Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '07

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
5012
 

Ramazan ve haram aylar

Ramazan ve haram aylar
 

Ramazan kelimesinin bir ay için kullanılmadığını düşünmeye başlamam çok uzun zamanlar önceye rastlamaz. Kuran’ı okudukça görmeye başladıklarım onlar idi ki, Yaratan, hiç bir şekilde bir takvim üzerinde durmamaktaydı. O, düzenini kurduğu gün, sanki ilahi bir takvim sunmuş ve o takvimde bir periyot, bir dönem, bir döngü belirlemiş idi. Dünyanın güneş etrafında bir tam tur atma periyoduna bizler “yıl” demişiz. O ise bu döngüye herhangi bir isim takmamış idi. Bir günü de dünyanın kendi ekseni etrafında dönmesine bağlamıştı. Yani dünya kendi ekseni etrafında bir tam tur attığında bir gün dolmuş oluyordu.

Bizim “ay” diye adlandırdığımız ama Kuran’ın “şehr” diye adlandırdığı bir de zaman dilimleri var idi. Bu ayni “düzine” kavramı gibi ama miktar belirtmek yerine bir süreç, bir zaman dilimi belirtmeye yarayan bir kelime, bir kavram idi (diye düşünüyorum). Zaten garip değil midir? Onun takvimi, benim takvimim, Budistlerin takvimi, Çin takvimi. Hepsi birbirinden farklı, hepsi birbirine göre kayıp duruyorlar. Bir devre ki, onda Kuran indirilmiş, biz de o devreyi oruç tutarak kutlayacağız, ama bir sene güneş gökyüzünde parıldarken, günler çok uzun sürerken kutlayacağız (1 Temmuz 2007, İmsak-Akşam saat farkı 18 saattir) yani oruçlu geçireceğiz (Bakara:185), ve kutlarken 17-18 saat oruçlu aç biilaç ve susuz kalacağız, ve eziyet çekeceğiz, başka bir sene, Arap takviminin Ramazan ayı kış vaktine gelecek (22 Aralık 2007 İmsak-Akşam saat farkı 13 saattir) sahurdan sonra 13 saat aç susuz kalacağız. Kutlu doğum haftasını sorucaz ne zaman diye, ama hiç bir periyodisite yok Peygamberin doğum gününde, diyecekler ki peygamber su ayda doğdu (Arap takvimine göre), bi bakıcaz bir sene doğum gününde kar yağmakta, diğer bir gününde millet günlük güneşlik, dolaşıyor. Olur mu böyle bir şey?

Dünya, biz biliyoruz ki, referansımızı veya birim zamanımızı “saat” olarak aldığımızda 365, 25 x 24 = 8766 saat’te güneşin etrafında tam bir tur atıyor veya periyodunu tamamlıyor. Ama O, sadece 12 tane, bizim “ay” diye adlandırdığımız, şehr denen zaman dilimlerinden bahsediyordu.

Kepler’in 2. Yasası, eliptik bir yörüngede dönmekte olan bir uydu ki, böyle bir yörüngede elipsin iki merkezinden birine güneş yerleşmiştir, ayni birim zamanda, eliptik düzlemde, ayni alanı tarar demektedir.

Bu yasayı güneş etrafında dönmekte olan dünya için uyguladığımızda, yasanın sonucu olarak perihelionda (günberi) (dünyanın güneşe en yakın olduğu yer- 3 Ocak) dünyanın yörünge üzerindeki hızı maksimuma çıkar (çizgisel hiz: 30.80 km/s), tam aksine, afelionda (günöte) (dünyanın güneşe en uzak noktası – 4 Temmuz) dünyanın yörünge üzerindeki hızı minimuma iner (çizgisel hiz: 28.81km/s).

Yer'in kendi ekseni etrafında bir gün süren dönmesiyle oluşan düzleme "Ekvator düzlemi" diyoruz. Yer'in Güneş etrafında yaklaşık 365 gün 6 saat süren dolanımından oluşan düzleme de "Ekliptik düzlemi" diyoruz. Bu iki düzlem arasındaki açı, Ekvator düzlemine göre "Ekliptiğin eğimi"ni ( e ) gösteriyor ve günümüzde bu açı yaklaşık olarak 23.4°.

Bunlara hemen şu bilgileri de eklemek istiyorum: Dünyanın güneş etrafında dönerken izlediği eliptik yörünge üzerinde 4 özel nokta önem arzetmekte:

1-Yörüngenin elips olması ve güneşin bu eliptik yörüngenin bir merkezinde yerleşik olması sebebiyle, Günberi (Perihelion: 3 Ocak) ve Günöte (Aphelion: 4 Temmuz) diye adlandırılan iki nokta,

2- Ekliptik eğimi nedeniyle de gece ile gündüzün aynı süreleri aldığı 2 adet Ekinox noktaları (Bahar ekinoksları: 20/21 Mart ; 22/23 Eylül)

Simdi Tevbe: 36 ayetine kulak verelim:

9: 36 Gökleri ve yeri yarattığı gün ALLAH'ın kitabında ayların sayısı, ALLAH'a göre on ikidir. Bunlardan dördü ise kutsaldır. İste kusursuz din budur; o aylarda (savaşarak) kendinize zulmetmeyiniz. Ama putperestler sizinle toptan savaşırlarsa siz de onlarla toptan savaşın. Bilesiniz ki ALLAH erdemli davrananların yanındadır.

Yaratan, 12 adet eşit zaman dilimi seçmiştir. Bu eşit zaman dilimlerinde Dünyanın güneş etrafındaki eliptik yörünge üzerinde kat ettiği mesafe, herkesin Kepler 2. Yasası dediği, benim ise Keplerin farkına vardığı Yaratanın yaratılış yasalarından biri dediğim yasaya istinaden her bir birim zamanda (8766 / 12 = /730, 5 saat) değişiklik göstermektedir. Dünya bu yasaya göre, yörünge üzerinde, güneşe yaklaştıkça hızlanmakta, güneşten uzaklaştıkça yavaşlamaktadır. Biraz önce bahsettiğimiz birim zaman ise O’nun birim zamanı değildir, tamamıyla bizim seçtiğimiz bir birim zamandır. Ama O’nun katında kat’i bir sabitler sistemi var. Bir yörüngede bir tur attığınız zaman 360 derece yol kat eder tekrar ayni noktaya gelirsiniz, yine 360 steradyan kat etmiş olursunuz. Bu sayı tam olarak 12’ye bölünen bir sayı. İste buradan başlıyor Yaradan’ın büyüklüğü. Hiçbir yaratılmışın referans sistemine göre çalışmıyor O’nun ilmi. Çalışmaması da gerekiyor zaten. Her bir toplumun değişik bir referans sistemi olduğunda ki bu aşağı yukarı böyle, kaos alır başını gider. O, referans olarak Arap sistemini de almıyor. Evrensel bir referansa oturtmak için sistemini, O sadece yörüngelerden, geceden gündüzden, güneşten dünyadan ay’dan yani güneş sisteminin bir bölgesinden bahsediyor ve bir de 12’den bahsediyor. Sistem kurulmuştur. Dünya güneş etrafında tam bir turunu 12 BZ de tamamlamaktadır (BZ=Birim Zaman). Her bir BZ’nin adi konmamıştır. Sadece BZ için ŞEHR denilmiştir. Diğer bir deyiş ile herhangi bir beşeri takvim belirtilmemiştir. Herhangi bir ayın adı konmamıştır. Herhangi bir günün adı yoktur. Sadece birbirini örten her gece-gündüz ikilisine “bir gün” adı verilmiştir.

Hal böyle olunca, Yaratan herhangi bir isimlendirme yapmayınca, “ramazan” kelimesini bir aya izafe edilen bir isim olarak almamız doğru olabilir mi?

Şimdi gelin beraberce Bakara: 185’i inceleyelim:

2: 185 Ramazan, insanlara yol gösterici, apaçık bir öğreti ve yasa kitabi olan Kuran’ın indirildiği aydır. Kim o aya ulaşırsa onu oruç tutarak geçirsin. Hasta veya yolcu olanlarınız, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde oruç tutar. ALLAH sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Böylece (oruç günlerinin) sayısını tamamlar, sizi doğruya ulaştıran ALLAH'ı yüceltip şükredersiniz.

Bu ayetin Arapça transliterasyonu şöyledir:

2: 185 Şehru ramedanellezı ünzile fıhil kur'anü hüdel lin nasi ve beyyinatim minel hüda vel fürkan fe men şehide minkümüş şehra felyesumh ve em kane merıdan ev ala seferin fe ıddetüm min eyyamin uhar yürıdüllahü biküml yüsra ve la yürıdu bi külüm usr ve li tükmilül ıddete ve li tükebbirullahe ala ma hedaküm ve lealleküm eşkürun

Gelin transliterasyondaki Arapça kelimeleri takip ederek, ayetin mealini yukarıda verdiğim kavramlar ışığında biraz değiştirelim:

2: 185 “ramazan”, insanlara yol gösterici, apaçık bir öğreti ve yasa kitabı olan Kuran’ın indirildiği Birim Zamanın (BZ) başlangıcıdır. Kim o BZ’na ulaşırsa onu oruç tutarak geçirsin. Hasta veya yolcu olanlarınız, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde oruç tutar. ALLAH sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Böylece (oruç günlerinin) sayısını tamamlar, sizi doğruya ulaştıran ALLAH'ı yüceltip şükredersiniz.

Bu ayette, “Kuran’ın indirildiği ….” söyleminde “indirildiği” kelimesi için Arapçada “unzile” kullanılmış. Unzile, nüzul’ün refleksiv halidir, yani nüzul inme, alma manalarına gelirken, unzile, indirilme, alınma manalarına gelmektedir. Evrenin her bir bölgesi için, Yaratan bir öğreti ve yasalar manzumesi yaratmıştır. Güneş sistemi ve dünya için olan öğreti ve yasalar manzumesi, merkezi hafıza biriminden (Levhi Mahfuz) alınmış, kim tarafından alınmış? Yaradanin emri ile Cebrail tarafından alınmış ve peyderpey söylenmek üzere yeryüzüne sistem olarak indirilmiştir. Ne vasıtasıyla indirilmiştir? Bir psodo-hafıza biçiminde Cebrail ile birlikte inmiştir. Peki, bu ne zaman olmuştur? Kadir gecesi diyeceğimi zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Bu olay “ramazan BZ’ın”da olmuştur. Ramazan zamanı veya şehri, dünyanın güneş etrafında dönerken geçtiği özel Ekinoks noktalarından birisindedir. Her iki noktada da gece ile gündüz süresi eşitlenir. Bizim seçmemiz gereken nokta ise, 2:185’deki ALLAH sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. lafzı uyarınca oruç tutma işinin en kolay olacağı zaman olan, günlerin kısalmaya, gecelerin de uzamaya başladigi nokta olmalıdır. Ayni zamanda, “ramazan” kelimesinin manası, güz yağmurlarının başlama zamanı olarak belirtildiğinden (Bkz:www.diyanetvakfi.dk), bu nokta güzün başladığı ekinoks noktası olmalıdır. İşte bu aşamada Yaratanın sonsuz ilmi devreye girmiştir, çünkü “Güz”, dünyanın Kuzey Yarım Küresinde, Eylül 22/23 Ekinoksunda başlarken, Güney Yarım Küresinde, Mart 20/21 Ekinoksunda başlamaktadır.

Kuran evrensel bir mesajdır, mesajını tek bir “ramazan” kelimesiyle değişik coğrafyalardaki tüm dünya milletlerine doğru bir şekilde duyurmuştur. Dünyanın hangi yöresinde olursak olalım, “güz yağmurlarının mevsimi”ne ulaşınca neler yapacak mışız? Bir “şehr” müddetince, yani bir BZ müddetince, o BZ’yi oruç tutarak geçirecekmişiz. Ben buna bir “otuzluk” diyorum. Tam doğru değil ama en azından benim için bir referans olmakta. Zira 730, 5 saati 24 saatlik bir güne bölersek, tamı tamına 30.43 çıkıyor, yani 30 gün, 10 saat demek oluyor.

Ramazan, yani güz yağmurlarının başlama tarihi, kuzey yarım kürede, güzün başlama tarihi olan Eylül ayının 22/23’ü civarlarında başlarken, güney yarım kürede, 20/21 Mart civarlarında başlamakta. Tabii bu adlandırma, bizlerin takip ettiği Gregoryen takvim sisteminde anlatıldığı şekildedir. Hindistanda, Uzak doğu ülkelerinde bu zamanların adları değişebilir, ama dünya, güneş etrafındaki yörüngesinde hep söylenen pozisyonlardadır. İstanbul’da “ramazan” 19 Eylülde başlamaktadır. Naçizane, ben de ramazan orucuma her sene bu tarihte başlamaktayım.

Gelelim Tevbe Suresi, 36. Ayete:

9: 36 İnne ıddeş şühuri ındellahisna aşera şehran fı kitabillahi yevme halekas semavati vel erda miha erbeatüm hurum zaliked dınül kayyimü fe la tazlimu fıhinne enfüseküm ve katilül müşrikıne kaffeten kema yükatiluneküm kaffeh va'lemu ennallahe meal müttekıyn

9: 36 Gökleri ve yeri yarattığı gündeki yazısına göre, Allah katında ayların sayısı onikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. Kusursuz din işte budur. Artık o aylar içinde benliklerinize zulmetmeyin. Müşrikler sizinle nasıl topyekün savaşıyorlarsa siz de onlarla topyekün savaşın. Şunu bilin ki, Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

9: 36 The count of the months with God is twelve months in God's record the day He created the heavens and the Earth; four of them are restricted. This is the correct system; so do not wrong yourselves in them; and fight those who set up partners collectively as they fight you collectively. And know that God is with the righteous.

9: 36’da ayların sayısı onikidir, bunlardan dördü haramdır, kutsaldır deniyor. Dikkat ederseniz bu ayların isimleri verilmiyor. Verilmemesi de gerekiyor, ayni Cuma - ToplantıGünü ismi gibi, bu dört kutsal ayın isimlerini her toplum kendi kullandığı takvime göre seçecek. Ama bu kutsal aylar, dünya, yörüngesi üzerinde seyrederken, onun belli bir pozisyonuna uyan zaman dilimleri olması gerekiyor. Çünkü bakınız Bakara:194 ne diyor:

2: 194 Haram ay, haram aya karşılıktır. Hürmetler ve yasaklar karşılıklıdır. O halde, azgınlık edip size saldırana, size saldırdığı şekilde ve ölçüde saldırın. Allah’tan korkun ve bilin ki Allah, kendisinden korkup sakınanlarla beraberdir.

“Haram ay haram aya karşılıktır” ibaresi 4 aydan iki adet çift ayın karşılık geldiğini belirtmektedir. Yukarıda da bahsedilmiş olan, eliptik yörüngenin dört noktası. Yani, dünya güneşe en uzak noktada, 4 Temmuz, günöte; dünya güneşe en yakin noktada, 3 Ocak, günberi, bu “çift” birbirlerinin tam karşılarındadırlar; ve iki adet ekinoks noktalarının tekabül ettiği aylar ki bu ekinoks noktaları da ikinci çift olup, birbirlerinin karşısındalardır. İste bu aylar, bir taraftan değişik coğrafyalarda değişik zaman dilimlerine tekabül ederlerken, diğer taraftan, değişik toplumların takvimlerinde değişik adlar alacaklardır. Bu aylarda savaşarak kendinize zulmetmeyin denmekte. Aslında, kusursuz olan bu ayet, yeryüzüne barışı tam manasıyla getiren bir mana içermekte. Çünkü bir toplumun haram ayı diğerinin haram ayına rastlamıyacağından hiçbir zaman savaştan bahsedilmeyecek.

Bakara: 197’de, Hac ibadetinin zamanı belirtilmektedir:

2:197 Hac, bilinen aylarda (şehr, BZ’larda) uygulanmalı. Kim o aylarda (BZ’larda) hacca karar vermişse bilsin ki, hacda cinsel ilişki, kötülük yapmak, tartışmak yoktur. Yaptığınız her iyiliği ALLAH bilir. Yol için azığınızı hazırlarken en hayırlı azığın erdemlilik (takva) olduğunu unutmayın. Anlayış sahipleri! Beni dinleyin.

Ama zamanın adı konulmamaktadır, sadece bilinen aylarda uygulanması gerektiği söylenmektedir. Haram aylardan bahseden Bakara:194 ayetinden iki ayet sonra Hacdan bahsedilmesinden, Bakara: 217'de haram aylarda savaşmanın büyük suç olduğunun vurgulanmasından, Haccın yapıldığı bölgedeki Mescidi Haram'a ulaşılmasının engellenmesinden bahsedilmesinden, Maide:2'de haram ayın ve Hac ibadetindeki ihramın beraber anılmasından, yine Maide: 97’de haram ayların ve Hacda ziyaret edilen Kâbe’nin beraber anılmasından, bahsi geçen bilinen Hac aylarının haram aylar olduğu anlaşılır. Zaten bu ayların haramlığı da Hacla ilintilidir. İşte bu bilinen BZ’lar, ramazan için ekinokslardan biri seçilmiş olunca, diğer üç BZ, yani Perihelion BZ’ı, Aphelion BZ’ı ve diğer Ekinoks BZ’lardan birinde Hac yapılacaktır, çünkü bu BZ’larda savaş yoktur, bunlar haram aylardır, bunlar kutsal aylardır.

KUSURSUZ DİN-SİSTEM İŞTE BUDUR (9:36)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızdan biraz bir şeyler anladığımı sanıyorum. Daha avami bir dille yazsaydınız ve iki bölüme ayırsaydınız, anlaşılması da okunması da daha kolay olabilirdi. Arapların, Kur'anın indiği zamanlarda ve halen ay yılı kullanmaları böyle bir sonucu doğurmuştur demek, pek yanlış gözükmüyor. Ama daha ötesi için ikna edici bir bilgiye henüz ulaşmış değilim. Ortaya attığınız fikir, insanları uzun yaz günlerinde oruç tutmaktan kurtardığı için, bir çözüm önerisi olabilir. Acaba buna ilahiyatçılar nasıl bakar? Selamlar.

Hüseyin Atacan 
 27.09.2007 23:30
Cevap :
Arapların Ay-Takvimi kullanmaları, Peygamberin ramazanı, Ramazan ayında degil de güz mevsimi otuzluğunda, trantinasında uygulamasını önleyebilecek bir sebep olamaz aslında. Hadislere inanmayan biri olarak, inanıyorum ki Peygamber, peygamberlik ettiği o devirlerde, oruca, Medine'de ne zaman güz mevsimi başlıyor idiyse, o zaman başlıyordu. Aksi düşünülemez zaten, çünkü Kuranı ilk elden en iyi uygulamaya koyan insandı peygamber. Bu ibadet sonradan İslamı Araplaştırmak isteyen güruh tarafından, Arap takviminin bir ayının adı olan Ramazan ayına taşındı diye düşünüyorum. Acaba ilahiyatçılar buna nasıl bakar sorunuza gelince, bu gün "İslamı özünden saptırmak" başlıklı bir makale yayınlayacağım. O makalede bu sorunuzun cevabını bulacağınız kanısındayım. Saygılarımla  28.09.2007 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2610
Kayıt tarihi
: 10.05.07
 
 

Rumî takvimin 1900+55 senesi sonunda nüfusa katkıları olsun diye annem ve babam oturmuşlar, benim il..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster