Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '08

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
7415
 

Ramazan’ın Vazgeçilmez süsleri-2:MAHYALAR

Ramazan’ın Vazgeçilmez süsleri-2:MAHYALAR
 

Mahyalar camilerin ışıklı gerdanlıklarıdır


İşte yine güzel bir Ramazan’ın içindeyiz. Her Ramazan’da olduğu gibi ibadet, dua, kur’an ve tüm ruhani tılsımların dünyaya yayıldığı bu zamanda bir de yardımlaşma, merhamet, sevgi yarışı başlıyor. Bir aylık bir maraton koşusudur bu. Bu maraton içinde oruç var, teravih var, sahur var, iftar var namaz var. Bu saydıklarımız işin dini boyutları. Yukarıda saydığım, yardımlaşma, merhamet, açı doyurma, fakiri memnun etme, yaşlıyı sayma, çocukları sevindirme gibi olaylar da insanların sosyal sorumluluğunu ön plana çıkartan olaylar. Bir şekilde Ramazan’ın sosyal boyutu. Ama Ramazan ayının vazgeçilmezlerinden bazıları.

Bu 11 ayın sultanı Ramazan ayında, paylaşma var, almadan verme var, vererek mutlu olabilme var... Duygulanmak, gidenin arkasından ağlamak, yalvarmak, sevgiliyi, yanımızda olmayan anamızı, babamızı, eşimizi, kardeşimizi, dostumuzu bir akrabamızı özlemek, bolca dua etmek de var. Ve Anadolu insanının gözü kapalı olarak maddi, manevi kendinden çok şey vermesi var. Ve verdiklerine kat kat karşılık verilecek, sonuna kadar açık bir kapı var. Bu maratonun sonunda affedilmek var. Tüm bu anlattıklarımın haricinde bir de, özellikle Ramazan aylarında sıkça rastladığımız bir başka bir şey daha var ki, o da yüzlerce yıllık bir geleneğe dayanıyor. Işıkların dili Mahyalar..


Ramazan ayında, hemen hemen her kentte eski bir gelenek olan adına mahya dediğimiz bir başka güzelliğe daha şahit olmaktayız. Mahyalar genellikle iki minare arsına kurulan mesajlı ışıklardır. Ramazanda minareler arasında kurulan mahyaların ışığı bir başkadır. Hünerli kandil ustaları ateşten harfleriyle gözlere değil, sanki gönüllere ulaşmak isterler. İstanbul camilerini süsleyen mahyalarda ilk günlerde, "İnna fetahna leke fethan mübina”, “Ya Gani”, “Ya Mabut”,”Ya Kafi”,”Ya Şafi”,”Ya Kerim”, ”Maşallah”, ”Tebarekallah”, “Bismillah”, “Leyle-i Kadir” son gecelerde el-firak" vs. gibi yazılar kullanılmasına rağmen “Merhaba, hoş geldin Ey Şehr-i Ramazan”, “Bismillahirrahmanirrahim”, “Ya Sübhan”, “Ya Rahman”, “Ya Hazreti Allah” gibi Allah'ın isimlerinin olduğu yazılar çekilirmiş mahyalara. Daha sonraki yıllarda, özellikle günümüzde, “Ey oruç tut bizi”, “On bir ayın sultanı”, “Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan”, “Oruç tut sıhhat bul”, “Şefaat ya Resulallah “, “Oruç Fazilettir” gibi mesajları da görmek mümkündür. Ramazan'ın son birkaç gününde ise bütün camilerde: “Elveda Ey şehri Ramazan" yazısı yazılır olurmuş. Ramazan aylarında kullanılan mahyalar daha sonraları sosyal içerikli de kullanılmaya başlanmış ve yeni harfle kurulan mahyalarda "İsraftan kaçın”, “Tayyare cemiyetine yardım”, “Yetimleri unutma”, “İsraftan kaç”, “Yerli malı al”, “Himaye-i Etfale yardım”, “İçki aile düşmanıdır”, “Kumar insanı mahveder" gibi, insanları milli birlik ve beraberliğe teşvik eden, yardımlaşmayı ve kötü huylardan vazgeçilmesini telkin eden güzel sözler kullanılmıştır.

Mahya kurma geleneği İslâm ülkeleri arasında yalnızca Türklere aittir. Böyle bir geleneği, başka hiçbir İslam ülkesinde göremezsiniz. Özellikle Ramazan ve bayram gecelerinde camilere kurulan mahyanın tarihçesine baktığımızda 1600’lü yıllara kadar gidebiliyoruz. Tarihte ilk mahya o yıllarda İstanbul'da kurulmuş. Minareler arasında kurulan bu mahyaların I. Ahmet zamanında icat edildiği ve ilk mahyanın Sultanahmet Camii'nde kurulduğu rivayet edilmektedir. Rivayete göre; Fatih Camii müezzinlerinden hattat hafız Ahmet Kefevi'nin, gayet sanatkârâne yapmış olduğu mahya I. Ahmet'e hediye edilmiş ve hoşuna gitmiştir. Çizgi ve resimlerle süslenen mahyanın dini adaba muvafık olmak şartıyla ramazan gecelerinde minareler arasında, mümkün olursa kandillerle tatbik edilmesi arzu edilmiştir. Yine aynı rivayete göre; III. Ahmet devrinde damadı İbrahim Paşa'nın sadareti esnasında bütün salatin camilerde Ramazanlarda mahya kurulması emredilmiştir. Emirnamede yalnız salatin camileri kaydı vardır. Zira salatin camileri diğer camilerden farklı olarak iki minareye sahiptir. Mahya ise ancak iki minare arasına kurulur. Salatin camilerinde mahya kurulmasına ferman çıktığı zaman, Eyüp Camii'nin minareleri arası mahya kurulamayacak derecede kısa olduğu için, yeniden iki şerefeli iki minare daha ilave edilmiştir.

Mahya; Ramazanda büyük camilerin karşılıklı iki minaresi arasında, gerilmiş iplere asılan kandillerin geceleri yakılarak meydana getirilen ışıklı şekil veya yazılardır. Bu iş sadece Ramazan ayına mahsus olduğu için, bu deyim Farsça aylık manasına gelen "mahiye" kelimesinden türemiştir. Mahyacılık sanatı; diğer Müslüman ülkelerde olmayan, Türklere mahsus örf, âdet ve her şeyden önemlisi bir kültürü yansıtan bir sanattır. Türkler, memleket mimarisinde zamanlarına göre büyük ilerlemeler yapmış, dinî binaları çok güzel bir şekilde süsleyerek ölümsüz eserler bırakmışlardır. Özellikle İslam alemine baktığınızda, Türk camilerin mimarisinin farklı olduğu göze çarpacaktır. Bu farklı mimaride olan camileri de mahyacılık gibi bir sanat ile süslemeyi akıl etmişler. Daha sonra Mahyacılık bir sanat haline gelmiş.

Gerçekten de mahyalar, dini ve milli gün ve gecelerimizde akşamdan sabaha kadar o heyecan ve kutsiyeti gökyüzünde sergileyerek ilan eden bir sanatın eseri olmasına karşın, günün anlamını vermenin ötesinde halk ile iletişim kurma anlamında üstün bir zekanın eseridir. Başta Ramazan ayı olmak üzere, diğer önemli gün ve gecelerin akşamında minareler arasında ışıklı yazı yazma ve şekil yapma sanatı olan mahya, bir Türk buluşudur. Önceleri, yağlı kandillerle yapılmış, daha sonraları elektriğin yaygınlaşması ile birlikte ampul kullanılmış. Bugün ise, hem renkli lambalar kullanılmakta, hem de çok satırlı, figürlü, resimli, bol ışıklı mahyalar yapılagelmektedir.


Mahyalar, her ne kadar diğer ulvi gecelerde etrafa ışık saçarak mesaj verirse de, asıldığı yerde, karanlık gecelerde, daha çok ramazan gecelerinde, minare ve camilerimizin elmas gerdanlıkları gibi durmaktadır.


Mahyacı, yazı veya şekli önce kareli kağıt üzerinde planlar. Her bir kareye isabet eden çizgiye göre yapılacak düğümleri hesaplar. Sonra ayrı ayrı iplere kandiller (lambalar) dizilir. Böylece harf ve çizgiler sırasıyla minareler arasındaki yerini alır. İşte o zaman mahya ustaları bir ömür boyu kazandığı hünerle, aylardan beri büyük bir titizlik ve gizlilik içerisinde hazırladığı tasarılarını uygulama alanına koyarak, sema ekranında sergiler. Bütün bu işler eskiden bir sır, bir rekabet ve bir yarışma havasını da taşırdı. Her gece yeni bir mahya kuranlar olduğu gibi, teravih namazından önceki mahyasını, teravihten sonra yeni bir mahya ile değiştirme ustalığına sahip, mesleğinin aşığı, sanat rekabetine gönül vermiş ünlü mahyacılar bile varmış. Usta mahyacılar, namazdan önce gerdikleri mahyayı, herkes teravihte iken, birkaç saat içerisinde yenisiyle değiştirirlermiş. Diğer camilerin mahyacılarına bir bakıma tatlı bir meydan okuyuş anlamına gelen bu gösteriyle, unutulmaz ramazan gecelerine renk ve heyecan katarlarmış.


Geçmişte mahyacılık bir sanattı, şimdilerde artık dijital ışık oyunları var. Geçmişte, özellikle gezdirme Mahya, Kandil uçurmalar da vardı. Bugün şehir ışıkları çoğaldı, televizyon hayatın her aşamasında var. Reklâmcılık denen bir sektör insanlara farklı imaj ve yöntemlerle ulaşabiliyorlar. Mahyacılık sanatı azaldı. Mahyalara bakanlar ve anlayanlar da öyle. Öyle ki, şimdi camilerin minareleri arasında gerilen "oruç tutmak fazilettir" cümlesinin anlamını artık insanlar, televizyon kanallarında, din alimlerinden dinliyorlar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

"İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez." sevdiğim sözlerden biridir.Mahya niyetine yazdım :)) selamlar..

Murat GÜLCEK - Yakamoz35 
 08.09.2008 4:29
Cevap :
Bak bu güzel fikir. Bunu hemen Diyanete fakslayalım. Belki bir caminin minareleri arasında ki bir mahyada görülür. Sevgiler..  08.09.2008 12:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2517
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster