Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Temmuz '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
576
 

Reina anısı

Reina anısı
 

PUFİŞ


Birkaç ay önceydi. Çok sevgili dostum Alpay’ın davetini kıramadım. Şu pek elitlerin!!! gittiği, meşhur ve pahalı hafta sonlarında eğlencenin sabaha kadar sürdüğü, tavana vurduğu,REİNA daydım.

Nazik arkadaşım Alpay, İstanbul’un renkli ve sevilen tanınan simalarındandır. Gerçek bir iş adamıdır.Ama onu ne basında, ne medyada hiç görmediniz.

Memnuniyetini, mutluluğunu yalnız sevdikleri arasında paylaşmakla yetinecek kadar mütevazidir. İçini bilemem ama etrafına neşe ve sevgi yayar.

Reklamları bitirip size REİNA dan bahsedeyim. 

O akşam önce bir kebapçıda dostlar arasında keyifli bir yemek yemiştik. Aslında planımız buradan evlere dağılmaktı.

Ama öyle olmadı. Kendimi, yemekte aldığım iki kadeh rakının etkisiyle zom olmuş vaziyette, daha önce hiç görmediğim bir yerde buldum.

Yolda nereye gittiğimizi fark etmem mümkün değildi. Çünkü sevgili Alpay ve Ünal ağabeyin neşeli esprileri ve sohbeti eşliğinde ne yaptığımızı, nereye gittiğimizi anlayamadık. Kırk yıllık arkadaşım Asım da yanımızdaydı. Nasıl bir gece olduğunu yarım yamalak da olsa anlatmadan geçemedim. Bu anıyı torunlara saklamanın alemi yok.

REİNA’ nın kapısında siyah elbiseli biri birinden yakışıklı! çoğu erkek, bir kaçı genç güzel bayan olan koruma/karşılama görevlileri vardı. Sevgili Alpay tam girişte ilk esprisini yaptı!

Görevlilerle selamlaştıktan sonra “esas duruş!” diye bağırdı. Kendisini kırmayan görevliler gerçekten hazır ol'a geçtiler. Şaşmadım,çünkü Alpay buranın çok itibarlı ve en sempatik müdavimlerinden biriydi.

Daha sonra bizi mekanın işletmecisi olan bey karşıladı. Oturacağımız yere kadar eşlik etti. Yani daha girerken hatırı sayılır bir ilgi gördük.

Baktım saat (00:01) olmuştu. Hafta ortasıydı. Ortalıkta pek tenhaydı. Alpay’ın kulağına, tenhalığı kastederek , “bu mu yani? ne bu hal?” diye şaka yaptım. “Cahilliğini belli etme.” dedi. “Sen burayı 02:30 dan sonra gör.

” Bu benim uyumuş ve üçüncü rüyaya dalmış olmam gereken saatti. Ancak dediği oldu. Hafta ortası olmasına rağmen o saatte ortalık kaynadı. Profili tarif etmek istemem. Kozmopolit deyip geçeyim…!

Herkes, her yere gidebilir çünkü. Bu gün benim için sadece çevreyi izlemek, aktiviteye katılmaktan daha eğlenceli oldu.

Burada genel davranış modeli, olabildiğince karizmatik, kaşlar çatık, hatta daha ağır bir hava takınmak şeklindeydi. “Teenager” kapsamına girecek gençler de vardı, ileri yaşta olanlarda.

Etraftaki insanlar burada bulunmaktan öyle mutluydu ki! Ben de mümkün olduğu kadar ortama ayak uydurmaya gayret gösterdim.

Hanımlar, oldukça neşeli görünmeye çalışıyorlardı. Bir çoğu bulundukları yerde müziğe uyup dans ediyordu. Kıyafetlere değinmemek mümkün değil. Hani vitrinlerde, ya da TV deki defilelerde görüp de; “yahu bu kıyafeti kim giyer? nerede giyer? Yahu” dedikleriniz var ya? İşte hepsi buradaydı. Özellikle en dekolte olanlar…!

Bir ara Alpay’a “şu karşıdaki mavi ışık amma göz alıyor değil mi?” diye bir muziplik yaptım. Hemen şefi ve sonra birilerini çağırtıp. Ne yaptı etti o mavi ışığın yönünü değiştirtti.

Biraz sonra müzik sesinin yüksekliğinden biri birimizi duyamadığımız ve “mim” sanatını kullanarak konuştuğumuz bir sırada. Alpay’ın gene benim kulağıma; “bak şimdi yan masaya gelen üç kız varya oraya gidiyorum. İzle.” dediğini zor da olsa anladım.

Gerçekten iki dakika geçmedi. Sevgili dostum o masadaki üç hanımın kırk yıllık arkadaşı! ve neşe kaynağı oldu. On beş dakika sonra ise yanımıza geri döndü. Sonra bana “yerinden memnun musun?başka bir tarafta oturmak ister misin?” diye sordu. Ben “hayır iyi burası.” dedim. Pek tabiî ki bu sorunun ne anlama geldiğini sonra Asımdan öğrendim…! Meğer burada bazen salondaki başka alanlarada bir göz atmakta fayda varmış!!!

Aynı esnada muhterem Ünal ağabeyimiz yerinde duramıyor masalar arasında dolaşıyordu. Müziğin ritmine uyan hafif bir dans ile bazı masalarla şakalaştı. Küçük selamlaşmalarda bulundu. Çok mutlu olduğu belliydi.

Ben yarı uyur, yarı uyanık bir durumdaydım ki. Kapıdan çıkmıştık.

Birkaç hafta sonra, Alpayın "ex" arkadaşı Sevgili Figo’nun doğum gününe davet edilmem sebebiyle ikince kez REİNA ya geldim. Ama bu defa saat 20:00 de ve yemeğe davetliydim. Yemeklerin nefaseti ve servisin kalitesi başlı başına bir yazı konusu olur.

Sonuç olarak benim gibiler için burası çok güzel bir yemek mekanı olabilir. Gençler ve çok enerjik dostlar için ise sabaha kadar eğlence…! demek. Alpay kardeşime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize sağlık, iyi yermiş, bir de fiyatlardan behsetseniz daha iyi olurdu sanki.

stilwater 
 18.07.2011 20:44
Cevap :
Sayın Dr. Stilwater, yazıyı beğenmenize sevindim. Teşekkür ederim. Her iki gidişimde de davet üzere olduğnuu yazının içinde açıkça belirtmiştim. Fiyatları zaten bilmiyorum. Ama tahmin etmek sizinde bildiğiniz gibi zor değil. Ancaka misafir durumuda olmam sebebiyle bir yorum yapsam da ayıp olurdu.  18.07.2011 21:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 89
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 957
Kayıt tarihi
: 09.07.10
 
 

Marmara Üniversitesinde  İşletme okudu. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yaptı.  Dış Ticare..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster