Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '07

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
760
 

Ramazan Bahşişi !..

Ramazan Bahşişi !..
 

Zaman ne çabuk ta geçiyor. Bugün ramazan başlayalı 15 günü bulmuş. Ramazan ayının en köklü geleneklerinden olan Ramazan davulcusu, Ramazan aylarında müslümanları, oruç tutmak isteyenlere sahur vakti sokak ve mahaller aralarında gezerek, sahur vaktini haber vererek, insanların davul sesi ile uyanmalarını sağlayan kişidir ve başka Müslüman ülkede var mıdır bilmiyorumama günümüze Osmanlı döneminden beri sürüp gelmiş kökleşmiş bir gelenektir. Ramazan davulcusu, hem üstlendiği görev ve misyon bakımından, hem de gelenek olması bakımından çok önemlidir. Yüzyıllardır süregelen bu gelenek, bir çok gelenek gibi şehirleşen, binalaşan ve bir kültür yozlaşmasının yaşandığı ülkemizde yitip, kaybolmak üzere..

Ramazan davulcusu, ramazan bitene kadar her sahur vakti sokakları dolaşarak insanları uyandırır. Eskiden sokaklarda gezerken hem maniler, hem türküler söyleyerek davul çalar, insanları öyle uyandırırlar, tüm ışıkların yandığını görünce de görevini tamamlayarak kendi de sahur yapmaya gidermiş. Sonraki yıllarda bu iş yalnız ticaret olarak yapılmaya başlanınca, ne mani söyleyen davulcular kaldı günümüze, ne de ahenkli çalan davulcular. Çocukluğumun ramazanlarında, sırf davulcuyu görmek için sahura kalkar, koşa koşa bahçenin kapısına çıkar, davulcunun geçtiği gözlerimizle görüp, sonra gelir sahur sofrasına otururduk. Sanki o zamanlar daha ahenkli çalarlardı. Şimdi öyle mi ya ! Tam tam da tam tam…

Günümüzde bu gelenek de kaybolmak üzere. Çünkü, hem herkesin artık cep telefonu, çalar saatleri, bilgisayarları var, hem de artık insanlar, uykularının tam ortasında davul sesi ile yataklarından zıplamak istemiyorlar. İzmir’i bilenler bilir. Alsancak semtinde uzun yıllar kaldım. Ramazan aylarında da, kalkıp sahur vaktinde kahvaltımı yaptım, sonra da orucumu tuttum. Bu süre içerisinde 3-4 şey dikkatimi çekmişti. Birincisi, bir kez bile sahur vakti davulcu göremedim, ikincisi sahura kalkıp oruç tutanların sayısı parmakla sayılabilecek kadar azdı, üçüncüsü bölge halkının davulcuyu ve davulunu hoş karşılamayacağını öğrendim. Zira yakın zamanda, bugün hem mimari, hem de ibadet anlamında önemli yeri olan Alsancak Hocazade camii’nin ezan okumasını bile istemişti bu semtin yerleşik insanları. Dikkatimi çeken dördüncü şey ise, yine adet üzerine ramazanın ortası olan 15. günde ve bayram günlerinde (genellikle 1. günü) bahşiş toplayan davulcuların bu semte peyda olmalarıydı. Sen 1 gün
bile ramazanda gelme, ama bahşiş toplamaya gelmek için vakit kaybetme.. Bu ne perhiz, ne lahana turşusu misali değil mi ?

Günümüzde artık, eskisi gibi çok fazla ramazan davulcusu kalmamasına, hatta gürültü kirliliği yarattığı düşüncesi ile özellikle İstanbul, İzmir gibi büyük şehirlerin üst sınıf semtlerinde yasaklanmasına rağmen, nostaljik olması bakımından olsa gerek, yine de her ramazan ayında bu davulcuları görüyoruz. Bir de öyle bir seviyeye geldi ki, sırf bu ayda şehirlerde davulculuk yapmak için başka illerden gelenler, mahalle ve semt muhtarlarına baskı yapanlar, rüşvet verenler bile var. Hatta bazı semtlerde, bazı ilce ve belde belediyelerinde ramazan ayından önce “ uygulamalı davulcu sınavı” bile yapılıyor. Ama işin ciddiyetinden eser bile yok. Bakın geçen hafta içinde sahurda gördüğüm bir manzaradan bahsedeyim size. Her zamanki gibi, vücut saatimiz bizi sahur vaktinde uyandırdı. Kalktık ve hazırlık yapmaya başladık. Bir ara uykumun açılması için caddeye bakan balkona çıktım. Bir yerlerden davul sesi geliyordu ama, cadde boyunca aşağıdan yukarıya, bir davulcu görülmüyordu. Ta ki, davul sesinin evin önüne kadar yaklaştığını görünce fark ettim ancak, üstü kapalı bir pikap türü arabanın arkasına oturmuş olan birinin davul çaldığını. Yani caddede gezerek değil, araba arkasında davulunu çalarak dolaşıyordu. Bir anlamda
kendi çalıp, kendi söylüyordu !..

Ramazan davulcusunun ramazan’ın 15. günü ve bayramın 1’inci günü, sahur vakti dolaştığı yine aynı sokak ve mahallede, çeşit çeşit havlu ve mendillerle, süslerle süslenmiş (hatta davulcu yanına bir de zurnacı ve torbacı - para toplayan kişi - alarak) davulu ile dolaşarak kapı kapı, ev ev bahşiş toplarlar. Bu da ayrı bir gelenektir ve bizim insanımızın hoşgörüsüdür. Bir başka garipsediğim olay ise, geçtiğimiz senelerde, oturduğum apartmanın 7. katına ve de dairemin önüne kadar davulcunun gelip, apartmanın içinde kapılar açılıncaya kadar davul çalması idi. Durumun hoşgörü sınırlarını aşıp da, sinirlenip, hışımla kapıyı açıp bir-iki laf söyleyeceğim sırada da boynundaki kimliği gösterip, ben ramazan davulcusuyum, bahşişi alayım demesiyle şaşırsam da, o sinirle “ bu evde oruç tutan kimse yok kardeşim” deyivermişim.

Bir diğeri de, bu zamanlarda sahte davulcuların artması. Bir günde sizce kaç ramazan davulcusu kapı kapı dolaşıp bahşiş ister ? Eğer bir diyorsanız sizinkisi normal bir durum derim.. Ama ben 3 davulcu görmüş bulunmaktayım. Ve her gelen “biz bu mahallenin resmi ramazan davulcusuyuz “ deyip bahşiş istiyor, vermezsen ya da az verirsen surat asıp gidiyor. Mecburmuşuz gibi…

İşte bir ramazan da böyle geçip gidiyor.. Kapınıza gelen davulcuya dikkat edin, gece gelenle, gündüz dolaşan aynı olmayabilir. Nasıl mı işin içinde çıkacaksınız ? Benim yaptığım gibi yapın sizde !..

“ Bu evde oruç tutan da, sahura kalkan da yok “ dersiniz, olur biter..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2453
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster