Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ağustos '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
328
 

R4bia

R4bia
 

R4BİA


Mısır'daki son olayların ardından Tahrir Meydanı'na âdeta rakip olan bir meydan gündeme geldi: Rabiatul Adeviyye. Meydan ismini, İslam dünyasının kadın alimlerinden olan Rabiatul Adeviyye'den almıştır.  Adeviyye, ailenin dördüncü çocuğu olduğu için isminin başına Rabiatul konulduğunu belirtmekte fayda var. Rabiatul Adeviyye, hayatı boyunca verdiği özgürlük mücadelesiyle anılıyor. Bu gün onun isminin verildiği meydanda yine bir mücadele var...

Bu mücadeleye katılanlar meydanın ismine atıfta bulunmak için kendilerine has bir zafer işareti oluşturmuş durumdalar. Ve görünen o ki baş parmağın avuç içine doğru katlanması suretiyle yapılan dört işareti alternatif bir zafer işareti olmaktan daha fazla anlam taşıyor. Hakikaten işarete, zafer işaretinden ziyade bir başkaldırı anlamı yüklenmiş durumda. Üstelik işaret ülke sınırlarına da aşmış. Devlet başkanlarından futbolcusuna kadar çok büyük bir kitle bu işareti kullanarak gerek gerçek gerek sanal alemde Mısır halkını selamlıyor.

Çağımızda başta bilgi akışı olmak üzere her şey daha hızlı. Şahsen dünyanın dönüş hızının arttığını dâhi söyleseler şaşırmam. Gerçekten son yıllarda üretilen bilgiyi insanlık tarihi boyunca üretilen bilgiyle kıyasladığımızda "hız"ımızın ne kadar arttığı gözler önüne serilecektir. Ancak üretilen bilgilerin her zaman insanlığa hizmet etmediğini, aksine bazen insanlığın sonunu hızlandırdığını söyleyebiliriz. Çünkü bazen üretmekten çok öldürmeye odaklanıyor insan!

Yine de dünyanın bir ucundaki olayların, anında dünyanın öbür uçlarına ulaştırılabilmesi müthiş bir nimet. Yine bir zulme, dünyanın öbür uçlarından tepki gösterilmesi de güzel... Hele bu tepkinin anında gösterilmesine şapka çıkarmak lazım! Ancak bu konuda yeterince tepki göstermemiz, evvelinde olan yahut sonradan olabilecek olaylarda tepki göstermememize neden olamaz. Nitekim bu işin sırası yoktur. Ve insanın omurgası vardır. Doğruya her zaman doğru diyebilmeli, zulme her zaman dur diyebilmeliyiz! Aksi olursa samimiyetimiz sorgulanır hatta ikiyüzlü damgası yeriz!

Gerçekten insanlık tarihi kara lekelerle dolu. İnsanlığın bu konudaki öz geçmişine internetten ulaşabilirsiniz. Ben kendi çağımdakileri yazmakla yetineceğim. Mesela Karabağ'a değinmek istiyorum. Mesela Srebrenitsa'ya... Arakan'a, Urimçi'ye, Rajova'ya... Breivik'in Norveç'te yaptığı katliama...  Ve Mısır'daki katliama... Zamanı sınırlı tutmama rağmen tam yedi katliam zikrettim! Gerçekten "ölülerin şafağını" yaşıyoruz sanki... Şartlar oluştuğunda eşref-i mahluk olan insan, yaratanı dahi unutarak yaratılmış olanı yok etmekten hiç çekinmiyor. Hem de ne yok ediş...

Petrol uğruna Irak'a iki kere girmek için gerekli ortamı hazırlayanlar, dünyayı kontrol etmek amacıyla Afganistan'a girmek için her türlü fırsatı değerlendirenler, kendi çıkarları uğruna İran'a girmek için fırsat kollayanlar yukarıda adı geçen katliamlarda ya kıllarını bile kıpırdatmadılar ya geç kaldılar hep!

Sürekli, ülkemiz dışında olayları baz alarak kendimizi değerlendiriyoruz. Normal olarak... Ancak bazen yanlışlar yapıyoruz! Zaman içinde insan fikirlerini değiştirebilir. Bunu anlamaya çalışabiliriz. Ancak hem çark ederek ölümüne eleştirdiği fikirleri ölümüne savunan hem de ilkeden dem vuranları anlamak mümkün değil. Savaş her yerde savaştır, katliam her yerde katliam! Darbenin unsurları da bellidir şiddetin nerede başladığı da... Duruma göre yorum yapmanın ötesine geçip ilkeleri temelinden değiştirmek onmaz bir Makyavelizmden başka bir şey değildir...

Son olarak yer yüzündeki her tür çatışmanın çözüme odaklanmak istiyorum... Öncelikle iç dinamikler harekete geçirilmedikçe hiçbir dış müdahaleyle bir milletin yıkılamayacağını düşündüğümü belirteyim. Eğer aksi olsaydı yüce Türkiye Cumhuriyeti çoktan yıkılırdı. Allah korusun! O bakımdan Mısır'daki asıl meselenin, kendi kendilerine tahammül edememeleri olduğunu düşünüyorum. Mısır'daki mesele başta olmak üzere her tür çatışmanın yegâne çözümü ham maddesi hoş görü olan bir sistemdir. Bu sistemin adıysa, demokrasidir! Şiddetten, katliamdan medet umanlar bilmelidir ki her şeyin sonunda gelinecek nokta hâlâ "demokrasi"dir. Ve insanlık daha iyi bir sistem üretene kadar en iyi sistem yine demokrasi olduğu için bu vahşetlerin hepsi abesle iştigaldir!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 393
Kayıt tarihi
: 10.09.10
 
 

Kısaca kendimi tanıtacak olursam "Evlat, eş, baba, öğretmen, yönetici, yazar ve tabii ki okur." y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster