Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '11

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
4824
 

Radyasyon uygulamalarıının zararları

Ülkemizde radyasyon ışınlaması içeren uygulamalar konusunda toplumumuzda ciddi bazı kaygıların olduğu bir gerçektir. Radyasyonun herhangi bir şekilde dile getirilmesi bile gerekçesiz / yersiz endişelere neden olabilmektedir.

Radyasyon ışınlamasına doğal kaynaklardan olarak olduğu  gibi  tıbbi, endüstriyel, araştırma gibi alanlarda yoğun olarak kullanılan radyasyon kaynakları ıle ışınlanmak olasıdır.  

Doğal radyasyon kaynakları ; kozmik radyasyon(uzaydan gelen kozmık ışınlar nedeniyle  mesela uçak yolculuklarında da doz alınır), evlerde kullanılan yapı malzemeleri ve en önemlisi evin bulunduğu bölgenin jeolojsine bağlı olarak yerkürede bulunan uranyum ve toryum miktarına bağlı olarak uranyum bozunum ürünlerinden radon gazı birikimi (havalandırılmayan evlerde bodrum katlarında daha fazla) dolayısıyla radyasyona maruz kalınır), yaşanılan yerin doğal fon radyasyonu yenen ve içilen bazı gıdalar (maden suları, mantar vb.)  vb.oluşturur.

Radyasyon iyonlaştırıcı olmayan ve iyonlaştırıcı olmak üzere ayrı ayrı gruplandırıldığını biliyor muydunuz? Her tip radyasyon aynı etkiyi yapmadığı gibi aynı ölçülerde değerlendirilemezler. Lazer, radyo dalgaları, mikro dalgalar, morötesi(ultraviole) ve kızılötesi(infrared) ışınlar vb… iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olarak değerlendirilir. Bu dalgalar ile X-ışınları ve gama ışınları ile aynı karaktere sahip ancak sahip oldukları enerjileri daha düşük olduğu için vücudu etkime mekanizmaları farklıdır. Magnetik alanlar ve uygulamaları, yüksek gerilim hatları farklı farklı alanlardır.

Lazer kullanımı ülkemizde halen kontrol altında değildir. Gelişigüzel ve her yerde (lazer pointer, eğlence merkezleri, alışveriş merkezleri,tiyatro vb…) çoğunlukla 4.sınıf lazer kullanılmaktadır. 1 mW ın üzerinde ki lazer uygulamaları 4. sınıf lazerlara girer ve direk göze uygulandığında geçici veya kalıcı körlük oluşturur. Buna ek olarak lazera uv eşlik edebilir.Bu gibi durumlarda deride yanıklar (daha ileri boyutta deri kanseri   ) oluşabilir. Bu nedenle lazer uygulamasında gerekli kurallara uyulması, asla koruyucu gözlük yoksa direk olarak bakılmaması gerekir.

Radyo dalgaları(telefonlar, baz istasyonları..) ise abartılmış boyutta kullanılmaktadır. Isınma yarattığı bölgede tahribat yaratabilecek bu kullanımında kanunlar la kontrolu şarttır.

Yeni çıkacak iş sağlığı ve güvenliği kanunu ile morötesi ultraviole kızılötesi microdalga kullanımı magnetik alanlar ve yüksek gerilim hatlarının kullanımını kontrol altına alınacaktır ve de alınması hem kullanıcılar hem uygulayıcılar açısından şiddetle gereklidir.  

Ancak halk arasında radyasyon denince daha çok anlatılmaya çalışılan iyonlaştırıcı radyasyondur. Bu tip radyasyon x-ışını, gama ışını, alfa ve beta ışınlarıdır. Röntgen çektirdim derken x-ışını uygulamalarından bahsederiz. Bu tür uygulamalarda her çekim belli bir dozu aşmamalıdır.Bu değerler tanısal referans değerleri denir ve uluslar arası tavsiyelere uyumlu olarak ulusal mevzuatımızda yer almaktadır.Bu dozların aşılmaması için TAEK lisanslama işlemlerini sürdürmektedir. Ancak uygulama esnasında yanlış işlemler yapılabilmektedir. Mesela fazla doz verip filmin yanmasına neden olan teknisyenler bir de iyilik yapıyor gibi tekrar çekelim iyi çıkmamış diyerek hastanın ikinci kez ışınlanmasına neden olmaktadırlar.(tek çekimlik uygulamalarda tolere edilebilse de tomografi gibi panoramik gibi çok poz bir arada çekilen uygulamalarda önem arzetmektedir.) Çocuklara uygulanabilecek dozlar büyüklerden farklıdır. Bu gibi bilgilerin sorgulanması gerekmektedir. Özellikle hamilelik şüphesi olanların bu konuda hassas olmaları gerekmektedir. Mensturasyonu(adeti) izleyen 10 gün içinde çekim yapılabilir +/- 10 gün kuralı uygulanmalıdır.  Yinede hamilelik başlangıcında bir uygulama olmuş ve bu gebelik 1 haftayı aşmayan bir gebelikse 250 mSv’den yüksek dozlarda muhtemelen düşükle sonlanacaktır.  250 mSv’den düşük dozlarda eğer embriyo zarar görmüşse düşük, zarar görmemişse normal gelişme gözlenir. Hamileliğin fetusun anne rahmine tutunmaya başladığı ilk 7. gününden sonraki dönemlerde çekim yapılmışsa hamileliğin haftasına göre değerlendirme yapılır. Hamileliğin devam etmesinde doktor ve hastanın ortak kararı dikkate alınmalıdır.Mental veya organ bazında etkilenmelerin zamanları bellidir. İlk 3 ay orgonagenesis dediğimiz organ oluşumu aylarıdır.Bu aylarda alınan 250 mSv’den yüksek dozlar organlarda harabiyet oluşturabilir. Dozun büyüklüğüne göre 8-25 inci haftalarda küçük kafa  yapısı(microsefali)(SHS, zeka gerilikleri gibi mental bozuklukları oluşabilir. İlk üç aydan sonraki uygulamalarda daha ziyade büyüme problemleri ortaya çıkabilir.Ancak her röntgen çekimi olduğunda fetus mutlaka zarar görmez. Özellikle baş boyun diş çekimlerinde fetusun aldığı doz ( eğer gerekli çekim için belirlenen doz aşılmamışsa) çok azdır. Hatta ihmal edilebilir. Çekimin yapıldığı yerde aynı çekim tekrarlanarak ( uygulanan alan ve çekim sayısı dikkate alınarak) yapılan ölçümlerden yola çıkılan doz hesaplama programı ile  fetusun etkilenmesi belirlenip doktor ve hastanın kararı ile hamilelik sürdürülür veya sonlandırılabilir. Bu doz hesaplamalarını TAEK Tıp Birimi yapmaktadır.

Doktorlar radyolojik görüntülemeye karar vermeden önce hamilelik sorgulamasını mutlaka yapmalıdır. Hatta teşhis için x ışını görüntülemesi çok gerekli değilse istenmemelidir. Gerekliliğin tespiti çok önemlidir. Ancak uygulamayla elde edilecek yarar verilebilecek zarardan fazlaise uygulamaya karar verilebilir. Acilde bir gün önce akciğer filmi çektirmiş veya başka hastanede aynı çekimi yaptırmış hastaya tekrar tekrar aynı uygulamayı yapmak uygun değildir.

Teknisyen tekniker  doktor hemşire röntgen çekimi yapılan alanlarda çalışan kimselerin ortak kaygısı ise çekimden sonra ortamda radyasyonun kalıp kalmadığıdır. Kalmaz. X ışını şutlama esnasında oluşup yok olur. Hava da oluşan ozon ise ihmal edilebilir.   X-ışını tüpleri fişte takılı olup şutlama yapıldığı zamanlarda radyasyon üretir diğer zamanlarda herhangibir cihazla aynıdırlar.

Bunun dışında nükleer tıp ve radyoterapi uygulamalarında hastalar daha fazla radyasyon  dozuna maruz kalabilmektedir.Ancak bu tür uygulamalar x ışını kadar çok fazla merkezde uygulanmamakta ve daha ehil kişiler tarafından yapılmaktadır.

Endüstriyel alandaki uygulamaların başında insanların en fazla yakınlaştığı paket kontrol cihazlarıdır. Bunun içinden geçen yiyecek ve bunun benzeri malzemelerin x ışınından etkilenip etkilenmeyeceği çok kişinin merak konusudur. Hemen rahatlatalım. Kesinlikle etkilenme olmaz.

Paket kontrol cihazları ile çok karıştırılan, metal kontrolü amacı ile kullanılan  manyetik kapılardan geçmeyen hamile ve çocukların bu davranışı abartıdır. Çünkü bu alan tahmin ettikleri radyasyonu içermemektedir. Uygulanan manyetik alan ise çok düşüktür.

Son günlerde kurulacak reaktör  kafaları meşgul etmektedir. Ancak enerji kaynaklarının tükenmeye başladığı günümüzde yenilenebilir ve temiz enerji kaynaklarına eninde sonunda ihtiyaç duyulacaktır. Bunu da unutmamak gereklidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel bir toparlama. Teşekkürler. Lakin son paragrafta nükleer enerjimi yoksa rüzgar enerjisi ve benzerleri mi asıl düşünülmesi gereken bu gibi geliyor. Saygılar...

hssensoz 
 14.10.2011 20:56
Cevap :
Sağolun keşke herkes okusa ne güzel bir bilgilenme olurdu değil mi?.O son paragraf biraz ince bir konu çok teferruata girmemek gerekli diye düşünüyorum.Saygılarımla...:)))  24.10.2011 13:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 80
Toplam yorum
: 94
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 624
Kayıt tarihi
: 06.07.10
 
 

Fizik Mühendisiyim. Ankara'da oturuyorum.Türkiye' radyoaktif kaynak giriş ve çıkışını takip eden bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster