Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Nisan '15

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
373
 

Recep Nuri Tarkovski

Recep Nuri Tarkovski
 

Recep Nuri Tarkovski'de Mühürlenmiş Zaman


Günün birinde hem inanılmaz zengin ve anlamlı içeriğiyle izleyenleri sımsıkı yakalayacak, hem de inanılmaz bir gişe başarısına ulaşacak bir film çekilebilirse, bu filmin yönetmeni o zamana dek kimsenin tanımadığı bir Recep Nuri Tarkovski olabilir.
 
Recep Nuri Tarkovski.
 
Kendisi öyle olmasa bile milyonlarca sıradan insandan biriymiş gibi görünebilen bir Recep.
 
Herkesi yeterince anlayamasa, herkes tarafından yeterince anlaşılamasa da geçmişin, bugünün ve geleceğin gerçeklerini, insanı ve yaşamı görüp sinemanın sınırlarını zorlayarak anlatabilen bir Nuri.
 
Tarihsel gelişmelerin çok özel bir yüzyılında az sayıda filmle unutulmaz izleri, yaşam ve gelecekle ilgili inanılmaz ipuçlarını sinema sanatının olağanüstü gücüyle birleştirip ölümsüzleştirmiş bir Tarkovski.
 
Tek bir kişide birleşebilir mi üç ayrı bakış? Bir Recep Nuri Tarkovski doğup yaşayabilir mi? Bugün yaşadıklarımızı anlatmak ister, anlatır mı? Tarkovski'nin sinemada açtığı ışıklı kapıları zorlayarak bu topraklarda yaşananları görmeye çalışıp milyonlarca insanı kucaklayacak, önlerinde yeni ufuklar açacak zengin bir yalınlığa ulaşır mı?
 
Günün birinde Recep İvedik, Nuri Bilge Ceylan ve Andrei Tarkovski filmlerinden yararlanıp gelişmiş teknolojilerin akıl almaz olanaklarını kullanarak hayali bir yönetmenin adıyla yepyeni bir film kurgulanabilir mi? 20. ve 21. yüzyıl sinemasının bu üç ürününe, dünyanın bu iki yüzyılda yaşadıklarına göz atan muzip bir film?
 
Bu soruya yanıt vermek zor. Ama böyle bir filmi şimdi bulabilsek izlemek kuşkusuz çok ilginç olurdu.
 
....
 
Söylenenlerle kavrıyoruz, sözcüklerle anlatıyoruz, görüntülerle yaşıyoruz. Yaşamla bağımızı yalnız görüntüler ve sözlerle kurmuyoruz. Yalnız onlarla yaşamıyoruz. Dünyayla bağlarımız seslerle, dokunuşlarla, tatlarla ve kokularla da güçleniyor. Algıladıkça besleniyor, yaşama tutunuyor, seçtiğimiz yolların peşinden gidiyor, yaşıyoruz.
 
Yaşamı kendi beyin duyumuzla algılıyoruz ama başkalarıyla sürekli etkileşiyoruz.
 
Tarkovski'nin kitabını (1) okuduğumuzda, filmlerini izlediğimizde onunla aramızda bir köprü kurulabiliyor mu? Bir Recep İvedik ya da Nuri Bilge Ceylan (2) da kendi köprülerini aynı yöntemlerle, farklı biçimlerde mi kuruyorlar? Tüm iletişim çabalarımız beyin duyularımızdaki (3) algıların çevresinde mi dönüyor?
 
Günümüz dünyasının karmaşık ve hızlı yapısı içinde bu tür soruları sorabilmek bile kolay değil. Yanıtlarsa ancak ortak çabalarla, yeni koşulların getirdiği olanaklardan yararlanıp onları zorlayarak verilebilir.
 
Tarkovski'nin mühürlenmiş zamanından beri dünya çok değişti. Yeni koşullarda da görüşlerinin öneminin sürdüğü, hatta arttığı söylenebilir. Yazının bulunmasıyla başlayarak matbaayla yaygınlaşıp kitleselleşen yazılı iletişim, artık sözle sınırlı değil. Sözcüklerle birlikte sesler ve görüntüler de anında milyarlarla paylaşılabiliyor. Bu, bir anlamda, sinema ürünlerinin de tüm olanaklarıyla birlikte anlık paylaşılabilmesi anlamına geliyor. Beyin duyuları sinemanın gücüyle anında aralarında haberleşebiliyor, tüm kanallardan aynı anda gelerek seslenen bilgiler algıları biçimlendiriyor, yargıları değiştirebiliyor. Bir anlamda, yönetmenleri, oyuncuları ve tüm ekibiyle birlikte artık küresel bir filmin parçaları olarak yaşadığımız söylenebilir.
 
Bu açıdan bakınca, Tarkovski'nin düşünceleri yeni anlamlar kazanıyor, daha da önemli oluyor.
 
....
 
Sinemanın yaşamı olduğu gibi yansıtmadaki olağanüstü gücüne karşın, düşüncelerin iletilmesinde (en azından şimdilik) sözcüklerin ve yazılı bilgilerin belirleyiciliği sürüyor. Bu yüzden, Tarkovski'nin sanat ve iletişim konularında önemli bir kaynak olan kitabındaki görüşlerinin, günümüz ortamının anlaşılıp yorumlanmasında önemli katkıları olabilir. Aşağıdaki alıntılarla ilgili daha geniş bilgiye ilgili bağlantılardan ulaşılabilir. 
 
"Sinemada beni çeken, alışılmamış şiirsel bağlantılar, şiirselliğin mantığıdır. Kanımca bu, bütün diğer sanatlar içinde en gerçekçisi ve en şiirseli olan sinemanın olanaklarına da çok uygun düşmektedir."
 
"Karmaşık bir düşünce ve şiirsel bir dünya görüşü, asla, ne pahasına olursa olsun, fazla açık, herkesçe bilinen olgular çerçevesine sıkıştırılmamalıdır."
 
"Şiir benim için bir dünya görüşü, hakikatle ilişkimin özel bir biçimidir. Bu açıdan bakıldığında, şiir, insanlara bütün yaşamı boyunca eşlik eden bir felsefeye dönüşür."
 
"Başyapıtlar ahlak ideallerini ifade etme çabasından doğarlar. Bir sanatçının hayal gücünü ve duygularını belirleyen odur. Sanatçı eğer yaşamı seviyorsa, onu tanımak, değiştirmek ve daha iyi olması için katkıda bulunmak zorunluluğunu da içinde duyacaktır."
 
"Sanat ve bilim, dünyaya sahip olma biçimleri; insanın sözümona mutlak gerçeğe giden yol üzerinde bilgi edinme biçimleridir."
 
"Sanat herkese yönelir, herkes tarafından hissedilebilen bir etki oluşturmayı, duygusal sarsıntı yaratmayı ve kabul edilmeyi umar."
 
"Güzel, gerçeğin peşinden koşmayanlardan kendini gizler."
 
"Goethe, bir kitap okumak bir kitap yazmak kadar zordur, derken son derece haklıydı."
 
"Büyük şairlerin eserlerini insanoğlu daha henüz okuyamadı, onları ancak büyük şairler okuyabilir."
 
"Sanatın tadına varmasını bilen bir insan en sevdiği yapıtları kendi eğilimlerine göre seçmiş ve sınıflamıştır."
 
"Tek öğrenilemeyen şey bağımsız olarak, saygın bir biçimde düşünebilmektir. Tıpkı kişilik sahibi olmanın öğrenilemeyeceği gibi."
 
"İlkelerine bir kere ihanet eden bir insan bir daha hayata karşı lekesiz bir tavır alamaz."
 
"Sanatçı, zamanı ve dünyayı eksiksiz kavrayan bir kişi olduğundan, gerçekle ilişkilerini tam olarak yansıtamayan ve dile getiremeyen insanların sesi olur."
 
"Sanatçı kendine sadık, günlük değer yargılarından uzak kaldığı sürece, halkın hem algılama düzeyini yaratır, hem de bunu yükseltir. Bu yolla artan toplumsal bilinç ise, yeni sanatçıların doğmasına yol açacak o toplumsal enerjiyi biriktirir."
 
"Sanatı özümleyebilmek için çok az şey gereklidir. Yalnızca uyanık ve duyarlı bir ruh yeter de artar bile, yeter ki güzele ve iyiye açık, estetik öze doğrudan ulaşma yeteneğine sahip olsun."
 
....
 
"Sinema türünden söz edildiğinde, genelde ticari yapımlar, durum komedileri, kovboy filmleri, psikolojik durumlar, polisiyeler, müzikaller, korku ve felaket filmleri, melodramlar kastedilmektedir. Ama bütün bunların sanatla yakından uzaktan bir ilgisi var mıdır?"
 
"Gülünç olmak demek birinin gülmesini sağlamak demek değildir."
 
"Ticari filmlerde ve sıradan televizyon yapımlarında tutturulan ortalama ölçü izleyicinin gerçek sanatla ilişki kurma olanaklarını büsbütün yok ederek beğenilerini bağışlanamaz ölçülerde mahvetmektedir."
 
"Sanatçı ile seyirci arasında gerçek bir iletişim de ancak iki taraf da aynı kavrayış düzeyine sahipse gerçekleşir."
 
"Kötü zevkinden dolayı bütün suçu da seyircinin üzerine atmak doğru değildir, çünkü yaşam bize estetik ölçütlerimizi mükemmelleştirmede fırsat eşitliği tanımamaktadır."
 
"Seyircisinin hoşuna gitmek isteyen, zevk ölçütlerini olduğu gibi benimseyen bir insanın seyircisine saygısı yoktur. Bu tutumunun tek bir anlamı olabilir, o da, seyircisinin cebindeki paraları kendi cebine aktarma isteğidir." 
 
....
 
Nuri Bilge Ceylan'ın "Kış Uykusu" filmi bir izleyici patlamasına yol açmış. Verilerin alındığı güne göre tam 304.782 kişi izlemiş. Recep İvedik filmlerinin gişe açısından en başarısızı üçüncüsü görünüyor. Yalnızca 3.326.084 kişi izlemiş. Kış Uykusu'nun izleyicilerinin on katından epey fazla.
 
....
 
Bu alıntıların ışığında, Recep İvedik filmleri için ne söyleyebiliriz? Nuri Bilge Ceylan sinemasının günümüz Türkiye'sindeki yerini nasıl açıklayabiliriz? Tarkovski'nin gözleriyle bakmaya çalışırsak neler görürüz? Bulduklarımızı söze dökebilir miyiz? Ya da sinemanın önüne açılmış yeni ve zengin yollardan giderek, yaşamın kendisi gibi düşünceleri de sinema aracılığıyla dolaysız olarak paylaşmayı başarabilir miyiz? En uzak köşedeki insanın, en gelişmiş düşüncelerle buluşmasını sağlayabilir miyiz?  Neruda'nın "İnsan dediğin kaç zaman yaşar sonunda?", "Ya sonsuzluk, onun anlamı ne?" (4) sorularına yanıt bulabilir miyiz?
 
Günün birinde sinemanın yeni bulunacak olanaklarını kullanacak, hem inanılmaz zengin ve anlamlı içeriğiyle izleyenleri sımsıkı yakalayacak, hem de insanlığın ölmediği her noktaya ulaşabilecek bir film çekilebilir mi? Çekilirse yönetmeni kim olur?
 
"Recep Nuri Tarkovski" olur mu?
 
 
1. Mehmet Arat, Kitap Arkası: Mühürlenmiş Zaman, http://kitapdili.blogspot.com.tr/2015/02/muhurlenmis-zaman.html
2. Mehmet Arat, Recep İvedik ve Nuri Bilge Ceylan Filmlerinde Tarkovski Etkisi, http://www.sanatlog.com/manset/recep-ivedik-ve-nuri-bilge-ceylan-filmlerinde-tarkovski-etkisi/
Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 253
Kayıt tarihi
: 08.01.12
 
 

1958 doğumlu. Mühendislik eğitimi aldı. Teknik alanda çalışırken kültürel konulara ilgisini sürdü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster