cennet”, senin düşündüğün “Cehennem” mantığı içerisinde İlim ve İrfan yolunda hızlı adımlarla ilerleme olabilir mi? Çocuklarımız aile içerisinde, öğrencilerimiz okullarda, ilim adamlarımız Üniversitelerde kendilerini ifade edemez ise, Cumhuriyetin, Demokrasinin, Söz ve düşünce hürriyetinin ne anlamı olacaktır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 24.11.2006 10:31
Cevap :
Değerli ve derin yorumlarınız için teşekkür ediyor, size katılıyorum efendim. Hoşçakalınız.  24.11.2006 11:39
 

Medeniyet ve Yakın Tarihimiz (1) Medeniyet; " Hislerin, anlayışların, düşüncelerin akıl, ilim, bilgi, teknoloji ile desteklenerek hayata geçirilmesidir." Bu Özet tarifte de görüldüğü gibi, sizin duygu ve anlayışlarınız, Akıl ve bilgi ile desteklenirse hayata geçmekte, değerli, tutarlı olabilmekte, kabul görmekte ve medeni olabilmektedir. Özgüveni olan insan, ilmi değerlerle yapılacak tartışmalardan kaçmamalıdır. Hatalı ise pardon diyecek bir olgunluğa sahip olmalıdır. Siz değerli olan bir kimseye, haksız olarak bir suçlamada bulunursanız, Bu haksız suçlama, zaman içerisinde yapılacak ilmi tartışmalar ve araştırmalar nedeni ile konu her yönü ile anlaşılacağından, haksız suçlanmış ise kişiyi, daha da değerli kılacaktır. Size, İzninizle, 2.Abdülhamit Örneğini vereyim, Hakkında çok fazla suçlama olan Hükümdarı, bende modaya uyarak, konuşma ve tartışmalarda, “Kızıl Sultan” lakabı ile özdeşleştirirdim. Zaman içerisinde araştırdığımda şunları gördüm;

Canmehmet 
 24.11.2006 10:19
 

Bugün Kemalizmi savunan bir kaç kişinin söylemlerinden yola çıkarak, Atatürk ne kadar Kemalistti acaba diye bir tespitte bulunmak kesinlikle bilimsellik değildir. Eğer bilimsel bir tespit yapacaksak öncelikle Kemalizmin fikir babası olan kişinin ilericilik ve modernizm konularında neler düşündüğüne, kemalizmi nasıl bir düşünce yapısı üzerine ve hangi sosyal ortamda oturttuğuna bakmak gerekmez mi? Yani meseleyi kaynağına göre değerlendirmek gerekir. Bu liberalizmi değerlendirirken liberalizmin en iyi yaşandığı bir kaç ülkedeki bir kaç kötü uygulamayı değerlendirmeye alıp liberalizmi kötülemeye benzemez mi? Sosyalizmi değerlendiriken Bolşevik uygulamalardan yola çıkıp bir değerlendirme yapmak, İslamiyeti Bin Ladin'den değendirmekle eşdeğer olmaz mı. Bu tür yaklaşımları en iyi bilmesi gereken bir profesörün böylesine bir tespitte bulunması en iyi ifadesi ile "Artniyetlilik"tir bana göre.

Hasan Çelen 
 23.11.2006 17:21
Cevap :
Peki Hasan Bey, siz de bu cepheden bakıyorsunuz. Aldık ve kabul ettik görüşlerinizi, renk pınarımıza. Sevgi ve saygılarımla.  22.03.2007 22:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 928
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3581
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster