Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
501
 

Referandum yaklaşırken (Mağduriyet Yarışması)

Referandum yaklaşırken (Mağduriyet Yarışması)
 

Cezaevi


Yaşı 40'a dayanmışların elbette kıyıda, köşede de olsa 12 Eylül öncesine veya sonrasına ait özel bir tarihi vardır. Bu bir dayaktır, gece yarıları duvara yazı yazmaktır, okulda gruplaşmalardır, birilerini dövmektir, birilerine dövülmektir, karakollarda sabahlamaktır, mitinglere katılıp sesi kısılıncaya kadar bağırmaktır, evi ansızın basılmaktır, işkence tezgahlarından geçmektir, çevresinden insanların yıllarca mankemelere çıkmadan cezaevlerinde çürümesidir, yakınları idam edilmektir.

Liste uzar gider aslında. Bu kadarı yeterli.

Aradan 30 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra bana garip gelenlerden biri, birilerinin 12 Eylül'ü temize çıkarmak için 1982 Anayasası'nın %92 gibi yüksek bir oranla kabul edilmesini öne sürmesi diğeri de "12 Eylül Darbesi sonrasında biz daha çok çektik, siz neredeydiniz?" kahramanlığı.

Bilenler bilir 12 Eylül 1980 giden günleri, asayişin sıkıyönetimle "asker"in elinde olmasına rağmen (12 Eylül sonrasındaki gibi) "kanın durması için" çaba harcamadığını, 1982 Anayasası referandumunun hangi şartlarda yapıldığını (Hayır oyu "mavi"den bahsetmek bile yasaktı .Evet oyları beyazlar en önde iken maviyi ara ki bulasın oy kabininde. ) Halk çeşitli sebeplerle pragmatik düşünmüş ve başı ağrımasın diye "evet" demiştir 1982 Anayasası'na ve mecburen Ressam Kenan'a...

Onun içindir ki 30 yıl sonra kalkıp, "Canım darbelere kötü diyorlar da o zaman niçin 1982 Anayasası'na %92 oranında "evet" oyu çıktı." demenin hiçbir anlamı yoktur. Olağanüstü hallerde olağan akıl çalışmaz. Ya iflas eder, ya "kıvırır" ya da onaylar kendisine sunulanları. Açın bakın şimdi "asker döven" gazete yazarlarının 12 Eylül 1980 sonrası yazdıklarına ve / veya gazetelerinin birinci sayfalarına... Ne çok darbesever ve Kenanperest bulursunuz ki şaşar kalırsınız.

Geleyim 12 Eylül mağdurlarının bugünkü demeçlerine. Bunlardan biri 12 Eylül 1980 öncesinde İstanbul-Beyazıt'ta "solcu kafası" kırmakla meşhur Yaşar Okuyan. Geçenlerde yine gövdesinden umulan ağırlıkta bir laf etti: "1980'de ben Mamak'ta idim sayın Erdoğan, sen neredeydin?" Bu tam bir "mağduriyet yarışması"dır. Ne yani 1980'de Okuyan kadar eziyet görmemişsem, kafam kırılmamışsa, yaralanmamışsam, öldürülmemişsem serseri bir kurşunla, benim anam onun anası kadar ağlamamışsa ben yaşamadım mı 12 Eylül'ü?

"Bize 28 Şubat'ta olmadık zulümler reva görülürken; ben, sıradan bir şiir okuduğum için 4 ay hapis yatarken sen neredeydin? Bırak onu bunu da 1980 sonrası siyasi yalpalamalarına bak a Yaşar Okuyan!" (ANAP, MHP, DTP, HP, HYP, 2007 Cumhuriyet Mitingleri...) demezler mi adama?

Söz söz: Mağduriyet mağduriyettir. "Benim mağduriyetim", "senin mağduriyet"in diye çıkıldı mı yola duyarsızlıklar büyür, ayrışmalar keskinleşir ve meselelere de çözüm bulunmaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 300
Toplam yorum
: 178
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1010
Kayıt tarihi
: 13.06.10
 
 

Tarih, edebiyat, şiir, dil ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster