Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
57
 

Rakı Sahte, Ölüm Gerçek!

Sahte rakı üretmek, "harama hile katmak" tabirine tam oturuyor...Harama hile katmanın bedeli ağır oluyor üstelik...Rakı hemen öldürmüyor lakin sahte rakı hiç acımıyor!

Türkiye, yine sahte rakı sarmalına düştü...Birkaç yılda bir bunu yaşıyoruz...Bu defa da İzmir başta olmak üzere çeşitli illerimizde yetmişin üzerinde sahte rakıdan ölüm vakaları görüldü.

Böyle giderse, sahte rakı vakaları, korona vakaları ile yarışacak...Devlet, bunun peşinde düşüyor elbette...Her konuda olduğu gibi rakı konusunda da sahtekarlar bulunup cezaları verilmeli...

Ne yazık ki, alıcısı olan her şeyin sahtesi de üretilebiliyor...Rakı gibi, kimilerine göre "milli" olan bir içkinin sahtesinden çok para kazanmak mümkün...Çünkü alıcısı çok!

İptilanın her türlüsü beladır...İnsan bir düşmeyegörsün kurtulmak çok zor olur...İçki, uyuşturucu, sigara vesaire tüm iptila yapan maddeler insanlığın baş düşmanıdır.

Bunların sahteleri hemen öldürse de hakikileri de yavaş yavaş öldürür...Maldan da candan da zarar yazan alışkanlıklar bunlar...Nice yuvalar yıkmış, nice ocaklar dağıtmış illetlerden söz ediyoruz!

Devlet, bu türlü zararlılarla mücadele ediyor...Yeşilay gibi kurumlar ve başka nice gönüllü oluşumlar dinimizce de yasaklanan bu maddelere karşı insanları korumak adına çalışmalar yapıyorlar.

Ne var ki, alışkanlıklardan kurtulmak hiç kolay değil...Asıl olan, bu gibi insanı yiyip bitiren alışkanlıklara hiç bulaşmamaktır. Bu yönüyle de nesillerimizi içkiden, uyuşturucudan, sigara ve benzerlerinden daha işin başındayken uzak tutacak yollar bulmak gerek.

Gerçek şu ki, rakının "hakiki"sinden uzak duran insan sahtesiyle hiç tanışmayacaktır...Yani, sahte rakıdan ölümlerin önüne geçmenin en kesin yolu, insanları içki belasından uzak tutmaktır.

Asıl çabalar bu yönde olmalıdır, ancak bugün itibariyle sahte rakı üreterek insanları hemen zehirleyenlerle de en katı mücadele yapılmalıdır...Zaten, devlet bunların peşini bırakmıyor.

Toprağınıza zararlı tohumlar düşmüşse bunlardan arındırmak hiç kolay olmayacaktır. Ne yazık ki, içkinin haram olduğu bu Müslüman memleketinde de zararlı tohumlar atılmıştır.

Önceki gün tarihçi Mustafa Armağan, sosyal medya hesabından bir belge paylaşmış...Bu gazete haberinde İnönü döneminde Malatya'ya bilmem kaç vagonla yüzlerce litre rakı gönderildiği yazıyor.

Milletin karneyle ekmek aldığı zamanda, siz muhafazakar Anadolu şehirlerine vagon vagon rakı yolluyorsanız, bunun bir amacı olmalı...

İşte, İslam topraklarına zararlı tohum atmak, dediğim budur...Ekmek bulamayan insanlara rakı içirerek onları, hem dini, hem insani açıdan zehirlemek derdindesiniz demektir.

Eğer, bugün hala bazı insanlar rakı içmeyi "çağdaşlık" ölçütü sayıyorsa, bu garabeti ta o zamanların atılan tohumunda aramak icap eder.

Zararlı bir alışkanlığa sahip olmak, o zararlıyı savunmayı gerektirmez...Kim yapıyor olursa olsun, zararlı olan kötü olandır...Aksine iddia etmek tam anlamıyla ilkelliktir!

Türkiye, sahte rakılardan kurtulmalıdır ama "sahte tarih" ve "sahte izmler" in sultasından da kurtulmalıdır. Hatta, önce bunlardan kurtulmalıdır.

Bu çok kolay olmasa da...

 

 

Abdülkadir Güler, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sahte işin sonu yoktur. Esen kalınız...

Abdülkadir Güler 
 25.10.2020 10:33
 

Doğrusu dini hassasiyetim yok ama zaten içkiyi sevmem bu nedenle içmiyorum. Sağlık da önemli tabi.

Kerim Korkut 
 23.10.2020 8:54
Cevap :
İçki öncelikle sağlık sorunudur...Ama bizim ülkede çağdaşlık sorunu da oluyor Korkut..Selamlarimla  23.10.2020 14:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1641
Toplam yorum
: 4248
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 793
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster