Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
953
 

Referandum ve devlet nasıl yıkılır?

Referandum ve devlet nasıl yıkılır?
 

Referandumda evet ya da hayır demeden önce iyi düşünmek gerekiyor. Genelde hayır diyenlerin okuma yazma oranı yüksek; genelde en az ortaokul, lise ya da üniversite mezunu olmaları ya da başka bir değişle mürekkep yalamış insanlar ile 1980’lerin o zamanki politik ve sabit siyasi düşüncesine sahip oldukları gözüküyor. Anadolu’da yaşayan saf ve temiz kalbi vatandaşımızın düşüncesine geldiğimizde işler değişiyor. Çünkü onlar bilmiyorlar anayasa değiştiği zaman gelecekte başlarına gelecekleri. Başbakan’ın da söylemlerin de etkisiyle 12 eylül 1980 öncesi günler akıllarına geliyor ve o zaman ki kaos ve çatışma ortamını yaşamamak için birçok muhafazakar kesimden insan memleketi komünistler, solcular ele geçirmesin diye düşünerek evet oyu verecekler. Yoksa başka bir konu onları ilgilendirmiyor. Ama bu düşünce ya da dayatma içindeyken Başbakan’ın da hatip ustalığı ile söylediği süslü sözlerden etkileniyorlar ve kararsızlar da evet oyu kullanma yönüne gidiyorlar. Bir de bu gruba bu hükümetten meşhur tabiri ile nemalananları eklediğinizde evet oylarının sayısı artıyor.

Hayır oyunu temsil eden muhalefet partilerinin ise sesi az çıkıyor ya da çıkıyor da medyanın önemli bir kısmı Hükümetten korktuğu için muhalefetin sesini duyuramıyor ya da bu konuda çaba sarf edemiyor. Kılıçdaroğlu da tek başına dolaşıp duruyor memleketi ama sanki arkasında partisinden destek yok gibi. Başbakan’ın Diyarbakır mitinginde gördük ki başbakan her miting de olduğu gibi gittiği her yerde vatandaşlara konuşurken nebze göre şerbet vermeyi biliyor. Ama Diyarbakır mitinginde ilginç bir olay daha var ki o da Diyarbakır Belediyesi’nin mitinge destek amacıyla şehri tertemiz yapması ve hiçbir olayın çıkmaması. Bu sonuç aslında BDP’nin seçimde hükümeti desteklediğinin en anlamlı görüntüsünü oluşturuyor.

Yaşanan süreci ve bu sürece nasıl gelindiğin i bundan sonra neler olacağını zaman gösterecek ama bizi gelecek yıllarda iyi günlerin beklemediği kesin. Ekte bu konularla ilgili Mine G. Kırıkkanat’ın bir yazısı yer almaktadır.

Vatan Gazetesi 1 Eylül 2010

Mine G. Kırıkkanat

Nasıl yıkılır?

Bu ülkede yaşayan ve hangi din, hangi ırk, hangi renkten olup, hangi dilden konuşursa konuşsun ezici çoğunluğu “Türk’üm” demekten -henüz- utanç duymayanlara, “Türklük; Kürtlük, Çerkezlik, Lazlık gibi bir alt kimliktir. Üst kimliğiniz Türkiyeli Müslüman olmalıdır...” dersiniz.

Güneydoğu bölgesi, aşiret ve dalaletin pençesinde kıvranırken siz Kuzey Irak’a gider, ABD’nin uşağı Kürt hükümetinin elini eteğini öpersiniz. Yetmez, sizin Kürtleriniz aşiretin beslediği cehalet, cehaletin beslediği töre vahşetinin kucağında işsizlik ve yoksulluktan kıvranırken, siz düşmanın çakma Kürt devletine 500 iş adamıyla çıkarma, milyarlarca dolarlık yatırım yaparsınız. Güneydoğu’da yaşayan Türklere ve Kürtlere kesintisiz veremediğiniz elektriği, Irak’taki Kürtlere verirsiniz. Kurmadığınız altyapıyı, yolları, köprüleri, yurtları, hastaneleri, fabrikaları Irak’taki Kürtlere kurarsınız.

Yetmez! “Kürt açılımı” diye sınırı açar, çakma Kürt devletinde konuşlanan çocuklarınızın katillerini PKK bayrağıyla karşılatır, davul zurna vurdurur, ayaklarına kadar götürdüğünüz adliyeye, temenna çaktırırsınız.

Yetmez! İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde meclis üyesiyken “kadın personele cinsel taciz”den kovulan demokrasi biti ve sair sülükleri, TV’lerde açılım savunmakla görevlendirir, hatta ağzından salyalar saçarak Kürtçülük propagandası yapan biti, ABD’ye “arabulucu” olarak atarsınız.

Sekiz yıl önce “sıfır”lanan terörü azdırmaya bu kadarı yeter. Ama devleti yıkmaya yetmez. Kolları sıvar, devletin parçalanması önündeki en büyük engel, orduyu ufalamaya başlarsınız.

***

Yıllarca PKK’ya karşı savaşan halk kahramanlarını, çakma tanıklar, çakma tutanaklar, çakma iddialarla “terörist” diye tutuklar, yargılarsınız. Bu ülkenin Türk, Kürt, Çerkez, Laz demeden, ayrım yapmadan yetiştirdiği halk çocuklarını, gencecik, vatansever teğmenleri düzmece darbe senaryolarıyla biçer, ne olur ne olmaz diye, iyice karalamak için de bizzat bulanlar tarafından konulmuş uyuşturucu bulundurmaktan içeri tıkarsınız.

Böylece PKK’ya karşı savaşacak olan subaylar, canlarını dişlerine takarlarsa, o dişlerin savundukları devlet tarafından söküleceğini gayet iyi anlarlar!

Anlamayacak kadar kalın kafalı subaylar hâlâ savaşır gibi mi yapıyor? Bu halk hâlâ oğlunu onlara emanet ediyor, askere gönderirken davul zurna mı çalıyor?

Çaresi kolay: Çıkar kürsülere, Filistinli çocuklara ağlarsınız. Gazze’ye cihat gemileri kaldırır, Türkiye PKK’nın öldürdüğü 13 askerine gözyaşı dökerken, siz İsrail’in öldürdüğü 9 mücahide hıçkırırsınız.

Özbeöz çocuklarınız, askerleriniz, sizin vatanınız için her gün ölürken ilan edilmeyen yasları, Gazze için ölenlere tutarsınız.

Baktınız tık yok, PKK’nın 7 asker daha öldürdüğü gün, 30 yıl önceki askeri cuntanın astırdığı 4 gence ağlarsınız.

Yine mi anlamadılar? Güney Doğu’da savaşan Mehmetçiklere sahip çıkan vakfın başkanı başta, 102 generali sorgusuz sualsiz, beş ay süreyle mahkemeye çıkarılmamak üzere tutuklarsınız. Bir yandan 30 yıl önceki hukuksuz zulme ağlar, 30 yıl sonraki hukuklu zulmü de eline balyoz verdiğiniz yargının üstüne atarsınız.

Bütün bunlar, bir halkı çıldırtmaya yeter. Hatta halkın bir bölümünün öteki bölümüne duyduğu hıncı katlayarak ulusu birbirine düşürmeye de yeter.

Ama devleti yıkmaya yetmeyebilir. Baktınız yıkılmıyor, hakkaniyet duygusunun dibini oymaya azimle devam edersiniz.

Sizin ihaleciler ticarette yükünü tutar, borsada oynar, şakşakçıları da onları medyalamaktan beslenirken, halkın çocukları dağlarda ölür. Siz de çulsuz ailelerine cenazede ayıp olmasın diye sadaka üst baş düzersiniz.

İki ayağına platin çakılı işsiz gaziyi, mevsimlik işçi olmak için orman müdürlüğüne başvurunca 1500 metre koşturur, koşamayınca da işsiz bırakırsınız. Sonra da çıkıp, iş çok, çalışan yok gibi yapar, iş beğenmeyen işsizleri güzelce azarlarsınız.

Ardından afili bir mümkünse kaz- tüyü bulursunuz. Tarar, parlatır, İkinci 12 Eylül Anayasası geçerken, üstüne dikmeye hazırlarsınız.

Böylece elinizden gelen her şeyi yapmış, artık ok yaydan çıkmış, günah sizden gitmiş olur. Seyrine oturup, hazırladığınız yıkımı beklersiniz. Bir şeyler mutlaka yıkılacaktır, çünkü.

Devlet yıkılırsa ne âlâ.

Yıkılmazsa da siz yıkılırsınız zaten.....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle AKP lileri cahil tanımlamanız çok yanlış. seçim sonuçlarını incelerseniz hangi parti nereden oy almış bunu anlarsınız. Kültürlü kentlerin listesini yapın ve oralarda kim kazanmış bir bakın. Anayasa mahkemesine gelince 7 oy devlet erkini 10 oy da halkın egemenliğini temsil ediyor. Evet hükümet anayasaya hakim olacak bu doğru. Hani hakimiyet kayıtsız şartsız milletindi. Hani CHP halkçı bir partiydi. Neden CHP halka güvenmiyor. Bence HALK kelimesini parti isminden çıkarıp yerine FAŞİST yazsınlar. çünkü halka değil devlet erkine güvenen ve oradan medet uman bir parti var karşımızda. Bana kimse şu anki Anayasa mahkemesi üyelerinin tarafsız olduğu yalanını uydurmasın. Tabi ki evet çıkarsa oradakilerde tarafsız olmayacaklar. Ama milletten yana olacaklar. Diyoruz ki herşey açık olsun ve halka güvenin. Halka güvenmeyen bir CHP asla iktidara gelemez. Herşeyden önce buna sosyoloji ve psikoloji bilimleri izin vermez. AKP ye güvenmeyebilirsiniz ama Halka güvenmelisiniz. Saygılarımla.

Taci 
 09.09.2010 0:01
Cevap :
Merhabalar, Referandum sonuçları açıklandı ve evet oyu verenler kazandı. artık bundan sonrasını zaman gösterecek ve hep beraber göreceğiz yargı sistemimizdeki değişimleri. Sorun CHP'li ya da AKP'li olmak değil, sorun memleketimizde yaşayan insanların mutlu ve ekonomik sıkıntı çekmeden yaşaması bunu yaparken de kafasının bulandırılmaması. Sistemin nasıl değiştiğini nasıl İranlaştığımızı, nasıl Afganistanlılaştığımızı hep beraber göreceğiz. Umarım siz haklısınızdır, umarım ben yanılıyorumdur. Saygılarımla.  13.09.2010 12:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 540
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1800
Kayıt tarihi
: 10.06.10
 
 

Gündemi ve olayları yakından takip etmeye çalışıyorum. Sinema, kitaplar, spor, doğa, siyaset, miz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster