Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
412
 

Psişik Notlar

Bu kadar zıtlık biraraya gelir mi?

Kutup Tatar’ı kanıyla ekvator zencisi kanı birarada.

Metafizik kanla bilim kanı birarada.

Yumuşak ile sert birarada, savaşla barış birarada.

Haldor Laxness’i (Atom İstasyonu) okuyana kadar, kutup kanımdan haberdar değildim. ‘Uykusuzluk’u seyredince emin oldum. Arada ‘Salka Valka’ vardı, o bir şey ifade etmedi.

Biraz önce, ‘Jar City’yi seyrettim. Grönland’da taksi bekleme rüyama bu kadar uyabilirdi bir film. İzlanda’da herkes kutup soğuğunda bir ruh taksisi bekliyor, onları oradan alıp sıcağa taşıyacak... (Şerh: Epsilonlar, ekstremde olsun veya olmasın, makro kognitif / informatik metaformozlar yaratibilir. İzlanda onlardan biri olduğunu kanıtladı.)

Bu dünyada, bugüne kadar Grönland’da / İzlanda’da taksi bekleyerek yaşamışım, bunu ayırsadım bugün.

İgloyu koza yapmak değil. Dünya libidom için o kadar dondurucu ki dışarı çıkmayı düşünmedim bile (ama bu ne rahimdi, ne başka bir şey, metafizik bir örüntüydü, ‘ma’ idi diyeyim, en yakın terim o çünkü). Bu katatoni / otizm çizgisi ile ilintili değil. Türkiye insanlarının ruhsuzluğu, morgdaki cesetler denli kanımı donduruyor.

46’ıma dek doğmadım, doğsaydım ölürdüm. 46’ımda doğmaya başlayıp 48’imde süreci tamamladım, doğmasaydım ölürdüm. Ne ikilem ama...

Bu kadar berbat, bu kadar açıkseçik, bu kadar sade, bu kadar sık raslanan...

Paranoyamla melankolimi üstüste bindirdim. Olabilir mi böyle bir şey? Bana gerçeklik derinliği sağladı, bu çifte illüzyon.

‘Marsta Bir Antropolog’dan beridir, kendimi anlayabileceğimi ve anlatabileceğimi ayırsadım. Benzerlerim değil, beş benzemezlerim sayesinde, demek ki ben de ‘daha benzemez olabilirmişim’e yol açtı o öyküler.

Desenlerim, fotoğraflarım, bir filmim, bir resmim, yazının yazgı gibiliğinden kurtulabilirliğim... Hatta şimdilik kurtulmuşluğum...

Cehennemden cennette, tesadüfen kapı açılırken, aradan sıyrılıp geçivermek, lümpen uyanıklığı değil. O yol var ve bizim gibilerin hakkı ve başkalarını öldürerek, o yolu alacağım ve açık tutacağım. Kimse de o tarafa sapmayacak, çünkü yol çok açıkseçik, yani kimse onu görmeyecek.

Eh, bu kez, 50 yaşın eşiğinde, çok gecikmiş de olsa, son bakışta olmayarak, bir yaşam ve bir libido aşkından söz edebiliriz, rüyalarımda yaşadığım ve gerçek yaşamda da yaşamış olabileceğim aşklardan... Yaşamamış olduğuma asla hayıflanmadığım aşklardan... Yokluğu ve yokluktan varlık yaratan aşklardan...

İyileşmemin gerekmediğini, zaten sağlıklı olduğumu biliyordum ama bunu kanıtlayamıyordum, kendime bile... Artık dışa kanıtlamadan, kendi gerçekliğimin haritasını biliyorum ve sanırım en az 20, en çok 50 yılım daha var.

‘Pathfinder’ bu kez yolunu yitirmedi...

Bu kez kaybettiniz insancıklar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Celal Bey, anlamadığınız konulara girmeyin. Metnimdeki terimleri bana tek tek açıklayın, ondan sonra konuşun.

Reha Ülkü 
 13.02.2008 20:51
 

Güzel bir yazıydı Reha Bey, "paranoyayla melankoliyi üst üste bindirmek" gerçekten iyi gelmiş size. Elinize sağlık.

Murakami 
 12.02.2008 22:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 486
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster