Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '15

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
220
 

Prof. Dr.Aziz Sancar Türk milleti seninle büyük gurur duydu...

Prof. Dr.Aziz Sancar Türk milleti seninle büyük gurur duydu...
 

Ve bütün Türkiye dün (10.12.15) Sayın Prof.Dr. Aziz Sancar’a verilen 2015 Nobel Ödülü’yle bir kez daha  büyük gurur duydu. 
 
30.Aralık.1896 tarihinde Stockholm'de açıklanan vasiyetnamesiyle Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli bir ödül olan Nobel Ödülü ilk kez 1901 tarihinde verilmeye başlanmış ve nihayet bu yıl (2015) ödülleri meyanında Türkiye’den ABD’de yaşayan değerli bir bilim adamımız  olan Aziz Sancar bu ödülü  Kimya dalında, diğer 2 bilim adamıyla birlikte  ortaklaşa aldı.
 
2015 yılında Nobel Ödülü’ne Kimya, Fizik, Biyoloji, Tıp, Edebiyat ve Ekonomi dallarında layık görülen bilim insanları, ödüllerini İsveç’in başkenti Stockholm’de Stockholm Konsert Huset’te (Konser Evi) düzenlenen törende,İsveç Kralı 16. Carl Gustaf’ın elinden aldılar.
 
Araştırmalarını ABD’de sürdüren Mardin doğumlu genetik bilimci Prof. Dr. Aziz Sancar, bu yılki Nobel Kimya Ödülü’nü İsveçli Tomas Lindahl ve ABD’li Paul Modrich ile paylaştı.
 
Bilindiği gibi, her biri 850 bin euro değerindeki ödüller, Alfred Nobel’in ölüm tarihi olan 10 Aralık’ta törenle sahiplerine sunuluyor. Prof.Dr.Aziz Sancar bu ödülü Kimya Ödülü’nü kazanan diğer iki arkadaşıyla paylaşacaktır.
 
Bu Ödül törenini, Prof. Aziz Sancar’ın bütün ailesi toplandıkları evde televizyon’dan büyük bir gururla seyrettiler ve büyük sevinç duyduklarını söylediler.
 
Her fırsatta sorduklarında , “Ben bir Türküm..” diyen Sancar, aldığı ödülün parasını, ABD’de meydana getirdiği Türk Evi’ne ve burada barınmakta olan Türk araştırmacılara ayıracağını söyleyen Sancar, ülkesini, vatanını unutmayan seçkin bir insan.
 
“ 1997 yılından bugüne Amerika Birleşik Devletleri North Carolina-Chapel Hill'de North Carolina Üniversitesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü'nde görev yapan Prof. Sancar, gerçekleştirmiş olduğu 300'e yakın bilimsel makale ve bu makalelere yapılan 12 binden fazla atıfla, bilimsel araştırmada eşine az rastlanır bir başarıya imza attı.” (Akşam)
 
 Prof.Dr. Aziz Sancar kimin çocuğu?
 
“Mardin’in Savur ilçesinde doğdum. 1946’da. Aslında 10 kardeşiz, iki de üvey kardeşim var. Bir kere hata ettim, sekiz kardeşiz dedim, onlardan bahsetmedim. Aynı babadanız.”
 
2015 Nobel kimya ödülü iki arkadaşıyla birlikte Prof.Dr. Aziz Sancar’a verildi. Nobel’i 2006 yılında Edebiyat dalında kazanan romancı Orhan Pamuk’tan sonra bu ödülün bir Türk’e gitmesi herkesi sevindirdi. 
 
Aziz Sancar’ın Mardin, Savur’lu olması dolayısıyla, bir takım fitne fücurlar , hemen etnik köken aramaya başladılar. Kürt’mü, Arap mı…? Neyin nesi?
 
Etnik kökenini arayanlara, her Türkün göğsünü gururla dolduran, “Ben Türküm” cevabını vererek bütün tartışmaları sonlandıran Prof.Dr. Aziz  Sancar, etnik ve dinsel tartışmaların ötesinde bilimsel kimliğiyle ortaya çıktı ve Türkiye’yi ve Türk eğitim sistemini öven sözleriyle seçkinleşti.
 
Prof. Dr. Aziz Sancar 1946'da Mardin Savur'da 8 kardeşin 7'ncisi olarak dünyaya geldi. Daha sonra da iki de üvey kardeşinin olduğunu söyledi. Ailesinin okuma yazma bilmediği ancak çocuklarının eğitimine çok önem verdiği belirtiliyor. Sancar’ın babası Abdülgani Sancar çiftçi. Annesi Meryem Sancar, ev kadını. 8 öz, iki üvey kardeş var ailede.
 
HDP Mardin Milletvekili Prof. Dr. Mithat Sancar, "Aziz Sancar, babamın amcasının çocuğudur. Çok mutlu oldum. İnsanlık adına gurur duydum, ailem adına gurur duydum, memleketim adına gurur duydum" dedi. (Zaman.com/7.Ekim.15)
 
“Prof. Dr. Aziz Sancar'ın doğup büyüdüğü evde yaşayan yeğeni Abdulgani Sancar, amcasının çok çalışkan olduğunu ve orta okuldan sonra Savur'dan ayrıldığını söyledi. “
 
Aziz Sancar  Savur'da büyüdü. 
 
“Orta 2’ye kadar okul harici ayakkabımız yoktu. Yazın yalınayaktık…” diye anlatıyor o ilk eğitim günlerini.
 
Dili :
 
“Anne-babayla Arapça konuşurduk ama çocuklar kendi aramızda Türkçe konuşarak büyüdük. “ (hürriyet.com/10.Ekim.15)
 
“Ben ilkokul ikinci sınıftayken Kenan Abim evlendi. Eşi Nezihe Yengem de Savurlu. Ankara’ya gidecekler. Harp Okulu’nda bir yıl daha eğitim vardı. Nezihe Yengem Mardin’in dışına çıkmamış. Ona refakat edecek biri lazım diye beni de götürdüler. Ankara Yenimahalle’de oturduk. Ben de o sene Barbaros İlkokulu’nda okudum.”
 
“Evet. İlk başladığımda zorluk çektim. Bilgi yönünden değil de, şivemden dolayı. Çünkü ben Mardin şivesiyle konuşuyordum. “Kürtoğlu, Arapoğlu” bilmem ne diyorlardı. Ben bir sömestr konuşmayı bıraktım. Hiç konuşmadım. O arada mahalledeki çocuklarla oynadım. Sokaktakilerle konuşuyordum ama okulda sadece öğretmen zorladı mı konuşuyordum. Birinci sömestre sokaktaki arkadaşlarımdan güzel bir Orta Anadolu şivesi kaptım. İkinci dönem başladı. Artık beni para versen susturamazsın...” (hürriyet.com/10.Ekim.15)
 
“Prof. Dr. Sancar'ın ilkokul ve ortaokuldayken mum ışığında, zor şartlarda, azimle ders çalıştığını söyleyen diğer yakınları da , "Dünyanın en prestijli ödülünü alması bizleri gururlandırdı. Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi'nde bitirdi. Sonra AB'ye gitti" dediler.
 
Türkiye’de en son Koç Bilim Ödülü almıştı. 
 
ABD'de Kuzey Karolina Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyokimya ve Biyofizik Bölümü'nde ders veren 69 yaşındaki Prof. Dr. Aziz Sancar
 
Gerçi ABD vatandaşlığına geçmiş olsa bile, Aziz Sancar belli ki, ülkesine, milletine bağlı bir insan evladı. Memleketini unutamıyor ve her demecinde vatanına bağlılığını belli ediyor.
 
Ve diğer yandan, Aziz Sancar beyanatlarında Türk eğitim sisteminden övgüyle söz ediyor; ve Türk eğitim sisteminin ABD eğitim sisteminden hiç de aşağı kalmadığını söylüyor.
 
Ama aslında Sancar’ın eğitim hayatına bakacak olursa, orada birkaç devre olduğunu görüyoruz:
 
1.İlk ve ortaokul :
 
Mardin ve Suruç’ta oldukça yoksulluk içinde geçirilmiş, garibanlık günleri.
 
2.Lise eğitimi:
 
Mardin lisesi’nde geçirilmiş, son derece başarılı günler.
 
3. İstanbul Üniversitesi, Tıp fakültesi:
 
4.ABD geçen Lisansüstü eğitim deneyimleri ve çalışmaları.
 
Şimdi bu eğitim hayatını biraz daha incelikle gözden geçirerek, Sancar’ın başarısının nedenlerini görelim.
 
İlk ve ortaokul:
 
On çocuklu çiftçi bir ailenin bir bireyi olarak, her ne kadar göstermiyorsa da Aziz Sancar’ın zor günler geçirdiği bellidir. “Bir çift pabucu yalnız okula giderken giyerdik,” diyor. Demek ki hayat onlar için hiç de kolay değildi . 
 
Ama Sayın Sancar o günlerinden hiç de yakınır gibi görünmemektedir. Özellikle öğretmenlerinden sözettiği zaman onlara hiç toz kondurmamaktadır. Belli ki Aziz Sancar’ın Köy Enstitülü öğretmenleri olmuştur ve onlardan yararlandığı çok bellidir. Onlardan övgü ile sözetmektedir. Bu da Köy Enstitüleri lehine verilecek olumlu bir notu göstermektedir.
 
Esasen, Sancar Türk Eğitim hayatından ve okullarından ve öğretmenlerinden övgüyle sözetmektedir. Onları zaman zaman ABD okullarıyla karşılaştırmakta ve onlar kadar yararlı kabul etmektedir.
 
Doğal olarak Sancar’ın hayatında başlangıcından itibaren güçlükler vardır. Dikkat ederseniz Aziz  evde okumasız-yazmasız olan annesi (Meryem) ve babası (Abdulgani) ile Arapça konuşmakta fakat arkadaşlarıyla Türkçe konuşmaktadır. Yakın akrabalar arasında sadece (dedesi) annesinin babası eski yazıyla okuma yazma bilmektedir ve cami imamıdır. Meryem Hanım Kur'an okumasını babasından öğrenmiştir. Herhalde ailenin bu durumu Aziz’in okul hayatına da etki etmiştir  ama, Aziz Sancar bütün bu güçlükleri kendi iradesiyle aşmasını bilmiştir. 
 
İlkokul 2. Sınıf’ta Aziz Sancar’ın hayatında önemli bir değişiklik olur. Abisi Kenan Sancar’ın (daha sonra Emekli Tuggeneral) Savur’dan evlendikten sonra Ankara’ya atanmasından dolayı, onları yalnız bırakmamak için küçük Aziz Sancar da, onlarla birlikte Ankara’ya gönderilmiştir.
 
Gittiği Ankara’da devam ettiği Barbaros İlkokulu’nda arkadaşları Aziz Sancar’ın diliyle alay etmişler; o da bir yarıyıl hiçbir arkadaşıyla konuşmamıştır. Ama 2. Yarıyıl Ankara’nın aksanını iyice kapınca arkadaşları ve öğretmeniyle çok rahat ilişki kurmuştur. Aziz Ankara’da herhalde iki yıl kalmıştır.
 
Sayın Sancar okullarında ve sınıflarında çok rahat ve çok başarılıdır. Derslerini iyi dinlemekte ve çok çalışmaktadır. Bu başarısı Ankara’da öğretmeninin gözünden kaçmaz. Öğretmeni durumunu  abisine anlatmak için onu okula çağırır; abisi de biraz çekinerek okula gider.
 
Fakat öğretmeni Aziz Sancar’ın öğrenme durumunu, zekasını çok över ve: “Bu çocuk özel. Siz bunun üzerinde durun. Bir yerlere varacak,” diye dikkatlerini çeker.
 
Kendisiyle söyleşi yapan gazeteciye okulları için şu sözleri söylüyor: “ O dönem okullarımız harikaydı. Olağanüstü öğretmenlerimiz vardı okullarımızda. Oradaki ilkokul eğitimini buradaki ABD’lerinin en iyi ilkokullarında verirler mi, vermezler mi bilemiyorum.”(hürriyet-Pazar.11.Ekim.15)
 
Aziz Sancar her fırsatta eğitim sistemimizi ve okullarımızı, öğretmenlerimizi övüyor.
 
Ankara’da bir yıl okuduktan sonra yine Savur’a dönüyor. İlkokulu ve ortaokulu Savur’da okuyor. Fransızca öğretmenim Fransa’da eğitim görmüştü , diye öğretmenini övüyor.
 
Küçük yaşlarda mahelle mektebine Kur'an öğrenmek için gönderildiğini söylüyor. Fakat hocası, falakayla dövünce bu mektebi bırakıyor. Ama daha sonra kendi kendine Kuran’ı okumayı da beceriyor.
 
Lise:
 
Aziz Sancar Liseyi Mardin’de okuyor. Dersleri gayet iyi. Çok başarılı bir öğrenci. Hatta Lise son sınavlarında bütün notlarının 10 olduğunu söylüyor. Bir tek 9 veren müzik öğretmeniymiş. Sancar : Müzik öğretmenimin hakkı vardı., müzikte başarılı değildim, diyor. 1960 Müdahalesinden sonra gençler arasında sağcılık-solculuk ayrımı başlıyor. Aziz Sancar ülkücü kanatta yer alıyor ama biz lisede kavga etmezdik, diyor.
 
Lise tabii, o zamanların tam anlamıyla Cumhuriyet Lise’si. O tarihlerde Anadolu’da çok sağlam, üniversite gibi iyi yetiştiren, iyi öğretmenlere sahip olan liseler vardı. Aziz Sancar belli ki o liselerden birinden mezun olmuştur. Okuluyla gurur duymaktadır.
 
Lise’sinden 6 arkadaşı Tıp Fakültesi’ni kazanmıştır. Bunlardan biri de Aziz Sancar’dır. Sancar, 1963’de üniversite giriş sınavında aldığı yüksek puanla istediği iki alandan birini seçer, kimya yerine tıp okumaya karar verir. Arkadaşlarının çoğunluğu Tıp Fakültesi’ne gitmek isterken. Fen-Edebiyat Fakültesi’nin Kimya Bölümüne gitmek istemiştir. Fakat arkadaşları onu Tıp Fakültesine gitmek için ikna etmişlerdir.
Aziz Sancar lise’yi Birincilikle bitirmiştir.
 
Üniversite :
 
Artık Aziz İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisidir. 
İyi bir öğrenci olmuştur. Adeta kafasını kaldırmadan durmadan okumuştur.
Bu arada: “Bu arada bütün Türk, Fransız, Rus klasiklerini okudum. Sinema yok. Tiyatro yok. Hiç gidemedim…”
1969 . Aziz  Sancar İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden (M.D.) derecesini almış ve mezun olmuştur.
Öyle çalışmıştır ki,  altı yıl sonra Tıp Fakültesini bitirdiği zaman hala İstanbul’dan haberi yoktur. Arkadaşlarıyla birlikte hadi Topkapı Sarayı’nı gezelim, derler. Fakat görmek için  otobüsle, Topkapı Surları’nın bulunduğu yere giderler … Bu kadar İstanbul’dan habersizdir. Şimdi bile, “Hala İstanbul’u çok iyi bilmem,” demektedir.
 
Lisansüstü Eğitimi:
 
Yaklaşık iki yıl Mardin Savur'da kaldıktan sonra TÜBİTAK'ın bursuyla Aziz Sancar ABD'ye gitti.
 
Aziz Sancar , biraz Franszca bilmektedir ama İngilizce öğrenmek ve ileri deneysel bilim yapmak için ABD’ne gitmek istemektedir. Çünkü onun düşüncesinde bilim denilince öncelikle ABD akla gelmektedir. Gitmek için TÜBİTAK Bursu bulur.
 
Önce Baltimore’daki John Hopkins Üniversitesine gelir. Niyeti Biyokimya dalında ileri araştırma yapmaktır. Fakat İngilizce’si olmayınca çok sıkıntıya girer ve bir buçuk yıl sonra Türkiye’ye dönmeye mecbur kalır.
 
Türkiye’ye dönmesinin bir nedeni de Aziz Sancar’a ABD vatandaşlığının teklif edilmesi ve o tarihte onun bunu reddetmesi dolayısıyla üniversite ile ilişkisinin kesilmesiydi.
 
1973’de Savur’a Tıp Doktorluğu yapmak için döner.
 
TÜBİTAK yetkilileri bu kez onu İngiltere’ye gönderirler. 6 ay kadar İngiltere'de kalıp para biriktirdikten sonra “En iyi bilimin ABD’de yapılacağı” kanısıyla tekrar ABD'ye gider.
 
John Hopkins’de İngilizce sorununu çözünce o bu kez derslere girmeye başlar.
 
Fakat asıl hocası Stan Rubert (prof.Emeritus)Teksas’a gittiği için, o da onun peşinden Teksas Üniversitesine gider orada uzun süre araştırmalarını yaparken Laboratuvarda yaşar.
 
Dallas, Teksas Üniversitesi’nde Moleküler Biyoloji dalında DNA onarımı üzerine doktorasını 1977’de tamamladı.
 
1982. Yale Üniversitesi’nde de DNA onarımı üzerine doçentliğini aldı. 
 
Sancar, 1982’de UNC Chapel Hill’de biyokimya ve Biyofizik alanlarında çalışmaya başladı.
 
Daha sonra , Kuzey Caroline’da çalışmaya başladı.
 
2005’te Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’ne, 2006’da Türkiye Bilimler Akademisi’ne Asil Üye olarak seçildi. 300’e yakın makaleye imza atan Sancar, Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi’ne kabul edilen 3 Türk’ten biri oldu.
 
Sancar, “Türkiye’de o zamanlar yüksek derecede temel bilim yapma olanağı yoktu. O nedenle ABD’ye geldim. O dönemde temel bilimlerde imkânlar sınırlıydı. Ancak artık Türkiye’de imkân var” diyor.
 
Prof. Dr. Aziz Sancar ABD'li Paul Modrich ve İsveçli Tomas Lindahl ile birlikte , 2015 Nobel Kimya Ödülü'nü aldı.
 
Bu ödül bir insan için, bir Türk insanı için ne büyük ödüldür.
……………………..
 
1977.  Dallas'ta Teksas Üniversitesinde doktorasını, Moleküler Biyoloji dalında, DNA onarımı üzerinde  tamamladı. 
 
Dr. Sancar Yale Üniversitesi'nde yine DNA onarımı dalında doçentlik tezini tamamladı. 
 
1982 yılında UNC Chapel Hill'de Biyokimya ve Biyofizik alanlarında çalıştı. 
 
…………………………….
 
Eğitimi:
 
M.D. 1969 Istanbul Medical School, Istanbul
M.S. 1975 University of Texas at Dallas, Dallas, TX - Molecular Biology
Ph.D. 1977 University of Texas at Dallas, Dallas, TX - Molecular Biology
 
 
Profesyonel Tecrübesi – Mesleki Geçmişi:
 
1997-present Sarah Graham Kenan Professor
 
1988-1997 Professor of Biochemistry, University of North Carolina School of Medicine, Chapel Hill, NC
 
1982-1988 Associate Professor of Biochemistry (primary) and Radiology (secondary), Lineberger Cancer Research Center, and Genetics Curriculum, School of Medicine, University of North Carolina at Chapel Hill, Chapel Hill, NC
 
1977-1982 Research Associate, Yale School of Medicine, Department of Therapeutic Radiology, New Haven, CT
 
1974-1977 Teaching Assistant, University of Texas at Dallas, Department of Molecular Biology, Dallas, TX
 
1972-1973 Medical practice, Turkey
 
1971-1972 NATO Fellow, Johns Hopkins University, Department of Biochemistry Baltimore, MD
 
1969-1971 Medical practice, Turkey
 
 
PROFESSIONAL SOCIETIES:
 
Member of American Society for Microbiology since January 1983.
Member of American Society of Biological Chemists since June 1983.
Member of American Chemical Society since January 1987.
Member of Lineberger Cancer Research Center since September 1984.
Member of Genetics Curriculum, UNC-CH since September 1985.
 
 
HONORS AND AWARDS:
 
1969 M.D., Summa Cum Laude (first in class of 625)
1965-1969 NATO Scholarship
1971-1973 NATO Fellowship
1984-1989 Presidential Young Investigator Award from the NSF
1990 American Society for Photobiology Research Award
1995 Associate Fellow, Third World Academy of Sciences
1995 Turkish Scientific Research Council Basic Science Award
1997 Sarah Graham Kenan Professor
2001 North Carolina Distinguished Chemist Award (ACS).
2002 Miller Visiting Professor (Berkeley)
2004 Fellow of the American Academy of Arts and Sciences
2005 Fellow of the American Academy of Microbiology
2005 Member of the National Academy of Sciences USA
2006 Honorary Doctorate from Bilkent University, Turkey
2006 Turkish Academy of Sciences
2007 Turkish Koç Award
2009 University of Texas at Dallas Distinguished Alumni Award
 
Öğrettiği Dersler:
 
Course director: Biochemistry 631 “Advanced Molecular Biology I” Fall Semester.
Lecturer in the same course (14 lectures).
 
Aldığı Burslar:
 
Active Support
a) National Institute of General Medical Sciences, R01-GM31082-28.
"Role of Cryptochrome in DNA Damage Responses and the Circadian Clock"
Aziz Sancar, Principal Investigator; 30% effort 
Period of support: 7/1/10-6/30/14
Cost of entire project: $2,772,332
Annual direct cost: $334,391.00
 
b) National Institute of General Medical Sciences, R01-GM32833-29.  
“DNA Excision Repair and DNA Damage Checkpoints”
Aziz Sancar, Principal Investigator; 30% effort
Cost of entire project: $2,457,644 
Period of support: 4/1/12-3/31/16
Annual direct cost: $420,990.00
 
c) Virginia Polytechnic Institute, DARPA award 5-44255
“Involvement of a Cryptochrome-Based Radical Pair Mechanism in Magnetoreception”
Aziz Sancar, Principal Investigator; 5% effort
Cost of entire project: $ 
Period of support: 10/1/11-9/30/14
Annual direct cost: $57,880.00
 
Profesyonel Hizmetleri:
 
2000-present Editor:  Journal of Biological Chemistry 
2008-present Member:  Biochemistry Search Committee
 
Kendi Özgeçmişi:
 
“My areas of expertise are (1) cellular responses to DNA damage including DNA repair and DNA damage checkpoints, and (2) molecular mechanism of the circadian clock.  My lab has made significant progress in both areas in the past 5 years.  We plan to build upon these accomplishments and apply our findings to translational research in cancer chemotherapy.
I continue to serve as the course director of Advanced Molecular Biology (BIOC631).  In this course I aim to teach students the latest developments in molecular biology/biochemistry, and teach the course in a participatory manner so that the students learn to analyze research papers critically and with emphasis on proper controls and quantitative analysis of the data.”
 
Prof.Dr. Aziz Sancar’la artık yalnız Türkiye değil, ABD ve bütün dünya bilim insanları gurur duyuyor.
 
Keşke onun gibi birkaç bilim adamımız her yıl bu kürsülere çıksalar. Ama hiç de kolay değil.
 
Nurten Yiğit Tartaç bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Erdal Ceyhan, "Tartışmak gelişmektir" diyerek izninizle devam edelim. Görüşlerimiz arasında, "İngilizce öğrenmek haramdır-günahtır!" diye bir ifade mi vardır ki, karşı görüş belirtmişsiniz? Konuya dönersek; Bilgi (kitap okumak) hammallıktır. Eğer, ondan yeni bir bilgi üretemiyorsanız. Yabancı lisan da böyledir. Birkaç dil bilen insan bununla ne yapacaktır? a)Kitap tercümesi ile halkı aydınlatmak, b) İlmi çalışmaları için malzeme toplamak (Ki;yok!) d) İstihbarat için o ülkelerde yaşamak! e)Geçinmek için yabancı şirketlerinde çalışmak. Ana sorunumuz; Bir ingiliz-Fransız, Yılda 21 (yirmibir) kitap okurken; Bizler, yedi yılda bir kitabı okur gibi yapmamızdır. Okunan bir kitapta da "aşk romanı" imiş! Halk olarak bilmiyor, bilmediğimizi de bilmiyor; okumuyor, araştırmıyor, ancak, bilgisiz fikir üretiyoruz. Dört evladımız var, hepsi Anadolu Liselerinde eğitim aldı, ancak, okulda öğrenemedikleri Y. Lisanları (konuşmayı) işyerimizde öğrendiler. İşte hikayemiz! Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 15.12.2015 13:55
Cevap :
Kitap okumayı ve yabancı dil öğrenmeyi hamallık sayıyorsanız, ben ne yapayım..! Saygılar.  15.12.2015 17:29
 

Her insanın gurur duyacağı bir isim o Erdal Hocam ve Türkiye'nin böyle değerlerine sahip çıkması gerekiyor çünkü kolay yetişmiyor böylesine değerli insanlar ve başarı asla tesadüf değildir, disiplin gerektirir. Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 14.12.2015 20:19
Cevap :
Çok haklısınız ama onu ve onun gibi nicelerini "beyin göçü" sonucu öteki ülkelere kaptırdık.. Aziz Sancar bile ABD'li olmadan Nobel Ödülü alamadı, desteklenmedi..! Teşekkürler, saygılar.  15.12.2015 0:39
 

Değerli Erdal Ceyhan, Sorun, "Ülkemiz neden ilim insanı yetiştiremiyor?" değil; Sorun, ülkemizde neden ilim insanı yetiştirecek bir sistemi kurmadığımızdır. Ülkedeki nitelikli (zeki-iyi eğitilmiş) öğrenciler, "iyi bir gelecek!" adına yabancı okullara ve dışarıya gitmekte, bu gidişle de ülkemiz iki kez zarara uğramaktadır. a) Zeki insanlarını kaybetmekte b) Lise-üniversite tahsili için harcadığımız para-emek-zaman, onların kaybı ile katmerleşmektedir. Okuyan bir toplum olmadığımız için, medyanın (Ki, onlarda yabancıların kontrolünde-ortaklığındadır) gazına gelerek, bize ait olmayan, bize yararı olmayanlarla kendimizi aldatıyoruz. Özet; Ülkemizde (yabancıların kurduğu sistemle), kendi değerlerimiz aşağılanmakta, hiç kimse de aşağılanan değerlere hizmet etmemekte; bu anlayışla (piyasa tabiri ile) "Kapağı dışarı atmakta!", veya ülkemizdeki yabancı şirketlere memur olmaktadır. Yoğun ingilizce öğretiminin altında bu şirketlere memur kazandırmak vardır. İlginç değil mi? Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 14.12.2015 16:34
Cevap :
Haklı olabilirsiniz. Sizin söylediğinizden çıkarılacak şey şudur: İngilizce katiyen öğrenmeyelim; öğretmeyelim... Bize Arapça; Osmanlıca yeter... Bu mu?  14.12.2015 19:26
 

Kıymetli öğretmenimiz Sayın Erdal CEYHAN: Ülkemizde böyle insanlara ihtiyacımız var.Gerçekten Prof.Dr. Aziz Sancak ülkemizin gururu oldu.Sıradan bir insan ayrıca çok da mütevazı çok sevindim.Allah sağlık versin.Saygılar sunuyorum size sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 14.12.2015 15:25
Cevap :
Büyük bir adam ve aynı zamanda büyük bir bilim adamı.. Ve her şeyden öteye örnek bir insan. Saygılar bizden..  14.12.2015 16:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 834
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster