Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '19

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
45
 

Psikolojide Algı ve Etkileri

Bir insanın bir yönü ile ilgili algımıza dayanarak oluşan izlenimi, gözlemlenmiş olan başka yönlerine aktarmaya psikolojide etki denir.
Yargılarımızı yönlendiren ilk yargı da denebilir.
Kişilerin bir tek olumlu veya olumsuz özelliklerinden yola çıkarak o kişi hakkında haksız bir kanıya varma hatası olarak da tarif etmek te yanlış olmaz.
Yaşadığımız ve farkında olmadığımız psikolojik bir fenomendir.
Tahminlerin temeli.
Tanımadığımız ve tanımadığımızı sandığımız kişi ve olaylarla ilgili dış görünüş/dış algı, giysi, unvan veya isim hepimizin algılama biçimini oluşturur.
Dış görünüşü olumlu olan insanların içlerinin de iyi olduğuna, dış görünüşü olumsuz olan insanların ise içlerin de kötü olduğuna dair bir inanç üretir.
İnsanlar hakkında ilk izlenimin algısı bir referanstır. Kesin yargıya dönüşmesi büyük hatadır. 
Bu etki aynı zaman da olumlu ön yargıların da adıdır. Algılama hatalarına verilebilecek en güzel örnektir. Algı ile tanıdığımıza dair olan temayülü ortaya çıkarır. 
Bir diğer açıklama yöntemi olarak psikolojide etkiler genelleme hatası olarak da bilinir.
Kişinin görüşleri, inanış ve kanılarıyla özel ve diğer toplumsal nitelikleri genelleriz.
Örneğin tembel bir insanın aynı zaman da yalancı ve saygısız olduğuna inanmak gibi.
Bu etki çevremizde haddinden fazla uyarıcı bulunan insan için kişileri en kolay yoldan değerlendirme hatası olarak karşımıza çıkar.
Tembel bir insan aynı zaman da dürüst, saygılı biri olabilir de, olmayabilir de. Önemli olan tek taraflı bir yargı hatasına düşmemektir. 
Bu etki en çok iş hayatında karşımıza çıkmakta ve büyük mağduriyetler üretmektedir.
Algı ile yöneten yöneticiler bu etkilerin sonucu ile verdiği kararlarla yanlış kişilere hak etmedikleri yetki ve sorumluluk verme, doğru kişileri saf dışı bırakarak çift taraflı mağduriyet üretebilirler. 
Bu etki aynı zaman da hayatın diğer her alanında da hepimizin içine düştüğü bir yanılsamadır.
Gerçekte var olmayan özellikleri atfetme ya da var olanları yok sayma hastalığının da adıdır bu etki.
İnsan zihni birbiri ile çelişen fikir ve olayları aynı anda değerlendirmeyi sevmediği için kendi içinde kendine göre tutarlılığı olan nedensellikler üretir. 
Olup biteni anlamlandırmak isteriz. Sonuçları gerçekte var olup olmadığını bilmediğimiz nedenlere bağlarız.
Kendini güvende tutma güdüsü insanı buna zorlar. 
İnsanın bu temel güdüsü tüketim davranışlarını da etkiler. 
Markalar insanın bu zaafını çok iyi bildikleri için olumlu tek taraflarını öne çıkararak reklam yaparlar. Bu atıf ile diğer olumsuz yönlerini tüketicilerin kendilerinin kapatmalarını sağlarlar. 
İnsan zihni gri alanları sevmez. Siyah veya beyaz tarafta olmak kolayına gelir. Çünkü gri alanda hem tarafsız olması gerekecek hem de doğru ile yanlışı ayırmak için çaba harcaması gerekecek. Bu sebeple bu mücadeleden kaçar. 
İnsan tarafından üretilmiş karmaşa ve belirsizliklerle dolu dünyamız yine insanı böyle bir kısa yola iter. Bu sadece insana dair bir hata da değildir. Hayatın şartları insanı buna zorlamaktadır. Hayatın bu şartlarını bu hale getirende insanın kendisidir. 
Kısa yol hem yararlı hem de tehlikelidir. İlk başta zaman kazandırır, yalnız hata ortaya çıktığında ilk başta kazandırdığı zaman ve faydadan kat be kat fazla zarar doğurur. 
Psikolojide bu etkilerden kurtuluş olmadığına göre insan zihninin böyle bir özelliğe sahip olduğunu bilmek hem algımızı hem de diğer insanların algısını yönetirken bir farkındalık doğurur. 
Zıtlık zihnin kamaşması sonucunda oluşan duyguların doğru ve yanlış olduğu önceden anlaşılamayan bir fikir ve karara dönüşmesidir. 
“İnsanlar ve olaylar hakkında ki ilk algımız seçimlerimizi ve düşüncelerimizi oluşturduğu için geleceği sonuçları itibariyle tehlikeye atan bir çukurdur.” 
O çukura düşmeden yaptığımız her seçim bizi daha doğru bir karara ve sonuca götürür.
İlk algı ile yapılan seçimlerin olumlu sonuç vermesi tamamen tesadüftür. Bu konuda genelleme yapmak bir başka hatadır. 
Her sorunun ucuz ve yanlış bir çözümünü bulmak mümkün ve kolaydır. Zor olan bu çözümün gelecekte daha büyük bir sorunun üremesini engelleyebilmektir. 
Algıyı zıtlık etkisi oluşturur.
İyi – kötü, siyah – beyaz, soğuk – sıcak gibi.
Algı ise nasıl bir karara varmamıza etki eder.
Ne olduğumuzdan çok nasıl olduğumuz önemsendiği için bu algının ya kurbanı olur ya da haksız faydalananı oluruz. 
Algı sadece anı kurtarabilir.

Önder KARAÇAY

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 173
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 171
Kayıt tarihi
: 09.07.14
 
 

Türkçe'nin en iyi duygu dili olduğuna inanmaktadır.  Yazı ve şiirlerinde insanın bulunduğu toplum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster