Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '10

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
8683
 

Psikolojik işkence ve işkencenin ruh sağlığına etkisi

Psikolojik işkence ve işkencenin ruh sağlığına etkisi
 

Edward Munch, Despair.


A. İşkencenin Tanımı ve Amacı: 1984’te yürürlüğe giren İşkenceye Karşı Sözleşme’ye göre, işkencenin en az üç temel amacı vardır; bilgi almak, kurbanın ruhsal örgütlenmesini bozmak ve toplumda korku yaratmak. Siyasal tutuklulara uygulanan işkencede özellikle ikinci ve üçüncü amaç öncelik taşımakta; işkencenin bilgi sağlama ya da itiraf elde etme amacı bunlardan sonra gelmektedir. Hükümetler işkence yoluyla bütün toplumda yarattıkları korkuyu bir yönetme aracı olarak kullanmaktadırlar.

İşkenceci, fiziksel acı verme yöntemlerini kurbanın direncini kırmak ve onu aşağılamak için bir araç olarak kullanır. Daha sonra uygulanan psikolojik yöntemlerle kurbanın kişiliğinin bütünlüğü zedelenir, bazen tümden yıkılır. Bu nedenle işkencenin psikolojik sonuçları, fiziksel sonuçlarından çok daha derinlemesine ve etkili ve uzun süreli olmaktadır. İşkenceyle ortaya çıkarılmak istenen ruhsal etkiler şöyle incelenebilir:

1. Zayıflık: Aç, susuz, soğukta, çıplak, yalnız bırakma, uyutmama, dövme ile kasıtlı bir fiziksel ve ruhsal bir zayıflık yaratılması, kişinin denetim altına alınıp, direncinin kırılması hedeflenir.

2. Bağımlılık: Kişinin kaderinin tamamen işkencecilerin elinde olduğuna inandırılır. Dışarıdan gelecek her türlü destek ve bilgiden izole edilme durumu ya da yanlış bilgi aktarımı ile ölümüne ve yaşamına karar verecek yegâne kişinin işkenceci olduğuna inandırılır.

3. Dehşet: Tecavüz, yalancı infaz, fiziksel acı, ruhsal acı <ı>(ailesine yönelik tehditler) kişide, sürekliliği olan dehşet halini yaratmak içindir.

4. Zihin Karışıklığı: Mağdurda, şaşkınlık, emin olamama, yitmişlik duygusu hedeflenir. Burada amaç, kişide tutum değişikliği yapmaktır. Bazen iyi ve kötü işkenceciler olur. Uzun süreli kötü muameleden sonra oldukça babacan biri ortaya çıkar ve kendisine önceden böyle davranılmayan kişi o kişinin tutumlarını ve fikirlerini benimsemeye başlar.

B. İşkenceye Ruh Sağlığı Uzmanlarının Katılımı Kavramı: Son yıllarda hekimlerin işkenceye bizzat katılmaları, psikiyatri ve psikoloji yoluyla olmaktadır. Fiziksel işkencenin sakıncalarının bulunması ve işkencenin amacının cezalandırma ve bilgi almanın ötesine geçerek, tutuklunun kimlik ve kişiliğini mahvetmek olması, psikiyatrinin bu alana girmesini şaşırtıcı kılmaz. Psikolojik işkence, elle tutulur gözle görülür bir iz bırakmaması ve kişiyi çözmede daha etkin olma özelliklerinden dolayı tercih edilmektedir.

C. İşkence Türleri: Psikolojik İşkence: Fiziksel ve psikolojik işkence arasındaki ayrım yapaydır. Bu biçimdeki bir ayrım, fiziksel işkenceyi ön planda tutar ve işkencenin psikolojik boyutunun küçümsenmesine yol açabilir.Örneğin, cinsel işkence, fiziksel bir saldırı olmadığında bile genellikle hem fiziksel hem de psikolojik belirtilere yol açmaktadır.

1) Yoksunluklar: Normal duyumsal uyaranlardan <ı>(başı örterek, yalıtarak, hücredeki ışığın parlaklığı ile oynayarak ses, ışık, zaman duyumundan) yoksun bırakma. İzolasyon ve nedeniyle zaman oryantasyonu bozulur ve telkiniyet artar. Zamanla idrak ve muhakeme yeteneği, uyku düzeni bozulur. Yaşamın anlamsız olduğunu düşünür, gerçekle fantezi arasındaki ilişki bozularak halüsinasyon ve paranoid düşünceler artar. Yoğun endişe ve gece kabusları sıktır, duygu yitimi, kontrol kaybı ve intihar teşebbüsleri olabilir.

2) Toplumsal temastan yoksun bırakma: Mağdurların birbirlerine bağlanmasını ve karşılıklı özdeşim kurmalarını engellemek ve işkenceciye travmatik bağlanmalarını kuvvetlendirmek amacıyla birbirleriyle temasın engellenmesi.

3) Aşağılamalar: Sözel taciz/hakaret, aşağılayıcı davranışlarda bulunma. İşkenceci rahatlıkla bu değerlere söverken, mağdurun bu sözlü hakaretlere cevap verememesi.

4) Tehditler: Ölüm, aileye zarar, daha çok işkence ve/veya hapis tehditleri, yalancı infaz

5) İşkence yapılan kişilerin çığlıklarını dinlettirme ya da işkenceyi izlettirme: İşkence yapılan kişinin akıbetine uğrayacağını düşündürtme ve bundan korku duymasının sağlanması.

6) Yakınlarının yaşam ve cinselliklerine yönelik saldırılar: Eşine, anne babasına veya çocuğuna yönelik öldürme ya da tecavüz etme tehdidi ya da kişinin görebileceği bir yerde tutulmaları ve kişide bunun olasılığına karşı bir korku uyandırılması

7) Yalancı infaz: Mağdurun şakağında tetik düşürme, boğazına ip geçirip sandalye üzerine çıkarma, topluca duvarın önüne dizip gözeri bağlayarak havaya ateş etme. Mağdur gözlerin bağlanması ile etraftan gelecek saldırılara karşı kendini korumasız hisseder. Sürekli üst düzeyde bir gerginlik hali yaratılır.

8) İnfaz edileceğine dair yalancı bilgi verme: Amaç ölüm korkusu ve gerçeği ile karşı karşıya tutmaktır.

9) Gözlerin bağlı olarak arabada dolaştırma: her an infaz edilme korkusu yaratmak amaçlanır. Kaderinin işkencecilerin elinde olduğu düşüncesi ile yalnızlık ve güvensizlik duygusu körüklenir.

10) Korkutma: Mağdurun köpek, kedi, fare ve akrep gibi hayvanlar tarafından saldırıya uğraması için koşulları hazırlama veya mağduru bununla tehdit etme

11) Mağduru çözmek/direncini kırmak için “ihanet”e zorlama, müphem durumlara ve/veya çelişkili mesajlara vb. maruz bırakma

12) Tabuların ihlali: Mağduru dinine, ahlaki veya dünya görüşüne aykırı davranışlara zorlama (örn. Müslümanları domuz yemeye zorlama, Kuran’ın yere atılıp çiğnenmesi, kişi için manevi değeri olan bir kişisel eşyaya -örneğin alyansa, fotoğrafa el konulması, zorla marş söyletilmesi).

13) Davranışsal baskı: Mağdurun en fazla değer verdiği öğelere dönük sözlü bir saldırı vardır. Bu değerler dini, ahlaki, siyasi olabilir.

II. İŞKENCENİN RUH SAĞLIĞINA ETKİSİ:

İşkencenin en temel amaçlarından biri, mağdurun kişilik yapısını yıkıntıya uğratmak, kendisine olan saygısını ve güvenini kaybetmesini sağlamaktır. Bu yöntem başarılı olduğunda kişi kendi tepkilerini ve hislerin, anlayamama durumuna düşer, küçük düşme ve kendi iradesine karşı olan şeyleri yapmaya zorlama karşısında yardımsız kalır, aciz hisseder, suçluluk ve utanç duyar.

Yoğun işkence seanslarından sağ çıkan mağdurlarda, özgüven kaybı, yorgunluk, suçluluk ve utanç duyguları hakim olur. İşkenceyi çağrıştıran en küçük bir sinyal, (kapının şiddetle çarpılması, bazı kokular, bağırtılar, sesler, kapalı ve küçük bir yere girme) kurbanda yaşanmış olan olayları tüm şiddetiyle canlandırır. Bu anımsama karşısında tepkilerini denetleyememesi kişi için daha sıkıntı verici olur. Kendine saygısı azaldığı için çevreden uzaklaşır. Bu değişimi işkence karşısındaki davranışlara bağlar, normal insanların da aynı tepkileri verebileceğini ayırt edemezler. İşkence kurbanları, dinleyenleri rahatsız etmemek ya da yakınıyor olmanın utancını yaşamamak için işkence sahnelerinden söz etmekten kaçınırlar. Oysa suskunluk bile işkencenin amacına hizmet eden bir fenomendir.

Mağdurun kimliği, işkencenin etkilerinin yaşantılanmasında oldukça etkilidir. Çocuklar, kadınlar, yaşlılar ya da dindar insanlar gibi belirli bazı gruplar kötü muamelenin etkilerine karşı daha kırılgan olabilirler.

A. İşkence Sonrası Görülen Psikiyatrik Bozukluklar İşkence belirtisi olarak ortaya çıkan yaygın tanılar; Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB), majör depresyon, anksiyete (kaygı) bozuklukları, kısa tepkisel psikozlar, bedensel bozukluklar, çözülme, madde bağımlılığı ve idrak zorluklarıdır. Bu tanıların arasında en yaygın olanları TSSB ve depresyondur.

1.Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) görülme oranı yaklaşık % 30-35 civarında olduğu saptanmıştır:

1. Travmayı hatırlatan düşüncelerden, konuşmalardan, faaliyetlerden, mekanlardan veya insanlardan kaçınma

2. Aşırı duygusal kısıtlılık

3. Aşırı kişisel uzaklık/kopukluk ve toplumdan uzaklaşma, inzivaya çekilme

4. Travmatik olayın önemli bir parçasını hatırlayamama

5. Aşırı uyanıklık

    Uykuya dalmakta veya uykuyu sürdürmekte zorluk; Sinirlilik veya öfke patlamaları; Konsantrasyon güçlüğü; Aşırı ihtiyat/tetikte olma durumu, abartılı irkilme tepkisi; Genelleşmiş anksiyete (bunaltı); Kesik kesik soluma, terleme, ağız kuruması ya da baş dönmesi ve mide-bağırsak rahatsızlığı.

2. Depresyon belirtileri :

Zedelenmiş kendi imgesi ve geleceğe ilişkin beklentilerin kısıtlanması

Disosiyasyon (çözülme), depersonalizasyon ve atipik davranışlar

Bedensel şikayetler

Cinsel işlev bozukluğu

3. Psikozlar: Varsanılar (halusinasyon): İşitsel, görsel, dokunsal, kokusal.

Tuhaf düşünce ve davranış

Algı yanılsamaları ve bozuklukları

Paranoya ve perseküsyon hezeyanları

5. Madde bağımlılığı

6. Nöropsikolojik bozukluklar

TARTIŞMA:

Sonuç olarak işkencede psikolojik ve fiziksel ayrımını yapmak güçtür. Bununla beraber, her fiziksel işkence, mağduru aşağılamak, kişiliğini silmek ve travmaya maruz bırakmak suretiyle aynı zamanda psikolojiktir.

İşkencenin niteliğinin psikolojik çöküntüyü hedeflemesinin yansıra, işkence sonrası belirtilerin içinde de her zaman ruh sağlığının bozulması sonucu olacaktır. İşkencenin niteliğine, süresine, sayısına, ağırlığına, mağdurun kişilik yapısına göre değişkenlik gösterecek olan bu bozuklukların tedavisi uzun süreli bir psikoterapi gerektirecek belki de hiç bir zaman, tam anlamıyla bir iyileşmeden söz edilemeyecektir.

İlhan Selçuk’un Ziverbey Köşkü kitabında dediği gibi: “ <ı>Falaka ve tekme izleri geçer, elektrik şokları unutulur da, işkencenin insanın yüreğine vurduğu damga silinmez. İşkenceyi yapanlarla, işkenceden geçenlerin çoğaldığı bir toplumda, ruhları kinden ve düşmanlıktan arındırmak çok ama çok zor bir iştir”.

KAYNAKÇA:

Giffard, C. (2001). İşkencenin Rapor Edilmesi El Kitabı, Çev: O.K. Cengiz, 1. basım, Egetan Basım, İzmir

İstanbul Protokolü (2001). İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı, Aşağılayıcı Muamele ya da Cezaların Etkili Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesi İçin El Kılavuzu, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Yayınları, İstanbul.

Öztürk, O. ( 2005) İnsan Hakları İhlalleri ve Hekimlik, Sted (Sürekli Tıp Eğitimi dergisi), cilt 14, sayı 5, s.103–108

Selçuk, İ. (1997). Ziverbey Köşkü, Çağdaş Yayınları

Şahin, D. ( 1995) Türkiye’de İnsan Eliyle Yapılan Travmalara Bağlı Psikiyatrik Bozuklukların Boyutu; Kriz dergisi, 3(1-2):25-30.

Tarhan, N. ( 2003). Psikolojik Savaş, 4. Basım, Timaş Yayınları, İstanbul.

TİHV (Türkiye İnsan Hakları Vakfı) (2007). Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezleri Raporu 2006, Türkiye İnsan Hakları Vakfı Yayınları:49, Buluş Matbaacılık, Ankara.

Türkyılmaz, H.A. (1998). İşkence ve Adli Tıpta Tespiti Sorunu, İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü Sosyal Bilimler Yüksek Lisans Tezi.

cesaretin evi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1879
Kayıt tarihi
: 22.02.10
 
 

Klinik Psikolog Eda Erdener, 1998 yılı İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü Lisans, 2002 yılı İ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster