Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1001
 

Rakı, balık, bir de kayık

Rakı, balık, bir de kayık
 

Düzenleme


Yeni yılın bu ilk saatlerinde –ki; ayarlı saatler 02.29'u gösteriyordu, - apartman giriş kapısı açıktı. Dört ve altıncı katların salonlarından ışık taşıyordu sadece. "- Ayyaşlar uyumamışlar hâlâ, " dedi, onu asansöre ulaştıran üç basamağı çıkarken. Asansör düğmesine basmasına gerek yoktu. Asansör kattaydı. Açtı, girdi. Üçüncü katın düğmesine basacağı sırada yayvan yayvan gülümsedi. Sonra sağ ayakkabısını çıkardı; asansörün kapısını açtı ve kapanmasın diye ayakkabıyı pervaza koydu. Asansör katındaki dairelerin zillerine basarken:

"- Rakı, balık, bir de kayık, " diye, bir makam tutturdu. İlk bastığı zilin olduğu kapının gerisinden bir ses gelince koşarak asansöre bindi, ayakkabısını çekti aldı; katının düğmesine bastı. Kapıyı açan karısı önce elindeki ayakkabıya, sonra ayaklarına baktı hoşnutsuzlukla. Onun geçmesi için kapıyla beraber duvara çekildi.

"- Rakı, balık, bir de kayık; bakma hanım alık alık."

Elindeki ayakkabıyı bıraktı, lastiği patlak otomobil gibi salona yöneldi.

"- Rakı, balık, bir de kayık; yap bi kahve be analık! Pardon hanımcık!.. Ama olmuyor, uymuyor böyle! Bakma öyle alık alık!"

Uykulu ve uykusuz iki çift göz taşıyan bir çift baş uzandı salona. Oğlanla ablası arasında hayli yaş farkı olduğu belliydi.

"- Oooooo, kızım gelmiş. Nassı dersler kızım?"

Kız öğrenci yurdu işletmecisi peşinde binlerce lira borç bırakıp kaçınca, üniversiteli onca kız ortalıkta şaşkın ördek gibi kalmış, üniversitede ilk yılı olan Buse de ne yapacağını sormak için ani bir kararla eve, babasına gelmişti.

"- Baba, hani bana bira içirecektin?" dedi, 'babasının evinin erkeği.'

Baba, cebinden rakı şişesini çıkarırken:

"- Bira olmaz da rakı olur be evimin erkeği, " derken, üzerinde soğumuş pilav içli tavuk, üzerinde 2010 yazan beyaz bir pasta, mumlar, meyveler ve kendini koyuvermiş koca bir tabak salata olan masaya doğru yürüdü. Rakı bardağına rakısını koyarken:

"- Rakı, balık, bir de kayık! Bakma hanım alık alık, buz getir buz!"

Kadın bezgin bezgin mutfağa geçerken, bir yatakta kardeşine sarılmış kızının ona fısıltıyla anlatmakta olduğu masala kulak verdi:

"- Yorgun olan baba, doğruca evine gelirmiş. Evde onu bekleyenler, …"

"- Rakı, balık, bir de kayık! Sallanma be hanım alık alık! Hani buuz!"

Kadın, elinde buzlarla mutfaktan çıkarken neredeyse kocasıyla çarpışıyordu. Kocası, iki eli de ağzında, lavobaya koşuyordu. Öğürmeler daireden koridora taştı. Her öğürtüde, nakarat yarıda kesiliyordu.

"- Rakı, balık, …"

Kadın, masadan örtüyle birlikte düşen yiyecekleri toplarken nakarat değişti:

"- Tövbe, tövbe, içmem, içmem, ööööööööööö!"

"- Her gece aynı tövbeler, " diye, mırıldanırken kadın, öğürtüler arasındaki kelimeler farklılaşıyordu:

"- Yanlış kayığa bindim yine. Ah bu arkadaşlar. Esas kayık dururken, …"

Kadın, salonu temizleyip, lavobaya girdiğinde kocası sızmıştı. Bir bezle ağzını silip, kızına seslendi. Birlikte yatağına taşıdılar. Sonra kadın, komodini açıp, kızının teşvikiyle aldığı kırmızı iç çamaşırları çıkardı. Bir süre ana-kız gözgöze bakıştılar. Kadın, acıyla gülümsedi. Mutfağa yürüdü. Siyah bir poşetin içerisine kırmızı iç çamaşırları koyup, çöpe attı. Kızı arkasında, mutfağa yürüdü. Rakı şişesini açıp, bardağı doldurdu ve salona geçip divana oturdu.

"- Nasıl kayıkmış, bir de ben bineyim bakalım, " diyerek, kızının meraklı bakışları arasında bardağı ağzına götürdü. Bardağı masaya koyarken gözleri sımsıkı kapalı, dudakları büzüşmüştü. Önündeki sehpadan bir sigara alıp yaktı. İlk nefeste boğulurcasına öksürdü; rakı bardağını alıp, bir yudum, bir yudum daha içti. Boş bardağı sehpaya koydu.

"- Rakı, balık, bir de kayıkmış kızım. Sanırım babanın kayığı alabora olacak; artık dayanamayacağım. Lütfen sonuçtan beni suçlama."

Parmaklarında iğreti duran sigaradan bir nefes daha alıp, rakı bardağının içine attı. Divana uzanırken:

"- Sen yat, " dedi. Buse, bir süre oturdu. Annesinin uyuduğunu görünce bir battaniye alıp üzerini örttü. Ezan sesiyle birlikte gökyüzü ağarıyordu…

Not: Bir bayanın anlatımı yazı diline çevrilmiştir.

http://www.youtube.com/watch?v=bhObw3RCq7c

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok canlı anlatmışsınız hocam. İfadeler olayı film izler gibi sunuyor okuruna. Kutlarım.

Necati Kavlak 
 06.01.2010 10:38
Cevap :
Teşekkür ederim. Yerel gazetedeki köşemden...  06.01.2010 13:29
 

Maalesef kısır bir döngü içerisinde dolup boşalıyoruz... Kırmızı da olsa, Mor da olsa adamın içinde yoksa ne yazar.

Raşit Kabataş 
 05.01.2010 1:20
Cevap :
Kaığın dümeni kırıldı; anafora kapıldı. Bindik bir alamete, gidiyoruz kıyamete. Allah sonumuzu hayr etsin.  05.01.2010 21:44
 

Hüznün mizahı olmuş...

Muharrem Soyek 
 02.01.2010 14:42
Cevap :
Maalesef dost. Bu tür aileler hayli var.  02.01.2010 15:45
 

yazılarınızın güzelliği de başlığınızdan belli oluyor..Kutlarım. Selamlar

ŞEVKET ÇORBACIOĞLU 
 01.01.2010 23:52
Cevap :
Sizin takdiriniz. Teşekkür ederim.  02.01.2010 1:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 119
Toplam yorum
: 309
Toplam mesaj
: 101
Ort. okunma sayısı
: 612
Kayıt tarihi
: 01.10.08
 
 

Eğitimci- Gazeteci-Yazar İlköğrenimini Emirdağ'da, ortaöğrenimini Bolvadin, Eskişehir, Afyon'da..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster