Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '13

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
89
 

Protestoların nedeni ekonomi değil

Protestoların nedeni ekonomi değil
 

Eski bir lokomotif (Görsel alıntıdır)


Korku filmlerinden hatırlarız; pencerenin önünden boş gözlerle bakan trendeki adam, aslında ruhen çoktan bitmiştir. Maaşları artırmayla veya kamusal projelerle “para saçarak” kurtulabileceğini sanan düzen de şimdi aslında bu adam gibidir.
Nasıl mı?
1930’lardaki ekonomik durgunluğun ardından, devletlerin harcama yapması, devletlerin güçlü olması ve bunun için bir bedel ödemesi gerekiyordu. Bu model 1945 sonrası başarılı sonuçlar verebildi ve 40 yıl kadar sürdükten sonra, 1985’ten sonra tabir caiz ise su kaçırmaya başladı. Elbette sistemin yükü çok fazlaydı ve “marjinal faydası” giderek azaldı.  Müdahaleci devlet düşüncesi güç kaybetti, Berlin Duvarı çöktü.
Önlem olarak Batı’da devletin rolünü azaltma girişimleri çare olmadı.
Tarih yön değiştiriyordu artık. Anlayana kadar yirmi yıl daha geçecekti, ama şimdi nereye gittiğinden emin olan var mı?
  *
İşte bu noktada, klasik hayırseverlik sahne alıyor, Warren Buffet ve Bill Gates yardımları dikkat çekiyordu. AB yardımları, fonlar, hibeler, destekler, finansal kaynak, mali yardım, proje destekleri, teşvik, burs, ödül, kırsal kalkınma projeleri gibi, boşluklar bu tür gönüllü hizmetlerle doldurulmaya çabalanıyor ve firmaların, kişilerin daha çok sosyal sorumluluk alması isteniyordu.

Diğer taraftan “serbest piyasa kapitalizmi”, bireysel özgürlük savunucuları ile birlikte tekrar gündeme geliyordu. Ancak bu düzen de yukarıdaki korku filminde görülen adam gibi uzun zaman önce ölmüştü.

Dünya çapında düşünce kuruluşu Chatham House'dan Ortadoğu Uzmanı Dr. Nadim Shehadi’nin savunduğu görüşler bu yönde.

2011, bunalımın zirve yaptığı bir yıl oldu. Türkiye’de, Arap coğrafyasında ve hatta Yunanistan’da, İspanya’da, ABD’de, Hindistan’da, Çin’de, İsrail’de insanlar sokaklara döküldü. Arap Dünyası’nda ise neredeyse tam bir çöküş var. Bireylerin, özgürlüklerinden en çok ödün verdiği ve karşılığında en az fayda sağladıkları yer burası.

Bundan böyle maaşları artırmayla veya kamusal projelerle para saçarak kurtulabileceğini sanan rejimler ancak kendilerini aldatırlar.
Çünkü bu fikirlerin devrilmesi için tek darbe yetti.
Küresel anlamda sosyal mutabakatın sona erdiğini görmüyorlar mıydı?
Bu yalnızca iktisadi bir mesele midir?
Uyum sağlayamayanlar, önce teoride daha sonra pratik yaşamda biten Doğu Avrupa’daki gibi sallanmaya başlamışlardır.
“Çapulcu Nesil” (!) için kriz, istikrar ve risk kavramları artık olumsuz bir anlam taşımıyor. “Çapulcular” (!) bu kavramları, daha iyi sonuçlar verebilecek birer fırsat olarak görüyor.
Sosyal sorunları iktisadi ve mali kavramlarla anlamaya ve çözmeye çalışmak, böylesine köklü değişim zamanlarında işe yarar mı? Böyle olacağını zannetmek safdillik değil mi?
  *
Gelişen Arap baharının tarihsel kurgusundan da bahseden Dr. Nadim Shehadi, bölge ülkelerinde çıkan olayların, Osmanlı İmparatorluğu'nun son zamanlarındaki halk hareketlerine benzediğini söylüyor. Gelişen yenidünya düzeninde Türkiye'nin önemli bir role sahip olduğunu aktarıyor. Türkiye'nin muhafazakâr ve modern disiplini ile kapitalist ekonomi düzeninde önemli bir mevkide durduğunu, bölge halkı için Müslüman kesim üzerinde iyi bir örnek oluşturduğunu vurguluyor.

Cambridge Üniversitesi'nden Dr. Ziya Meral ise Türkiye'nin İsmail Cem ile başlayan aktif dış politikayı 2011 yılına kadar geliştirdiği, komşuları ile kurmuş olduğu iyi ilişkiler sayesinde gerçekten bölge ülkeleri açısından güvenilir bir dost ülke konumuna geldiğini söylüyor. Türkiye, dış politikada 2011 yılına kadar başarılı oldu, hatta aralarında sorun bulunan İran-Amerika, İsrail-Suriye gibi ülkeler arasında bile arabuluculuk sıfatına sahip oldu.

Ancak Arap Baharı ve bölgesel hareketlenmelerle beraber Türkiye'nin bölge ülkeleri ile sürdürdüğü dış politikasını değiştirmesinin, yanlış olduğunu belirten Meral, Türkiye'nin şu anda tüm ülkelerle arasının açık olduğuna dikkat çekiyor.

Sonuç olarak halk ayaklanmaları ile Arap Baharı'nın daha çok ekonomik nedenlerden kaynaklandığını söylemek zor. Bununla beraber Türkiye, bölge ülkeleri ile çok iyi iletişim kuramadı, doğru metot izleyemedi. Böylece bölgede sözüne itibar edilen bir ülke konumundan hızla uzaklaştı.
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 276
Toplam yorum
: 141
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 1078
Kayıt tarihi
: 19.11.12
 
 

Evli, 2 evlat babası, 1965'te doğdu, inançlı, müziksever, insansever, yurtsever, iyi yüzer, ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster