Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
420
 

Reenkarnasyonun ispatı: 15 temmuz

Reenkarnasyonun ispatı: 15 temmuz
 

Astsubay Ömer Halisdemir'in şanlı anısına ithafen...

Yıllar önceydi. İngilizler Yunan ordusu eliyle Türk topraklarına saldırıyordu. Ellerinde silahlarla güle oynaya bu toprakları alacaklarını sanıyordu Yunanlılar. Halk korku içerisindeydi. Yunan askeri karaya adımını attı. Çok ilerlememişlerdi ki Yunan bayrağını taşıyan askeri çekip vurmuştu Hasan Tahsin.

Düşman adımını atmıştı bu topraklara ama daha ilk anda bunun bedelini ödemişti. Hasan Tahsin o olayda hemen şehit edilmişti. Ancak sonrasında olanlar Yunanlılar için tam bir kabusa dönüştü. İlk kurşun sadece bir başlangıçtı. Sonra bir çılgın kendilerini denize dökecekti; Mustafa Kemal...

Yıllar sonra yine İzmir Menemen'de bir İngiliz provokasyonu patlak vermişti. Bu kez adeta İngilizlerin gazlamasıyla kendinden geçmiş bir topluluk karşılarına dimdik dikilen gencecik bir subayı; Kubilay'ı şehit etmişti. İngilizler umutlu görünüyordu... Öldüre öldüre bitecekti bu çılgın Türkler...

Yıl 2016. BBC ve CNN, yani İngiltere ve Amerika hiç vazgeçmemiş, yine aynı şeyi denemek için tüm hazırlıklarını yapmıştı. Bugün gerçekten tam da Erdoğan'ın dediği gibi adeta Hasan Sabbah'ın zombileri olan Haşhaşiler gibi kendi içimizden yetişmiş bir grup Amerika'nın emir ve talimatları doğrultusunda devletimizi yıkmak için harekete geçmişti.

Millet onlara göre koyun, müdahale ise son derece kolaydı. Türk ordusunun en güçlü biriminin içine sızmış, kontrolünü de ele almak üzereydiler. Hesaba katmadıkları şeylerden birisi şehit edilen Hasan Tahsin ve Kubilay'ın aslında ölmediği, daha da kötüsü sayılarının arttığıydı.

Amerikan çizmelerini öpmeye razı olan bir hain karargahı ele geçirmeye çalışırken geçmişteki kahramanların yeniden dünyaya gelmiş hali olan Ömer Halisdemir haini alnının ortasından vurup yere yığmıştı. Üstelik oracıkta öldürüleceğini ve kurtuluşunun olmadığını bildiği halde...

Bütün sorun bu muydu peki? Hayır! Sokaklar onbinlerce Hasan Tahsin'le, Kubilay'la dolup taşıyordu. Tankların üzerine fırlayıp tankları etkisiz hale getiren insanlarla doluydu her yer... Hemen dibine bir F-16 bombası düşmesine karşın oradan kaçışmayan insanları çekiyordu kameralar.

Yanıbaşında bedeni paramparça edilmiş yoldaşları varken bu vahşete rağmen katillerin üzerine yürüyen insanları yazdı bu tarih.

Geçmişte "Türk demokrasisinin dünya demokrasilerinden farkı" başlıklı bir yazı yazmıştım. Ana fikri bizim demokrasimiz için bir bedel ödememiş olmamızdı. Yani biz Atatürk'ün ileri görüşlülüğünün eseri olarak demokrasi lüksünün sefasını sürüyorduk.

15 temmuz itibariyle artık Türkiye fiilen militan demokrasiye geçiş yapmıştır. Yaşam şeklimiz için çok vahşi bir saldırıya karşı bedel ödemiş ve hakkımız olanı almış bir millete dönüşmüş durumdayız. Bir neslin daha darbe korkusuyla büyümesine engel olunmuş, demokrasi ülkemizin kılcal damarlarına doğru kök salmıştır.

Sözün özü, şudur ki "Şehitler ölmez vatan bölünmez" bir slogan değil bilimsel bir gerçekmiş. Öldürülen her bir Hasan Tahsin ve Kubilay için onbinlercesi doğmuş. Üstelik artık çok daha çılgınlar... Allah tüm şehitlerimize rahmet eylesin. Ülkemizi de böyle kahramanlardan mahrum eylemesin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 423
Toplam yorum
: 207
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2180
Kayıt tarihi
: 05.06.10
 
 

Jack Amca, düşünsel dünyasındaki gelişmeleri dışa vurmak niyetiyle başladığı yazı yazma sevdasına..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster