Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '06

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
5454
 

Profesyonel olabilmek

Profesyonel olabilmek
 

İşte kilit nokta bu. Profesyonel olabilmek.. İş yaşamında karşılaştığınız olaylara profesyonelce yaklaşabilmek.. Özel sektörde çalışıyorsanız eğer tekrar düşünün derim. Neden mi ? Hani aranılan özelliklerde hep ilk sıralarda gördüğümüz bir özellik vardır. “Esnek çalışma saatlerine ayak uydurabilme”. Bu istek gün geliyor ayak uydurmaktan çok eziyet halini alıyor. Bir defa kabul etmişsin geri dönemiyorsun da. Ne yapmalıyım diye düşünmeye başlıyorsun sonra.

Devam mı tamam mı demek için, içinde bulunduğun durumu değerlendirmeye başlıyorsun önce;

- Sektöründe iyi konumda olan bir şirkette çalışıyorsun

- Personel (deneyimli) ve kullanılan donanım açısından tam senin istediğin gibi

- Mesleğinle ilgili tüm işlerin yapıldığı bir yer (tek bir işe odaklanma yok tüm işlerde var olan bir sistem)

- Yapılan işlerde önemli bir pozisyondasın

- İşi çabuk kavrıyorsun ve bu farkediliyor (ki önemli bir faktör bu)

- Verilen işi hızlı ve çabuk yapabiliyorsun ve bu sana bir artı kazandırıyor.

Buraya kadar her şey tamam. Çok iyi diyorsun iyi bir yerdeyim ve personel olarak diğerlerinden farklı olduğun biliyorsun ve fark ettiriliyor da bu sana.. bir de bu işin olumsuzluklarını önem sırasına düşünmeye başlıyorsun;

- Bakıyorsun bir değil birkaç tane patronun var

- İş yaşamının olmazsa olmazı HUZUR kavramın kalmamış

- İş dağılımında ciddi sıkıntı yaşanıyor buna rağmen bir şekilde çabalarla iş bitiriliyor.

- Her iş üzerine kusursuz bitmiş olsa bile bir şikâyet alıyorsun

- Hani farklısın ya diğer personellerden görevin olan olmayan her şeyden sen sorumlu tutuluyorsun

- Kaldıracağının üzerinde bir iş yükünü almış durumdasın (buna karşın yetiştirme çabası içinde durmadan çalışıyorsun)

- Tatile çıktığın zaman telefonun hiç susmuyor.

- Hafta sonu, akşam her daim çalıştığın için zaman kavramın kalmıyor

- Ailen arkadaşlarını görme zamanın neredeyse hiç yok

- Maaşını zamanında alamamak gibi sorunlar yaşıyorsun

- Anlaşamadığın çalışma arkadaşlarına sahipsin. Bu da takım ruhunu bozduğu için işlerin aksamasına sebep oluyor.

Değerlendirme bittikten sonra bakıyorum eksiler artıları geçmiş durumda. Düşünüyorum profesyonel olmayı başarabilseydim bu durumda ne yapardım . Hemen kendime bir iş arar, bulur bulmaz profesyonel olmanın getirisi ile iyi şartları olan yeni iş yerini tercih ederdim. Özel sektör bunu gerektirir çünkü. Şartlar nerede iyiyse orada olmak en doğalıdır.

Fakat benim yapamadığım da bu işte. Profesyonelce davranamamak. Çalıştığın şirketi ve yaptığın işi sanki kendininmiş gibi kabullenip, bütün zamanını o işe ve işyerine verip, tüm olumsuzluklara rağmen buradan ayrılamamak. Artık bir zaman kavramın yok. Kendinden uzaklaşmışsın. Sakin bir ruh halin varken her an saldırmaya hazır sinirli bir ruh haline bürünmüşsün. İş yerin ve yönetimin üzerinde ciddi bir baskı oluşturmuş hareket etmekte zorlanıyorsun. Her şeyi bırakıyorsun ilk zamanlarda oluşturduğun bir aile ortamı ve bağlılık var ki ayrılmakla buna ihanet edeceğini düşünüyorsun. Hadi bakalım karar ver şimdi.. Tamam mı devam mı ? Ah diyorum bir profesyonel olmayı başarabilseydim ve bu şekilde bakabilseydim işime.

Profesyonel olmayı başaranlardan mısınız? O zaman sizi Türkiye şartlarında bu işsizlik ve sıkıntı içinde bunu başaranlardan olmanız sebebiyle tebrik ediyorum..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

olan firmalardan birindeyim ben de. Bakıyorum tam 15 yıl olmuş. Ne gece ne gündüz belli. Ne yaz ne de kış. Yazlığımda üst üste 10 gün kalabilmiş değilim 15 senedir. 3 günlüğüne deyip, çamaşırsız çorapsız gittiğim iş gezilerinden kocaman bir valiz dolusu giysilerle döndüğümü bilirim. Memnunum demek ki, hala bu şirketteyim. Ya da mutasyona uğradım da haberim mi yok? Sevgiler

MuDo 
 07.10.2007 14:15
Cevap :
Okula başladığım dönemde GIS çalışmaları üzerine valilik bünyesinde kurulan CBSM biriminde stajla başladım. Sonra 2. sınıf ve burslu olrak devam. Ama kamu kurumu tarifesinden değil. Yani 8-5 değil. Okul çıkışı ve dayanabildiğin saate kadar. Genç ve hevesli bir kadro olması mesai saatini kaldırıyordu. Mezun olduktan sonra o zamanın valisi değişti ve önce birim kapatıldı sonra bizler gönderildik. Arkasından özel sektörde devam. Klasik haritacılığa sert bir dönüş. Önce bocalama, sonra öğrenme süreci. 4 yıl geçti ve öğrenilecek çok şey var. Bazen o özel sektör çekişmelerinden öyle bunalıyorum ki, kaçmak istiyorum. Bazen de dört elle sarılıyorum. Sadece huzur istediğim, çalışma saatlerinin hiç önemi yok. Bu yazıyı yazdığım dönemlerde ciddi sorunlar yaşıyordum. Şimdi de sorunlar var ama biraz daha sabırlı olmayı öğreniyorsunuz. "Harita Hayattır" ve seviyoruz mesleğimizi... Böyle devam etmesi dileğimle... Sevgiler.  07.10.2007 16:47
 

bir yanlış bir doğruyu götürür durumda çalışyoruz-(um). Kamu sektöründe çalışan biri olarak...... Kamu sektöründe tecrübeli olan bir çalışanın özel sektöre geçmesi (ne kadar çok istiyor olsada) ise; bilhassa blog başındaki ESNEK SAATTLER ve blog sonundaki genellemeler sebebiyle (genellikle) düşüncede kalıyor. işyerinin sana hiç bir getirisi olmaması bilâkis artık senin kendinden ödün veriyor olman. Kişiliğinin değişmesi!! oldukça sakin ve neşeli biriyken tam aksine dönüyor olman ve buna engel olamaman.... ahh hoşsada yarama tuz bastın:( konuşacak çok şeyim var benim bu konuda:).. işyerinde mutlu-huzurlu olmak çoook önemli... iş hayatıma objektif bakabiliyorum ama profesyonel olmak....!!!!

Düş 
 20.02.2007 20:51
Cevap :
Özel ya da kamu gerçekten gereken tek şey huzur bencede... Huzurlu bir ortamda çalıştıktan sonra çalışma saatlerinide çok önemsemiyor insan..Ama huzur yoksa o sakin tavırlı insan sinir küpü birine dönüşebiliyor.. Ne diyeyim hepimizin Allah yardımcısı olsun:))) Sevgiler...  21.02.2007 9:36
 

ya kesinlikle seninle aynı fikirdeyim ..işimden sıkıldığım an iş aramaya başlıyorum görüşmeye çağrıldığım zaman ise yöneticim ile aram düzeliyor ve iş yüküm o gün azalmış oluyor akabinde ben görüşmeye gitmiyorum.belki daha iyi bir iş olacak ama malesef ki ben kaçırmış oluyorum ve sonra çok pişman oluyorum.iş yerinde öyle bir an geliyoki istifamı verip arkama bile bakmak istemiyorum ama ya iş bulamazsam diye korkuyorum.ya da benden sonra gelen bu işi yapabilecek mi diye düşünüyorum.çok sevdiğim bir masam bilgisayarım ve bana ait olan işlerim var.bende tebrik ediyorum bu başaranları....

eda iltersu 
 27.10.2006 23:01
Cevap :
Evet Eda aynı durum benim içinde geçerli. işyerime ve yaptığım projelerime değişik bir bağım var kopamıyorum bir türlü. artık masan bilgisayarın sanki hayatından hiç çıkmaması gereken nesneler haline gelmiş oluyor bir zaman sonra. Onları bırakıp gitmek yarı yolda bırakmak gibi geliyor. bu durumu yaşanlara huzur ve güzellikler diliyorum sadece. bırakıp gidemekdikleri iş yerleri için. Sevgiler...  28.10.2006 10:07
 

Sömürülmemek için bence amatör ruhtan sıyrılmak lazım. Hassas ve ince ruhlu insanlar bence yüreklerine taş basıp memnun olmadıkları ortamlardan ayrılmalı. İş bulamama korkusu sömürülmeye neden oluyor bence. Bu korkuları işveren anlarsa daha da kötü oluyor. Cesaret başarının fitilidir. Saygılar.

Belma ÇOLAK 
 19.10.2006 0:58
Cevap :
Haklısın cesaret başarının fitilidir. anlatmak istediğim sömürülmek değildi. sadece huzursuz bir ortamda profesyonel davranamamaktı. bağlı oldunuz bir şeyi bırakıp gidememekti. ama eğer sömürülme gibi bir durum olursa iş bulamama kaygısı olsa bile kimse dayanıp bu duruma kalmaz eminim..Sonuç olarak çalışma azmi olan mutlaka iş bulur..saygılar  19.10.2006 16:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 194
Toplam yorum
: 2196
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1516
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster