Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ağustos '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1135
 

Projeler birer hayal midir?

Projeler birer hayal midir?
 

hayal edin...


Hayal kurmak insanın ufkunu geliştirir. Bir yazarın, bir liderin, bir bilim insanının ilk adımı “hayal etmek”tir. Yazar, yazmaya başlamadan evvel, yazacağı metni, metinde yer vereceği fikirleri ve kişileri, duyguları; metni yazdıktan sona okuyucularının etkilenmelerini ve nihayetinde kendisinin duyacağı hazzı hayal eder. Bir lider, toplumu harekete geçiren söz ve eylemlerini gerçekleştirmeden önce, belki tüm çocukluğu boyunca, neler yapabileceğinin fotoğrafını defalarca görmüştür. İşte, tam karşısında duran karede toplumu nasıl ileriye götürmüş; toplum ona nasıl da ihtiyaç duymuş, inanmıştır. Mimar Sinan, çocukluğundan beri köyüne bir köprü yapmayı hayal etmeseydi, o muazzam eserlerini gerçekleştirebilir miydi? Julles Werne, “80 Günde Devr-i Âlem” kitabında bir denizaltı hayal ettiğinde insanlar onunla alay etmişlerdi. Ama insanlık tarihi için kısa sayılabilecek bir süre sonunda, denizaltı insanlığın emrine girdi.

Oturduğumuz yerde, gözlerimizi gökyüzüne dikerek, biraz rehavet kokan pembe hayaller kurmuyorsak; hayallerimizi azmimiz ve cesaretimizle destekliyor, kendimize güvenerek, tüm eleştirilere rağmen belli bir plan dahilinde istediğimize odaklanıyorsak, hayallerimizin gerçekleşmemesi için hiçbir neden yoktur. Böylelikle, güçlü hayaller, karşı konulmaz hakikatlere dönüşür.

Hayatta, hiçbir dayanak noktası ya da bir şeyler yapma çabası bulunmayanlarla, karşılarındaki insanların hayallerinin gücünü hesaplayamayanlar değil; hayallerinin peşinden ısrarla koşanlarla, hayallerini gerçekçi temeller üzerine bina edenler ve bunlarla birlikte, başkalarının hayallerini küçümsemeyip, ötekinin hayallerine de fırsat verenler hep kazanmıştır.

”Gerçekçi hayaller kurmak” birçok meziyetin bir arada bulunmasını gerektirir: Yeteneğiniz, ilginiz, merakınız ya da birikiminiz olan konularda hayallere sahip olabilirsiniz. İyiyi, güzeli, faydalıyı hayal edebilmeniz için tüm insanları, insanlığa hizmeti sevmelisiniz. Böyle yapmazsanız enerjinizi “yapıcı projelere” değil “yıkıcı davranış kalıpları” na harcamış, hayatı teğet geçmiş olursunuz. Unutmayın ki, sadece istemek boş bir hayalden ibarettir. Bu boş hayalin içini doldurmak için, bizi saran gerçekleri görmek; bu gerçekleri birer fırsata çevirerek kendimizi, çevremizi ve insanlığı geliştirmek, insanları sevindirebilmek, onları mutlu edecek faydalı işlere imza atmak ise kuvvetli ve gerçekçi hayaldir.

Demek ki, hayal etmek, sanılanın aksine, boş bir eylem değildir. Hayalden gerçeğe giden çizgide; bir şeylerle donatıldığımızın farkında olmak, donanımlarımızı sürekli geliştirmek şarttır. Bunun için, kendimize sonsuz güvenle, başkaları ile birikimlerimizi paylaşma ya da başkalarının donanımlarını paylaşabilme yürekliliğini gösterebilmek; bu uğurda belli bir zaman, belli bir çaba harcamak; hayalden gerçeğe uzanan bu yol için bir “yol haritası”, rota çizebilmek; yani planlama yapabilmek gerekir.

Son dönemlerde, eğitimin gündemine “proje”, “proje tabanlı eğitim”, “proje hazırlama”, “proje yarışmaları” gibi kavramlar girdi. Ve bizler, her yeni şeye şüpheci yaklaştığımız gibi, bu kavramlara da mesafeli yaklaştık. Veya tam tersine , “birileri söylüyorsa, denemişse iyidir” mantığıyla sorgusuz sualsiz, özümseme ve anlama gereği duymadan her yaştaki çocuğa proje yaptırmaya kalkıştık. Bazen, öyle ileri gittik ki, küçük bir çocuğa proje konusunu verirken; aslında o projeyi ancak anne ve babasının bir araya gelip yapabileceğini bile bile proje yaptırma sevdamızdan vazgeçmedik. İki yaklaşım da hatalıydı. Önce projenin özünü öğrenmeliydik. Anlatanlara, deneyimlerini paylaşanlara, proje üretmek isteyen her yaştaki insana eylemlerini gerçekleştirebilmeleri için cesaret ve fırsat vermeliydik. Onları dinlemeli ve onları anlamaya çalışmalıydık. Sonra kendi kararımızı verecektik. Belki de, tek başına karar veremeyeceğimizi anlayacaktık. İnanın bu bir hayal değil; hatta, o zaman ilk projemizi gerçekleştirecek ve projenin adını “uzlaşma ve anlaşma” koyacaktık.

Hep söylüyoruz;”hayat bir öğrenmedir ve öğrenmenin sonu yoktur.” Eski öğrendiklerimiz ve eski alışkanlıklarımız içinde vazgeçilmez güzellikler olabileceği gibi ayıklanması gerekenler de vardır. Yine aynı şekilde, belki de daha önce denenmişin, eskimişin halinden ders alınarak oluşturulan yenide de ( yeni ortaya atılan bilgilerde, gruba yenilikleriyle katılan yeni kişilerde de) güzellikler, insanı daha donanımlı ve mutlu kılacak, ihtiyaçlarını karşılayacak çok değerli bilgiler olabilir. Burada önemli olan, önyargısız ama eleştirel gözle eskiye ve yeniye bakmak; eskiden ve yeniden ayrı ayrı veya beraber nasıl yararlanabileceğimizin yolunu bulmaktır.Tabii ki, tüm bu eylemleri ne zaman hayata geçirebiliriz? Kendimiz ve insanlık için “Büyük Hayallere” sahipsek… Bu hayaller için azimli, kararlı ve cesaretli isek…

Proje konusuna yaklaşımımız, bana göre, şöyle olmalıdır: Önce aklımıza gelen soruları sıralamalıyız. Nedir proje? Bir yararı var mıdır? Proje, insanın hayallerini süsleyen, tüm insanlığın yararını düşünerek tasarlanmış, dışa vuramadığı isteklerinin gerçekleşmesi için bir fırsat mıdır? Böylesine bir fırsatı öğrencilere ve öğrenmek isteyen herkese hangi yollarla sağlayacağız? Proje, öğrenme etkinliğinin tamamı mı, yoksa sadece bir parçası mıdır? Son olarak; proje sevimli bir hale hangi şartlarda gelir? Şöyle bir çırpıda aklıma gelenleri sıralayıverdim. Sizin de aklınıza daha onlarca soru gelebilir. Zaten, biliyoruz ki, soru sormaya başladıysak çözüm yollarını da bulmaya başlamışızdır.

Tüm soruların cevabını birer birer yazmanın anlamı yok. Herkes, öncelikle de eğitimciler, bu soruları düşünecektir. Aslında, ne zamandır kafa yormaktadırlar da… Ben, bunun yerine sizlere eğitimin en önemli amaçlarından birini hatırlatmak istiyorum: Bu önemli amaç; “insanın kendini gerçekleştirmesine imkan vermek”tir. Kendini gerçekleştirmek… İnsan olarak, duygu, düşünce ve hayallerimizde saklı olanı dışa vurabilmemiz; kendimiz ve çevremiz için anlamlı, faydalı kılmamız; insanlığa ve hayat-ımız-a kalıcı bir iz bırakmamız demektir. Kendimiz için dileğimiz bu iken, bir eğitimci/ya da eğitimli olarak görev ve sorumluluğumuz “her yaştan öğrenciye” kendilerini gerçekleştirme fırsatı vermemizdir.

Görüyor musunuz? Hayal kurmak, kendini gerçekleştirmek ve proje üçlüsü birbirlerinden pek de uzak değildir. Maharet, bunları nasıl, ne zaman ve hangi amaçla bir araya getireceğimizdedir. İşte bir soru daha: “Pekiyi, neden ısınamadık, bu proje denen şeye?”Cevabı oldukça basit. Öncelikle projenin ne olduğunda ya da ne olmadığında anlaşamadık.Bana kalırsa, ” BİR İNSANIN HAYAL ETTİĞİ, İNSANA YARARLI HERHANGİ BİR ŞEYİ HAYATA GEÇİREBİLMESİ PROJE”dir. Bir öğretmen sınıftaki on öğrenciyi öğrenmeye katkısına inandığından küme şeklinde oturtabiliyorsa; sınıfa bir pano yerine üç pano yerleştirebiliyorsa; kitap okuma saatlerinde “Çocuklar, okuduğunuz kitabın istediğiniz bir bölümünü sınıfta kostümle canlandırın.” diyebiliyorsa; öğrenciler, istedikleri bir konuyu öğretmen ve arkadaşlarına farklı materyaller ve farklı sunum yolları ile sunabiliyorlarsa bunların her biri birer projedir.

En başa dönersek;”Projeler birer hayal midir?”. Bir yönüyle, evet, projeler kuvvetli birer hayaldir: Onlar, gerçeğe dönüştürülebilmeleri için “destek bulduklarında” çevreyi şenlendiren birer hayal gücüdür. Diğer yönüyle ise proje, boş bir hayaldir; zorla ve amaçsızca yaptırılıyorsa, projenin başına oturtulanlar yaptıklarına inanmıyorsa veya projeyi gerçekleştirenler istekli iken projenin hayata geçirilmesini engelleyenler de bir o kadar istekli oluyorsa “proje” yeni ve süslü bir terim olmaktan öteye gidemeyecektir.

Eğitim; insanın kendini gerçekleştirmesini hedeflemek gibi kuvvetli bir hayalin hayata geçirilmesine imkan veren planlı bir proje olmalıdır. Burada sözünü ettiğim şey, eğitim ve öğretim programına bağlı yıllık plan değil, öğretmen ve öğrencinin (koordinatörün ve gönüllü katılımcıların) birlikte planladıkları eğitim ve öğretim senaryosudur. Öğreten ve öğrenenler “okullara” ve “sınıflara” girdiklerinde attıkları her adımın, beyin fırtınası sırasında sundukları her fikrin, yazdıkları her yazının büyük bir projenin önemli birer adımı olduğuna inanmalıdırlar. Sadece, uygulayıcı konumundaki öğreten ve öğrencilerin inanması yetmez; kurum içi ve dışındaki uygulamaya yardımcı konumdakilerin de onlara ve projelerine inanmaları, destek vermeleri gerekir. Destekleyiciler, projelerin kolektif çalışmayı gerektiren “biz”lik ruhunun bir ürünü olması gerçeğini unutmamalıdır. Kurum çatısı altındaki herkese eşit şartlarda proje üretme ve üretilen projeleri uygulama fırsatı verilmelidir. Projeyi ve projeyi uygulayacakları önceden ve sessizce belirlemek yerine, yeni projeleriyle gelen uygulayıcılara her aşamada fırsat sunulmalıdır. Hatta, okulda (kurumda) geçen her saniye, önceden planlanmış bir projenin safhaları olmalıdır.Ve herkes projenin neresinde yer aldığını, tüm gerçekliğiyle bilmelidir. Projenin büyüğü, küçüğü yoktur. İnanılanı, benimseneni, destek göreni, yarar getireni vardır. Okullarımızı (kurumlarımızı) gerçekçi projeler aracılığı ile dinamik, bilim üreten, sosyal, diyalog yeteneğine sahip, uzlaşmacı, empati sahibi, toplumun her bireyini eğiten kurumlar haline getirebiliriz.

Projeler, birer hayal değildir; hayal ettiğimiz eğitimli insan kalitesine ve dolayısıyla üst seviyelerde toplum barışına sahip olabilmek için kafa kafaya vererek üzerinde düşünmemizi ve süratle harekete geçmemizi gerektiren BİRER GERÇEKTİR. Yeter ki, hayal kuralım, ezberden kurtulalım, risk almaktan korkmayalım, tüm insanları sevgi ve samimiyetle kucaklayalım…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi bir edebiyat öğretmeni hatta hayat öğretmeni ile sayenizde karşılaştığımı düşünüyorum. Ama konu siz ve sizin okulunuz değil ki. Ben çöktüğü ve ezberci gençler yetiştirdiği uzmanlar tarafından bile kabul edilen eğitim sistemimizden bahsediyorum. Üzdüysem, gerçekten üzülürüm. Saygılar

Matilla 
 14.11.2011 19:59
Cevap :
Yooo, üzülmedim.Şiir, yazıyorum diye; duygusal ya da melankolik değilim...Siz, bir ifadenizde "siizn iyimserliğinizle ne fayda!!" diyerek; sanki şu tanımadığınız öğretmeni "polyanna" ya da donkişot" gördünüz de...ona izahım...Aslında; şu okuduğunuz metni dahi-sadece bu tek metnimi dahi- "yorumlamak" için değil "anlamak" için birkaç kez okursanız "eğitim sisteminden" benim de muztarip olduğumu (ve fakat, bir şeyler yapılabileceğini) anlatmaya uğraşıyorum....Fakat, size yazdığım son yorumdan sonra aklıma takıldı;Bosna'dan bu yana dört nesil boyunca doğduğu ve doyduğu topraklarda Allah'ı kelamı, kalemi, aklı, vicdanı,kitabı, insanı,evreni birarada tanıyan "canlı bomba olup da şehadet uğruna gidiyorum" diyen ya da böylesi kendiyle ve varlıkla tezat yaşayan var mı diye....Bir tek kul bulamadım bizden...Öyle çabuk küsmem; belki gerektiğinde masaya yumruk vurarım, o kadar...Ama, sağlam zeminde; bilgi-belge ve akl-ı selime dayanan sıkı münazaracıyımdır...Saygılar...  14.11.2011 23:50
 

Ben çocuklara verilecek eğitimin sadece bizde değil bütün dünyada tepeden tırnağa değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Başka türlü yoksulluk, cehalet, kavgalar ve de savaşlar bitmez. Sizi sabah sabah şoke etmemek için bu değişimin kapsamını uzun uzun anlatmayacağım ama gerçeği, yalandan, var sayımdan ayırma becerisi geliştirememiş çocuklara proje geliştirme eğitimi verilmesinin çok kötü sonuçlar doğuracağını düşündüğümü söyleyebilirim. Proje geliştirme yöntemleri daha ileri yaşlarda mesleki eğitim kapsamında mutlaka öğretilmelidir. Ama önce mutlaka ve mutlaka vatan millet sevgisi değil gerçeklik bilinci geliştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Saygı, sevgi ve selamlarımla (4) geçmiş olsun, bitti.

Matilla 
 14.11.2011 8:32
Cevap :
Düşündürücü...Çocuğa proje yaptırmadan önce yapılabilecek çok şey olduğuna inananlardan-hatta modeller üzerinde-kendimce de olsa- kafa yorup çalışanlardanım...Küçük bir örnek; çocuklarım anasınıfında resimde "dahi" idiler...Orta okula gelince resim kabusundan bütünlemeye kaldılar:) Zalim Resim öğretmeni ise,dahi çocuklarımı budarken, sanatın hangi penceresinden bize kahkaha patlatıyordu, hala meraktayım:)-Bu örnek, Türkiyedeki hemenn tüm çocuklar ve tüm veliler için geçerlidir.= Selam ile...  14.11.2011 17:08
 

Sizin iyi niyetli ve iyi olmanız hiçbir şey ifade etmez, çünkü siz % 1 bile değilsiniz toplumsal eğitim sisteminin bütünlüğünde. Gerçek sokaklardaki insanlardır ve eğitim sisteminin çöktüğünü sağır sistem bile biliyor. İnsanlarımız iğrenç, acımasız ve insani duyguları giderek yok eden bir kültürel kuşatma içinde doğuyor, büyüyor ve koşullandırılmış oluyor. Size ve düşüncelerinize saygı duymakla beraber ben eğitim sistemimizin her şeyden önce genç beyinlere gerçek ile gerçeklik dışı farkındalığını öğretmesi gerektiğini düşünüyorum. Çocuk önce maruz kaldığı kültürel kuşatmaya karşı kendisini nasıl koruyabileceğini, büyüklerine, öğretmenlerine koşulsuz inanmaması gerektiğini, onların öğrettiklerinin gerçekçiliğini sorgulamayı öğrenmelidir. (3) devam

Matilla 
 14.11.2011 8:31
Cevap :
Yirmi iki senelik öğretmenliğimin,sanırım, daha ilk iki senesinde "masalcı teyze" olmamın bu "hayatla yüzleşmiş","okul dışında canavar dünya ile savaşmayı öğrenmiş" gençlere sökmeyeceğini anlayanlardanım....Şu ana kadar 6000 öğrenciye bir şeyler vermeye uğraşırken 600'ünün ruhuna, kalbine, dimağına "insan olmak ve insan kalmak adına" bir şeyler nakşettiğime eminsem- ki eskiyemeyen,diyaloğum hep taze kalan öğrencilerimden/ve-veya öğretmenlerimden aldığım geri bildirimler; bunun böyle olduğunun canlı ispatıdır.-BİR TÜRK VATANDAŞI OLARAK; "BENİM EVLADIMA" BEN GÖREVİMİ YAPMIŞ OLUYORUM..."HİÇBİR ŞEYİ DEĞİŞTİREMEYENLER, HİÇBİR ŞEYİN DEĞİŞMEYECEĞİNE İNANanLARDIR..HER TÜRK FERDİ-DONANIMLI, İLKELİ ,VATAN, MİLLET VE İNSAN SEVGİSİNE SAHİP FERTLERDEN BAHSEDİYORUM- ÖMÜRLERİNDE ALTI KİŞİYE "KALPTEN GELEN SAMİMİYETLE" HAYAT ADINA MODEL VE YARDIMCI OLURSALAR, BAKIN, NELER DEĞİŞİYOR...OKULDA VE OKUL DIŞINDA..(Dikkat ederseniz; eğitim-öğretimm tekniklerimden hayat adına paylaşımlardan daha bahsetmedim.)  14.11.2011 17:19
 

Adolf Hitler’in çocukluğunun ne tür hayallerle yaşandığını soranımız araştıranımız var mı? Onun iyi bir edebiyatçı, hatip, ressam, tutkulu bir Wagner hayranı, filozof ve en nihayetinde milyonları kendine bağlama yeteneğine sahip bir siyasetçi olduğu hep göz ardı edilir, hatta gizlenir. Ben sizin çok iyi yürekli, temiz, akıllı bir eğitimci olduğunuza eminim. Ama şunu da biliyorum ki eğitim okulda başlayıp, okulda bitmiyor. Çocuk okula gelinceye kadar olmadık hurafeler ve var sayımlar ile tıka basa doldurulmuş oluyor. Sonra da gazeteler, bin bir türlü kitaplar, dergiler, TV ler, sinemalar, oyunlar çoğu çocuğu daha 18’ine gelmeden bir canavara dönüştürmüş oluyor. Bende çocukluğumda çok kötü, eksik ve yanlış eğitilmiş bir insanım. Bu nedenle de eğitim konusu benim felsefeye başlamamın da temel nedeni olmuştur. (2) devam

Matilla 
 14.11.2011 8:30
Cevap :
"Hayat bir öğrenmedir..." Şu ana kadar dört tane bakanlık müfettişi dersime gelmiştir; farklı dönemlerde...Her dördüyle de,-diğer öğretmenler ya kırmızı suratla mahçup el pençe kekeleyerek, neler yaptıklarını anlatamazken ya da "o teftiş günü makyajıyla-riya ile maske takarak-deveye hendek atlatırken" "eğitim ve hayat adına münazaralarım olmuştur.Hatta ikisinde "müfredat ve yönetmeliğe karşın "BU BÖYLE OLURSA ÇOCUKLARI HAYATA HAZIRLARIZ" şeklinde uygulamalarımı inatla anlatarak "bakanlıktan yeni düzenleme yapılması konusunda" yeni düzenleme talimatları aldırmışımdır...Hayat, yaşam boyu öğrenmedir...Bunu dersine girdiğim her fert, daha ilk derste "ÖĞRENMEK ZORUNDADIR:)"...Hitlere gelince; iki hafta kadar önceydi 12. sınıflarda "Lider e Toplum" bağıntısını tartışırken öğrencilerimle Hitler'i de tartışmıştık....ÜÇ cilttlik Naziler'i on-on üç yaşlarında okuduğumda; bu okuma benim için çok erken" diye düşünmüştüm...Şİmdi, bakıyorum da öğrencilerim, benden daha uyanık....O canavarlar,(....)  14.11.2011 17:28
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 191
Toplam yorum
: 901
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 708
Kayıt tarihi
: 21.07.09
 
 

“Yazı yazmak” bir Yürek Yolculuğudur. Okumak ve yazmak bana Edebiyat alanının kapılarını açtı… Ed..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster