Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '10

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
3321
 

Referandumda "evet" ya da "hayır" çıkmasının "pratik" ve "somut" tek bir sonucu olacaktır...

Referandumda "evet" ya da "hayır" çıkmasının "pratik" ve "somut" tek bir sonucu olacaktır...
 

Referanduma gittiğimiz süreçte yapılan yoğun tartışmalarda ve yorumlarda, referandumda evet ya da hayır çıkmasının doğuracağı sonuçlar hakkında çok değişik görüşler ortaya kondu...

Hiçbir şey olmaz, Türkiye aynen yoluna devam eder, diyenler olduğu gibi...

Hayır çıkması halinde Ak Parti iktidarının son bulacağını, evet çıkması halinde de bir dönem daha Ak Parti iktidarının devam edeceğini söyleyenler de oldu.

Bunun dışında, "evet"i savunanlar, evet çıkarsa Türkiye'de darbeler döneminin kapanacağını ve Türkiye'ye gerçek bir demokrasinin geleceğini, hayır çıkması halinde ise darbeler döneminin devam edeceğini, "hayır"ı savununlar ise, eski anayasanın değişmesi gerektiğini kabul etmekle beraber, bu şekliyle evet çıkması halinde iktidarın yargıyı ele geçireceğini, yargı bağımsızlığının ortadan kalkacağını ve sivil faşizimin geleceğini, hayır çıkması halinde ise yargı bağımsızlığının korunmuş olacağını soyut olarak söylediler...

Anayasa Mahkemesi'nın meşhur 367 kararını vermeden hemen önce, "aksi karar verirse Türkiye'de çatışma çıkar" diyerek mahkemeye baskı kurmaya çalışmış olan Baykal ise, referandumun sonucuyla ilgili, yine kendine uygun provakatif bir yaklaşımla, "evet çıkarsa Türkiye bölünür, hayır çıkarsa hükümet gider" dedi. (Baykal hiç değişmemiş!)

Baykal'ın açıklamasını hiç yokmuş gibi kabul ediyorum. Diğer yorumların önemli bir kısmını da kamuoyunu yönlendirme çabaları olarak görüyorum.

"Evet çıkması halinde Ak Parti iktidarı bir dönem daha devam eder" görüşüne katılmıyorum, ama "hayır çıkması halinde Ak Parti İktidarı gider" görüşünü doğru buluyorum. Çünkü iktidardan memnun olmayanların, anayasa değişikliklerinin içeriğiyle hiç ilgilenmeden, sırf iktidara tepki olsun diye hayır oyu vereceklerini düşünüyorum. Oysa evet oyları çoğunlukla anayasa değişikliklerinin getireceği olumluluklarla ilgilidir.

Ama bu durum referandumda hayır ya da evet çıkmasının doğuracağı bir sonuç değildir ki. Bu sadece bir durum tespitidir. Hayır çıkması halinde önümüzdeki seçimlerde iktidar zaten gidecekmiş demektir. Referandum sayesinde sadece biz bunu aylar öncesinden öğrenmiş olacağız.

Aslında bugün hayır'ı savununlar da eski anayasanın değişmesi gerektiğini söylüyorlar. Eski anayasa o kadar kötü ki hiç kimse sahiplenemiyor. Patenti bile yetiyor: Darbe anayasası!

Bu itibarla, anayasa değişiklikleri paketi daha Meclis'te görüşülürken, MHP, "seçimlere bir yıl kaldı, aceleye getirmeyelim, anayasa değişikliklerini yeni Meclis'e bırakalım" teklifini zaten getirmişti.

CHP ise "Antilaikliğin odağı olduğu Anayasa mahkemesi'nce tesçil edilen AKP anayasa değişikliği yapamaz" diyerek kesip atmışken CHP'nin yeni lideri de referanduma birkaç gün kala kurnazca bir çıkış yaparak, "Şimdi hayır diyelim, 13 Eylül'den sonra yeni anayasa için birlikte çalışmaya hazırız" açıklamasını yaptı.

Kılıçdaroğlu'nu bu çıkışından dolayı tebrik ediyorum: Şark kurnazlığının danıskası!!!

Oysa Kılıçdaroğlu gibi, biraz siyasetle ilgilenen herkes de biliyorlar ki iktidarın çok acelesi var. Zaten bunun için referandum süresini 120 günden önce 40 güne, YSK'nın itirazıyla 60 güne indirmişti. YSK süreyle ilgili bu değişikliğin sonraki referandumlarda uygulanacağı kararını vermesiyle de bu süre yine 120 gün olarak uygulandı.

İktidarın uzatacak bir günü bile yoktur. İktidarın bu acelesi referandumun doğuracağı sonuçlar hakkında da ipucu vermektedir. İktidar neden acele ediyor ve ne istiyora baktığımızda bu ipucunun ne olduğunu da anlayabiliriz.

26 maddelik paketin 24 maddesinde herhangi bir sorun yoktur. Bugün de çıksa olur, yarında çıksa olur hatta hiç çıkmasa da iktidarın fazla umurunda olmaz. İki maddeye gelince...

Düne kadar Anayasa Mahkemesi'nin yapısıyla ilgili değişiklik Ak Parti için hayati öneme haizken, paketin iptali kararında gördük ki, Anayasa Mahkemesi'nin yapısı zaten değişmiş. İptal kararı çıksaydı, çok muhtemeldir ki (beklenen ve istenen de oydu) Ak Parti aleyhine, Anayasa'nın değiştirilemez maddelerinden hukuk devleti ilkesinin değiştirildiği iddiasıyla yeni bir kapatma davası açılacaktı. Ama iptal kararı çıkmadı ve bu oyun bozuldu. Demek ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yeni atamalarıyla AYM'nin yapısı zaten yeterli ölçüde değişmiş, yarın daha da değişecek. Dolayısıyla AYM'nin yapısının değişmesi Ak Parti açısından hala önemli olmakla beraber, artık hayati önem taşımamaktadır.

HSYK'nın yapısıyla ilgili maddeye gelince, bu değişikliğin, bırakın seçim sonrasını, 13 Eylül'ü bile beklemesi mümkün değildir.

HSYK'nın yapısının değişmesi Ergenekon Davası'yla doğrudan ilişkilidir. 2003'lere, 2004'lere, Danıştay baskınına, 2007 Cumhuriyet mitinglerine, hatta 2008, 2009 andıçlar ve irticayla mücadele eylem planlarına geri dönersek, Ergenekon Davası'nın demokrasi için bir ölüm kalım davası olduğu anlaşılacaktır.

HSYK'nın çoğunlukta olan yüksek yargıç üyeleri de Ergenekon Davası'na açıktan karşı çıkmaktalar ve yürümekte olan bu davaya müdahale etmek istemektedirler. Geçtiğimiz yıldan itibaren ısrarla bu davanın hakim ve savcılarını değiştirme teşebbüsünde bulunmaktadırlar. Yeni atamayı başardıkları üyelerin nöbetlerinde toplu tahliye kararlarına şahit olduk. Davanın yargıç ve savcılarının tümüyle değişmesi halinde toptan beraat kararlarının verilerek davanın sonlandırılacağını tahmin etmek hiç de sürpriz olmayacaktır.

Hükümet anayasal yetkilerini kullanarak bir yıldan beri direniyor. Son olarak hakim ve savcı atamalarıyla ilgili Adalet Bakanlığı'nın hazırladığı yaz kararnamesi taslağında HSYK'nın yargı üyelerinin Ergenekon Davası kapsamında değişiklik yapmak istemelerinden dolayı Adalet Bakanlığı tasarısını geri çekmek zorunda kaldı. Adalet Bakanı, anayasal suç işlemeyi ve yargıdaki diğer atamaları sekteye uğratmayı da göze alarak davanın yargıç ve savcılarının değişmesini engellemeye çalışmaktadır. Ama nereye kadar. Artık bıçak kemiğe dayandı.

Referandumda evet çıkarsa, HSYK'nın yeni yapısı süratle oluşturulacak ve Ergenekon Davası koruma altına alınacaktır. Hayır çıkması halindeyse Ergenekoncular kazanacaktır.

Yani aslında pazar günü referandumda Ergenekon oylanacaktır.

Referandum sürecinde, anında deşifre olup fiyaskoyla sonuçlanan İnegöl ve Dörtyol olayları da bu gerçeği teyit etmektedir.

Referandumun pratik ve somut tek sonucu bu olacaktır.

Ve bunun da, bırakın ayları, bir gün bile beklemeye tahammülü yoktur.

Yoksa, darbe anayasasının değişmesi için, demokrasi için 30 sene bekledik tabii ki bir sene daha bekleyebilirdik.

Bunu herkesden çok Kılıçdaroğlu biliyor...

Onun için hiç kimse karnından konuşmasın ve bu milleti saf yerine koymasın!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Her ne kadar eleştirilse de halkı koyun yerine koyanlar olsa da bu Halk İradesi , kutsal bir neticedir. Halktan uzak durup elini taşın altına koymayanlar,fildişi kulelerinden konuşurlarsa her zaman kaybederler...Demokratik oylama sonuçlarına saygı gösteriyorum...Seçilenlerle ,atananlar arasında bir fark olmalı artık...Saygılarımla...

Mesut Selek 
 13.09.2010 0:56
Cevap :
Merhaba Mesut Bey, ben, tarihi Türkiye seçimlerini karşılaştırmalı analiz ettiğim ve 7 bölümden oluşan yazı dizimde örnekleriyle açıklamıştım. Bizim halkımız gerçekten çok akılcı oy kullanıyor. Son dönemi bırakın, ta geçmişten itibaren bu böyle. Olanın yani kendisine sunulanın en iyisine oy veriyor. Bir seçimde % 22 vererek iktidar ettiğini bir sonraki seçimde sıfırlayabiliyor. Bu itibarla halkın koyun olduğu iddialarına hiç katılmıyorum. Halk, önce menfaatini düşünüyor ve menfaatinii çok iyi biliyor. Diğer görüşlerinize aynen katılıyorum. Birileri halkı suçlayacak yerde önce kendilerini suçlamaları ve gereğini yapmaları gerekir. İlginiz ve paylaşımınız için çok teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...  13.09.2010 12:18
 

Ama ne, ne kadar değişir sorusu apyrı bir sorudur. 1950 den beri yol kazalarına rağmen demokrasiyle yaşadığımızı fark edemeyip "Demokrasi için 30 sene bekledik" diyenler için korkarım hiç bir şey değişmeyecek. Onlar artık nasıl bir demokrasi bekliyorlarsa o demokrasiyi beklemeye devam edecekler. Çünkü demokrasi her bedene uyan şıp diye üzerine oturuveren bir yaşam biçimi değildir. Demokrasi herkesin ve her toplumun kimyasına göre farklı şekillerde algılanabilen bir dışavurumdur. Türkiyenin kimyası da bir referandumla değişemeyeceğine, herkesin gönlüne göre demokrasi olamayacağına göre bize uyan demokrasi 60 senedir nasıl gelişiyorsa bundan sonra da o şekilde değişmeye devam edecektir. Siz kendiniz bir refarandumla ne kadar değişecekseniz demokrasi algınızda o kadar değişecektir. Ne bir santim eksik ne de bir santim fazla. Ama ne olursa olsun herkese dilediğim gibi size de her günü huzur, barış ve mutluluk içinde geçesi koca bir ömür diliyorum. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 10.09.2010 14:11
Cevap :
Merhaba Atilla Bey, özür dileyerek "pes" diyorum. Size bilinen bir fıkranın sadece sonunu hatırlatacağım. Hani adam başından geçine anlatıyormuş: Sonunda ayı beni yakaladı, kayalıklardan aşağıya attı ve ben öldüm, demiş. Dinleyenler: Hani sen yaşıyorsun, demişler. O da: Siz buna yaşamak mı diyorsunuz, demiş. Hangi demokrasiden bahsediyorsunuz? On yılda bir kesintiye uğrayan demokrasiden mi, vesayet demokrasisinden mi yoksa derin devlet demokrasisinden mi? Bu ülkede daha 3 yıl öncesine kadar askerin gözünün içine bakılıyor ve acaba ne düşünüyor, ne yapacak, ne ima etti tartışılıyordu. Dokunulamıyordu. Ergenekon olayları bu ülkede yaşanmadı mı? Şeklen bir demokrasiye, demokrasicilik oyununa demokrasi diyorsanız, diyecek hiçbir şeyim yok. İlk defa bir sivil yönetim baş kaldırıyor ve hesap soruyor. Başarılı olması için de bu değişikliklere ihtiyacı var. Tabii ki çok şey değişecek. Bundan sonra asker darbeyi rüyasında bile görmeye cesaret edemez. Ben de size sağlıklı, uzun ömürler dilerim.  11.09.2010 20:50
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 337
Toplam yorum
: 1342
Toplam mesaj
: 70
Ort. okunma sayısı
: 3614
Kayıt tarihi
: 03.08.07
 
 

Hukukçuyum... Hukukun üstünlüğünün ve hukukçunun saygınlığının ülkemde gelişmesini ve kalıcı olma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster