Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Aralık '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
190
 

Rehberden isim silmeye başladıysanız.....

Rehberden isim silmeye başladıysanız.....
 

Herşey birgün sezsizce bitecek.


Belli bir yaşa kadar herşey çok basit yaşanıyor. Değerini bilmeden, hoyratça. Ta ki etrafınızdakiler birer birer kaybolmaya başlayana dek.

İlk arkadaşımı kaybettiğimde liseli yıllardaydım. Hergün mahallede beraber oynadığım, her dışarı çıktığımda ilk gözümün aradığı arkadaşım Celal, trafik kazasında vefat etmişti. O yaşlarda ayrılık, yokluk, ölüm gibi kavramlar insan aklında pek oturmuş olmuyor sanırım. Belirli bir süre sonra mahallede pek de hatırlamaz olmuştuk Celal'i.....

Geçenlerde cep telefonumun  rehberinde kayıtlı olan numaralara bakarken vefat eden ama numaralarını silmeye elimin gitmediği isimlere takıldım. Emin ........ Bizden yaşça bayağı büyüktü. Sohbetini, mertliğini severdim. Lafı hiç gevelemezdi. Kaç keresinde bu pat diye konuşması yüzünden ortamda bulunanlarla birbirimize girmiştik. Çok sevdiği ilk eşinin vefatının ardından uzunca bir süre evlenmek istemese de ısrarlara dayanamayıp ikinci evliliğini yapmıştı. Her "kız görmeye!" gidişini gelir anlatır beraber muhabbet edip gülerdik.  İkinci evliliğinden de bir kızı olmuştu. Vefatından bir hafta önce evinde ziyaretine gitmiş, ana sınıfından gelen kızının babasına sarılışını izlemiştim.  O ziyaretimde beni uğurlarken kapı ağzında "kendine iyi bak" deyişime "artık bakacak birşey kalmadı kanser her yere yayılmış" diyerek, belkide onu son görüşüm olabileceğini ima etmişti. Bu son cümlesini söylerken,  gözlerini benden, paçalarına sarılan  küçük kızına kaydırışı halen gözlerimin önünde.

Sonra bizim Karslı İsmail....... Beraber memurluğumuzun, ailelerimizden ayrı kısmında dertlerimizi paylaşmıştık. Bütün hedefine memur olmayı koymuş öğretmenlikten, mühendis kadrosu almak için bizim kuruma geçiş yapmıştı. Biz hafta sonları ailemizi görmeye gidebilirken, O ancak ayda ya da iki ayda bir gidebiliyordu. Eşiyle de daha önce çalıştığı yerde bir yolculuk esnasında tanışmış ancak çocukları büyüdükten sonra tam anlamıyla bir evlilik hayatı nasip olmuştu. Beraber tayinimizi yaptığımız gün halen benim için tarif edilmez bir anı olarak belleğimin en hatırda kalan bölümünü işgal etmekte.

Geçen Ramazan Bayramında aramış telefona eşi çıkıp rahatsız olduğunu söyleyince aklıma işin doğrusu ölümü hiç getirmemiştim. Öyle ya İsmail daha yeni rahata ermişti ve yaşayacağı koca bir ömür olmalıydı. Çocuklarının sesini artık telefonda değil yüzyüze duyacak kokularını bütün hasret kaldığı günler için, doya doya  içine çekecekti. Ama bu benim düşüncemdi. Yazgıysa bambaşka....

Ya Salih... Dünyayı hiç dert etmeyen zengin aile çocuğu Salih. Doğu usulü, bizden çok önce evlenmişti. Geçen kış telefonda oğluna bizim memleketten kız isteyeceğini anlatmış, kendilerini karşılamamı ve onlarla beraber kızı istemeye gideceğimizi söylemişti. Bende onu kırmamış onlarla o mutlu günlerini paylaşmıştım. O zaman da hastalık için  tedavi görüyordu ama haline bakınca hastalığından eser kalmadığı düşüncesi insanda hasıl oluyordu. Yaklaşık bir yıl daha yaşadı çok istediği oğlunun düğün mürüvvetini görmek nasip olmamıştı......

 Hayat ve ölüm....Bu kısacık yazıda üç-dört tanesinin hikayesini yazacak kadar kısa ve apansız aslında. İçindeyken hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bu ömür çok kısa, hiç aklınıza gelmeyen ölüm aslında çok yakınımızda.

Bir sonraki nefesle ilgili garantimiz yokken, bu kadar kendimize eziyet niye? Ders saati bitsin ya da  mesai saati bitsin diye sıkılırken; tükenenin ömür saatimiz olduğu hiç aklımıza gelmiyor.

Önemli olanın geçici olan bu dünyaya çok da fazla meyletmeden huzur bulmaya çalışmak olduğuna inananlardanım. Bazen herşeyin gelip geçici olduğunu düşünmek insanı rahatlatıyor inanın. Çok parası olan da fakir olan da, milletvekili ya da çiftçi de, yaşlı ya da gençte hep tüketmek üzere kendine tahsis edilen  ömrü bitirmekte.

Bir sonraki günün son olabileceği duygusunu taşımak her nefesin kıymetini daha da artıracaktır. Türküde söylendiği gibi " Bu Dünyadan gidilir gidilmesine de, günlerin yakasında ellerim kalacak". Umarım zevkle yaşayan, ellerini günlerin yakasında bırakacaklardan oluruz..... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 670
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster