Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '09

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
687
 

Reenkarnasyon kaderdir!

Reenkarnasyon kaderdir!
 

Reenkarnasyon kaderdir!


Reenkarnasyon ve kader, çok tartışılan, anlaşılmayan iki kavram. Oysa biri olmadan diğerinin olması, dolayısıyla ikisini de anlamak nasıl mümkün olabilir?

Dünyaya geliş amacımız kısaca; tekamül etmek, yani daha olgun, yetkin olarak Yaradana yaklaşmaktır. Kader de kısaca; daha biz doğmadan çizilmiş bir yol haritası, "alnımıza yazılmış" bir yazıdır. Şu durumda amacımızla takip etmek zorunda olduğumuz yol kavramı çelişiyor zira Yaradanın bahşettiği "özgür irade"yi koyacak bir yer bulamıyoruz. Amacımız, kaderimiz ve özgür irademiz ancak "reenkarnasyon" kavramını kabul edersek uyumlu bir bütün haline gelebilir. Şöyle ki:

Ruhumuz, Dünya koşullarında üretilmiş (topraktan), dünyevi bir kıyafet (beden) giyerek dünyaya gelir. Tekamül yolculuğumuz (hayatımız) boyunca bu bedenle yürür, vademiz dolduğunda bu giysiyi yine bu dünyada bırakır öteki dünyaya geçeriz. Ancak bu tekamül yolculuğunun süresi her ruh için aynı olmayabiliyor. Örneğin 100 yaşına kadar yaşamış birisi, (amiyane tabirle) bu kadar süren bir sınava tabi tutulmuş, bu süre içinde işlediği günah ve sevaplarla değerlendirilecek, Cennet veya Cehennem, ödül veya ceza hak edecektir. Ancak daha bir günlükken hayata veda etmiş bir bebeğin durumu ne olacaktır? Bu bebek hiçbir günah işlemediği için doğrudan Cennete gidecektir değil mi? Üzerinde biraz düşündüğünüzde bu noktanın son derece mantıksız olduğunu farkedeceksiniz. Bu bebek cennetlikse, 100 sene dünyanın cefasını çekip günaha girmek zorunda kalan ruhun ne suçu vardır? 100 sene dünyada kalmış ruh, bu sürede tekamüle yaklaşmıştır diyebiliriz. Bu durumda, tekamül yolunda bir gün bile yol alamamış bir günlükken dünyadan ayrılmak zorunda kalmış bebeğin ruhunun ne suçu vardır? "O bebek bir günlükken ölerek anne babasının tekamülünde rol oynamıştır, onun görevi bu kadardır" savunması ne kadar tutarlıdır bu durumda, koskoca bir ruh, varoluş amacı tekamül olup Yaradana yaklaşmakken nasıl böyle basit bir amaca hizmet etmek için kullanılmış olabilir?

İşte bu soruların tek bir cevabı olabilir. Denklemimize "reenkarnasyon"u alarak bütün bu cevapları havada kalan sorulara cevap veriyorum:

Amacımız tekamül etmek, olgunlaşmak. Bunun için Dünya ortamında, dünyevi bir bedenle hayat sürüp, kimi zaman yoklukla, kimi zaman varlıkla, kimi zaman çilelerle, kimi zaman sefahatle, kısaca negatif ve pozitif etkenlerle değişime, gelişime tabi oluruz. Bir ömür, belki 100 yıl ama bomboş, belki 20 yıl ama dopdolu geçebilir. Düşünün ki, ruhunuz ilk defa bir beden giydi, bir kralın oğlu olarak Dünyaya geldiniz. Hayatınız, sorumluluk nedir bilmeden, sefahat, şatafat, doğru-yanlış kavramlarını öğrenemeyeceğiniz izole bir sarayda belki sapkınlığa varan eğlenceler ve sarhoşlukla geçti, bir gün bile bir zorluk görmeden ömrünüz doldu ve dünyayı terk ettiniz. Değerlendirmeniz ne kadar adil olabilir? Varlıkla imtihan olunduğunuz gibi yoklukla da imtihan olmak (ki tekamüle asıl hizmet eden hayat böyledir) sizin de hakkınızdır. O halde tekamül edememiş ruhunuz başka bir zamanda başka bir (insan) bedeniyle yeniden dünya koşullarında olmalı. Ancak yine bir prens olarak dünyaya gelirseniz tarih tekerrür eder ve dünyaya birdaha gelişinizin anlamı kalmaz. O halde aynı şeyleri yaşamanız nasıl engellenebilir? Cevap basit: kader. İkinci hayat yolculuğunuza, bu defa birincisinde yaşayıp ruhunuza kattığınız şeylerden uzak, belki fakir bir köylü olarak çıkabilmek için bir alın yazısına, yani kadere ihtiyaç olur! "Kader"in başka bir gerekliliği, mantıklı, ayakları yere basan başka bir açıklaması var mı?
07/07/2009
16:30
İzmir - Karşıyaka

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence kaderimizi dünya güçlerini ellerinde tutanlar belirler. Bir tüccar düşünün. Bir eli yağda, bir eli balda... Bu tüccar sendikal örgütlenmeyi destekler mi? Desteklemez. Çünkü sendikal gücü desteklemek, kendi özvarlığına, yaşam biçimine karşı oluşabilecek bir tehdit, hareketin başlangıç noktasıdır. E onları nasıl avutur. Kader kurmacası ile... OP zaman kaderimizi belirleyenler gücü elinde tutanlardır.

Ayrıntıda gezinmek 
 16.06.2010 1:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 30
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 15054
Kayıt tarihi
: 11.06.08
 
 

Dünyada olumlu izler, hatta eserler bırakma yolunda, yani hayatta karşılaştıklarımı paylaşıyorum...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster