Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '07

 
Kategori
Bayramlar
Okunma Sayısı
657
 

Ramazan ve bayram...

Ramazan ayının bitmesi ile başlayan, bayram namazının kılınması ile devam eden, bir ay boyunca tuttukları orucun mükâfatını üç gün boyunca tatile giderek, tatlı yiyerek veya piknik yaparak göreceklerdir.

Ramazan ayı yani oruç tutulan, İslamiyet’e göre farz olan bu ayın, farklı özellikleri vardır. Hem birey olarak, hem aile olarak, hem toplum olarak ilişkilerin güçlenmesi, tüm Müslümanların birbirlerine dolaylı dolaysız yardım etmeleri.. Sadaka fitre ve zekât bu ayda verilir. Bu bir sosyal yardımlaşmadır. İftar davetiyle, eş, dost, komşu ve akraba ziyaretleri yapılır. Bu insani boyutta ilişkilerin pekişmesini sağlar. Dargınlıklar küskünlükler yok olur. Orucun insan vücuduna çeşitli yararları vardır. Tıbbi olarak bilinir. Bizdeki gibi iftar saatinde hurra diye hücum edersen, faydasından çok zararını görürsün. Eski nesiller oruçlarını açar, tatlılarını yer, çorbalarını içer sonra akşam namazlarını kılarak sindire sindire iftarlarını yaparlarmış. Şimdi ise ne yazık ki bu değişti. Kıtlıktan çıkmış gibi hücum ediliyor. Aynı şekilde, ramazan ayına ait teravi namazında da ilk on gün camiler tıklım tıklım dolar sonra yavaş yavaş boşalmaya başlar. Ramazan ayı bir ibadet ayı olduğu için insanlar bu ayda Allah’ın adını daha fazla zikreder, kötülüklerden uzak durur diye bilinir. Bizde ise bu ay sinir ayıdır, asabi hal ayıdır. Birisine bir şey söylersin oruçlu oruçlu beni günaha sokma der yahu günaha gireceksen niye oruç tutuyorsun. Kendine hâkim olamayacaksan neden oruç tutuyorsun. Namazını ve diğer ibadetlerini yapmayacaksan oruçluyum sinirliyim diyeceksen neden oruç tutuyorsun. Oruç sinirli ol insanları kır kötülük yap diye emredilmemiş ki. Türk milleti olarak her şeyi değiştirdiğimiz gibi orucunda anlam ve ifadesini değiştirdik. Dürü yemin güğümleri kalaylı şarkılarıyla sanatçılar televizyonda birbirlerine iftar verdiler diye gösteriyor. Manda yuva yapmış söğüt dalına türküleriyle ne orucu açtıysa ne iftar verdiyse.

Hıristiyan veya herhangi bir dine mensup kişi, dini vecibelerini dört dörtlük yapmaya çalışır. Giysisiyle, ailesiyle, kendisiyle her şeyin mükemmel olmasını ister. Bizde ise bu göstermelik olup anlam ve önemini yitirecek davranışlarda bulunulur.

Ramazan ayının on bir ayın sultanı olması nedenlerinden bir tanesi de Kuran-ı Kerim’in Kadir Gecesi indirilmesidir. Bu gecede, ibadetler dualar tövbe-i istiğfarda bulunmaları gerekir. Yapanlarda vardır yapmayanlarda. Bireysel olarak kimin ne yaptığı yapmadığı bizi ilgilendirmez. Ama toplum kurallarını çevrenin hoş görmeyeceği şeyleri yapmak, gelenek, görenek, kültür ve maneviyatı hiçe saymak bu tür girişimlerde bulunmak hoş karşılanmaz.

Ramazan ayı ile ilgili yukarıda bahsettiğim gibi fert, çevre ile toplum hatta Müslümanlar arasında kalplerde gönüllerde bir birleşme yakınlaşma bütünleşme oluşur. Merhamet şefkat duygusu gelişir. Şimdide aynımı bilemiyoruz.

Ramazan bitimiyle toplu iftar yani toplu oruç açma günü başlar. Buda bayram namazına gitmeden tatlı yiyerek evden çıkılır, bayram namazı kılınır. Bayramlaş ılır tanıyan tanımayan herkes birbirini kucaklar evlere gelinir. Anne baba dede büyükannelerle bayramlaş ılır. Eller öpülür. Hediyeler alınır, hediyeler verilir. Ve de hediye almanın, hediye vermenin güzelliğini yaşamayanlara anlatmak mümkün değildir. Televizyonlarda şurada burada röportajlar yapıldığında orta yaş grubu veya daha büyükler ah nerde o eski ramazanlar derler. Nerde olacak durumu iyi olanlar yurt dışında biraz daha az olanlar sahil kesiminde bulundukları için yeni bayramlar o taraftır. Bizim gibiler eskiyi, eski bayramları yaşatmaya çalışmakta. Cep teline bir mesaj, internetten indirdikleri sözlerle bayram ve dini günleri kutlayan mesajlar bayramın kutlu olsun mekânın cennet olsun gibi bir sürü sözler. Ne böyle bayram kutlu olur, nede mekân cennet olur. Mesajı okur okumaz zaten küplere biniyorsun. Yeğenin oğlun akraban eşin dostun gelecek diye beklerken bilmem nerenin neresinden gelen mesajla bayramlaş.

Yirmi üç seneden beri terör bitmiyor sadece ekonomik koşullar, sosyal olanaklar mı istedikleri. İç Anadolu da Karadeniz de hatta Egenin bazı yerlerinde Doğu ve Güneydoğuda ekonomik açıdan daha kötü şartlarda olan yerler var. Kimse AB ve ABD’ne uyup ta devletimize karşı terör hareketi yapmıyor. Dini, dili, vatanı, geleneği, göreneği ve etnik kökeni farklıda olsa kendini bu toprağa bu millete adamış insanlardan oluşuyor. Bu mübarek günlerde on beş askerimize kıyan şehit düştükten sonrada yanlarına gelip gözlerine, kafalarına, alınlarına ateş ettikleri savcı tarafından açıklanan bu kişilerin insan olması mümkün mü? İşte dini günler veya dinler gerçekten toplumları kaynaştırır. Avrupa Birliğinin dediği gibi biz Hıristiyan’ız aramızda ne işiniz var. Çünkü siz Müslümansınız.

Hala eskisi gibi Ramazan’ ı idrak eden o şekildeki anlamıyla yaşamaya çalışan Bayramları sevinç ve mutlulukla bekleyen kesimler bulunmaktadır. Halkımızın çoğu bu yapıcı kaynaşmayı sağlayacaktır. Hepinizin bayramını kutlar, esenlik, sağlık, mutluluk ve terörsüz günler, yıllar dilerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 975
Kayıt tarihi
: 21.06.07
 
 

1959 Ordu Ünye doğumluyum. Bursa'da yerel bir gazetede 2 seneye yakın köşe yazısı yazmaktayım; hafta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster