Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '09

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
1167
 

Psikolojik taciz, yalancı otorite, eziyet ve haksızlık karşısında gülümse!

Psikolojik taciz, yalancı otorite, eziyet ve haksızlık karşısında gülümse!
 

Bazen insan sevdiği işi yapsa da işyerinin ikliminden kaynaklanan sorunlarla karşı karşıya kalabilir.

Nedir bu iklimi bozan? Elbetteki insan faktörü! Sorunu hep bir başkasında arama alışkanlığımızı bir kenara bırakırsak, neredeyse her iş yerinde hayatı zindan eden bir ya da birkaç kişi mutlaka bulunur...

Güzel bulduğumuz sözleri göz önündeki bir yere yazmayı seven bir milletiz. Okul sıralarının üzerleri, duvarlar, kamyonların arkaları, umumi tuvaletlerin kapıları, minibüslerin içleri hep bu sözlerle doludur. Okunduğunda insanı bir iki saniye gülümseten, çok da derinliği olmayan ‘özlü söz’ yazma alışkanlığımızdan kolay kolay vazgeçecek gibi görünmüyoruz. “MUTLU OLMAK İSTİYORSAN SEVDİĞİN İŞİ YAP” sloganı için, Yıllar önce, ‘ne iş olsa yaparım abi’ diyerek bir iş görüşmesinden diğerine koştururken, arka arkaya bindiğim iki minibüste okuduğum bu türden yazılar bana hayat boyunca unutamayacağım bir ders vermişti. Minibüste cam kenarında, ‘bir gün mutlu olmak istiyorsan balık tut, bir hafta mutlu olmak istiyorsan tatile çık, ömür boyunca mutlu olmak istiyorsan sevdiğin işi yap’ yazıyordu. Diğerinde de "batsın bu dunya" yazıyordu... Batmıyor.. bence batmasın da.. :) Belki de öylesine söylenmiş bu ilk söz, hayatta ne istediğini bilmenin önemini ve ancak sevdiği işi yapanın mutlu olabileceğini bir anda ne güzel de anlatıvermişti. Kimi aldığı parayı, kimi çalıştığı çevreyi, kimi çalışma saatlerini, kimi de yaptığı işi sevmiyor.

Kiminin ise sevmeyeceği bir işi bile yok!

"işleyen demir ışıldar" atasözünü unutmadan;

hergün bize zamanlı yada zamansız sözlü mecazlı mobbing uygulamasında bulunan kişilere karşı.. birer sağır!

Geçip karşımıza gözleri ile rahatsız edenlere karşı da kör olmayı öğrenmeli ve inadına gülümsemeliyiz.

Bazen şahitler bile bunu görmezden geliyor.

Egoları son derece şişkin olan bu insanlar, komplekslerini tatmin etmek için her yolu denemekten asla vazgeçmezler. Vazgeçerlerse varoluşlarının bir anlamı kalmaz çünkü. “Cahilin eline salahiyet verilmiş önce babasını kesmiş” deyimini doğrularcasına, önemli bir pozisyon elde ettiklerinde usulsuzce “otorite”yi savunduklarına şahit oluruz bu kişilerin..

Mobbing örnekleri:

* Küçük düşürmeler

* Aleni olmasa dahi saygı kurallarını aşan yaklaşımlar

* Başkalarına karşı güvensiz göstermek

* Duygusal eziyetler

* İşyerinde söz kesme

* Azarlanma

* Yüzüne bağrılma

* Alay etme

* Kişi, işle ilgili önemli gelişme ve haberlerin dışında bırakılması.

* Kişinin arkasından çeşitli söylentiler çıkartılması.

* Sosyal ilişkilere saldırı (siz orda değilmişsiniz gibi davranılır)

* Özel hayata saldırı, (evlilik, sevgili vb gibi ferdi ilgilendiren ilişkilerle baskı kurma)


Mobbing yolu ile bir işyerindeki bazı kişilerin performansını ve dayanma gücünü yok etmek ve onları işten ayrılmaya zorlamak amacı güdülüyor.


Mobbing ile savaşmak:

Mobbing'le başa çıkabilmenin temelini teslim olmamak oluşturuyor.

Kurban kişilerin, sağlam bir bilinç geliştirmek zorundalar.

Kaybedilen özgüvenin yeniden kazanılabilmesi için öncelikle kişinin benlik bütünlüğünü ayakta tutan değerlerin keşfetmesi gerekiyor.

İnsanın yaşadıklarını ve gerçek duygularını kendisinden gizlememesi, bunları dostlarla konuşarak veya yazarak paylaşması da çok önemli. Durum ne kadar zor olsa da, bir şekilde baş edebileceğinize inanmalısınız.

İnançlarınızı kaybetmemelisiniz.

Mobbing sendromunu yenme konusunda da yakın çevrenin bilgisi olmalı ve kesinlikle psikolojik destek alınmalıdır.

en önemlisi de ayrıldığın yada çıkarıldığın andaki sonuç değişmiyor, çoğunlukla mobbingin bitmesi anlamına gelmiyor, çünkü benzer bir iş kolunda çalışmak zorunda olan kişi kötü huylu, asi ya da işten anlamaz olarak damgalanarak referansları kirleniyor.

Eh budurumda da pes etmemeli.. !

MOBBING KURBANI KİŞİDEKİ BAZI ALENİ BELİRTİLER

-sıkıntı,
-panik atak,
-depresyon,
-dikkati toplayamama ve uykusuzluk,
-hızlı ve düzensiz çarpıntı,
-kalp krizi,
-nefessiz kalma,
-nefes alamama,
-miğde de yanma,
-miğde de ekşime,
-hazım zorluğu gibi mide rahatsızlıkları.
-organizmanın savunma yapılarında zayıflama,
-hastalıklara çok çabuk yakalanabilme.


Birçok çalışanın bundan haberi bile yok.

Haklarınıza kendiniz sahip çıkmazsanız sadece siz değil hepimiz zarar görürüz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1088
Kayıt tarihi
: 14.05.09
 
 

21 Haziran 1981 İstanbul doğumluyum, ilköğretim ve liseyi Özel bir kolejde okudum. Ardından Özel bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster