Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '07

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
1638
 

Ramazan sofraları

Ramazan sofraları
 

Türkler arasında 11 ayın bir sultanı diye anılan Ramazan ayının kendine özgü pek çok töresi vardır. Biz burada sadece bu törenin sofrasından söz edebileceğiz.
Ramazan günlerinde de sofraların her gün iki türlüsü kuruluyor. Bir iftar sofrası. Öbürü sahur sofrası.

İftar sofrası, saati belli olan ve akşam saatlerinde açılan sofradır. Genelde oruç açma zamanını ve sofraya daveti şehirlerde ve kasabalarda toplar patlatarak haber verirlerdi insanlara. Top sesini duyanlar aile sofralarının töresine uyarak yerlerine otururlar ve oruç açarlardı. Yani bütün günü hiçbir şey yemeden geçirenler oruç bozarlardı. Ya birkaç yudum suyla. Ya bir zeytinle.

Ramazan sofralarının ilki olan iftar sofrası iki aşamalıdır. Birinci aşama "İftariye" denilen ilk fasıl, ikincisi de yemeklerin yendiği ikinci fasıl. İftariye, açlığın verdiği hızla yemeklerin üstüne atılmayı önlemek üzere tertiplenmiş çerez sofrasıdır bir anlamda. Küçük tabaklarda ve sahanlarda reçeller, peynirler, zeytinler ve benzeri yiyeceklerden teker teker alınır. Bunların yanında fırınlardan yeni çıkmış pideler vardır.

İftar sofrası bittikten sonra bir anda kaldırılır. O sıra akşam namazının okunma sırasıdır. İsteyenler ezanla gelen sese uyarak akşam namazını kılar. Sonra, yeniden hazırlanmış olan sofranın başına oturulur. Çorbadan sonra araya giren yemek normal sofralarda pek olmayan yumurtalı pastırmadır. Yalnız pastırma da olabilir. Bu pastırmanın pişiriminde bazı özellikler vardır. Soğanlı pişmesi gibi.

Saray sofralarında hemen her ramazan günü var olan pastırma evlerde her gün olur muydu bilemiyorum.

Sonra gelen yemekler etle başlar ve genel olarak güllaçla biter.

Belli saatlerde yenen sahur yemeği ikinci ve orucu karşılama yemeğidir. Sabaha karşı yenir. Bu yemeğin misafiri olmaz. Ev halkı arasında yenir. Gündüz, insanı susatmayacak, ama tok tutacak yemekler yapılır. Sahur sofrasında mutlaka hoşaf olur. Pilav, makarna, börek türleri bu yemeğin tutucu yemekleridir.

Hıdırellez gibi, bayram günleri gibi, ailede ölüm ayı gibi, düğünler, sünnetler gibi sayılı özel günlerde bazılarının özel bir yemeği vardır, o da pişirilir. Ama her zamanki yemek listelerinden seçmeler yapılır. Özel gün yemekleri ve tatlıları içinde dikkati çeken en önemli yemek helvadır.

Doğum, ölüm, gurbetten gelme, gurbete gitme, sünnet, hastalıktan kurtulma gibi pek çok olayda... ya bir kazanç ve hoşluk sonnuda ya da bir kayıp ve keder nedeniyle Osmanlı evlerinde mutlaka helva pişer ve eşe dosta ya helva dağıtılır ya da helvaya davet edilirdi. Neden helva? Bunu bilemiyorum. Ama bu törenlerin baş oyuncusu bakıyorum her zaman HELVA.

Osmanlı İmparatorluğuna ilk İngiliz büyük elçisi olarak gelen Sir Edward Burton'un İstanbul'da şerefine verilen ilk ziyafetin raporunda Kraliçeye yazdıkları için şunlar da var:

-Yaklaşık yüz türlü yemek saymış.
-Gül şerbetinin nefis lezzetini unutamıyormuş.
-Yemek bitince ellerini buhur suyu denilen, içinde öd ağacı, misk, sandalağacı ve çiçek suyu bulunan çok güzel kokulu bir suyla yıkamışlar.

Bir de: Her padişah, her ramazanda her on yeniçeriye bir büyük tepsi olmak üzere baklava yaptırıyor. Her tepsiyi iki yeniçeri saraydan alarak yeniçeri ocağına getiriyor. Ertesi gün bu gümüş tepsiler ve üstüne örtülen futalar saraya gönderiliyor.

Yeniçeriler, yönetimden memnunsalar tepsilerdeki baklavaları kabul ediyorlar ve bitiriyorlar. Ama memnun değilseler, baklavalar olduğu gibi geri gönderiliyor.
Alıntı: Hacı Abdullah

İşte böyle efendim. Yaşanmış bir dönemin ve devrin herşeye rağmen toparlayıcı birleştirici güzellikleri bunlar.Adı üstünde Onbir Ayın Sultanı.Günümüzde yavaş yavaş yitip giden bu güzel Ramazan sofralarının yeniden insanlarımızı zengin fakir demeden bir araya getirmesi dileklerimle, tüm ulusumun mübarek ramazan ayını rahatlık, bolluk ve bereket, aynı zamanda kardeşçe bir arada geçirmelerini tüm kalbimle diliyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaan Bey, Sanırım tüm dünyada islamiyeti güzellikleri ile yaşayan tek ülkeyiz. Bunda geliştirdiğimiz güzel geleneklerimizin de payı büyük. Tüm yörelerimizde benzer geleneklerle iftar yemekleri hazırlanır, benzer ramazan sofraları ritüelleri yaşanır. Ne kadar güzel anlatmışsınız. İzniniz olursa bir konuyu düzeltmek isterim. Malum, oruçların bozulması gün batımı ile olur ve bu da tam akşam ezanının okunduğu andır. Yani ezan bir anlamda iftar vaktini habercisidir. top atılması eylemide tam bu anda yapılır. Yoksa oruç açıldıktan sonra ezan okunup, insanlar namaza gitmezler. Ancak; ezan okunur okunmaz, su içerek yada birşeyler atıştırarak, akşam namazının kılınması ve akşam namazının kılınmasından sonra iftar yemeğini yenşlmesi uygulamasını yapanlar da vardır. Saygılarımla..

Talip Bölükbaşı 
 04.09.2007 19:32
Cevap :
tesbiteriniz ve yorumunuza aynen katılıyorum.Saygılar...  05.09.2007 9:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1610
Kayıt tarihi
: 26.07.07
 
 

Kendimce doğrularım ama başkalarının özgür düşüncelerine saygı çerçevesinde, fikirlerle karşındakile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster