Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Aralık '09

 
Kategori
Alternatif Tatil
Okunma Sayısı
1042
 

Rakip doğa olunca !

Rakip doğa olunca !
 

Kuzey Kutup Dairesi - Northern Arctic Circle


 

Önümüzdeki hafta sizlerden çok uzakta, Hindistan'da olacağım. O nedenle 2009'un şu son gününde sizlere ne yazayım diye düşünürken karlı bir yılbaşı hayal ettim ve sizi beyazlar ülkesine götürmek istedim. Dilerim 2010 hepinizin hayatında yeni bir beyaz sayfa açar.

Ah şu haşarı ruhum! Girmediğim yer, altına bakmadığım taş, atılmadığım macera kalmayacak ki rahat edeyim. Bir kez daha Ponte Colossus'da Bungee-Jumping yapmayacağım. Rakaia nehrinde Jet Boat'la kayalara meydan okumayacağım. Kingda Ka Roller Coaster'a da binmeyeceğim. Ama Hafelekar'a yine tırmanacağım. Dağların en ılımlısı Kilimanjaro'ya da. Sanki "Kutsal Hazine Avcıları"nı çeviriyorum! Git Sapanca'da yürü, Uludağ'da, Kartalkaya'da kay be adam. Yook, hiç olur mu; illa ki sıra dışı bir şey yapacağım, gidip Kutup Çizgisi'nde doğayla savaşacağım!

Kuzey Kutup Dairesi, 66° 33' 39¨ enlemindedir ve Güney Kutup Dairesi, Ekvator Çizgisi, Oğlak Dönencesi ve Yengeç Dönencesi ile beraber beş büyük enlemden biridir. Aralık ayında 24 saat gece, Haziran'da ise 24 saat gündüz yaşanır. Size anlatacağım yöre Kuzey Finlandiya'nın Ivalo bölgesi. Yani kutup çizgisinin geçtiği Lapon başkenti Rovaniemi'nin de 290 km kuzeydoğusu. Haritada bakarsanız anlayacaksınız ki bu, kuzey kutbuna 290 km daha yakın olmak demek. Kışın -40'lara varırken soğuk, yazın ise enteresandır +30'lar görülebilir! Tabi ki merak edip yazını da gördüm Lapland'in. 24 saat güneş tepede nasıl bir şey düşünebiliyor musunuz! İşkence gibi bir şey! Işık geçirmez kalın perdeli evlerde uyunuyor. Bir de yanında promosyonu var. Mutasyona uğramış devasa sivrisinekler. Hazır olun söyleyeceklerime: Sivrisinekler de birer canlıdır ya, onları öldürmeniz hoş karşılanmaz! Ama vücudunuza kovucu spray sıkabilirsiniz. Neyse, benim favorim kışlarıdır Lapland'in. Kimsecikler olmaz. Buram buram yalnızlık, tundralarda esen soğuğun fısıltısı. Bir ben, bir de tanrı. Kendimi en çok orada yakın hissederim sona. Doyasıya bağırır, ağlar, donmaya çalışırım aslında. Kızar, "Daha vaktin var." der tanrı! Şansınız varsa Kutup Işıklarını da görürsünüz. Aslında bahar aylarında görülme şansı daha yüksektir. Gökyüzündeki renk cümbüşü insanı kendinden geçirir. Bazen de bir gürültü duyarsınız uçsuz bucaksız tundranın ortasında! Yanınızdan bir BMW, Audi ya da Mercedes geçer karı dumana katarak! Rüyada olduğunuzu düşünürsünüz. Araç üreticilerinin Kış Testi alanıdır Lapland. Romantizmin içine ederler. Kameranızın deklanşörü sadece ilk 1-2 saniye içinde basar, sonra donar. Doğaya tuvaletinizi yapmamanızı belirten tabelalar vardır etrafta. Bu uyarının amacı, doğayı gübrelemenizi önlemekten ziyade, dışkı ve idrarınızın anında donarak sizi zor durumda bırakmasını önlemektir. Finlandiya'da dağlar yoktur; ama tepecikler vardır. O nedenle çoğunlukla Cross Country disiplininde kayılır.

Lapland'e ilk gidişim 2003 Ocak ayıydı. Yer-gök aynı beyazlıktaydı. Uçaktan indiğim anda böyle bir soğuğu daha önce tatmadığımı düşündüm. Dünyanın bittiği yer olmalıydı. Yüzünüzün jiletle düz bir çizgi halinde kesildiğini hayal edin. Soğuk işte öyle kesiyordu. Hiç yılar mıyım! Macera benden korksun(du).

"Ben Husky Turu'na katılmak istiyorum" dedim, başını kaldırmadan kar küreyen adama.

"Erkek işi mi olsun, yoksa gezintiye mi çıkmak istiyorsun?" dedi yaşlı Lapon.

Vaayy!! Bakar mısınız yaşlı eskimo'nun konuşmasına!

"Erkek işi olsun bey amca, Türk'üm ben. Ne işim var gezintide!"

"Gel bakalım, eğitelim seni o zaman biraz. Çıkart üzerindeki o şehir giysilerini, yün eldivelerini de. Tundrada rüzgarı yedin mi, kafanı kessem hissetmezsin. Giy şu giysileri. Geyik derisi eldivenler de giyeceksin. Senin erkek işi turun, becerebilirsen yaklaşık 5 saat sürecek. Kızağın 6 köpekli. Sakın düşeyim deme. Köpekler gider, sen kalır donarsın."

"Nasıl yani? Ben yalnız mı gidiyorum? Jet Ski gibi etrafımda dönmez mi yani!"

"Ee, erkek işi isteyen sen değil misin? Gezineceksen benim kızı vereyim yanına!"

"Lapon kızları tipim değil. Neyse, ben nereye gideceğim bu köpeklerle?"

"28 km öteye. Sonra köpekleri orada bırakacaksın ve buraya snowmobile'le döneceksin."

"E nasıl bulacağım orayı?"

"Sen sadece sürmene ve düşmemeye bak. Köpekler yolu bilir."

"E, snowmobile'le nasıl döneceğim?"

"Giderken yolu öğrenmiş olacaksın ya!"

Ne iç rahatlatıcı bir cevaptı! Gidişte bir problem olmadı. Düşmedim de. Sadece delici soğuk ve kızağın kardaki sesi vardı. Köpekler yorulunca 5-10 dk mola veriyor, sonra tekrar yola düşüyordum. Ağaçları, düzlükleri beynime nakşettim. 3 saate yakın süren yolculuktan sonra köpekler gerçekten de istasyonu bulup durdular. İnip başlarını okşadım. Biraz dinlenip, yemek yedikten sonra 400cc'lik snowmobile'le tekrar yola düştüm. Allahtan kar yağmıyordu ve kızağın izleri yolun yarısında silinmeden kalmıştı. Düzlüklerde 80 km sürate kadar çıktım. Öyle ya, düşersem snowmobile durur, tekrar binmemi beklerdi. Son 10 km'de yoğun bir kar başladı. İşte o zaman korkmaya başladım. Kurt var mı buralarda diye sormamıştım da! O soğukta içimin terden sırılsıklam olduğunu hissediyordum. Son 2 km'de tabelalar başlayınca rahatladım ve final istasyonunda konyak'la karşılandım.

Bu deneyim hayatımın en önemli olaylarından biriydi ve Saariselkä tundraları, ilk kitabım Ben Olmanın Issızlığında'nın da kapak resmi oldu.

Joiku'yla çok iyi dost olduk sonraları ve tabii kızıyla da. Meğerse kızaktan düşersem, köpekler dizginlenmediklerini anlar ve benim yanıma dönerlermiş. Snowmobile'i de GPS ile takip ediyorlarmış. Rotanın dışına çıkarsam, gelip beni kurtarırlarmış; ama ben son zamanlarda gördükleri en başarılı sürücüymüşüm. Macera duygusunu en yoğun yaşatabilmek ve adrenalin salgısını artırmak için de bunları baştan söylemiyorlarmış. İtiraf ettikten sonra da bunu etrafta konuşmamamı rica etmişti Joiku. Söylenti yayılmamalı, yöreye gelen yeni maceraperestler de benim duyduğum heyecanı hissetmeliydi. Öyle ya, bana da söyleyen olmamıştı. O günden sonra bir daha solo-safari yapmadım; ama kakara kikiri grup-safari'lerine çok katıldım. İlk deneyimimi anlatınca, bunu asla deneyemeyeceklerini söylüyordu arkadaşlarım!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okuyunca, bir de piyanoyu görünce "her yerde kar var...." şarkısı geldi aklıma...Sanırım, Adamo'nundu...Fecri Ebcioğlu Türkçeye uyarlamıştı...Kutuplarla ekvator çizgisini göremese de şu gözler...Ben de Ağrı'yı gördüm...6 Yaşında...Saygılarımla..

RANA İSLAM DEĞİRMENCİ 
 06.01.2010 10:03
Cevap :
Evet, 70'li yılların hit parçasıydı. Türkçesini Fecri Ebcioğlu, fransızcasını (Tombe La Neige) ise Adamo kendisi yazmıştı.. Delhi'den selamlar, sevgiler hocam. Teşekkürler..  06.01.2010 14:34
 

Epeyce cesaret gerektiren bir macera yaşamışsınız doğrusu Ata Kemal bey. O derece soğukta olmayı hayal bile edemiyorum. Resimlerinizde çok güzel. Kar yağışına hasret kaldığımızı hatırlattı. Sevgiler...

yakamoz05 
 05.01.2010 19:08
Cevap :
Aslında ben Ağrı'da yaşamış bir insanım. Rakım 2000 mt ve orada da -30'lar görülebiliyor. Ama Kutup Çizgisi soğuğu farklı. Esen rüzgar soğuğu 10-15 derece fazla hissetmenize neden oluyor. Biraz da size buraların maceralarından bahsedeyim. Yolun ortasında bir inek yatıyor ve taksi stop edip ineğin yoldan kalkmasını bekliyor. Kalkmazsa orada kaldınız. Ben de taksiden inip, inekten sonraki taksiye biniyorum :) Sevgiler..  05.01.2010 21:19
 

Böyle bir ısı yelpazesinde yaşamak kolay olmasa gerek. Sıcağı da soğuğu da uç noktalarda yaşıyor o bölgedekiler. Ne kadar ilginç.. Köpekler için tam "ne kadar vefasızlarmış" diyecektim ki işin püf noktasını açıkladınız. Uyguladıkları yöntemi sevdim, adrenalini en üst düzeyde tutuyorlar. Fotoğraflar da çok güzel. Yeni yılın size yeni kitaplar, yeni seyahatler ve yeni maceralarla gelmesini diliyorum ama en başta sağlıkla. Sevgi ve saygılarımla.

Nilgün Akad 
 01.01.2010 23:28
Cevap :
Pazartesi sizlerden ayrılıyorum. Gittiğim yerler medeniyetten uzak. Internet'e bağlanabilir miyim bilmiyorum. O nedenle yazabildiğim kadar yazıyor, yorumlarınızı cevaplıyorum. Şu anda Ben Olmanın Sonsuzluğunda'yı yazıyorum ve saatler süren uçuşlar en güzel yazma anları. Teşekkürler Nilgün Hn, sevgiler..  02.01.2010 17:59
 

Hayatında - 4 dereceyi bile görmemiş, kar yağışını ise sadece iki kez görebilmiş biri olarak sizi kutluyorum:) Oraları görmem için tek neden olabilir, o da aurora tutkumdur. O ışık şöleni karda husky ile yola düşmekten daha etkileyicidir bence:) Hindistan anılarınızı bekliyorum merakla. Mutlu yıllar size...

Tülin Aksoy 
 01.01.2010 11:21
Cevap :
Aurora görmek biraz da şans işi. Mart-Nisan, Eylül-Ekim şansınızın yüksek olduğu dönemler. Blog'un altında gördüğünüz üstü camlı iglo-oda (orası bir otel odası) balayı çiftleri için ayrılmış. Tam ortasında bir yatak var ve sırt üstü yatıyorsunuz, aurora seyretmek için gökyüzü sizin. Teşekkürler, sevgiler..  01.01.2010 11:39
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8315
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1134
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster