Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

30 Ağustos '08

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
503
 

Ramazan geldi, hoşgeldi

Ramazan geldi, hoşgeldi
 

Ramazan ayı Türk İslam kültüründe önemli bir yer tutar. Bu ayda tüm Müslümanlar dinivecibeleri daha çok önemser, özen gösterir.

Özellikle Türk İslam kültüründe ramazan ayları daha bir anlamlı ve daha yoğunlukta geçer. Türk örf ve adetleri yanında, İslam'ın kaide ve sorumlulukları birleşince, diğerİ slam ülkelerine göre bu ayda farklılıklarımız ve dolayısıyla da kültür zenginliklerimiz ortaya çıkar.

Ramazanayıyla ilgili orta yaşın üzerinde olan insanların dillerinden düşürmedikleribir cümle vardır:

—Neredeo eski ramazanlar!

Buifade de eskiye duyulan özlem, eskiden yaşanılan ramazanların hala belleklerinde tadı ve lezzeti vardır.

Oysa günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte, kentleşen toplumlarda o “eski halatadı damağımızdaki ramazanlardan” eser kalmamıştır. Özellikle de ülke insanının içersinde bulunduğu ekonomik kriz ve yetersizlik “ramazan geleneklerimizi” bizlerden alıp, ta uzaklara götürmüş gibidir.

Bizim gibi orta yaşın üzerinde olan ve geçmiş ramazanları yaşayanların ise, en azından yeni nesillere o anlata anlata bitiremediğimiz ramazanları “ kubbedekalan hoş seda” misali yaşatmaya ve unutmamaya çalışmamamız ise bizleri birazolsun mutlu etmektedir.

Türkiye’mizdedoğal olarak her yöremizin, iklim şartlarına, kültür dokularına ve etnikzenginliklerine göre “eski ramazanlarda” bir takım farklılıklar ortayaçıkmakta, özelliklede bu farklılıklar kendisini “iftar ve sahur sofralarında”göstermektedir.

Bugünise sizlere çocukluğumun ve gençlik yıllarımın geçtiği Konya’ya bağlı Ereğliilçesinin “ramazan adet ve yaşantılarından” kısacası Orta Anadolu ramazankültüründen bahsedeceğim.

Ereğlibir tarafını Toroslar’a dayamış, bağ, bahçe ve dolayısıyla da yeşillikleriyleünlü şirin bir orta Anadolu kenti.

Eski ramazanlarda Ereğli’deramazan ayı gelmeden günlerce önce evlerde ramazan hazırlıkları başlar. Belediyekentin belli birkaç yüksek yerine iftar toplarını yerleştirir, camilertemizlenir, kadınlara uygun teravih namazı kılabilecekleri bölümle hazırlar.

Ramazanın başlamasıylabirlikte akrabalar ve komşular birbirlerini iftar sofralarına davet ederler, zaman zamanda kentin tek yatılı “kuran kursu”olan Doğu Ala göz Camii Kuran Kursu'ndan öğrenciler iftara çağrılır, iftar sonrası ise bu kurs öğrencileri tarafından okunan kuran ve dualar dinlenirdi.

İftar zamanı herkes sofrasında atılacak iftar topunu bekler, topla birlikte ise iftar açılırdı.

İftar sofralarında ise heryörede olduğu gibi Ereğli’de de yöresel yemekler yerini alır, hali vaktiyerinde olanlar beyaz buğdaydan yapılan ve sonra kurutulan “tarhana çorbasıylaveya düğün çorbasıyla başlar, arkasından kuru fasulye, bamya, etli kayısıyemeği, erişte pilavı ile devam eder, sonunda ise pekmezle yapılan ekmekkadayıfları yenirdi. Hali vakti yerinde olmayanlar ise genelde Ereğli’de çokyoğun olan ve çoğunluğun vazgeçilmezi olan “sıkma ve börekten” oluşan hamurişleriyle iftar sofraları donatılırdı.

İftar sonrası ise aileleri“teravi” heyecanı sarar, ailenin bütün yetişkin bireyleri teraviye koşardı.

Teravih için özellikle bizim gibi gençler her gün değişik bir caminin yolunu tutardık. Büyüklerimizin bize söylediğine göre “ramazanda ne kadar çok camiye giderseniz ve eve ne kadar çokuzak olan bir camiye giderseniz o kadar çok sevap kazanırsınız” derlerdi.

Büyüklerimizin bu öğütleridoğrultusunda gençlerden oluşan on, on beş kişilik gruplarla daha fazla sevap kazanmak adına hergün “cami kovalamaca” oynardık. Halen çok iyi hatırlıyorum; çok uzak camilere ulaşabilmek ve çok sevap kazanmak adına iftarlarımızıyanımıza aldığımız azıklarla yollarda açardık. Her akşam farklı bir camiyekoşarken içimizde bir huzur, bir rahatlık ve tarifi imkânsız duygular yaşardık.

Teravih sonrası erkeklerinvazgeçilmezi olan kahvehaneler tıka basa dolar, genelde her kahvehanede“tombala çekilişleri” yapılırdı. Kahvelere dolan insanlar bir taraftan ardıardına “tavşan kanı” çaylarını yudumlarken, diğer taraftan tombala oyununu takipeder, “Birinci çinko! İkinci çinko”! Ve kahvenin en köşesindeki Mehmet emmibağırırdı:

—Tombala bende verin paraları!

Yine Ereğli’mize özgü diğer bir ramazan geleneği ise özellikle kış aylarında düzenlenen “Arabaşı geceleri” ise ayrı bir güzellik, değişik biryemek kültürünü oluştururdu.

Arabaşı sofraları evlerdeaileler, komşular ve akrabalar arasında düzenlendiği gibi, ramazan ayında birçoklokanta da “teravih sonrası” arabaşı partisi düzenler, teravihten çıkan birçokinsan bu lokantalara akın ederek arabaşını afiyetle yudumlardı.

Halen birçok hemşerimizin vazgeçemediği “Arabaşı yemeği ve arabaşı kültürünü sizlere “geleneksel yemeklerbölümünde” ayrıca detaylı bir şekilde anlatacağım ve bu yemeğin tarifinivereceğim.

Sizlere anlatmaya çalıştığım“ramazan gelenekleri günümüzden yaklaşık kırk elli sene öncesi geleneklerdi. Şimdilerde bu gelenekler den(Tombala çekilişi, iftar topu atılması, cami cami gezilmesi, arabaşı sofraları vb.) birçoğu yok olmuş veya eski önemini kaybetmiş durumda. Ancak öyle tahmin ediyorum ki bizim gibi o dönemleri yaşayanlarınağızlarında hala “tadı ve lezzeti” devam etmekte.

Ramazan ayı vesilesiyle“Ramazan geldi, hoş geldi, tüm Türk İslam âlemine hayırlara vesile olmasınıdiliyorum.

Sonsuzluk(Osman Özeker).

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 280
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2913
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster