Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '09

 
Kategori
Spor
 

Rakibin sinirini bozan bir defans kurgusu...

Rakibin sinirini bozan bir defans kurgusu...
 

“Fenerbahçe’nin 8’de 8’i mi yoksa Beşiktaş’ınki mi daha değerlidir” sorusuna cevap vermeden önce her iki takımın bu seriyi yaparken oynadığı maçlarda ortaya koyduğu futbol bütünlüğü ve dengesinin ne olduğunu ortaya koymak gerekir.

Fenerbahçe’nin bir çok maçı son dakikada pamuk ipliğine bağlı kazandığını; Beşiktaş’ın ise maçın son bölümlerine girerken sadece skor olarak değil zaten futbol olarak da rakibini sindirmiş olduğunu tespit ediyoruz.

Beşiktaş özellikle Trabzonspor maçıyla birlikte, Fenerbahçe, Manchester United ve bugün Sivasspor karşılaşmalarında rakibin bütün sinir sistemini alt üst edecek bir defans kurgusu ile mücadele etti. Fenerbahçe’yi bu serinin dışına alacak olursak, diğer üç takım futbolun bütün atak organizasyonlarını sırayla, ısrarla denediler. Ancak olmadı.

Beşiktaş defansı bırakın gol pozisyonu vermeyi kendi kalesine orta bile yaptırmıyor. Bugün Sivassporlu oyuncular 27 adet orta yapmışlar, bunun yedisi ceza sahasının içine düşmüş, akılda kalan tek bir gol vuruşu var. O da yandan dışarı gitmiş.

Yani siz gol atmak için bildiğiniz bütün varyasyonları deniyorsunuz, karşınızdaki takım size hiçbir şey yaptırmıyor.

"Bundan daha sinir bozucu bir şey olabilir mi?"

Mustafa Denizli takımda bütün hatların arasındaki bağlantıları yeniden kurdu. Çok “ortodoks” defansif bir takım yarattı böylece. Gol yemediği ve %100 verimlilikle girdiği ilk pozisyonda da sonuca gittiği için de bir ara liderden 12 puan, Denizli’nin matematiksel olarak ifadesiyle üstündeki takımlardan toplamda 45 puan geriye düştüğü ligde önümüzdeki hafta liderliği devralma noktasına kadar yaklaştı.

Bu geri dönüş ve 8’de 8’lik seri kuşkusuz çok daha değerli bir hale geldi. Rakipleri olan Galatasaray ve Fenerbahçe büyük bir kaosa sürüklenirken, Beşiktaş’da yüzler gülmeye, takımın kendine güveni son noktaya ulaştı.

Ancak Beşiktaş’ın bu başarısının geri planında Mustafa Denizli’nin oturmuş takımla oynamama standardının oluşmasının büyük etkisi olduğu bir kere daha tekrar edip, altını çizmeliyiz. Bu Beşiktaş bundan beş sene önceki Mourihno’nun Chelsea takımını hatırlatmaya başladı. Tek farkla Beşiktaş’ın nispeten dengeli takımının sivrilen yıldız futbolcusu yok.

Fenerbahçe maçında gösterişli bir gol atan Fink’in Manchester ve Sivas’ta kaçırdığı çok daha uygun pozisyonlar onun futbol karakteristiğinin attığı gol ile ölçülemeyeceğinin işaretidir. Ernst için de benzer bir cümle kurabiliriz. Ancak bu iki futbolcunun bugün oynadığı bölgenin en sağlam ikilisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Beşiktaş’ın dörtlü defansı ise orta yaptırmaz kademesiyle belki de Avrupa’nın en başarılısı durumuna geldi.

Geçen hafta Fenerbahçe’nin ne yaparsa yapsın maçı kazanamayacağına yönelik bir cümle kurmuştum. Aynı görüntü hafta arası İngiltere’de de vardı; bugün Sivas’ta da.

Peki Sivasspor kötü top mu oynamıştı?

Açıkçası kötü oynamak bir yana maçın hemen başında Beşiktaş’ı hapseden bir baskıyla oyuna başladılar. Belki de kilit de burada zaten. Beşiktaş’ı oynatmamaya çalışmak, oyunun kontrolünü ele alarak baskı kurmak tam da onun istediği şeye dönüşüyor. Çünkü Beşiktaş’ın kadro yapısı oynamaktan çok oynatmamak üzerine kurulmuş durumda. Hatırlayacak olursak, ilk altı hafta Beşiktaş başka bir takım olmaya çalışıp nasıl başarısız olmuştu.

Sivasspor da bugün aynı tuzağın içine çekildi ve Kartal avını bir pençe darbesiyle kaptı, uçtu gitti.

İlk yarı Tabata’nın biri direkte patlayan iki şutu vardı Beşiktaş adına. Nihat’ın düşüşü devam ediyor. Belki de Beşiktaş’ın tek uyumsuz futbolcusu oydu. İlk yarının sonunda oyuna giren Nobre’nin de başka dünyalarda yaşadığını söyleyebiliriz.

Mustafa Denizli’nin yüz ifadesinin çok rahatladığını görüyoruz.

Ancak takımlarımızın bu standartsızlıklarını gördükçe karamsar olmaktan da geri duramıyoruz.

Uzay Gökerman

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fenerbahçe' nin kazandığı 8 maç lige en iyi başlangıç rekorudur. Beşiktaş' ın kazandığı 8 maç rekor değildir. Karşılaştırmana bunu da ekle.

mertyildirim 
 04.12.2009 18:47
 

Beşiktaş taraftarı olarak bende takımımın sezon başındaki performansını eleştirdim.Hatta halen bazı düşüncelerim puantajın şimdiki durumuna rağmen devam ediyor.Ama bu gazetede blog yazarı olup spor yorumlayanlar,bilica yı yere göğe sığdıramayıp ferrariye anadol diyen cahillerde mevcut.Şimdi denecekki bilica olsa idi şöyle olurdu böyle olurdu puan farkı 10 olurdu hikayeleri.Ama tüm çöküşün kişilerle değil takımla ilgili olduğunu görmeyecekler.Aynen Beşiktaş'ın sezon başındaki hali gibi.Takım olarak kendine geldi Beşiktaş her futbolcusu yıldızlaşmaya başladı.Ferrari gibi Fink gibi.Her ikisi ile dalga geçenler ise elleri başlarının arasında geçen seneki gibi olurmuyuzun derdinde :) Hepsine kolay gelsin.

Togay Iltir 
 30.11.2009 11:14
Cevap :
Benim bu yönde eleştirilerim hiç olmadığı için bu konuda cevap vermek istemiyorum. Ben Beşiktaş'ı değil, Mustafa Denizli'yi eleştirmiştim. Bu konuda da yanlış olan ben değil, Denizli'ydi ve o hatalarından vazgeçti. En başta maça göre kadro çıkarma taktiğinden. Kuşkusuz takım kötü değil, iyi.  30.11.2009 23:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2022
Toplam yorum
: 2005
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster