Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '06

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
479
 

Ramazan ile turizm arasında hiçbir bağ yok mu dediniz!

Turizm bu toprakların ümidi. Neden böyle olduğu hakkında binlerce gerekçe uydurulabilir ama bence asıl gerekçe Allah’ ın Anadolu’ ya turizm nimetleri açısından bonkör davranması. Yani bizlerin turizmi geliştirmek için avucumuzun içine bolca, hâlihazır olanak bırakılmış olması. Elimizde bulunanı satmak dışında yapacak, yapılacak herhangi bir şey olmaması bizi turizm konusunda bu kadar ümitlendiren en önemli etken. Armut pişmiş, ağzımıza düşmek üzere ya, onu seviyoruz. Hem kim uğraşacak, didinecek, bilim alanında ilerleyecek, ağır sanayiyi, bilgi toplumunu geliştirecek. Hard ware, soft ware konularında atılım yapacak, üniversitelerde bilimsel çalışmalar arttırılacak vs. Her neyse…

Geçtiğimiz yıl Türkiye’ ye 20 milyon civarında turist gelmişti, yanlış hatırlamıyorsam. Eğer sektörden gelen yansımalara bakılırsa iyi bir turizm yılı yaşanmıştı. Bu sene ise yok kuş gribi, yok terörist saldırılar, yok Lübnan’daki savaş, yok Dünya kupası derken durum anladığım kadarıyla iyi gitmiyor. Her ne kadar Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç kimi gün sene sonuna kadar durumun düzeleceğini söylese de veriler öyle konuşmuyor. Bakan da içten içe bu durumu kabullenmiş durumda anlaşıldığı kadarıyla. “Bu sene 26 milyon turist gelecek.” şeklinde yaptığı tahmine bile kendisi “biraz uçmuşum” diye yaklaşmıştı bir süre önce. Şu gazete haberine baksanıza:

“ Türkiye’ nin geleneksel olarak en fazla turist ağırladığı aylardan biri olan ağustos, bu yıl sekteye uğrayan turizm sektörünü canlandırmayı başaramadı. Geçen ay Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı sadece yüzde 1,6 artarak 2 milyon 905 bin kişiye ulaştı. Yılın ilk sekiz aylık döneminde gelenlerin sayısı yüzde 4,9 azaldı ve 13 milyon 891 binde kaldı.” (Zaman – 23.09.2006) Haberde de görüldüğü gibi hemen hemen her şeyde olduğu gibi turizmde de istikrarsızlığın kucağındayız. Ne olacağı tam olarak kestirilemiyor çünkü zemini oynak bir ülkede yaşıyoruz ve yirmi beş yıldır her sene patlamalar(!) yapmasına rağmen kendine bir sistem oluşturamamış bir turizm sektörümüz var.

Hâlâ hizmet kalitesi problemimiz var, hâlâ kalifiye turist rehberi eksiğimiz var, hâlâ denetleme problemimiz var, hâlâ turizmi meslek olarak değil de gelip geçici bir iş olarak gören yığınlarımız var. Var oğlu var. All inclusive!...

Yabancı turist küsünce turizmciler hemen iç piyasaya döndüler. Birkaç yıl önce yüzüne bakmadıkları, gayet yersiz buldukları, yerli turistlere bel bağladılar. Onların sayesinde bu sene biraz olsun odaları doldurdular. Ama Türk insanının tam anlamıyla, bütünüyle tatil bilinci kazanması ancak birkaç kuşağın daha harcanması ile olacak bir şey. O zamana kadar da turizm destinasyonları dünya dışına taşınmış olacak, bu topraklarda da gitmeye, görmeye değer bir şey kalmayacak zaten.

Şimdi gelelim, başlıktaki soruya: Ramazan ile turizm arasında bağ var mı?

Evet, var. Bu bağ içinde bulunduğumuz günlerde kuruldu. Bu sene mübarek Ramazan turizm sezonunu son anda yakaladı. Kancayı biraz olsun taktı. Ramazan’ın her sene 10 gün önceden başladığını düşünürsek yaklaşık 4 sene sonra Ramazan tam turizm sezonunun ortasına denk gelecek. Dini vecibe ayı ile turizm aynı dönemde yaşanmak zorunda kalacak. Acaba o dönemde de kuş gribi, kene saldırısı veya savaş gibi bir olumsuzlukla karşılaşır mıyız? Dünya Kupası da zaten tam da o zamana denk geliyor.

Bir de bunun yanı sıra günden güne dindarlaşan, muhafazakârlaşan bir toplum yapımız var. Rusya’dan, Almanya’dan, Finlandiya’dan gelip de üstsüz denize girecek bir turisti geçelim, tatil yörelerinde içip içip dağıtacak turistlere hazırlıklı mıyız? Abartıyor muyum yoksa? Belki. Ama bu ülke hep bir süreç içinde. Neyin süreci olduğu belli olmayan, hep değişken bir süreç bu. Kimse tahmin edemez o zaman ki toplum yapımızı.

Şimdiden bir kriz ön görülebilir mi acaba bu verilerin ışığında?

Yoksa hem sektör hem de Kültür ve Turizm Bakanlığı şimdiden hazırlıklarını yapıyorlar mı bu ihtimali görerek. Kültür turizmine ağırlık verilmesi yeterli bir önlem olur mu? Hadi yabancı turist geldi, üstsüz güneşlendi, hiçbir sıkıntı çıkmadı. Ya bu seneki gibi bir kriz olur da onların gelmesi de sekteye uğrarsa.

Yerli turist Ramazan’da yerinden kıpırdamaz. Yani bu seneki gibi yerli turiste yönelmek de sektörü tatmin etmeyebilir, kesmeyebilir.

Bunun hesabı, kitabı bugünden yapılmalıdır. Gereken planlamalar yapılmalı, alt yapıları hazırlanmalıdır. Aksi halde Türk turizmi en gerçek patlamasını(!) o seneler içinde yapabilir. Allah göstermesin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1088
Kayıt tarihi
: 19.09.06
 
 

1976 doğumluyum. Bir kamu kuruluşunda çalışıyorum. Gazeteciyim. Aklıma, dilime gelipte kimseyle payl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster