Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1411
 

R.Tayyip Erdoğan; Değişken bir Başbakan portresi ama aslı hangisi?

R.Tayyip Erdoğan; Değişken bir Başbakan portresi ama aslı hangisi?
 

İslamcı, muhafazakar, demokrat, ulusalcı, milliyetçi, hem liberal hem kapitalist. Bazen duygusal bazen öfkeli, bazen şiirler okur, bazen bağırır! Hangi ülkenin Başbakanı bu kadar farklılığı bünyesinde barındırıyordur?

1994’de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunda, İslami muhafazakar görüşlü, siyasi olgunluğa henüz sahip olamamış, sistemi hırçınca protesto eden bir görüntüsü vardı. Şimdi ise bu defa ülkenin Başbakanı sıfatıyla ama bambaşka bir görüntüde…

Belli bir siyasi olgunluğa erişmiş gibi, değişim adına projeler üretebiliyor ancak kimi zaman kapitalist kim zaman liberal, bazen demokrat bazen milliyetçi, ama muhafazakarlığından ve hırçınlığından hiç ödün vermeyen bir görüntüsü var…

Bunca tezatı bunca yıldır kimliğinde ve kişiliğinde nasıl biriktirebildiğine ve taşıyabildiğine halen akıl sır erdiremediğim için, icratlarını da bazen “hah işte budur” diyerek onaylayıp takdir ediyorum, kimi zaman da “bu nasıl bir demokratlık?” ya da “oldu mu şimdi bu?” diyerek şaşırıyor ve kızıyorum. Biliyorum ki benim gibi düşünenler bir hayli fazla. Hatta oy potansiyelinin yarısını benim gibiler oluşturuyor da diyebiliriz.

R.Tayyip Erdoğan’ın, 1997 yılında Siirt’de, yani zevcesinin diyarı memleketindeki, dillere destan gönüllere bostan olan serencamında “Referansımız İslamiyet. Bizi hiçbir zaman sindiremezler. Minareler süngümüz, kubbeler miğferimiz, camiler ise kışlalarımızdır” diyerek ve cezaevine girmesine yol açan şiirle başlayan yolculuğu, "Başbakan” kimliği ile dolu dizgin gidiyor. Bu yolculuk hangi noktaya geldi, nereye devam edecek, tahmin edilemiyor.

“Değişim” vaadiyle yola çıktı ve halkın çoğunluğu O’nu defalarca iktidara taşıdı. Ancak “değişim” derken bir baktık ki “statüko" nun tam da ortasında. Özellikle 2005 ten bu yana ne tam değişime odaklanabiliyor, ne de tam statükoyu benimsiyor…tuhaf bir “vizyon”, iki arada bir derede gibi. Askerle bir dargın bir barışık, keza vesayet sistemi ile de aynı, Ergenekon davası için bir cesur bir çekinik, bir “demokratik açılım” diyor, bir “Milli Birlik Projesi”…yaftalıyor mu yalpalıyor mu, ciddi mi samimiyetsiz mi?…anlayamıyorsunuz!

Bir olgun, bir öfkeli, bazen duygusal bazen hırçın…Davos’ta vuruyor yumruğunu, tam bir Kasımpaşa’lı…“kim takar sizi” diyor, Amerika’ya, onun uydusu İsrail’e ve AB’ye. “Tek millet, tek bayrak, tek vatan” , “Bu ülkenin 72 milyon insanı olarak bizi bölmek isteyen tüm dünyaya yani batılılara, AB ve ABD'ye karşı omuz omuza duralım” , “Türkiye yanlarında olmazsa Batı ne yapar onu düşünsünler”…Bu sözler Başbakanımız Erdoğan’dan, bu kadar da ulusalcı, bu kadar da milliyetçi!

Zaman zaman, Demirel misali “üfür ciğerin genişlesin” yöntemi, kimi zaman da Turgut Özal’ın başlattığı “arabesk siyaset” kavramının içinde “ bir yanımız her duruma müsait” akımının takipçisi.

Ilımlı islam modeli tutmadı, ben bir ılımlı milliyetçilik alayım… ılımlı milliyetçilik de tutmadı ben bir ılımlı demokratlık alayım. Var mı artık hiç türbandan bahseden? “Türban velev ki siyasi simgedir” diye habire dayatan Başbakan nerede şimdi? “ Ya sev ya terket” dediği günler çok eski değil ama şimdi “farklı kimlikler zenginliğimizdir” diyecek kadar barışçıl.

Liberal İslam altyapısı var gibi, birey hak ve özgürlüklerine saygı duyuyor gibi, ama TEKEL işçilerine öyle bir söz söylüyor ki; “Bu paraya çalışacak binlerce insan var, beğenmiyorlarsa giderler”…aynen kapitalist sermayenin ağzından konuşuyor…şaşırıyorsunuz!

Beri yanda, şimdiye kadarki iktidarların gündeme dahi getirmeye korktuğu pek çok meselenin üzerine gidiyor, çekinmiyor…umutlanıyorsunuz!

Başbakan R.Tayyip Erdoğan değişti mi değişmedi mi diye sorsak net bir yanıt vermek zor…ancak önceleri işçi devrimini ve sosyalizmi kutsayıp, sonrasında 12 Eylül'lere, 28 Şubat'lara alkış tutarak, her defasında darbe çığırtkanlığı yapanları gördükçe, R.Tayyip Erdoğan’daki değişimin daha samimi ve yapıcı olduğu da bir gerçek.

Recep Tayyip Erdoğan'ı beğenmek, sevmek veya oy vermek zorunda değiliz ama öteki Türkiye'nin içinden gelen ve ciddiye alınması gereken bir siyasetçi olduğunu düşünüyorum. Bu değişken kişiliğin, Türkiye’nin değişimine katkısı olacağına ben de inanmak istiyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benim hem AKP'ye oy verip hemde bunu bir şanssızlık olarak görmemde en ufak bir tutarsızlık yok. Demokrasi benim önüme bir çok kötü seçenek koyuyor ve bende o kötü seçeneklerden en az kötü olanı seçiyorum. Eğer en kötü seçeneği seçseydim veya demokrasiyi iyi bir araç olarak görseydim o zaman tutarsızlık yapmış olurdum. Bu kötüler arasında en az kötü olanı seçme yöntemi sence çok iyi bir siyaset aracı olabilir. Ama bence akıl dışı bir yöntemdir. Diğer taraftan rasyonel ve irrasyonellikte "sana göre-bana göre" çelişkisi olmasın diye "bilim" diye bir araştırma ve karşılaştırma aracı icat ettik ama onu hiç kullanmıyoruz. Ne yapıyoruz? Siyaset biçimimizi belirlerken rasyonel olanın seçimini halka yaptırıyoruz. En rasyonel olanı halk belirleyecek ise bilime ne gerek var? Sen bunu kabul etmiyorsun ama ben ODTÜ mezunu bir insanın ilkokul 3 üncü sınıften terk bir insandan çok daha rasyonel tercihler yapabileceğinden eminim :) Kendine iyi bak ilkokul 3 üncü sınıftan terk bayan.

Matilla 
 09.02.2010 12:49
Cevap :
Çok irrasyonel davranarak, bu yorumunu yayınlıyorum...ama rasyonel yanım, ilkokul 3.sınıftan terk Beran'ın bu yorumu yanıtlamaya aklı yetmediğini hatta hiç bişi anlamadığını söylüyor...o nedenle yanıtlamayıp sadece kendime iyi bakayım, rasyonel arkadaşıma irrasyonel sevgilerimle:))...  15.02.2010 20:22
 

Her şey onun istediği gibi gitseydi muhafazakar yanı ağır basardı gibime geliyor. Ama esen rüzgârlar onu belki de aklından bile geçmeyen işlerin öncüsü yaptı. Dik duruşu hepimizin takdirini topladı. Kim ne derse desin dün ak dediğine bugün kara diyen diğer liderlere göre benim muhalifim olan, iyi bir lider.

Hakkı Uysal 
 08.02.2010 9:43
Cevap :
Bu noktalara nasıl geldiğinin farkındadır umarım:)...teşekkürler, sevgiler  15.02.2010 20:24
 

yolum bir tane ve isik icinde M..Kemal Ataturk'un aydinlik yolu. Takkeli takima guven olmaz .Sn.Ergen'in ne demek istedigi anlamadim ama, politika ciddi bir istir!!!!saglik ve saygiyla

Newyorker 
 07.02.2010 17:03
Cevap :
Tabi ki Mustafa Kemal güçlü bir liderdi...ancak dönem çok farklı, dünya farklı...siyasetin ve yönetim şekillerinin realiteleri farklı. 1920 de kalırsanız günü yorumlamak zorlaşır...Sn.Ergen'le iletişim!...ben bilemem:))kendisine sorun...teşekkürler, sevgiler  08.02.2010 21:23
 

Irakta askerlerimizin başına çuval geçirilnce ses tellerinden ameliyatlı mıydı? Masaya vuracağı eli kırık, alçıda mıydı? NEWYORKER selamlar sevgiler.

Fatma Güneş ERGEN 
 07.02.2010 14:31
Cevap :
Zaten ben de bazı çifte standartlarını vurgulamak istedim...ancak geçmişteki politikacılara baktıkça da umutlanmıyor değilim...New Yorker hangi yolda acaba:)) duyar mı selamını bilmem ben yine de görürsem söylerim...elbet bir yerde buluşuruz:)...sevgiler  07.02.2010 16:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 485
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2266
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster