Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
778
 

Referandum ve iş gücü piyasasının geleceği

Referandum ve iş gücü piyasasının geleceği
 

http://ajans3g.com/wp-content/uploads/referandum.jpg


Ülkemiz açısından çok önemli bir referandumun arifesindeyiz. Dışarıdan nasıl görünürse görünsün her konuyu biraz kazıyınca altından ekonomi çıkar. Hiç kuşkunuz olmasın bu referandumun ana konusu da ekonomidir. Ancak bunu algılamak için bazı şeylere dikkat etmek gerekir. Bunlar aslında hepimizin gözlerinin önünde olan ama bizim görmediğimiz olaylar.

Türkiye’nin ekonomik yapısında 24 Ocak 1980 kararlarından sonraki en büyük kırılma(ya da 24 Ocak kararlarının devamı) 2001 krizi ile olmuştur. 2001 krizi her ne kadar görüntü itibari ile anayasa kitapçığının atılması nedeniyle olmuştur gibi görünse de aslında hazırlanmış ve planlanmış bir senaryonun ta kendisidir. 2001 den bu yana diz çöktürülen ve çaresizlik psikolojisine saplanmış bir ülkenin yağmalanması dönemini bu güne kadar yaşadık. Ancak bu gün gelinen nokta da daha da ileri adımlar atabilmek için hukuki alt yapı büyük bir engel olarak duruyor.

Bakın Bakan Mehmet Şimşek 20 Nisan 2010 da ne diyor; "Maalesef ve kısmen sorun, Türkiye'deki çok rijit ve katı işgücü piyasası kurallarıyla ilgilidir. Bir tanesi hiçbir kuralın olmadığı, kayıtdışı istihdam. Bir tanesi de dünyanın en katı rejimine sahip, kayıt içindeki istihdam. Türkiye'de hem İşsizlik Sigortası Fonu var. Ama aynı zamanda şu anda çok nadir diğer ülkelerde olduğu gibi bir de kıdem tazminatı konusu var. Türkiye'deki istihdam artışının önündeki en büyük engellerden birisi, Türkiye'deki kıdem tazminatının bu kadar yüksek ve ağır ve olmasından kaynaklanıyor. Hem İşsizlik Fonu olacak, hem de kıdem tazminatı olacak. İkinci katılık ise işgücü piyasasında part time çalışma önünde çok büyük engeller var. En azından uygulamada. Maalesef Türkiye yeterince bu uygulamadan yararlanamıyor. Geçen sene hükümetimiz bu konuda önemli adım attı.

Özellikle gençlerin ve kadınların istihdamı açısından part time çalışma mekanizması büyük yarar sağlayacaktı. Maalesef sendikalarımız buna da karşı çıktı. Şu anda milyonlarca işsiz gençlerimizi kadınlarımızı dikkate almadan, işgücü piyasasının önündeki katılığın giderilmesini sağlayacak uygulamayı engellendi. Türkiye mutlaka eğer önümüzdeki dönemde, daha da gelişecekse, esnek istihdam olmadan bunu yapamaz. Esnek istihdam olmadan, istihdam artışı olmaz. Kayıtdışıyla mücadele vergi ve sosyal güvenlik yükünün aşağı çekilmesi, yetmez. İdarenin denetimlerin çok etkin hale getirilmesi lazım"

Yani bakan diyor ki kuralsız ve sınırsız bir işgücü piyasası olsun. Yani işverenler amele pazarından işçi alır gibi işçi çalıştırsın. İstediği gibi çalıştırsın istediği anda çıkarsın, kimse de ona ne yapıyorsun sen diye soramasın. Kamuda çalışanlar dahil iş ve ücret güvencesi ortadan kaldırılmadıkça Türkiyede ki işsizliği azaltamayız diyor Bakan Şimşek. İş gücü piyasasının esnekleştirilmesi ambalajıyla alıştırılmaya çalışılan nihai hedef Çin modeli ya da Hint modeli bir işgücü piyasasının olgunlaştırılması. Duyar gibi oluyorum saçmalama bu halk bunu kabul eder mi diye söylendiğinizi. Söyleyeyim eder. Emeklilik yaşı 65 e çıkarılırken bunu canhıraş savunan nice çalışan gördüm. Sürekli duyduğumuz bir diğer olay da asgari ücret belirlenmesin artık. Bu durumda olacak olan arz fazlası iş gücünün fiyatının olabildiği kadar aşağıya inmesidir. Bu seviye ne midir derseniz o da 130$ dır. Nihai hedef budur ister inanın ister inanmayın. Olur mu demeyin iş gücü piyasası esnekleştirilirse söylenecek olan şey şudur; Eğer bu parayı beğenmiyorsan çalışma bu paranın altında 100$a çalışacak nice Çinli, uzak doğulu var oralardan işçi getiririm bende. Ve emin olun getirirlerde.

Konumuzu dağıtmayalım hükümetin uygun gördüğü ekonomi modeli güvencesiz bir işgücü piyasasıdır. Bunun karşısında durabilecek organlar ise ne yazık ki ele geçirilmiştir. Sendikaların pek çoğu bu gün hükümetin bağlı organizması gibi hareket etmekte ve her koşulda hükümeti desteklemektedir. Hükümet sınırsız özelleştirmelerle hem iş gücü piyasasını daha da güvencesizleştirmekte hem de kaynakları iktidarının devamını sağlayacak popülist ve geçici harcamalarla çarçur etmektedir. Mülksüzleşme hızlanmıştır. Hükümet daha fazla özelleştirme, toprak satışı ve iş gücü piyasasında yapacağı düzenlemelerin karşısında direnen yüksek yargıyı kendisine yakın insanlardan oluşan kurullar haline getirmek istemektedir. Zaten mahkemelerin verdiği kamu yararı olmadığına dair kararları dış finansmanı engelleyen bir faktör olarak değerlendirmekte ve her şeyi satabilme müsadesi istemektedir. Bu da daha düşük ve güvencesiz bir iş gücü piyasasının oylanmasıdır. Peki halkımız bunları biliyor mu? Bilse anlayabilecek mi? Anlasa karşı durabilecek bir iradesi kaldı mı?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 76
Ort. okunma sayısı
: 1926
Kayıt tarihi
: 30.09.06
 
 

Sıcak bir Ankara yazında, 1975 yılında doğmuşum. İlk gençliğim Ankarada geçti. Üniversite yılları..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster