Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '15

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
511
 

Psikolojinin DNA’sı “Ayna Nöronlar”

Psikolojinin DNA’sı “Ayna Nöronlar”
 

Bana kalırsa hele ki nörobilim alanında son 30 yılda(zaten 90’dan sonra nörobilim epey mesafe katetti) yapılmış çalışmaların en fantastik ve gizemli çalışması: “Ayna nöronlar”. Ayna nöronların buluşu tamamıyla tesadüfe dayanıyor isterseniz o gizemli ana kısa bir yolculuk yapalım:

…. ‘Leo, non puo essere!’ Vittorio yüzü sakallı başını inançsızlık içinde sallıyor ‘Leo, bu olamaz!’ Plastik torbadan bir üzüm daha alıp maymunun önündeki tepsiye koyar. Vittorio üzümü tutar ve aynı anda hoparlörden mitralyöz sesine benzer bir ses gelir. Tabii ki öyle değil. Bu ateşleme adı verilen tek bir sinir hücresinin sesidir.  Maymunun beynine, saç teli kalınlığında bir elektrot yerleştirilir, sinir hücresi etkinleşir etkinleşmez, elektrottan ölçülen zayıf akım güçlendirilir, hoparlörde bir sese dönüştürülür ve bir osiloskobun ekranında yeşil bir çizgi olarak görünür. ‘ İşte tekrar ateşliyor! Bir ses alıyor muyuz? Aynı hücre olabilir mi Osiloskopa bakan Vittorio , şaşırmış görünür. Her şey normaldir.  Yeşil çizgiler siyah bir fon üstünde ışıldar. O anda, maymun tepesindeki üzümü yakalarken aynı yanıt sesleri duyulur. Leo, bu çok şaşırtıcı der…”

Gerçekten de şaşırtıcıydı o gün Leonardo Fogassi, Vittorio Gallese, Giacomo Rizzoletti ve ekibinin ne bulduklarının birden farkına varamadılar. Yıllar sonra, ünlü nörobilimci  Vilayanur  Ramachandran, İtalyan bilimcilerin, hemen hemen raslantı sonucu gerçekleşen devrim niteliğindeki buluşunu, ‘‘tahmin ediyorum ayna nöronları psikolojide  DNA’nın biyolojide yaptığını yapacaktır’’ diyerek, Jim Watson ve Francis Crick’in çift sarmal buluşu ile karşılaştıracaktı.Halbuki onlar düşünme-okuma konusunda maymunlar üzerinde çalışma yürütüyorlardı.

Peki bu nöronlar ne anlama geliyor? Bilimsel ağzı bir tarafa bırakırsak kısaca bu nöronlar; “sizin karşınızda biri eylemsel bir harekette bulunduğunda beyninde aktifleşen bölge siz sırf onu izlediğiniz için(eylem yapmıyorsunuz) -ya da bırakın izlemeyi duymanız bile yeterli- sizin de beyninizde aynı bölge aktifleşiyor. Diyelim ki sevgilinizle bir sabah anlaştınız ve bir Pazar sabahı kahvaltı yapmaya gideceksiniz. Nihayet o gün gelmiş ve ilk buluştuğunuz yere geldiniz. Masa tek kelimeyle harika, her şey var! Ama siz sevgilinizi izlemekten kahvaltı bile yapamıyorsunuz. Tam o esnada sevgiliniz çay içiyor. Siz ise sadece bakıyorsunuz. Sevgiliniz çay içme eylemini yaparken beyninde haliyle bir aktivasyon gerçekleşecektir. İşte siz çay içmemenize rağmen sizde de o aktivasyon meydana geliyor. Bu karşılıklı ayna görevi gören nöronlara ise “ayna nöronlar” diyoruz. İtalyan çalışmacılar ise romantiklikten ziyade başka bir şeyle meşguldüler. Amaçları F5 bölgesi diye adlandırılan alanı araştırmaktı, bu bölge insanlarda Broca alanına denk geliyor. Temel bulgulardan biri; burada ateşlenen nöronların görevi spesifik bir nesneyi tanımak değil. Yani nesne biri tarafından ele alındığında ayna nöronlar ateşleniyordu, tepside durduğu zaman ateşleme olmuyordu. Premotor alandaki ayna nöronlar bir başkasının davranışını gözleme sırasında ateşlenir ve bir sonraki harekete hazırlanmayı sağlar. Bu bölge nesneleri tutup kaldırmak ve ısırmak gibi el ve ağız yoluyla gerçekleşen isteğe bağlı hareketleri kontrol etmektedir. Araştırmacılar ayna nöronların beslenme ve iletişim aktivitelerinde rol aldığını bulmuştur. Beslenmeyle ilgili ayna nöronlar bir yiyeceğin ağızda tutulması ve yalanması sırasında gözlenen hareketler sırasında ateşlenirken; İletişimle ilgili ayna nöronlar ise dil şapırdatma gibi aktivitelerin gözlenmesiyle ateşlenmektedir. Bu durum iletişimle ilgili bazı jestlerin beslenme hareketlerinden evrildiği düşüncesini ortaya koymaktadır. Ayna nöronlar bir başkasının davranışını gözleme sırasında ateşlenir. Bu nedenle taklit, empati, zihin okuma gibi sosyo-bilişsel yeteneklerde işlev görürler. Ayna nöronlar sayesinde diğer insanların duygu ve niyetlerini anlayabilir ya da tahmin edebiliriz. Esneyen birine bakınca esnememiz, limon yiyen birini görünce yüzümüzü ekşitmemiz ayna nöronların aktivasyonuyla oluşan istemsiz davranışlardır.

Kısacası ayna nöronlar empatinin biyolojik versiyonudurlar. Empati becerimiz bu nöronlardan mı kaynaklanıyor? Otistik kişilerin sosyal iletişim ve dil becerilerinin zayıflığı bu nöronlardan mı kaynaklı(kırık ayna teorisi, başka bir yazımda detaylıca bahsedeceğim), şizofreni hastaları peki? Bu nöronlar böyle onlarca soruyu akıllara getirmiştir. Bu patolojilerde ortak olan duyguları anlama ve ifade etme güçlüğünün ayna nöronlardaki bir bozuklukla ilişkili olduğu düşünülmektedir. Son zamanlarda muaazzam çalışmalar yürütülüyor. Sonuçlarını yakın zamanda yazacağım yazılarda bulabilirsiniz. Bir kaçını özetlersek; “fMRI çalışmalarında; tiksindirici kokuyu yaşantılayan ve kötü kokudan tiksinen bir kişinin video görüntüsünü izleyen kişilerin beyinlerinde ortak olarak insular bölgede işlev artışı olduğunu saptamışlardır. Yani kişiler kokuyu yaşantılamasalar da sanki aynı kokuyu alıyormuş gibi hissettiklerini ortak beyin bölgelerinde aktivite gözlemlenmiştir(Wicker ve ark., 2003)”. Bu çalışmada da görüldüğü gibi kendi deneyimlemedikleri bir kokuyu sanki kendileri algılıyormuş gibi beyin aktive oluyor. Jabbi ve ark.( 2007)’nın yaptığı başka bir çalışmada ise; deney sırasında  tatlı ve acı sıvılar tadılırken  -üç boyutlu video görüntüleri izlenirken- fMRI incelemesi yapılmış, farklı kişilerin beyinlerinde insular bölge ve frontal operculum’da benzer düzeyde aktivite artışı olduğu gösterilmiştir. Yine görmeye dayalı bu çalışmada da aynı aktivasyonun olduğu görülmüş. Marci ve ark.(2007)’nın yaptığı bir diğer çalışmada ise en az 10 seanstır birbirini tanıyan 12 psikoterapist ve hasta grubu araştırmaya dahil edilmiş ve bağımsız gözlemci görüşme kayıtlarını izlemiştir. Hastalara ve gözlemciye terapi seansı sonrası empati ölçeği verilmiş, hasta ve terapistin seans sırasında deri iletkenlikleri ölçülmüştür. Araştırma sonucunda deri iletkenliğindeki değişimlerin uyumlu olduğu bölümler ile gözlemcinin empati skorlamasının paralel olduğu saptanmıştır.

Acaba ne oluyor da bizim birebir deneyimlemediğimiz bir şeyi beynimiz başkasında gördüğünde sanki biz deneyimlemişiz gibi aktive oluyor. Bunun hakkında kitaplar bile yazılabilir ama mesele mantık âlimliği yapmak değil gerçekten bilimin bize bahşettiği bu nöronları nasıl anlamalıyız? İnsanlığa ve hele ki psikoloji temelli bozuklulara nasıl uygulayabiliriz? Bu konuda sanırım kat etmemiz gerekecek daha epey yol var.

(Not: Bu yazıda sadece ayna nöronlara kısa bir tanım mahiyetinde giriş yaptım, ilerleyen zamanlarda farklı yazılarla birbirinden ilginç çalışmaları özetleyip yapılan tartışmaları paylaşacağım)

Psikolog Mehdi Başer

İletişim bilgileri: https://www.facebook.com/pages/Psikolog-Mehdi-Ba%C5%9Fer/392554860918729

 

https://www.facebook.com/mehdi.baser

 

https://twitter.com/psikologamed

 

Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 939
Kayıt tarihi
: 30.12.14
 
 

Psikolog ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster