Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '10

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1481
 

Referandum sonucunda parmaktaki balı kim yalayacak?

Referandum sonucunda parmaktaki balı kim yalayacak?
 

Referandum o denli siyasallaştırıldı ki, anayasa gibi çok ciddi bir metin üzerinden yapılan popülizm ve particilik, meydanlardaki seviyesiz üslupla birleşince referandum da şirazesinden çıktı.

Oysa ki referandum son derece demokratik bir uygulama, dünyanın her yerinde halkı doğrudan ilgilendiren her tür karar referanduma sunulabilir. Ancak bizim gibi, yüzyıllık devletçi ve vesayetçi sisteme sahip bir ülkede, referandum bile devletin tahakküm aracı haline getirilebilir. Referandum gibi ciddi bir mekanizmanın sonuçlarına bahis oynayan insanlar topluluğu, devlet denilen sistem ve hiyerarşi için bulunmaz hint kumaşı…devlet baba ne eylerse doğru eyler gibi bir düşünce zorlaması ile dayat dayatabildiğini! Halkı yıllar yılı böyle bilinçsiz hale getiren de bizati ceberrut ve statükodan yana devletçilik anlayışı değil midir?

Devlet, “birey hiçbir şeydir, devlet her şeydir” anlayışı ile yola çıkmışsa eğer, devleti elinde bulundurmak isteyen güçler de ya eveti ya da hayırı kendi çıkarları doğrultusunda dayatır, referandum çalışmalarını da buna göre yönlendirir….yeri gelir iktidarın güven oylamasına dönüştürür, yeri gelir sözüm ona bağımsız yargı üyeleri, kitapçık bastırarak halkı yönlendirmeye çalışır, iktidar ya da muhalefet partisi referandumu adeta seçim havasına dönüştürür ve böylelikle devlet içindeki güç kavgası meydanlara olur olmaz rezilliklerle yansıtılır…anayasa gibi ciddi bir metin üzerinde uzlaşmak bir yana dursun, ne anayasanın ciddiyeti kalır, ne hak ne hukuk ne de demokrasi.

Aslında; evet ya da hayır dayatmalarının arkasında yatan niyet devletin siyasi ve ekonomik gücünü elinde bulundurmak ya da bulunduranlar için bu gücü yitirmemektir…balı tutacak parmakların kime ait olacağı ya da parmaktaki balı kimin yalayacağı kavgası bu defa referandumla gün yüzüne çıkmıştır.

Referandum sonucuna da şimdiden ipotek konulmuştur bile…anayasa değişikliğine evet çıkarsa iktidar, hayır çıkarsa statükocu ve vesayetçi muhalefet, hali hazırda olduğu gibi devletin siyasi ve ekonomik gücünden nemalanmaya devam edecektir…taa ki yep yeni, darbe ürünü olmayan, devletin ve vesayetçi kurumlarının değil bireyin hakkını ve hukukunu gözeten sivil bir anayasa metni üzerinde uzlaşana dek. Yeni bir anayasa metni ise bilimsel, evrensel ve de demokratik olmak zorundadır ve böyle bir metni ancak ve ancak siyaset pisliğine bulaşmamış, partilerle alakası olmayan, devletin gücünden nema beklemeyen hukukçular ve bilim adamları marifetiyle ve aklı ile oluşturmak gerekir.

***

Referandumun sonucu ne çıkarsa çıksa özümsenmesi ve üzerinde uğraşılması gereken yegane konu devletin olabildiğince küçülmesi ve özellikle ekonomide önemli bir güç odağı ve güç dağıtıcı konumundan çıkartılmasıdır.

Değişikliğe sunulan maddelerin içinde ekonomiyi çok etkileyecek önemde olanları var, nedense yargının yeniden düzenlenmesine ilişkin maddeler hep ön planda ve daha çok tartışılıyor. Halbuki anayasalar aynı zamanda ekononomik anlamda da bireyin hak ve hukukunu düzenler, sadece siyasal anlamda değil…

Ekonomik özgürlükler olmadan demokratik hakların ve özgürlüklerin elde edilmesi mümkün değildir… Çünkü ekonomik gücü eline alan bir devlet, kendi sermaye sınıfını yaratır, kendi burjuvazisini nemalandırmaya başlar . Onca kıyamette işte bundan sonra kopar, komuta ekonomisi ile devlet, despot, halkına dayatmacı, bireyi hiç sayan ceberrut bir yapıya dönüşür. Değişime ve demokratik özgürlüklere karşı çıkar, her yetkiyi elinde toplar ve bu yetkiyi kimi zaman ordu kimi zaman da yargı yoluyla bireye zorla kabul ettirir. Bu zihniyet orduyu da yargıyı da siyasallaştıran zihniyettir.

Vatan elden gidiyor korkusu yaratılarak, özelleştirmelere karşı çıkar, “kamu yararına aykırı” diye yüksek mahkemelerde ihaleler iptal ettirilir, yabancılara mülk satılmaz diye milliyetçi damarlar kabartılır, devlete ait olan hantal kamu kuruluşları zarar etse bile asla satılmasına izin verilmez. Hazinenin borcunun özelleştirmelerle kapatılması gündeme geldiğinde yüksek yargı, yargıçlığı bırakır, ekonomistliğe soyunur…amaç, devletin gücünün korunması, kime karşı, bireye karşı…Devletçi ekonomilerde herşey devletten beklendiği içindir ki bireyin üretkenliği yok olur, kısır döngü ve devlet zararları işçiyi memuru etkiler, sendika ağaları küpünü doldururken, tekel işçisi sokakta eylem yapıp hakkımı arıyacağım diye heba olur.

Referanduma sunulan maddeler içinde, 2001 yılından beri var olan Ekonomik ve Sosyal Konsey’in anayasal bir güvenceye kavuşturulması var…yani sosyal ve ekonomik politikaların belirlenmesinde iktidar artık tek karar verici olmayacak, sendikalar, meslek kuruluşları ve işveren dünyası da ekonomik kararlar üzerinde etkili olacak…

Devletin küçülmesi, tek ekonomik belirleyici olmaktan çıkmasına kimin itirazı olabilir ki. Ama oluyor, örneğin sendiklar hayır diyor, iş dünyası oyunun rengini belirtmemek için direniyor. Ancak muhtemel bir evetten nemalanmak için de kapıda hazır bekliyorlar. Çünkü muhtemel bir evet, dış piyasalardan sıcak para girişinin kesilmemesi ve siyasi istikrarın devamı demek. Memura toplu sözleşme hakkı gelecek ama sendikalar hayır diyor bir yandan da geçtiğimiz dönemde devletle yapılan pazarlıkları referandum sonrasına ertelemek peşindeydiler…hem hayır hem de nemalanmaya evet yani!

Şimdi TÜSİAD, TİSK, TÜRKİŞ, DİSK gibi kuruluşlara sormak lazım; AKP iktidarı öncesi 2001 Eylül’ünde gazetelere çarşaf çarşaf ilan verip, “rekabet gücü yüksek bir ekonomiye ulaşmış, güçlü ve güvenli bir ülke olma yolunda adım atmak için; Anayasanın değiştirilmesine EVET.” diyen sizler, şimdi ne oldu da “HAYIR” kararı aldınız?

Referanduma sunulan maddelerin ekonomiye ilişkin olanları, Türkiye ekonomisini etkileyecek önemde…ancak öte yanda bal tutan parmakların kime ait olacağı kavgası referandumun öznelliğine de gölge düşürmektedir.

Referandum, gerçekten halkın tercihi olmaktan çıkartılmış, siyasallaştırılmıştır.

Ben her şey rağmen, “yetmez ama evet” diyeceğim…her tür özgürlükler ve demokrasi adına, hiçbir şey yapılmıyor olmasından, bir adım daha zorla da olsa atıyor olmak bence önemli…bu değişiklikleri hangi parti iktidarı yaparsa yapsın, kabul etmek, EVET demek gerekiyor, hiçbir şeyi değiştirmeden Türkiye’nin yoluna devam etmesi çok zor…

Devletin değil bireyin hakkı ve hukukunu koruyan yeni ve sivil bir anayasaya ulaşabilmek için, değişikliklere, YETMEZ AMA EVET diyerek bir adım atmaya değer…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kimsenin avukatlığını yapmadım.. CHP ve MHP hayır dediği için değil, ben öyle inandığım için o kadar çırpındımm. Banane MHP'den CHP den.. Anlatabildim mi? Sonuçta CHP ve MHP'nin de bir menfaati yoktu bundan... Bazen statüko iyidir, nasıl mı? Hergün gittiğin yolu değiştirirsen biliyorsun diğer yolda mayın var.. Ne yaparsın? Eski yolu tercih edersin.. Biraz tikenli de olsa:)) Elinle yüksek bir yerde asılı duruyorsun bırakırsan düşeceksin ne yaparsın? Tabi ki sıkı sıkıya tutarsın..Diyelim ki limonota allerji yapıyor, ne yaparsın yine su içmeye devam edersin:)) Bu adamlara hiç güvenemedim ben güvenmem de. Çünkü çok iyi tanırım onları..Siyasetle ilgisi yok o dizilerin.. İstersen oku tektek..Sen de sevgiyle kal..

Ayhan ÖZTÜRK 
 13.10.2010 23:56
 

Maşallah AKP'lierden daha çok sahip çıktın bu maddelere.. Neden yetmez, yetmesini neden istemediler. Olayları siyasi çerçeve ve ideolojilerinize uydurmakta üzerinize yok. Şaşırıyorum, inanamıyorum, ağlamak istiyorum:)) Otur bir düşün ne diyor bu AYHAN diye. Hayatımda siyasetten nemalanmamış ve siyasetin sayesinde bedavadan su bile içmemiş biri olarak diyorum ki: Önce insan.. Sanane AKP'nin davalarından da avukatlığını yapıyorsun. Başka ne diyecektim? Unuttum sonra derim sevgiyle kal. No ideoloji ne haşhaş

Ayhan ÖZTÜRK 
 20.09.2010 10:57
Cevap :
sen çarşaf çarşaf dizi yaptın...neden hayır diye, ben sana ideolojik davranıyorsun dedim mi:)...statükonun,chp-mhp nin avukatlığı sana mı düştü dedim mi?...neyse gelelim sonuca...hala akıllanmadın mı?...hala söylenecek sözün var mı? :)))...sen de sevgiyle kal...  20.09.2010 19:32
 

ODTU mezunu olmak demekki rasyonel ve analitik düşünmeye yetmiyormuş demekki. Umarım 26 maddeyi tek seferde evet yada hayır şeklinde dayatılması bile iktidarın vatandaşlarını ne kadar zeka özürlü yerine koyduğunun göstergesidir.Bunu anlayamıyormusunuz ? Dünyada hiç bir demokratik parlemento yasaları 10 'ar 10'ar kabul etmez. 26 tane birbirinden tamamen farklı maddelere tek seferde evet yada hayır şeklindeki dayatmanın ne kadar anti demokratik olduğunu anlayamıyormusunuz ?

Vatansever Vatandas 
 12.09.2010 2:12
Cevap :
sonuç! yüzde 58 evet....ama yetmez tabii ki...yepyeni bir sivil anayasaya doğru...  15.09.2010 19:43
 

İyi günler bayan Uzer! İnanın bu yazıyı dikkatle okuyorum; malesef yazınızda kullandığınız bazı kelimeleri < Büyük Türkçe Sözlükte > bile bulamadım; ben yazdıklarınızı anlayamadıktan sonra halk oylamasına sunulan AKP (Şeriat) Anayasa taslağını kırsaldaki çobanım, reçberim (çiftçim) nasıl değerlendirsin, irdelesin?!! Aşağıdaki kelime sözlükte bile yok: < bizati ceberrut! > Bu ne demektir? Mümkünse ODTÜ İngilizcesiyle açıklarsanız belki anlayabilirim. Mutlu Şeker Bayramları dileğiyle, hoşca kalın!

MUSTAFA ALTIN 
 07.09.2010 21:55
Cevap :
geçmiş bayramınızı kutlarım...sadece bayramlar değil tüm hayat şeker tadında olsun...  12.09.2010 10:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 476
Toplam yorum
: 2871
Toplam mesaj
: 123
Ort. okunma sayısı
: 2300
Kayıt tarihi
: 10.07.08
 
 

Çok eskidendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster