Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
356
 

Pusuda bekleyen ölüm

Soğuk ve kapkara iki kelime ölüm ve pusu. Kapkara bir yazı yazacağım… Ben de istemezdim böyle bir yazı yazmayı ama aziz vatan topraklarında yaşanan olaylar, geleceğe dair hayallerin üzerine bir kara bulut gibi çöktü. Ve ben bu yazıma başka uygun başlık bulamadım. Yoksa kim istemez yazısına hani hayal bu ya şöyle bir başlık atmayı:” Türkiyede işsizlik oranı, resmi makamlarca % 1 olarak açıklandı. “

Yetim kalan minicik bir kız çocuğu. Şehit olan babasının, ay yıldızlı bayrağa sarılı tabutunun başındaki resmini gülümseyerek işaret ediyor. Olan biteni kavrayacak yaşta değil henüz. Hamile bir şehit eşi… Elindeki plastik askeri ile oynayan çocuğunun elini sımsıkı tutarak cenazede bulunan kalabalığa şöyle sesleniyor:” Yapmayacaktım ama ben de çocuğumu jandarma yapacağım.” Çocuk ise ağlayarak annesine: “ Hayır, yapma” diye yalvarıyor.

Tokattaki hain pusuda şehit edilen yedi Mehmetçiğimiz. Milletçe kanımızı donduran kapkara bir pusu. Milletçe yüreğimize düşen o ateş. O ateş ki sadece düştüğü yeri değil, bu aziz vatanı seven, birliğini ve toprak bütünlüğünü savunan ve koruyan herkesin yüreğini yakar…

Görsel medyada izledik, dinledik; yazılı medyada okuduk her bir Mehmetçiğimizin hüzünlü öyküsünü… Gerçekten insan olan herkesin yüreği acıdı her bir öyküde… Askerdeyken aldığı aylığı ailesine gönderen benim aziz şehidim… Geride kalan yetimler, acılı eşler, evlat acısı yüreklerine bir hançer gibi saplanmış anneler, babalar… Yakılan ağıtlar… Dökülen gözyaşları… Bu yazan parmaklar bile tuşlara zor basıyor acıyı yazmamak için. Ama bu gerçek… Keşke böyle bir gerçek olmasa…

Peki, henüz on yedisinde, evine gitmek için otobüse binen ama atılan molotof kokteyli ile yanarak can veren o genç kızın günahı neydi? Ondan ne istediler?

Benim güzel ülkem, Türkiyem, hemen hemen her gün yeni bir acı yaşıyor. On dokuz madencimizi karaelmasın uğrunda kaybettik. Pusuda bekleyen ölüm onları yerin altında ekmek parası için çalışırken yakaladı. Kim bilir belki gerekli önlemler alınsaydı, on dokuz madencimiz bugün hala hayatta olacaktı…

Kim bilirler, belkiler, keşkeler…. Ne zamana kadar peki? Bir sonraki muhtemel felaket kadar… Gönül ister ki bu felaketleri, acıları yaşamayalım. Evet, ölüm, her insanoğlunun başına bir gün mutlaka gelecek… Bu kaçınılmaz bir gerçek… Ama kim bilir belki de gerekli denetimler zamanında yapılsaydı on dokuz madencimiz, nice seneleri aileleriyle birlikte geçireceklerdi. Olmadı…

Türkiye Cumhuriyet’ i zor bir dönemden geçiyor. Her şey’ e rağmen, ünlü bir yazarın sözüne katılmamak mümkün değil…. Anadolu topraklarından asla ümidi kesmemek…

Anadolu toprakları, birliğin ve beraberliğin başarıyla sonuçlanmış destanı olan Kurtuluş Savaşına sahne olmuştur. Atatürk’ ün kurduğu Türkiye Cumhuriyet’ i, bu vatan, bu millet, yani doğusundan batısına, kuzeyinde güneyine sınırları kanla, canla çizilmiş olan içinde bulunduğumuz bu coğrafya, yaşanan tüm olumsuzluklara, kara günlere rağmen yalnız medeniyetin değil umudun da beşiğidir… Ve Yaradan, içimizde yaşattığımız bu umut sayesinde, bizi, zehirli düşüncelerden sonsuza dek koruyacaktır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Pusular, katliama davetiye hazırlayan koşullar, hainler, psikopatlar, ırz düşmanları, katiller, hırsızlar, arsızlar.. Her tarafımız çepeçevre sarılıyorsa günden güne, demek ki ok yaydan çıkmış durumda artık..

Mavi Karadeniz 
 14.12.2009 19:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 130
Toplam yorum
: 84
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 417
Kayıt tarihi
: 24.06.08
 
 

1999 yılında Ted Kdz Ereğli Kolejinden, 2003 yılında İstanbul Üniversitesi İtalyan Dili ve Edebiyatı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster