Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '15

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
99
 

Ramazan Çadırları ve Ramazanda yardımlaşma

Yardımlaşmayı ve dayanışmayı en büyük değerlerden biri olarak gören bir neslin evlatlarıyız. Ecdadımız olan Osmanlı, insana büyük değer veren bir anlayışa sahipti. Her şey insan içindi Osmanlı’da… İnsan ve insaniyet merkezli bir idare anlayışı söz konusuydu. Ecdadımız “Komşusu açken tok gezen bizden değildir” hadisini iyi etüt ederek ona göre davranmışlardır. Karakteri sağlam ceddimiz, kuşları ve topal leylekleri bile hesaba katan ve onların hayatlarını nasıl devam ettireceklerini düşünüp gereğini yapan bir vicdana sahipti.

Ramazan; insanların bir ve beraber olduğu, aynı inanç etrafında kenetlenip kaynaştığı mübarek bir aydır. Bu ayda herkes birbirine koltuk değneği olur. Bu, Osmanlı’da da böyleydi. Hiç kimse aç ve biilaç kalmazdı o kadim zamanlarda… Geçmişte ramazan çadırlarının yerine hemen her külliyede bir imaret bulunurdu. Burada mutfak, fırın ve yemek odaları yer alırdı. Buralarda garip gureba karnını doyururdu. Artık imaretler kalmadı hiçbir yerde. Onların yerini, belli bir zaman dilimini kapsasa da, ramazan çadırları aldı. Çadırlar artık her yerde…

Ramazan ayının girmesiyle birlikte pek çok il ve ilçede vakıflar, dernekler, hayırseverler ve belediyeler tarafından ramazan çadırları kurulmaktadır. Son yıllarda özellikle belediyeler sosyal sorumluluk anlayışı içerisinde şehrin muhtelif noktalarına ramazan çadırları kurarak halka iftar yemeği vermektedirler. Bu çadırlarda yolcular, evinde bir iftar yemeği hazırlayacak kadar maddî durumu olmayanlar oruçlarını açmaktadır. Bunların dışında, sırf değişiklik olsun diye bu çadırlara gelip iftar açanlar da az değildir. Çadırlar dolup taşıyor.

Sosyal sorumluluk sahibi belediyeler ramazan çadırı kurma konusunda adeta birbiriyle yarışmaktadırlar. Özellikle İstanbul gibi büyükşehirlerde bu yarışın kızıştığını görüyoruz. Bu hayırda yarış gayreti, durumu iyi olmayan Müslümanları sevindirmektedir. Rekabetten en çok onlar kazançlı çıkmaktadır. Hatta bazı belediyeler ramazanın yaz sıcaklarına geldiğini hesap ederek klimalı çadır kurmayı bile akıl etmişlerdir. Sizin anlayacağınız ramazan çadırlarında her türlü konfor var. “Hizmette sınır yoktur” sloganı çadırlarda tam anlamını buluyor.

Günümüzde ramazan çadırı kurma geleneği Türklerin ve Müslümanların yoğun olarak yaşadığı dünya şehirlerine de yayıldı. Özellikle New York, New Jersey, Priştine, Göteborg, Strasbourg gibi şehirlerde ramazan çadırlarına rahatlıkla rastlayabilirsiniz. Artık Avrupalılar da buna alıştılar. Bu gibi organizasyonları yadırgamıyorlar. Hatta kendileri de zaman zaman buralara gidip durumu yakından izliyorlar; hatta ikramlardan faydalanıyorlar. Buralara gelen yabancılar Türk misafirperverliğine şahit oluyorlar, Türk mutfağını yakından tanıyorlar.

Bazıları iftar çadırlarını yoksulluğun bir simgesi olarak görse de onlar gerçekte sosyal dayanışmanın ve paylaşmanın en güzel örneğidirler. Zira bizim yüce dinimiz İslamiyet yardımlaşmaya çok önem vermiştir. Cenâb-ı Hakk: “İyilikte ve kötülükten sakınmakta birbirinizle yardımlaşın, günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın.” buyuruyor. Bunun yanında zenginlerin mallarının kırkta birini fakirlere dağıtması da İslam’ın yardımlaşmaya verdiği önemi ortaya koymaktadır. Böyle bir paylaşma İslam dışındaki hiçbir dinde ve felsefî gelenekte yoktur. Üstelik verirken işine yaramayanı değil, en çok sevdiğini vererek fedakârlık yapacaksın. Müslümanların düşkünlerini bir yük olarak değil, sevaba götüren bir merdiven olarak göreceksin. Böylece zenginle yoksul arasında çekemezlik değil, bir sevgi ve muhabbet hâsıl olacak.  Neticede Müslüman zenginler fakirleri, fakirler de zenginleri hor görmeyecek.

Dünyada mal, mülk ve servet namına ne varsa Allah’ındır. Bizim olanlar, sadece boğazımızdan geçenlerdir. Üstelik kişi biriktirdiği mal ve paranın zekâtını hakkıyla vermezse bu davranış onun ahiretini berbat eder. Ona kazandıkları hiçbir yerde fayda sağlamaz. O birikimler hesap gününde ateşten bir urgana dönüşerek o kişinin boğazına dolanır.

Ramazan, hakkıyla ihya edilirse muhataplarına huzur getirir. İster belediyeler, isterse dernek ve vakıflar tarafından olsun, yapılan her türlü yardımlar ve paylaşımlar yerini buluyor. Kalpler sevgi, şefkat ve hoşgörü rüzgârlarıyla serinliyor. Ramazan bizleri müşfikleştiriyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 103
Kayıt tarihi
: 17.12.07
 
 

1970 yılında Trabzon’un Köprübaşı ilçesine bağlı Gündoğan köyünde doğdu. İlkokulu Güneşli İlkokul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster