Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Eylül '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1072
 

Referandum analizi, taraftarlar, kararsızlar ve duyarsızlar

Referandum analizi, taraftarlar, kararsızlar ve duyarsızlar
 

Üç maymunu oynamayalım. Görelim, duyalım ve söyleyelim.(Resim internetten)


Taraftarlar, kararsızlar ve duyarsızlar

Anayasa değişikliklerine ait referandum masalının analizi:


1. Halk oylamasına sunulan <ı>Anayasa değişiklikleri, ülkenin-milletin tamamını ve geleceğini ilgilendirmesine rağmen <ı>toplumun tüm kesimlerinin ortak kararı ile ortaya çıkmamış, kusurlu doğmuştur.

2. İntikam kokusu vermektedir. Kendisini ‘’irticanın odağı haline geldiği’’ gerekçesiyle cezalandıran yargının etkisini azaltmak, zayıflatmak suretiyle cezalandırmak amaçlı değişiklikleri içerdiği kanısı hakimdir. Nitekim kampanya süresince iktidar partisinin en yetkili ağızları yargının tutumunu: - ‘’Hükümetin İcraatını engellediği; - Kendilerini iş yapamaz duruma soktuğu; - Haksız yere ceza uygulandığı; - Haddini aştığı’’ … gibi ifadelerle şiddetle eleştirilmiş ve yüksek sesle dile getirilmiştir.

Geniş bir katılımla hazırlanmayan değişiklikler paket olarak halkın önüne konmuştur. İyi mal ile kusurlu mal aynı sepete konmuştur. Halkın her maddeyi ayrı ayrı değerlendirerek oylaması engellenmiştir. Demokrasiye aykırı bir tutumla demokrasinin iyileştirileceği iddia edilmektedir.

3. Yüksek Seçim Kurulu, değişiklik paketi savunucularının en büyük argümanını kullanmalarına fırsat verecek şekilde referandum gününü taraflı belirlemiştir. Evetçilerin en önemli kozu, 12 Eylül 1980’in izlerinin silinmesi, daha da ileri giderek suistimal edilmesi olarak görünmektedir. Bu anlamda YSK, en baştan tarafsızlığını terk ederek kanımızca suç işlemiştir.

Tüm seçimlerde, seçimin mümkün olduğu kadar tarafsız, baskısız yürütülebilmesi, iktidar olanaklarının suistimal edilme ihtimalinin ortadan kaldırılması için Adalet, İçişleri ve Ulaştırma bakanları değiştirilerek Meclis dışından tarafsız, saygın kişiler atandığı halde Anayasa gibi en önemli konuda böyle bir uygulama yapılmamıştır.

Bu durum sistemin ciddi kusuru olarak ortaya çıkmıştır. Bu konunun ne kadar önemli olduğu kampanyanın yürütülüş biçiminde açıkça görüldüğü gibi sonuçta daha iyi fark edilecektir. Özellikle Adalet ve İçişleri bakanlarının kampanya esnasındaki tutumları mutlaka dikkate alınmalıdır. Adalet Bakanı her fırsatta bağımsız yargı kuruluşlarını bir hasım gibi hırpalamış, yargı bağımsızlığını tehlikeye sokacak beyanlarda bulunmuştur. İçişleri Bakanı, mensubu olduğu siyasi partinin sözcüsü gibi davranmış, muhalefet partilerini haddi aşan şekilde eleştirmiş ve tarafsız davranma erdemini gösterememiştir.

<ı>Sistemin bu kusuru, devlet olanaklarının siyasi amaçla kullanılması konusunun kontrol ve denetlenememesi sonucunu doğurmuştur. 4<ı>. Referandumun adil ve kusursuz bir şekilde gerçekleştirilemeyeceği yönünde ciddi kaygılar olduğu görülmektedir.

Örneğin hayali seçmenler konusu gündemdeki yerini almış gözükmektedir.

5. Gerek muhalefet gerekse iktidar, referandumun konusu dışına çıkmış; Anayasa değişikliklerinin gerekçe, biçim ve doğuracağı sonuçları yani işin özünü terk ederek bir önseçim kampanyası havasında kampanya yürütülmüştür.

6. Değişiklikler halka iyi anlatılmamıştır.

7. ‘’Tarafsız olanlar bertaraf olurlar’’ tehdidi ile halkın Anayasa değişiklikleri yerine partilerin militanı olmaya odaklanması amaçlanmıştır.

8. Muhalefet de paketin içeriğini anlatmak yerine etrafından dolanmayı tercih ederek halkın taraf olmasını teşvik etmiştir.

9. Kampanya ana konu dışında ve kusurlu yürütülmüştür. Böylece halkın özgür iradesini kullanması yerine partisinin yandaşı kimliğini öne çıkarması istenmiştir.

10. Kurulan taraf olma baskısı sonucu, sivil toplum kuruluşlarının, halkın değişiklikler konusunda düşüncelerini özgürce ifade etmeleri engellenmiştir.

11. Demokrasiyi iyileştirme amaçlı olduğu ileri sürülen Anayasa değişikliği paketi, demokrasiyle örtüşmeyen tutum, davranış ve etkilemelerle halkın önüne itelenmiştir.

12. Halktan değişiklikleri oylamak yerine partilerine güvenoyu vermesi istenmektedir.

13. Değişikliklerden doğrudan etkilenecek olan bağımsız yargının üzerinde baskı oluşturulmuş; hukuk açısından doğacak sonuçların hukuk tarafından ifade edilmesi engellenmeye çalışılmıştır. <ı>Yargı bağımsızlığı tehlikeye atılmıştır.

14. Basın, taraf haline getirilmiş, özgür basının sesi kısılmıştır. Oysa halkın mutlaka bilmesi, iyi anlaması ve doğru karar verebilmesi için aşağıda ifade edeceğimiz konuların geniş ve ayrıntılı biçimde tartışılması çok önemlidir:

a. Anayasa 12 Eylül 1982’den 2007 yılı sonuna kadar 38 kez değiştirilmiş, 86 maddede değişiklik yapılmıştır. Yani bu Anayasa’ya 12 Eylül Anayasası demek akademik isim olarak anlam ifade edebilir ancak.

b. Değişiklik paketi üzerinden 12 Eylül tamtamcılığı yapmanın anlamı kalmamıştır.

c. Geçen 30 yıllık sürede iktidarı elinde tutanlarla muhalefeti temsil edenler, her fırsatta Anayasa’dan şikayet etmelerine rağmen ortak görüş oluşturarak değiştirmek yönünde yeterli arzu ve iradeyi göstermemişlerdir. Bugün yapılanın siyasi istismar olduğu yaygın kanıdır.

d. Halkoylamasına sunulan Anayasa <ı>değişikliklerinden 2’si dışındakilerin dişe dokunur yararları olmasa, yaygın ifade ile yeterli olmasalar bile ülkeye, millete ve demokrasiye zarar verecek nitelikleri olmadığı genel kanısı mevcuttur. <ı>

e.
Ancak 2 önemli madde, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu<ı> ile ilgili olanlar demokrasinin olmazsa olmazı ’’yargı bağımsızlığı’’nı tehlikeye sokacak niteliktedir.

f. Bilindiği üzere demokrasi-cumhuriyet, üç temel unsurun kuvvetler ayrılığı üzerine inşa edilmiştir: - Yasama (Meclis. Ülkemizde TBMM bu işlevi yürütür.) - Yürütme(Cumhurbaşkanı-Hükümet) - Yargı(Bağımsız mahkemeler)

g. Demokrasilerin yapısı gereği seçimler sonucu mecliste çoğunluğu sağlayan siyasi parti, yürütme erkini tek başına kullanırken yasama erkini de etkisi altına alır. Meclisteki çoğunluğu sayesinde iktidar partileri istediği yasaları çıkarabilir, değiştirebilir veya yürürlükten kaldırabilir. Cumhurbaşkanını seçebilir. İktidar partileri, demokrasinin kendilerine sağladığı bu hakkı istediği gibi kullanabilirler. Hatta hukuka uygun olmayan yasalar çıkarabilirler ve hukuka uygun olmayan biçimde uygulayabilirler. Ülkemizde ve dünyada örnekleri hayli fazladır.

h. Demokrasi-cumhuriyetin bu zafiyeti, bağımsız yargı tarafından ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Bağımsız yargı öylesine iyi şekillendirilmeli ve çalışmalıdır ki siyasi erkin hukuk dışı eylemleri denetlenebilsin ve engellenebilsin. Çünkü demokraside ‘’beni halk seçti istediğimi yaparım, bana kimse karışamaz’’ aymazlığına yer yoktur. ‘<ı>’Beni halk hizmet için seçti, devletin Anayasa’sına, yasalarına, temel hukuk ilkelerine bağlı kalarak ülkeme hizmet edeceğim’’ ilkesi vardır. Bunun dışındaki düşünce ve eylemler demokrasi dışı olarak tanımlanmaktadır. ı. O halde, yargı öylesine şekillendirilmeli ve güvence altına alınmalıdır ki bağımsız ve tarafsız karar verebilsin. i Ancak burada önemli bir ayrıntı gözden kaçırılmamalıdır: Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, siyasi erklere, devlet organlarına ve bireylere eşit davranma şeklinde algılanmalıdır. Çünkü<ı> yargının görevi, devletin tüm unsurlarına, insan hakları, eşitlik, anayasa ve yasaların aynı biçimde uygulanmasını sağlamaktır.

j. Yargının bu anlamda eşit ve tarafsız davranabilmesi için, mutlaka bağımsız olması, hiçbir erk tarafından etkilenir durumda olmaması gerekir. k. Peki yargı bağımsızlığı nasıl sağlanır? - Yargı kurumlarının tüm etkilerden uzak ama tüm erkleri temsil edebilecek nitelikte oluşturulması ve - ‘’Hakimlik teminatı’’ denilen güvence ile.

l. Halkoylamasına sunulan paketteki 2 madde ile Anayasa Mahkemesi ve HSYK’nun siyasi iktidarın ve onun etkisindeki kurumların temsilcilerinin çoğunluğu oluşturacak şekilde oluşturulmasını öngörmekte böylece yargının bağımsızlığını kaybederek siyasi erkin hegemonyasına girmesi tehlikesini taşımaktadır. <ı>Bu iki değişiklik, yargıyı siyasi iktidarların etki, kontrol ve denetimine, kısaca emrine tabi kılabilecektir ki bu en büyük tehlikedir.

m. Demokrasinin temel ilkesi, olmazsa olmazı ‘’Kuvvetler ayrılığı’’<ı> ortadan kalkmaktadır.

n. Bu iki madde kabul edilirse, siyasi iktidarların freni sökülmüş, demokrasi rafa kaldırılmış olacaktır.
<ı>
o. <ı>Gelecekte meclis çoğunluğunu ele geçiren tüm siyasi iktidarlar, yargı denetiminden uzak, antidemokratik ve hukuk dışı kararlar alabilme, yasa çıkarabilme ve uygulama gücünü ellerine geçirmiş olacaklardır.

p. Kısaca Anayasa mahkemesi ve HSYK ile ilgili değişiklikler daha fazla demokrasiyi getirmeyeceği gibi demokrasinin rafa kaldırılmasına neden olabilecek nitelikte gözükmektedir. Oysa, yargı daha bağımsız, her türlü etkiden uzak yapılandırılarak demokrasi güvence altına alınmalıdır. Bir başka önemli konu da şudur: Oylama katılım. Özellikle <ı>tarafsızlar, kararsızlar ve duyarsızlar dikkat!!! Kullanmadığınız her oy taraftarların hesabına artı olarak kaydedilecektir.

Tüm seçmenler mutlaka sandığa gitmeli ve sonuçta etken olmalıdır. Asıl sandığa gitmeyenler ‘’<ı>bertaraf’’ olurlar. Şikayet etme hakları da olmaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 36
Ort. okunma sayısı
: 1451
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

Artvin Şavşat doğumlu, İstiklal Savaşı Gazisi oğluyum. Emekli subayım. Binicilik Engel Atlama mil..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster